bc

Kan ve Kanun

book_age18+
128
FOLLOW
1K
READ
revenge
dark
forbidden
love after marriage
system
opposites attract
arranged marriage
mafia
gangster
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
bxg
serious
kicking
bold
brilliant
genius
campus
city
cheating
disappearance
secrets
surrender
addiction
professor
like
intro-logo
Blurb

Töre bana eğilmeyi değil, gerekirse kırılmayı ama asla diz çökmemeyi öğretti. Mafya ise bana, kırılacak olanın ben olmayacağımı...Ben babamın oğluyum demiyorum; ben, dedelerinizin bile korktuğu o kadının kızıyım...

chap-preview
Free preview
Bölüm 1
Büyük Divan: Kurtların Sofrasında Bir Donna İtalyan bir anne ve Mardinli bir babanın kızıydı Alessandra. İki ay önce hem annesi hem babası Rus mafyalar tarafından saldırıya uğramış, ikisi de infaz edilmişti. Alessandra ise neye uğradığını şaşırmış, intikamını almak için acısını bile çekmeden babasının ve annesinin işlerini devralmıştı. Annesi İtalya'nın en büyük kadın mafya liderlerinden biriydi. Babası ise Mardinin en büyük ağasıydı. Şuan da ise annesinin işlerini devralmış, Türkiye'ye babasının işlerini devralmaya gelmişti ama birşeyi çok iyi biliyordu Türkiye de masaya geçebilmek için baş olabilmek için aç kurtların sesini kesmesi gerekiyordu. Bunu annesinden çok iyi öğrenmişti. §§§§ Ondan fazla siyah siyasi araç toplantı yapılacak konağın önünde durdu. Alessandra, derin bir nefes alıp kendini hazırlayıp araçtan indi. Aslında gergin değildi, nasıl olsa babasının işi annesinin işinden daha kolaydı ama büyüklerin genç bir erkek beklediklerini biliyordu. Sonuçta babası bir kızı olduğunu kimseye söylememişti. Konağın geniş avlusundan gelen akşam ezanı sesi, içerideki ağır tütün kokusuna karışıyordu. Uzun, masif masanın etrafında oturan ak saçlı adamlar; tespihlerini çekerken aslında onun ölüm fermanını ya da emekliliğini fısıldaşıyorlardı. Ta ki o kapı, bir fırtınanın ön habercisi gibi ardına kadar açılana dek. Alessandra, Sicilya terzilerinin elinden çıkmış jilet gibi siyah takımı ve tıkırdayan topuklarıyla içeri girdiğinde, masadaki tespih sesleri bıçak gibi kesildi. Babasının baş köşedeki boş koltuğuna doğru ilerledi. Yaşlılar ifadesiz bir suratla Alessandra'ya bakarken," Kadın senin ne işin var burda?" diye çıkıştı aralarından biri. "Babamın koltuğunu devralmaya geldim, aç kurtlar babamın koltuğuna dadanmaya başlamış, hesap kesmeye geldim." dedi ifadesiz bir ses tonu ve yüz ifadesiyle. Yaşlılardan biri tam ağzını açıp, "Töre der ki hatun kişi..." diye başlayacakken; Alessandra, annesinden miras kalan o soğukkanlı gülümsemeyle elini masaya koydu. Parmaklarındaki antika yüzük, odadaki sarı ışıkta bir mermer gibi parladı. "Töre bugün kandan,cinsiyetten değil, güçten konuşacak," dedi sesi buz gibi bir sakinlikle. Masanın ortasına, üzerinde hem aşiretinin mührü hem de İtalyan ailesinin amblemi olan ağır bir dosya bıraktı. "Siz benim hangi kandan geldiğimi tartışırken, ben her iki kanın da bedelini ödedim. Şimdi ya bu koltuğun hakkını verdiğimi kabul edersiniz ya da bu masayı mezarınız yaparım. Seçim sizin, ama unutmayın; babam affederdi, annem ise asla." Odanın en yaşlısı, elindeki kehribar tespihi masaya sertçe bırakıp öne doğru eğildi. Sesi, yılların otoritesini taşıyan bir hırıltı gibiydi: "Kızım, senin damarlarındaki o yabancı kan buranın toprağına uymaz. Töreye göre bu masada kadın değil, erkek konuşur. Sen git o İtalyan modası fistanlarınla uğraş, aşiret işi er kişinin harcıdır." Alessandra, sanki bir hakaret değil de iltifat duymuş gibi hafifçe yana eğdi başını. Gözlerinde ne bir öfke ne de bir telaş vardı; sadece bir avcının hedefine bakarken duyduğu o ürpertici sakinlik... Ağır ağır ayağa kalktı, masanın etrafında sessiz bir gölge gibi dolanarak yaşlı adamın tam arkasında durdu. Elini nazikçe adamın omzuna koydu, ama parmaklarının baskısı bir pençe gibi omuz kemiğine işliyordu. Eğilip adamın kulağına, sadece onun ve masadakilerin duyabileceği o buz gibi fısıltıyla konuştu: "Haklısın amca, kan konuşur... Ama kanın dili tektir. Babam bana bu toprakların öfkesini öğretti, annem ise o öfkeyi nasıl bir sanat eserine dönüştüreceğimi. Sen töreden bahsediyorsun, ben ise hayatta kalmaktan. Eğer bu masada sadece 'er kişiler' oturacaksa, neden hiçbiriniz dışarıdaki sevkiyatı durduramadınız? Neden hepiniz pusuda bekleyen kurtlar gibi benim getireceğim çözüme muhtaçsınız?" Hafifçe geri çekilip ceketinin iç cebinden gümüş bir sigara tabakası çıkardı, masanın tam ortasına bıraktı. "Töre değişmez diyorsunuz ya, yanılıyorsunuz. Töre, hayatta kalanın yazdığı kanundur. Bugün bu masada oturan en 'er' kişi benim; çünkü sizin cesaret edemediğiniz her kararın altında benim imzam, dökemediğiniz her damla kanda benim soğukkanlılığım var. Şimdi... Ya o tespihi eline alıp dualarını benim sağlığım için edersin ya da o tespihin tanelerini bu odadan çıkamadan tek tek yutarsın. Seçim senin, onurun ise benim ellerimde, artık kimse kanın rengini ya da cinsiyetini sorgulamayacak"; sadece o masadan sağ çıkıp çıkamayacağını düşünüyordu. Alessandra'nın annesi Alesia'dan sonra ilk kez böyle bir kadın görüyorlardı ama birşeyden eminlerdi, bu kadın başlarına bela olacaktı. Yaşlı adamın nasırlı elleri masanın üzerindeki gümüş tabakaya doğru titreyerek uzandı. Boğazından gelen hırıltı, yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Masanın etrafındaki diğer 'er kişiler' nefesini tutmuş tarihin tekerrür edip etmeyeceğini bekliyorlardı. Yaşlı adamın parmakları gümüş tabakaya dokunduğu an, odadaki oksijen çekilmiş gibi bir sessizlik hakim oldu. Alessandra, adamın omzundaki elini yavaşça çekti; bu bir geri çekilme değil, avını köşeye sıkıştıran bir fırtınanın sessizliğiydi. Masadaki en genç ağalardan biri, otuzlu yaşlarının başında olan Cihan, sandalyesini gıcırdatarak geriye itti. Gözlerinde hayranlıkla karışık bir küstahlık vardı. "Sözlerin keskin küçük hanım, ama Mardin toprağı İtalya’nın mermerlerine benzemez. Burada mühür sadece kağıda basılmaz, toprağa gömülür. Babandan kalan emanetleri korumak için sadece masada dik durmak yetmez, namlunun ucunda yaşamayı bileceksin." Alessandra, bakışlarını yavaşça Cihan’a çevirdi. Dudaklarının kenarında, muhatabını küçümseyen ama nezaketini bozmayan o Sicilyalı gülümseme belirdi. "Namlunun ucu mu?" dedi Alessandra, sesi adeta bir ipek kumaşın içinden geçen çelik bir tel gibiydi. "Benim doğduğum evde kahvaltı sofrasında zeytinden çok mermi konuşulurdu Cihan Ağa. Babam bana bu toprakları anlattığında, buradaki erkeklerin dürüstlüğünden bahsetmişti. Ama görüyorum ki, dürüstlük yerini pusuya yatmış korkaklığa bırakmış." Eğilip masanın üzerine bıraktığı dosyadan bir fotoğraf çıkardı ve Cihan’ın önüne attı. Fotoğrafta, Rus mafyasıyla gizli bir liman sevkiyatında el sıkışan Cihan’ın ta kendisi vardı. "Babamı ve annemi öldürenlerle el sıkışırken elin titremedi mi?" Oda bir anda buz kesti. Az önce 'töre' ve 'erlik' diyen yaşlıların yüzündeki renk çekildi. Alessandra, ceketinin düğmesini yavaşça açtı; belindeki kabzanın gümüş işlemesi, odadaki herkesin gözünü kamaştırdı. "Töre ihaneti affetmez, değil mi amcalar?" dedi, odayı tarayarak. "Şimdi, bu masada kimin oturacağına kan mı karar verecek, yoksa dökülecek olan kan mı?" Cihan elini beline atmaya yeltendiği anda, kapının dışındaki Alessandra’nın adamları, yani Sicilya'dan getirdiği özel birliği, silahlarının emniyetini aynı anda açtı. O tok ses, konağın taş duvarlarında yankılandı. Alessandra, babasının koltuğuna ağır ağır, sanki orası yüzyıllardır ona aitmiş gibi oturdu. Bacak bacak üstüne atıp ellerini masanın üzerinde birleştirdi. "Cihan Ağa'yı dışarı çıkarın," dedi buz gibi bir emirle. "Mardin’in kurallarına göre değil, benim kurallarıma göre cezalandırılacak. Çünkü o sadece babamın değil, annemin de katilleriyle iş birliği yaptı." Yaşlı adam, elindeki gümüş tabakayı yavaşça açtı. İçinden bir sigara alıp titreyen elleriyle Alessandra’ya uzattı. Bu, bir teslimiyetti. Bu, yeni bir devrin; Kurtların Sofrası'na bir Donna'nın oturduğunun tesciliydi. "Ateşin var mı kızım?" diye sordu yaşlı adam, sesi bu kez hürmet doluydu. Alessandra, altın çakmağını çaktı. Alevin parıltısı, gözlerindeki o amansız intikam ateşini yansıtıyordu. "Sadece ateşim değil amca... Hepinizi yakacak kadar büyük bir korum var."

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

A D A M

read
5.0K
bc

CEHENNEM ÇUKURU

read
8.8K
bc

TUTKUYA TUTSAK (+18)

read
44.5K
bc

Sözleşmeli Erler

read
17.3K
bc

Patika

read
15.3K
bc

Genç Polisler

read
2.5K
bc

Kara Kutu

read
7.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook