Hulusi, öfke ile baktı karşısında rahat duran genç adama..
"Ne demek, o şerefsizin kızı sana vurdu.. Nasıl öyle gitmesine izin verdin Ömer, o kız kim "
"Amca" dedi arkasında, anında ona haber uçuran adama baktı "Köpeklerinin her olayı sana aktarmasından yoruldum.. Benim derdim Kamil ile, kızı ile bir sorunum yok.. O tokattın bedelini ben ayrı soracağım ona" Ömer, çok sinirliydi ama sakinde kalmak zorundaydı. Amcası Hulusi'nin sınırları, dur durağı yoktu. Tüm planlarını da alt üst de bilirdi.
"Kız seni tehdit ederken , öylece bıraktın mı Ömer.. O kız ölecek anladın mı beni.. Benim oğluma hiç kimse el kaldıramaz.. Hele o kız Kamilin kızıysa, sabaha son nefesini verecek, duydunuz mu lan beni.. İşini bitirin kızın" Hulusi eline gelen bu fırsatı elbette geri tepmeyecek ti. Madem öyle , Kamil’in kızı ölecekti.. Hatta gerekirse acı çekerek işkence görerek. Bu onu daha da mutlu ederdi, işkence ile ölmesi.
Ömer, sinirle "Sakın amca, sakın buna cesaret edeyim deme" Bu ani çıkışına Ömer de Anlam veremedi ama Amcasının bu fevri hareketleri, tüm planlarını alt üst edecek gibiydi. Üstelik bir kadına zarar verme planı
"O kız, sabaha çıkmayacak Ömer"
Hulusi ve Ömer göz göze geldi.. İkisi de öfkeli ikisi de sinirliydi... Ömer ne kadar güçlü olsa da, adamları hala Hulus-i'yi dinliyordu.. Ne olursa olsun, adı gibi emindi artık.. Amcası, Kamil'in kızının kalemini kırmıştı..
"Dokunma kıza"Dişini sıktı, gözleri Amacası ile farklı bir şekilde buluşmuştu.. İlk defa, ters düşmüştü iki adamda.
"Kalemini kırdım dedim.. Kamil de, kızı da bugün ölecek" Kalemini kırdığı kişinin, sabaha sela'sı duyulurdu buda böyle bilinirdi.. “benim emrime karşı gelmeye sakın kalkma”
Ömer, sakin olacak ona göre davranacaktı.. Ne olursa olsun Kamil ile yüzleşmeden, onun ölmesine izin vermeyecekti.. Ve kızı, adını bile bilmediği o kızı da ölmeyecekti.. Kızı, zorlamış kendisine tokat atmasını sağlamıştı. O dik başlı kızla başka şekilde görüşecekti..
**
Asuman, fenalaşarak başka bir odaya alınmıştı.. Yaşlı kadın, daha kocasının acısı ile boğuşurken, oğlunu da öğrenmişti.. Zeynep , istemese de anlatmıştı tüm olup biteni.. Abisine hala ulaşamıyor , bu durum onun korkmasını da sağlıyordu..
Asuman, gözlerini açtığında kızının elini tuttu "Baban , baban nasıl Zeynep"
"Anne, sakin ol ne olur, şuan yoğun bakımda" Gözleri ağlamaktan kızarmış, uykusuzluktan bitkin duruyordu Zeynep.
"Durumu nasıl" derken, oda artık iyi değildi. Kaldıramıyordu bu kadar acıyı. Daha ne kadar sına nacaktı yaşlı kadın. Kamil, çok yanlış yollara çıkmıştı, bu yanlış yoldan onu döndürmeye ne kadar çalışsa da, gücü yetmemişti. Üstelik, çıktığı bu yola aile sinide sürüklemişti artık
"Hala aynı, doktorlar kesin bir şey demiyor Anne, Ama babam güçlüdür" inanmak istiyordu bu söylediği yalana Zeynep “Ayağa kalkacak, eskisi gibi mutlu olacağız”
"Zeynep baban" o an korktu yaşlı kadın, kalbinin üzerine götürdü elini. Kamil için artık çok korkuyordu
"Anne sakin ol" Zeynep sakinleştirmeye çalışıyordu Annesini..
"Zeynep, o adamlar tehlikeli kızım.. Babanın yanında dur.. Bu adamlar, babana zarar verecek" Biliyordu, bu adamların şakası yoktu. Kamil bu kadar dibe geldiyse, sonu olmada da bırakmayacaklardı
"Anne ne diyorsun sen" gözlerinin maviliğini, Annesinin gece karası gözlerine devirdi.. Sahiden, ne diyordu bu kadın. “Ne demek zarar verecekler”
Yaşlı kadın heyecanla doğruldu "O adamların niyeti en baştan belli Zeynep, babanın yanında ol, korkuyorum ben.. Abin de yok hala. Allah'ım bizi neyle sınıyorsun"
"Tamam, sen sakin ol anne, ben şimdi babamın yanına gideceğim. Ne olur korkutma beni, sen rahat ol, ben başından ayrılmam onun. Gerekirse polisi ararız. Dingo'nun ahırı değil burası. Kolay mı birisine zarar vermek öyle”
Yaşlı kadın, derin bir nefes aldı “Ah kızım, bu insanların Allah korkusu bile yok. Tutup polisten mi korkacaklar"
Zeynep adamlarla yüz yüze gelmişti. Sahiden de çok karanlık ve sınırları olmayan kötülerdi. Babası yerde yatarken bile insafı olmayan insanların tutup polisten korkmalarını beklemek aptallıktı.
"Git hadi, lütfen git kızım"
Zeynep, odadan çıktığında koridor da birini fark etti. Adamın hızlı yürüyüşü , genç kadını tedirgin etmeye değdi. Babasına doğru hızla ilerlediğinde, etrafın sessizliği korkutuyordu genç kadını.. Odaya girmek yasaktı ama şuan o yasağı umursayacak bir kadın değildi..
İçeri girdiğinde, babasının odasına geldi. Kapıyı açtığında, arkasından sert bir elin, boğazını sıktığını fark etti. "Senin de işin bitecek" dediği anda , sona kendini hazırlayan genç kadın, gözünü yumduğunda hiç ummadığı bir anda bir kurtarıcı çıkageldi. İki tane koruma duruyordu karşısında, niyeti kötü olan diğer adamın, kimseye belli etmeden işini bitirip paketlemişler di bile..
"Kimsiniz siz"
"Zeynep hanım, patron sizi görmek istiyor"
"Ne patronu be, uzak durun bizden öldürürüm sizi" sertti sözleri, boyun eğmedi kimseye..
Adam sabırla sakin kaldı.. Makinelere bağlı olan Kamil'e baktı.. "Bence gelseniz iyi olur"
"Uzak dur baba dan"
"Zeynep hanım, sizin ve babanızın iyiliği için.. Lütfen bizi takip edin.. Arkadaş, burada kalacak.. Babanız, siz gelene kadar arkadaşa emanet"
Zeynep korkuyordu, kimdi bu adamlar bilmese de, boyun eğerek takip etti Özel bir minibüse binerek adamlarla yola çıktı.. Gözleri doldu, Babası nasıl bir belaya bulaştı da, onları ve kendisini böyle ateşe atmıştı.. Abisin den haber yoktu, belki abisi bile, bu adamların eline olabilirdi. İşte bunun düşüncesi bile çok korkunçtu.
Zeynep, büyük bir malikaneye gelmişti. Kocaman bahçesi olan, 4 katlı etrafı silahlı adamlarla çevrili bir evdi.. Ona , gideceği yere kadar eşlik eden adamın yardımı ile devam etti yürümeye. Büyük kapılı bir odaya geldiğinde. Kapıyı çalmadan içeri girdi..
Karşısında duran adam, bugün tokat attığı o adamdı.. "Sen" dedi sesi korksa da, bunu belli etmek gibi de niyeti yoktu
"Hoş geldiniz Zeynep Hanım" arsızca devam etti "Babanız nasıl"
"Sen, nasıl iğrenç bir adamsın sen ya.. Babamı ve beni de öldürmeye kalkıyorsun.. Alçak pislik"
"Sakin ol, her şey daha yeni başlıyor" O adamı amcası yollamıştı.. adamları biraz daha geç kalsa, beklide hem Kamil hem de bu kadın ölmüş olacaktı..
"Sen var ya sen, sen yüreksiz bir adamsın, sen sadece belinde ki silahına güvenen adi bir adamsın"
"Baban hala elimde biliyorsun değil mi" kadını susturmak için başka şansı yoktu, oda en acımasız şekilde devam etmeye karar verdi.. Zeynep'in gözleri doldu, babasının yanında kalan diğer adam, beklide onu öldürecekti.
"Ailemi bırakmak..!" diyordu genç kadın çaresizlik içinde, gözleri ağlamaktan kızarmıştı
Adam ise, karşısında duran aciz kadına acımıyordu bile.. Masa başında , koltuğuna yaslanarak bakıyordu güzel kadına.. Kadın, sahiden çok güzeldi, güzeldi ama bu güzel Kadın Düşmanın Kızıydı.. Ve onu bu halde görmek , genç adama zevk veriyordu..
"Bırak, onları.. Alacağını aldın zaten . Neden hala yolumuza taş koyuyorsun. Ne istiyorsun bizden" kadının sesi yüksek bile çıkamıyordu..
"En dibe.. daha dibe düşene kadar, böyle devam edecek güzelim" dedi alayla... "Ama " dedi ayağa kalkıp çaresizce duran kadına yaklaştı "Madem , bırakmamı istiyorsun bedelini ödersen seni ve aileni rahat bırakırım"
Ne olduğunu bilmediği bedelde umuda sığınarak baktı genç adama "Ne istersen, ne istersen yaparım yeter ki rahat bırak ailemi" umuda sığınmak Zeynep için çok zordu.. Ne isterse yapardı, yeter ki bırakmalıydı bu adam ailesinin peşini
Ömer, kadına daha çok yaklaştı.. Zeynep, arka duvara sırtını dayadı.. Korkuyordu bu karanlık adamdan.. Ömer, sert elini, genç kadının pürüzsüz yüzünde gezdirdi.. "Bu gece, bana kendini sunarsan.. Belki babanı azat ederim güzelim"
"Nasıl bir pisliksin sen" Elini tekrar kaldırıp vuracağı anda, Ömer, havada yakalamıştı narin eli.
"2'cisi olmaz" alay ediyordu kadınla.
"Asla olmayacak, senin gibi pisliğe asla boyun eğmem ben"
Zeynep , hızla kapıya yöneldiğinde "Baban.. çok sevgili baban içinde mi yapmazsın"
"Sen tam bir"
"Ama bir gecenin bedeli, aileni kurtarmak olacak"
Çaresizdi genç kadın, korkusu bedenini kaplarken sesi titreyerek "Sana niye güveneyim, babama zarar vermeyeceğin ne malum"
"Söz, şeref sözü.. Babanın bilmediği bir şeref" Zeynep tam konuşacağı anda.. "Kaybettiklerini de geri vereceğim sana" Ömer arkasını döndü, dolaba doğru yöneldi.. O sıra Zeynep masa üstünde, kalemliğin içinde duran kretuar bıçağını gördü. Hızla eline alarak cebine koydu..
