Gece heyecandan uyudum uyandım sürekli. Bir rüyaya devam eder gibi kaldığımız yerden başladım sanki. Bir trene biniyorduk Ayberk’le. Göktuğ ve Burçak da vardı trende ama Ayberk’le biz yataklı bir vagonda ayrı kalıyorduk. Tuhaf bir rüyaydı. Bir ara yatak kısmına bakayım derken başka bir odaya geçiyor ama nasıl oluyorsa Göktuğ ile trenden inmiş oluyorduk. Sonra trenin arkasından koşmaya başlıyorduk deli gibi. Ben nasıl korkuyordum treni kaçırdım, Ayberk bensiz gidecek uzaklara diye. Onu telefonla aramayı düşünüyordum treni durdurup bizi bekletmesi için ama sonra kendimi yeniden Ayberk’in olduğu yataklı kısımda buluyordum. O rahatlama hissiyle Ayberk’e sarılıp durumu anlatmaya çalışırken trenin ardından Göktuğ’un hala koştuğunu görüp elimizi uzatıyorduk ona. ‘’Koş hadi, koş! Elimizi tut.’’

