Sabah hep beraber kahvaltı yaparken Derin karşımda sürekli bana bakıyordu. Bacak aramda hissettiğim basınçla geri sıçrayınca elimdeki çayı üzerime döktüm. Neyseki fazla sıcak değildi. ‘’Buz getirin.’’ diyen Ada’ya ‘’Gerek yok. Sıcak değildi.’’ dedim. Derin’e ağzıma gelen küfürleri savurmak istesem de Ada olduğu için susuyordum. O ayağının benim bacak aramda işi neydi ki? Karşımdaki keyfini bozmadan yüzünde gevrek bir gülümsemeyle kahvaltısını yapmaya devam ediyordu. ‘’Gerçekten araya girip şu kızı utandırmayayım diyorum ağabey ama en azından yanımdayken şu eline ayağına hakim mi olsan? Hani ben senin kardeşinim ya.’’ Ada ben bir şey söylemesem de olanı fark etmişti. Derin uzanıp saçını çekti. ‘’Seni sokaklardan ne hallerde topladığımı anlattırma şimdi bana.’’ ‘’Ağabey kardeş ikiniz

