Bölüm 3

1997 Words
3 hafta. O lanet günün üzerinden tam 3 hafta geçti bir daha Kayra'dan hiç haber alamadım bir yanım endişeliyken bir yanım da oh olsun bok kafalıya diyor. Artık daha çok yaşıyor gibi hissediyorum bu çok güzel, çok mükemmel, şımarık zengin kızlarına döndüm iyice. Sadece bugün ne giysem? Ne yapsam odaklı yaşamak harika hissettiriyormuş. Pembe bulutların üzerinde yürümek şuana kadar tattığım en inanılmaz haz. Yıllar sonra umay ile dışarıda o mağaza senin bu mağaza benim gezip çılgınlar gibi alıveriş yaptık ne saati ne de kendimi hatırlamadan. Şimdi de yarın ki okulum için kendime bakım yapıyorum. Çünkü neden olmasın. Gelen fırtına öncesi sessizliği dibine kadar yaşayıp değerlendirmeliyim. Savaşmak için yeteri kadar gücüm olursa belki bu sefer kazanabilrim. Bu son savaş mutlak galibiyet için son kez çıkacağım o meydana. Kulaklarıma dolan telefonun sesi ile etrafa bakındım, makyaj masamın üzerinde ki telefonuma uzanıp kimin aradığına baktım. 'Sarı Kıvırcık' Ne! Bu kertenkele suratlı en son öldürülüyordu noldu yine nasıl kurtulmuş acaba? Çağrısını meşkule atıp telefonu masaya geri koymaya uzanmıştım ki tekrar aradı. Tekrar meşkule atıp uçak moduna aldım. Bu salak yüzünden güzellik uykumdan olup okula geç kalamam. Derin bit nefes çektim ciğerlerime. Düşünme uyu kızım. Olması gerekenden biraz fazla sağa sola dönsem de olmadı kendim ile olan savaşı kaybettim ve en fazla ne olabilir diyerek o flash'ı bilgisayara taktım. Ruhuma vurulan pırangaların ışığı görünce çırpınışları ve o çırpınışların çıkardığı sesler, çınlayan kulaklarımın en aşina olduğu melodiler. Göğüs kafesimi yoran derin nefesler yaşama tutunma çabası mı yoka tükendiğimin en büyük kanıtı mı? Ayırt edemeyecek kadar kaybolmak, ayırt edemeyecek kadar ruhumun çekilmesine sebep ne? Ne oldu bana? Neden oldu bu? Az önce kalbimin ortasında hangi savaşı kaybettim? Neye sebep bu yanıp yıkılmış savaş meydan? Ne kaybettim ben de kendimi bilmez halde kaldım? Yıllar sonra o savaş meydanın ortasın da öylece tek bir adım atamayacak kadar yolsuz, yönsüz tek başıma. Sığına bileceğim tek bir duygu kırıntısı ne de ufacık bir an hiç biri yokken koca hiçliğin ortasın da yüzleşiyorum kendimle. Geçmişim bana yaşatabileceği en derin dehşeti bahşederken gösterdi yalanlar üzerine kurulan dünyamı... Benliğime sızan acabalara belkilere kulak vermem zamanı gelmiştir belki de? Afel, karanlığımın başlangıcı pırangalarımın belki de tek anahtarı belki de bizzat pırangalarımın ta kendisi. Bana attığı adıma bende şans vereceğim. ''Birbirimize ihtiyacımız var Asel ben karanlıktan sende kendi ızdırabından ancak birbirimizin sayesin de çıkabiliriz.'' İstediği o mutlak gücü elde edip öylece bana bırakıp, hemde bana bırakıp gitti. ''Kurduğum o dünya senin kabul et Asel, ancak kurduğum o kusursuz düzen ile geçmişe savaş açabilirsin. Bir tek ayna da gördüğüne güven en büyük düşmanlarımız aslında yanımızdakiler bana inanırsan sana gösereceğim. Yeni ev hediyen de saklı flash, sahilde en sevdiğin bankın yanın da Adem'de anahtarlığın git Asel.'' Kararan ekrana ne kadar süredir bakıyordum bilmiyordum fakat zihnimin depremleri hala dinmek bilmemişken düşünmek acı çekmekten farksız. Beni benim ile çelişkide bırakıp, karar senin diyip gitmek hiç Afel'lik değil ama oydu. Kanlı canlı karşımdaydı nefretten yaratılmış kadın. Sonra canlandı göz kapaklarımın ardında ruhumun yaraları... Üzerinde ki beyaz önlüğünün önü kanımla kırmızıya bulanan kadının gözlerin de kandan daha koyu can yakan saf nefret dolu bakışları ile koluma sapladığı sakinleştirici damarlarım da usulca ilerlerken uğuldayan kulaklarıma ulaşan ''lanet olası deli!''. O geçen azap günlerin de tek uyuşturdukları beynim değildi vicudumu bile hissedemez hale gelmiştim. Açık kalan balkon kapısından içeri giren ılık rüzgarın uzun kırık beyaz perdeleri her hareket ettirişin de yarattığı hipnoz bile ruhumun gitmek için çırpınmasına sebep olurken parmak uçlarını kıpırdatamayacak kadar uyuşmak, ruhunumun çığlıkları ile koca dünya da yannız kalmak. Hayır! Terk edilmek! Aylarca gördüğüm yüzlerin bile saf nefrele çehrenlişi bile defalarca öldürmüştü ruhumu, en sonun da tekrar dirilemedi. En sonunda başardılar. Öldü bana dair herşey! Peki neden ? Aptal bir ergenlik bunalımı mı? Sanmıyorum. Fazlası var birşeyler var bulamadığım eksik kalan. Sordukların da hatırlamıyorum dediğim herşeyi her zerresine kadar hatırlıyorum. Beyinimi uyuşturan ilaçları bıraktığım dan beri, son 1 yıldır gözüme inen perdelerin tek tek kalktığını fark ediyorum. Her perdenin ardında saklanan gerçekler ile yeni acabalar, belkiler beynimin orta yerin de yer edinirken daha fazlasını öğrenme hissinin önüne geçemiyorum. _______________ Her yeni güne farklı uyanıyorum artık daha farklı Asel olup karşılıyorum gerçekleri. Bugün üniversitemin ilk günü derin nefeslerimi ciğerlerime çektiğim halde yetmiyor gibi hissetmem normal mi? Kazık gibi Amfinin önünde dikilmekten vazgeçip ilk bulduğum yere oturdum. Duyduğum tatlı heyecanın bıraktığı karın ağrısı ile koca günü geçirdim. Çok güzeldi sanki bulutların üzerinde yürümekti hissettiğim. Etrafımı saran o efsuna rağmen fark ettiğim beni izleyen gözleri. Hayalet gibi çevremi kuşatıp, fark edilmeyi umursamıyor gibiydiler. Ya da beni çok hafife alıyordular bilmiyorum. İlk günün derslerini ve halletmem gereken işlerimi bitirdiğim de saatin ilerlediğini anca fark edebilmiştim. Resmen koca günü acele bir kahvaltı ve kahve ile geçiştirmiştim. Artık midemden gelen seslere kulak verip karımı doyurmam gerek. Hızlı adımlarımı kafeterya'ya çevirdiğim anda birşey oldu. Sert, çok sert birşeye çarptım dev gibiydi. Bu o koca devler ile ilk karşılaşmamdı. Yüzünü görebilmek için başımı geriye atmam gerekti. Karılaştığım sert yüz ifadesi ile bir anlık afalladım. Soğuk bakan gözlerini üstten kitlemiş bana bakarken sesimi bulmak için boğazımı temizledim. ''Kusura bakmayın sizi fark edemedim.'' Gerçekten bu buzulların adamını nasıl fark edemedim ben? Tek kelime etmeden başını önemli değil dercesine hafifçe sallayıp yanımdan öylece geçip gitti. Uvvv tamam bu biraz şeydi ; soğuk ve ürkütücü. Üzerinde durmak istemediğim için göz ardı eddip kanımı doyurdum. Eve gitmeden bi sahil havası almanın günün bütün yogunluğuna iyi geleceğini düşünüp rotamı çevirdim. Kulağımdaki kulaklarımdan Cem Adrian'ın içimi titreten sesi yükseldi. ''Kalbimde bir yer de bir orman bir orman yanıyor.'' İrkildim. Göğüsümde alamadığım nefesin sızısı ile başımı hafif kararmaya başlayan gök kubbeye çevirdim. ''Kül olur kalbinde ki zamanla yana yana.'' Yükselen sesi kulaklıklarımdan kalbimin odacıklarına doğru sızdı. Göğe kalkan başım kapanan gözlerim ile görmek değil, hissetmek istedim. İhtiyacım olan tek şey bu aslında hissedemediğim o kadar şey var ki tadamadığım onca duygu, kuramadığım hayaller. Tanrım varsın biliyorum. Duy sesimi lütfen, yanan ormanlarım var çiçekler ile dolu olması gerekirken yanan ormanlarım var... Ben artık yanmak değil çiçek açmak istiyorum... ..... YAZARDAN Sahil'deki bankta herşeyden uzakta kendi ile çelişirken arkasında ki devi fark edemedi genç kız. Aralarında ki iki adıma yanan sokak lambasının genç kızın gölgesinin yanına düşürdüğü gölgesine rağmen hemde. Kapısına dayanan gerçeklerin ne de dileğinin gerçekleşmesi için ödeyeceği bedellerin farkındaydı. Afel aslında çok