Mardin’in sarp kayalıkları arasına gizlenmiş, rüzgarın uğultusundan başka ses duyulmayan o eski mağara sığınağı... İçeride sadece tek bir gaz lambasının titreDemirhanların ışığı yanıyordu. Mirza, sırtını soğuk taş duvara yaslamış, dişlerini sıkarak omuzundaki kurşun yarasını kendi imkanlarıyla sarmaya çalışıyordu. Gömleği kana bulanmış, yüzü ise öfkeden kaskatı kesilmişti. Kendi adamlarının, babasının sofrasında ekmek yiyenlerin ihaneti, kurşun yarasından daha çok yakıyordu canını. Dışarıda, adamları vadiyi karış karış tarıyordu. "Mirza! Çık dışarı! Donna’n seni terk etti, İstanbul’da kitapların arasında saklanıyor! Senin kanın bu toprağa akacak!" diye bağırıyorlardı. Mirza, yanındaki son sadık adamı olan genç Ali’ye baktı. Ali’nin elleri titriyordu. Mirza, kanlı eliyle Ali’nin omzunu s