"Sana güvenmiyorum.. Beni zaten zorla buraya getirdin istediğini de alacaksın belli. Ama önce sen bana istediğimi vereceksin. Babamdan aldığın her şeyi geri istiyorum.. "
Senet dosyasını sundu Ömer.. "Bunların hepsi babanın borcu.. Buyur"
Oyun oynuyordu, büyük bir oyun oynuyordu genç adam ama, sonunu düşünmeden devam ediyordu oyununa..
"Başka borç olmadığı ne malum"
"Yok" dedi gülerek..
Zeynep korkuyordu ama bu adama da gününü elbette gösterecekti ne olursa olsun.. "Önce, ailemin iyi olacağının garantisini alacağım.. öyle" dedi..
Boyun eğmek den nefret etsene, şimdilik düşmanının huyuna gidecekti
**
Zeynep babasına baktı .. Durumunda bir değişiklik yoktu, Annesi ise sakinleştiricilerle uykunun kollarına yenik düşmüştü artık. Telefonu, eline aldı abisini aradı.. Yine cevap yoktu, hatta telefon artık kapalıydı.
Bu adam, kendisinden ne istiyordu.. Onunla yatması karşılığında sahiden ailesini bırakacak mıydı. Bu kadar kolay mıydı.. O karanlık adamın , bir planı vardı ama şuan ailesini tehlikeye atmak istemediği için, düşmanının suyuna göre devam edecekti..
Taksiye bindiği gibi otelin önüne geldi. Onu karşılayan koruma, gözüne baktı.. "Hoş geldiniz Zeynep hanım. Patron sizi odada bekliyor"
"Haysiyetsiz şerefsiz, beni ne sanıyor" derken bunu içinden mi dışından mı dediğini adama bakarak anlamaya çalıştı.. Neyse ki içinden demişti.. Ve koruma bozuntusu da onu duymamıştı..
"Buyurun"
Otelin güvenlik alanından geçerken, bir anda ötmesi ile gözler üstüne çevrildi.. Müsait olan güvenlik görevlisi , yanlarına gelerek "Hanım efendi, üstünüzde metal eşyaları lütfen şu kuyuya bırakın öyle geçin"
Zeynep, gözlerini kaçırmıştı.. "Bu ne ya, birde böyle prosedürlere mi takılı kalacağız"
"Efendim, otelimizin bütün konuklarına uyguladığımız bir prosedür, lütfen zorluk çıkarmayın"
"Çağır patronunu" dedi genç kadın sinirle, koruma ile göz göze geldi.
"Zeynep Hanım"
"Bırakın" dedi sert sesi ile araya Giren Ömer. Yanında iki koruması ile , tam karşısında duruyordu lobi kenarında.. Zeynep yutkundu, alıcı gözüyle baktığında gayet yakışıklı bir adamdı.. Hatta evet, fazla yakışıklı bir adamdı, esmer teni, kirli sakalı , uzun ve kalıplı yapısı ile üstünde taşıdığı siyah takım elbisesini güzel taşıyordu.. Ama karanlıktı bu adam, belki şartlar farklı olsa sevebilir miydi bu adamı..
"Beni davet eden sensin, ne bu şimdi, Oldu olacak birde soyunayım" öfkesi ile bu son sözü nasıl söylediğini düşündü Zeynep.. Evet, öfkelenince kendisini tutamıyordu genç kadın, bu durumda çok patavatsız davranıyordu..
Ömer, soyunma fikrine bozulsa da sakin kaldı genç adam. "Kusura bakmayın Zeynep hanım"
"Efendim çok özür dilerim"
Güvenliğin araya girip, işini kaybetme korkusu ile gözünün içine bakmasına üzülmüştü.. "Sorun değil, belli ki özel misafiri olduğunu patronunuz size belirtmemiş. Yani senin değil, patronunun hatası"
Güvenlik şaşırsa da, Ömer ve diğer korumaları gülmeden edemedi.. "Buyurun Zeynep Hanım"
"Eğer o güvenliği işinden kovarsan , seni parçalarım" Zeynep, arsızca karşısında ki adama sertçe lafını söylemişti..
Ömer güldü "Merak etme, kimse için , emekçi arkadaşımı işinden etmem"
"Ne istiyorsun geldim"
"Buyurun , odaya geçelim"
Geldikleri oda kocamandı.. Otelin beklide en büyük odası burasıydı.. Maddi durumda zorluk çekmemesine rağmen gittiği tatiller de hep standart odaları seçmişti. Hiç öyle gösterişli odalar da kalmamıştı.. ilk defa böyle bir oda görüyordu.. Her şey altından. İstanbul ayaklarının altındaydı.. İstanbul'u böyle görmek çok başkaydı.. Bu koca şehre, tekrar aşık olmuştu Zeynep. Odanın, kendi içinde iki odası vardı.. Kocaman birde salonu, büyük televizyon, küçük birde mutfağı..
"Odayı incelemen bitti mi" dedi bozmak ister gibi genç adam..
"Siz hep böyle, paranın kölesi misiniz" karşısında ki adama iğrenerek baktı. Sahiden de bir paranın kölesi hatta kuklası duruyordu karşısında. Para ile her şeyi yapan kötü adamlar. Para ile sınırları olmayan kötü adamlar.. Para ile deli gibi gücü eline alıp, kendinden zayıflara zarar vermeyi.. Kendisine hak gören ucuz insanlar.
"Anlaşılan gelirim ama lafımı da sokarım diyorsun ha" rahattı Ömer, alışkın değildi kendisine ters hareketler gösteren kadınlara.. Karşısında ki kadın ilkti..
"Hak edene hak ettiği cevabı vermek derler bizim orada" Zeynep başını dik tutarak konuşuyordu.. Asla böyle şeytanlara boyun eğmeyecekti artık.
"Bildiğim kadarıyla, sizin orası ve benim burası çok farklı değil. Şartlar aynı olsa gerek" Zeynep’in, kendisine zengin ve paranın kölesi iması yapmasına rağmen.. Aslında Zeynep’in bu dünyanın içinde büyümüş olmasını ima etti
"Şartların aynı olabilmesi için eşit bir dövüş gerekir.. Siz sadece kazanmak için insanları harcamayı seviyorsunuz. Buda şartları aynı kılmaz"
"Seni istemem mi şartları bozdu" gözleri kadının deniz mavisi gözleri ile buluştu
"Kes şunu" dedi genç kadın sinirle.. "Buraya geldim, sende o borç senetlerini geri vereceksin bana. Ailemden de o pis ellerini uzak tutacaksın anladın mı beni"
"Ya yapmazsam" karşısında ki gözleri deniz mavisi kadar güzel kadına baktı.. çok güzeldi, kıvırcık dalgalı saçları iri gözleri pürüzsüz cildi. Şartlar başka olsa, bu kadını sever miydi sahiden..!
"Yapacaksın, beni bu şekilde çağırdın buraya"
"belki vazgeçerim ne dersin.. Hem unutma, ailen hala elimde" Ömer sınırları zorluyordu artık.. Bu durum genç adamın delice zevk almasını da sağlıyordu.
"Yemin ederim seni öldürürüm" Zeynep, öfke ile Ömer'in yakasına yapıştı.. Nefret ediyordu bu adamdan.. Hayatını cehenneme çevirmişti bir anda girerek.. Tüm ailesinin de dağılmasına göz yummuştu
Ömer, ise anlık refleksle Zeynep'i duvar ile kendi arasına almayı başarmıştı.. "Sakin ol"
"Bırak beni"
Genç kadının çırpınışı,kendisine savurduğu küfürleri duymamıştı Ömer.. Tek kilit nokta , pembe duran dudaklarıydı.. Genç adam kendisini kaybedip, Zeynep'in dudaklarına sahip olmuştu çoktan.. Daha önce, adamın odasında kalemliğin içinden aldığı kretuar bıçağını cebinden çıkardı.. Hiç düşünmeden, dudaklarına zorla sahip olan adamın tam karnına sapladı..
Ömer aldığı darbe ile kendini geri çekti.. Zeynep ise elinde kanlı kretuar bıçağı ile duruyordu.. gözlerin den akan yaşla adama şaşkınca baka kaldı.. Elinde ki bıçak yere düştü..
"Ne yaptın sen"
Zeynep sinir ve panikle "Alçak pislik, dokunma dedim dokunma"
Zeynep çok korkuyordu, anlık panikle hemen odadan kaçtı.. Yavaşça kapıyı açtığında , odanın önünde kimse yoktu.. Yangın merdivenine doğru koştu.. Genç kadın , arkasına sürekli bakıyor, panikle ne yapacağını bilmiyordu.. Neyse ki ayağında spor ayakkabı vardı ve koşmasının hızını güzel sağlıyordu..
"Öldürdüm onu.. Öldürdüm"
Zeynep hızla merdivenlerden iniyor.. sürekli aynı şeyleri söylüyordu..
"Allah kahretsin katil oldum ben"
Son merdiveni inip kapıyı açtığında. Dışarı çıkmayı başarmıştı.. Neyse ki ,korumalar yoktu hatta kimse yoktu ıssız sokakta..
"Katil oldum ben" elinde ki kana baktı genç kadın. Katil olmuştu, birisini öldürmüştü artık..
Ellerini saklayarak ana caddeye doğru yavaşça yürüdü.. Kimse yoktu sokakta, kolunda ki saat 4'dü gösteriyordu...
"Polis... Polise gitmeliyim hemen.. O şerefsizin yaptıklarını anlatmalıyım.. Aileme zarar vermemeli"
Genç kadın , ıssız sokakta boş taksi bulmaya çalıştı.. Sonunda bulduğunda. Şoföre, en yakın polis karakoluna götürmesini istemişti.. Geldiğinde.. indi arabadan..
Elinde ki kana baktığında.. Yutkunarak girdi içeri..
"Buyurun, bir sorun mu var hanım efendi"
Genç kadın, yutkunarak "Ben.. Ben.. Ben katil oldum" dedi
Polis, bu tür olaylara alışık olduğu için pozitif yaklaşarak, Zeynep’i sorgu odasına almıştı..
**
Otelin önüne iki polis aracının içinde gelmişti.. Polislere her şeyi anlatmış, olay yeri içinde onlarla beraber gelmişti Zeynep..İçeri polislerle beraber girip, odaya çıkmıştı onlarla.. Odanın önüne geldiklerin de..
"Bu odaydı"
Otel personeline emir vererek "Aç kapıyı"
Odanın kapısı açılırken, "O adam bana saldırdı, bende öldürdüm. Beni ailem ile tehdit etmeye çalıştı, Zorladı beni , ben bile isteye kimseye zarar vermem yemin ederim. Sınırlarımla oynadı beni buna zorladı"
"Sakin olun hanım efendi" polis sakinleştirmeye çalışıyordu Zeynep’i.
Kapı açıldığında, içeri polislerle beraber Zeynep girmişti.. Ömer ise, 3 koruması ile karşılıklı okey oynuyordu masada.. "Beyler basıldık" dedi anlık şaşkınca. Hafifte gülümsedi.
Zeynep gözlerini kocaman açtı "Sen" ölmemişti Ömer
"Memur bey, bir sorun mu vardı" Ömer, tek kaşını kaldırıp Zeynep ile göz göz geldi
"Sen.. Sen öldün, yemin ederim öldürdüm ben onu" Zeynep korku ile bakıyordu karşısında ki adama , bu nasıl olurdu, bu adamı bıçaklamıştı.. Kanlar içinde kalmıştı.. Nasıl şimdi böyle hiçbir şey olmamış gibi duruyordu karşısında
"Biz arkadaşlar ile biraz sıkıldık okey oynuyorduk" adamlarına göz kırptı..
“Aynen öyle komiserim, biz eğleniyorduk bir sorun mu vardı” korumalardan birisi de konuya böyle dalmıştı
"Bu hanım efendi, sizi öldürdüğünü söyleyerek bize itiraf etti, o yüzden gelmiştik ama"
Ömer, korumalarına bakarak "Beyler, öldüm de haberim mi yok"
Hepsi bir anda gülerek.. "Seni öldürdüm ben aptal , hiçbir şey olmamış gibi böyle duramazsın. Kan akıyordu senden" dedi sinirle Zeynep
"Aşk olsun sevgilim, üzüyorsun beni" Ömer gülümsedi yine
"Ne sevgilisi be, sen kimsin ki ben senin sevgilin olacağım küstah"
"Hayatım tamam, bu konuyu sonra mı konuşsak"
Polis sinirle araya girerek" Birisi bize de ne olduğunu anlatacak mı artık"
"Memur bey ben bu adamı, yemin ederim bıçakladım. Hiçbir şey olmamış böyle durması çok saçma. Yemin ederim yaralıydı"
"Memur bey, işin aslı şu.. Zeynep hanım benim kız arkadaşım"
"Ben senin hiçbir şeyin değilim" dişlerini sıkıyordu, iğrenerek baktı.. bu adam kendisini ne sanıyordu, nasıl onun kız arkadaşı olabilirdi. Bunun düşüncesi bile midesini bulandırdı genç kadının
"Hayatım bırak anlatayım" Ömer uyarır bir tonla konuya girdi
"bence siz susun Zeynep Hanım.. Bırakın erkek arkadaşınız anlatsın"
"Ayy sabır" Zeynep sinirle elini sıktı..
"Hanımları bilirsiniz, kıskançlık gözlerini kör edince ne yapacakları belli olmuyor. O kadar söyledim çocuklardayım diye ama inanmamış, sınırlarını zorlayıp iyice saçmalamış, bu kez de işi iyice aşıp sizi bile devreye sokmuş. Çocuklarla biraz oyun oynuyorduk, telefonları da açmayınca, oda böyle bir işe kalkışmış işte. Lütfen kusura bakmayın. Sizi de buraya kadar yorduk"
"Sen kimsin ki, ben seni kıskanacağım. Bu nasıl aptalca bir yalan böyle"
Polis memuru Zeynep’e iyice sinir olmuştu.. Ömer’in söylediklerini mantıklı görüp "Neyse , bizlik bir sorun yoksa genç hanımı bu seferlik affedelim"
"Memur bey bakın"
"Zeynep hanım, Sizin bu şımarıklığınız belki şuan gerçekten bize ihtiyacı olan bir vakaya gitmemizi engellemiş bile olabilir. Lütfen bir daha polisimizi böyle komik şeyler için yormayın.. "
"Ama" Zeynep öylece kalmıştı
"Bir daha olmaz" Ömer araya girerek “Öyle değil mi SEVGİLİM”
Polislerin hepsi otelden ayrıldığında.. Ömer korumaların odadan çıkmasını söylemişti..
"Sen nasıl bir insansın"
"Kessss" sesi bu kez sert çıkmıştı sesi Ömer’in.. "Anlaşılan o ki, seninle ,senin anlayacağın dilde konuşma zamanı geldi"
"Ne yapacaksın ha, Öldürecek misin beni şerefsiz herif. Senden korkmuyorum anladın mı beni, senin gibilerinden asla korkmuyorum"
Ömer genç kadının kollarından tutarak kendine çekti.. "Zeynep" dedi öfkeyle
"Ne yanacaksın dedim. Öldürecek misin ha beni öldürecek misin"
"Hayır.. Seninle Evleneceğim.. Bu istemediğin iğrendiğin adamın karısı olacaksın" ikisi de göz göze gelmişti.