2.Bölüm

1334 Words
Bilun *** Alarmın sesiyle birbirine yapışmış gözlerimi zorlukla açtım.Doğrulup ayaklarımı yataktan sarkıttım ve elimle gözlerimi ovuşturdum.Yukardan topladığım koyu kestane saçlarım, tokadan firar edip yüzüme döküldü.Yine uykumu alamadığım bir güne uyanmıştım.Odama vuran günün ilk ışıklarıyla birlikte ayağa kalkarak odamın camına ilerledim ve camı açarak temiz havanın içeri girmesini sağladım.Sonbahara yakın olduğu için serin bir esintiyle içeri dolan havayı derin bir nefesle içime çektim ve tenimi yalayan rüzgarla ayılmaya çalıştım.Yavaş adımlarla odamdan çıkıp aynı koridorda ki banyoya ilerledim.Kapıyı açıp içeri girdim ve adımlarım lavabonun önünde durdu.Kafamı kaldırıp temiz olan aynada ki görüntüme baktım.Gözlerim şişti ve tenim bir ölünün teni gibi bembeyazdı.Bir kaç saniye daha görüntüme baktıktan sonra elimi musluğa atarak açtım ve soğuk suyun avucuma doldurup yüzüme çarptım.Defalarca yaptığım eylemden sonra musluğu kapatıp yüzümü yanda ki havluyla kuruttum.Ve diğer işlerimi de halledip banyodan çıktım.Mutfaktan gelen tıkırtılara kulak kabartmadan odama geçtim.Beyaz kapaklı dolabı açarak içinden rasgele aldığım gri bir tişört ve siyah geniş kot pantolonu aldıp üzerime geçirdim.Hava serin olduğu için yanıma siyah kısa yağmurluğumu da alıp odadan çıktım.Mutfağa ilerleyip kapı ağzında bana sırtı dönük olan anneme bakarak boğazımı temizleyip konuştum. "Ben çıkıyorum." Sesimle bana dönen annem soğuk ve ruhsuz gözleriyle kısaca gözlerime baktı ve hiç bir şey demeden tekrar önüne dönerek kasede ki yumurtayı çırpmaya devam etti.Alışık olduğum tavrıyla burnumdan derin bir nefes vererek mutfak kapısından uzaklaşarak dış kapının yanında ki askıdan siyah sırt çantamı aldım ve siyah asker botlarımı giyerek evden dışarıya adımımı attım ve ardımdan çelik kapıyı çektim.Elimde ki yağmurluğu üzerime geçirdim ve çantamı sırtıma atmadan önce içinden çıkardığım kablosuz kulaklığımı kulaklarıma taktım.Ayağımın altında ezilen yaprakların bedenime bıraktığı tatlı hisle yüzüme çarpan temiz havayla kaldırımda ilerledim.On dakikanın sonunda geldiğim otobüs durağıyla çok beklemeden gelen tıklım tıklım dolu olan otobüse bindim.Kapının önünde ayakta dengemi sağlamaya çalışarak ilerleyen otobüste bir elimle tuttuğum telefona odaklandım.Az sonra indiğim durakla kampüse doğru ilerledim.Hava aniden kapandığı için çiselemeye başlayan yağmurla kafama kapüşonu geçirdim ve aceleci olmayan adımlar attım.Çünkü böyle havaları çok severdim.Karanlık ve kasvetli.Tam da ruh halim gibi.Kampüsün kapısından giriyordum ki ayağıma dolanan şeyi hissettim ve anı bir irkilme sonucun da gördüğüm siyah tüy yumağıyla yere eğildim ve elimle benden sevgi dilenen kediyi nazikçe okşadım. "Korkuttun beni.Ne oldu?Acıktın mı sen?" Malesef yanımda ona verebileceğim bir yiyecek yoktu ama dersten sonra onu buralarda tekrar görürsem bir markete uğrayıp bir şeyler almayı aklıma not ettim.Bir kaç dakika daha onu sevmeme izin verip yavaşça benden uzaklaşmasıyla ayağa kalktım ve öğrenci kartımı okuttuğum kapıdan içeri girdim.Hala kulağımda olan kulaklığı çıkarıp küçük kutusuna yerleştirdim.Kafamı eğdiğim için çarpışmak üzere olduğum bedeni göremedim ve alnımı çarptığım sert nesneyle geriye doğru sendeledim. "Ah!" Alnım oldukça acımıştı ve elimi acıyan yere koyup çarptığım şeye baktım,ya da kişiye demeliydim.Bana endişeli ve yeşilin daha önce hiç rastlamadığım tonu olan gözleriyle bakan yabancı adamın gözleri elimi koyduğum alnımdaydı. "İyi misin?Kusura bakma önüme bakmıyordum." Elimi kızardığından emin olduğum alnımdan çektim ve birkaç adım geriye giderek ifadesizce cevap verdim. "Sorun değil.Bende bakmıyordum." Dolgun dudaklarına küçük ve mahçup bir tebessüm yerleşti.Yüzü oldukça kemikliydi.Uzun boyu,kalıplı ve kıyafetlerinin üzerinden bile belli olan kaslı bedeniyle canımın neden acıdığı aşikardı.Derin bakışlarla bir kaç saniye yüzümü inceledi.Az sonra bakışlarından kurtulmak için orada daha fazla durmak istemedim ve başımla kısa bir selam verip yanından geçmek için hareket etmiştim ki sorusu beni durdurdu. "Hangi bölümde okuyorsun?" Sorusu karşısında anlamsızca ona baktım. "Neden sordun?" Çatık kaşlarıma bakarken gözlerinden geçen parıltıyla cevapladı beni.Sanki kaşlarımı çatmam hoşuna gitmiş gibi bakıyordu bana.Kim karşısında ki yeni gördüğü bir insanın kaş çatmasından hoşlanırdı ki. "Sadece merak ettim.Rahatsız mı oldun?" Ellerimi yağmurluğun ceplerine koyup bana dönük olan bedenine döndüm. "Evet oldum desem ne diyeceksin?" Tek kaşımı kaldırarak sorduğum şeyle kafasını önüne eğerek güldü.Ve yüzünde ki gülüşü silinmeden kaldırdığı kafasını görüş açıma soktu.Boyu uzun olduğu için kafamı yukarı kaldırmak zorunda kalmıştım.Yüzüm mimiksizdi. "Kusura bakma derim herhalde." dedi soru sorar gibi bir ifadeyle. "Önemli değil o zaman.İyi günler." Cevabım karşısında yeşil gözleri kısıldı ve beyaz düzgün dişlerini ortaya çıkaran şaşkın bir gülüş sergiledi.Ona sırtımı dönüp ilerledim.Sırtımda hala bakışlarının izini hissediyordum. Umursamadan kapıdan içeri girdim. ***** Üç saatin sonunda çıktığım ders beni oldukça yormuştu.Kafamın içinde durmadan çalışan bir matkabın onlarca vidayı beynime çakması gibi bir ağrı vardı.Öğleden sonraydı ve yağmur durmuştu ama yerler oldukça ıslaktı.Hızlı adımlarla kampüsten çıktım.Kaldırımda gezdirdiğin gözlerimle siyah kediyi aradım.Az ileride ki çöp kovasının yanında görünce hafifçe tebessüm ettim ve yolun karşı tarafında ki markete girerek orta boyda bir mama alarak tekrar yolun bu tarafına geçmiştim.Ama kedi ortalıkta görünmüyordu.Ara sokağa girebileceğini düşünerek ilerledim ve daha tenha olan ara sokağa girdim.Görünürde yoktu kedi ve ben geriye dönecektim ki duyduğum inleme sesiyle gözlerim tedirginlikle duvar köşesine kaydı.Eski tuğlalardan oluşan köşe görüş alanımı kapatıyordu ve o duvarın arkasında biri acılı inlemeler bırakıyordu.Yavaş ve tedirgin adımlarla gelen sese doğru ilerledim.İlk gördüğüm şey kahverengi erkek botları ve siyah bir kot pantolondu.Adrenalin kanımda tıpkı bir yılan gibi ilerliyordu.Hızlanan kalp atışlarımla kafamı hafifçe çıkararak yerde ki adamın ne durumda olduğuna baktım.Üzerinde siyah deri ceketi,ve deri eldivenleri vardı.Bir eli bacağını tutuyordu ve yan tarafında siyah parlak bir motor kaskı vardı.Sanırım yarası bacağındaydı.Ve daha da ilerleyerek bakışlarımı yüzüne çıkardım.İlk olarak kafasını eğdiği için görüş açıma siyah tutamlar girdi.Birkaç saniye öylece durarak ne yapacağımı düşündüm. Elimde ki mama poşetinin sesi dikkatini çekmiş olacak ki aniden kafasını kaldırdı ve bu hareketiyle bende irkilerek bir kaç adım geriye gittim.Nefesimi tutarak yüzünü inceledim.Kirli sakalın süslediği kemikli bir çene ve ona uygun dolgun dudaklar.Düzgün bir burun ve bence yüzünde ki en dikkat çekici detay olan karanlık,simsiyah gözler.Az sonra boğuk sesini duydum. "Sen kimsin?" "Be-.. ben, sesinizi duydum.Sanırım yaralısınız." Adam acı çekiyordu ama gözleri o kadar soğuk ve ifadesizdi ki bu bakışlar karşısında ürpermemek elde değildi. "Git buradan." Duyduğum kelimelerle, yardım etmek için refleks olarak ona yaklaşan adımlarım duraksadı.Konuşması hafif aksanlıydı.Sanırım yabancıydı.Düşüncelerime ara verdim. Şu an mantıklı olan adamın söylediğini yapıp buradan uzaklaşmaktı ama ben onu dinlemeyip birkaç adımda yanına vardım ve eğilerek bacağında ki eline yeltendim ama onun tarafından tekrar uyarıldım. "Git diyorum nesini anlamıyorsun." Çatık kaşlarla yüzüne baktım.Alnında hafif bir ter tabakası vardı.Gözlerimin içine ifadesiz ve soğuk bir şekilde, buradan gitmem için adeta tehditkâr bakışlarla baktı.Korkmadım desem yalan olurdu ama insani yanım inatla ona yardım etmem gerektiğini söylüyordu. Sanırım kafayı yemiştim. "Bak sadece yardım etmek istiyorum.Ben tıp öğrencisiyim.Yarana bakacağım." Kafasını arkasında ki duvara yaslayan adam ağzını açıp konuşacaktı ki arkamdan gelen telaşlı erkek sesiyle kafamı çevirdim. "Signore, sta bene?" (Efendim!İyi misiniz?) Anlamadığım dilde konuşan adam ve arkasında ki iki adam bize yaklaştılar.İri cüsseleri ve duvar gibi suratlarıyla oldukça korkutucu görünüyorlardı.Ama yerdeki adam için endişelendikleri gözlerinde ki ifadelerden belli oluyordu.Yerde ki adam sıktığı dişleri arasında tısladı. "Dove sei stato?" (Nerede kaldınız lan!?) Adamlar ellerini önlerinde bağlayarak korkmuş bir şekilde konuştular. "Siamo spiacenti signore, siamo riusciti solo a trovare la strada, chiamiamo immediatamente l'ambulanza" (Özür dileriz efendim.Ancak bulabildik yolu.Hemen arıyoruz ambulansı.) dedi arkasında ki adama kısa bir bakış atarak.Ne söyledikleri hakkında hiçbir fikrim yoktu.Eğildim yerden kalkarak gitmek için harekete geçtim.Ne de olsa bu adamlar gelmişti ve gerekeni yaparlardı ve sanırım yaralı adam patronlarıydı. Sonra yerde ki adamın boğuk sesini duydum. "Non voglio un'ambulanza, chiama il dottore" (Ambulans istemiyorum.Doktoru alın.) Adamlar birbirlerine bakarak bana doğru geldiler.Biri yerde ki adama yardım etmek için yanına eğilmişti ve diğer ikisi bana doğru geliyordu.Kulağım da çalan tehlike çanlarıyla geriye doğru temkinli adımlar attım.Ama tam karşıma geçip iki kolumu tutan adamla neye uğradığımı şaşırdım. "Hey!Bırakın kolumu ne yapıyorsunuz?" Adamlar hiç konuşmuyormuşum gibi beni ilerletmeye çalıştılar ama yere doğru baskı yapan ayaklarımla engel olmaya çalıştım.Bu sırada yerde ki adam ayağa kalkmış ve yanında ki adamdan destek alarak önden ilerliyordu. Etrafta hiç kimse yoktu ve ben çaresizlik içinde ne yapacağımı bilmiyordum.Yardım etmek isterken kendim yardıma muhtaç kalmıştım.Gündüz vakti beni sürükleyen bu adamlar ne yaptıklarını sanıyorlardı.Çırpınarak bağırdım. "Bırakın diyorum beni! " Yine yüzüme bakmadan beni sürüklemeye başladılar.Sesimi duyacak birilerine muhtaçtım ve bende avazım çıkana kadar bağırdım. "İmdaaat!" Sanki boğazımı yırtarcasına bağırmıyormuşum gibi, suratıma ifadesiz ve düz bir şekilde bakan bu izbandutların, iki kolumu sıkıca tutup beni sürüklemeleriyle, bana hiç bir faydası olmayan çırpınışlarıma devam ettim.Koca cüsselerinin yanında hiç şansım yoktu ama ben yine de duvar gibi duran bu adamlara direnmeye çalıştım. Az sonra tenha yolda ki siyah film camlı arabaya zorlukla bindirildim. Arabanın kapıları kapandı ve aynı zaman da tüm geçmişim ve bu günümün üzerine kapanan kapı oldu.Çünkü artık hiçbir şey eskisi olmayacaktı
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD