Küçük Hesaplaşma

1408 Words

Soğuk bir rüzgâr geceyi ısırırken, Akın’ın ayakları ıslak toprağın üzerinde sessizce yürüyordu. Şehir uyuyor gibiydi ama Akın’ın içinde yankılanan öfke, İstanbul’un en karanlık köşesini bile aydınlatacak kadar yakıcıydı. Elinde siyah eldivenler, yüzünde donuk bir ifade. Gözleri sabit, çenesinde kasılmış bir inat. Akif, arkasından yaklaştı. “Abi, bu beşinci mekân. Adam burada da yok.” Akın cevap vermedi. Sadece durdu. Başını çevirdiği eski depo, terk edilmişliğin kokusunu taşıyordu. Duvarlarda paslı küf lekeleri, yerlerde kırık camlar. Zaman buraya çoktan uğramayı bırakmıştı. Ama Akın için zaman artık sadece bir şeydi: Timur’un ölümüne doğru giden yolun birimi. “Biri ona haber veriyor,” dedi dişlerinin arasından. “Benim nerede olduğumu önceden biliyor. Gittiğim her yerden birkaç saat önc

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD