AŞK TEHLİKELİ BİR DANSTIR TANITIM
Hena için baş balerin olmak, hayattaki tek sığınağı, ruhunu özgür bıra bildiği tek yer ve ölen annesinin vasiyetiydi. Bu ömürlük hayale ulaşmanın yolu ise bale salonu sahibinin kibirli, şımarık ve bencil oğlu Enes’le yapılacak zoraki bir evlilikten geçiyordu. Hena, sahneye çıkabilmek uğruna bu züppe adamın her bir küstah hareketine katlanmaya çoktan razıydı; ta ki o kasvetli nişan yemeğinde masaya ailenin büyük oğlu Cenk oturana kadar.
Cenk, yeraltı dünyasının acımasız kurallarıyla yaşayan, girdiği her ortama tehlikeyi ve mutlak gücü beraberinde getiren karanlık bir mafya lideriydi. İki kardeşin arasında hem masada hem de hayatta sıkışıp kalan Hena, masanın altında tenini alev alev yakan o gizli, sert dokunuşla sarsıldı. Cenk'in bu cüretkar hamlesi, sadece bir meydan okuma değil; geri dönüşü olmayan günahkar bir esaretin de ilk adımıydı. Hena'nın kalbi ilk kez mantığına ihanet ediyordu.
Aynı gece havuz başında patlayan tek bir silah sesi tüm dengeleri altüst etti. Cenk, gözünü bile kırpmadan kendi canını hiçe saydı ve kendini Hena’nın önüne siper ederek vuruldu. Kanlar içindeki bedeniyle genç kızı kendi tehlikeli, korumacı dünyasına çekti. Şimdi Hena, mantığıyla Enes’e ve geleceğine mahkumken; kalbi ve titreyen bedeniyle göğsünden kendi elleriyle kurşun çıkardığı o acımasız adama teslim olmak üzereydi. Banyodaki o karanlık küvet, aralarındaki tüm sırların ve duvarların yıkıldığı yer olacaktı.
Parmağındaki o nefret ettiği zoraki pırlanta yüzük ile küvette filizlenen, sınır tanımayan o tutkulu arzu arasında kalan Hena, hayatının en tehlikeli dansında adımlarını doğru atabilecek miydi? Çünkü bu sahnede hata yapanlar sadece düşmez, canından olurdu.