haklıydı o fazla saftı gerçekleri fark edemeyecek kadar saftı hemde. Ruhunu ele geçiren acı'dan kendini kaybetmiş halde ordan oraya savurdu yıllarca. Afel. Asel'e lütuf muydu yoksa azap mıydı bilmediği halde senelerce onu kötü bilip herşeyi ona yıktı fakat artık yok olan Afel ile yarım kaldığını farketsede kabullenemeyecek kadar korkuyordu. Kader çarkını unutmak insanoğlunun en büyük gafleti değil miydi? İzleniyordu o fark etmese de, tanrı değildiler belki ama devlerdi onlar. O koca devler milyonlarca tilkileri ile ince planlar yaparken tek bir gülüşü, bakışı ile depremler yaratıyordu minicik bedeni ile haberi dahi olmadan kafa tutuyordu hepsine. Ne demişti afel? ''Siz koca devler ancak kendi bataklığınızı yönetirsiniz fakat benim krallığımda hiçsiniz.'' Afel onlara hayatlarının sınavı verdiriyordu Asel ile. Ete kemiğe bürünen gerçeklikle tam karşılarına kendisinin başka bir evrenini koyup tekrar öğrenin yapabiliyorsanız dedi çünkü o Afel'di. Sonsuz ihtimallerin kraliçesi. ˜˜˜˜ Bilginin verdiğihazza bağımlıydı Ensar. Ona göre en kusursuz planlar zeki beyinler ve en doğru bilgiler ile yapılır. Bu ikisinden birisin de en ufak bir eksiklik olursa şayet bütün herşey batardı. O yüzden titizlik ile iz sürdü, en derinlere inmek için kurban etti gecesini gündüzünü. ..... Bakışları elindeki dosya ya kaydı birazdan içerde olucakların merağı ve öğrendiklerinin sızısı ile sıktı mavi kaplı dosyayı. boğazını temizleyip işlemeli ağır kapıya 3 kez vurdu. İçeriden gelen ''gel'' emiri ile derin br nefes çekti ciğerlerine ve girdi ofise. Karşısında ki oturma grubunun üçlü koltuğunda yayılmıştı Savaş. Tam sağında ki tekli koltukta ise başını arkaya atmış gözleri kapalı Amir. Diğer tekli koltukta ise yaraları henüz yeni geçmeye başlamış olan Kayra. Odanın diğer ucunda ki camın önünde dışarıyı izleyen Demir ile karşılaştı.hiç beklemeden konuşmaya başladı çünkü bir an önce anlatıp yeni emirlerini almalıydı dizginleyemediği saplantılı dürtülerine ile söze girdi ''Abilerim müsadeniz ile başlıyorum çünkü anlatılacak 21 yıllık bir hayat var ve fazlası le uzun.'' hızlıca projeksiyonun perdesini indirdi ve bir iki küçük uğraş ile leptop'un ekranını perdeye yansıttı. Ekranda tüm güzelliği ile gülümseyen Asel vardı. ''Asel YEL 3 Nisan 1999'da doğmuş fakat detaylı araştırırken fark ettiğim bir şey var 3 kez kimlik bilgileri değiştirilmiş son kayıtlarından başka hiç kayıt yok fakat eminim ki tarihlerde tutarsızlık var. gerçek yaşını bilmiyorum. Yine kayıtlara göre ailenin tek çocuğu 15 yaşındayken YEL GRUP'un tek varisi ilan edilmiş. Baba Asaf Yel'in tüm varislik haklarından men edilmiş. Asel Yel 16 yaşında ağır depresyona girmiş durumu ciddileşince klinikte 9 ay tedavi görmüş. Hastahane dosyasına erişmeyi başardım.'' Durdu ve koca devlere kararsızlıkla baktı. Çok nadir kendi düşüncelerini söylerdi. ''Abi kız bildiğin delirmiş tedaviyi bir piskoloğa incelettim. İnceleyen doktor bile 'bu kadın şuan yaşıyor mu?' dedi. kayıtlara göre delirmiş temiz kırmış kafayı tedavinin 4 ayını yatağa bağılı ağır sakinleştiriciler ile geçirmiş. Tam 9 kez intihara kalkışmış ve 2 kez de tedavisinde kullanılan ağır ilaçlar yüzünden zehirlenmiş. Halen daha ilaç tedavisine devam ediyor piskoloğu ile görüştüm teklifimi ağır bir şekilde kınayıp reddetti. Sorun çıkmaması adına üstelemedim hastahanede yattığı dönemde ki personellerin konuştuğu videolar var açmamı istermisiniz?'' dedi. ''Sonra inceleyeceğiz bütün dosyaları sen devam et koçum.''diye cevapladı adına yaraşır sert sesi ile Demir. ''İşlerin koptuğu nokta tam da burada başlıyor Asel'i hastahaneden Mihrimah Yel çıkarıyor ve dağ başında ki çifliklerin de 6 ay boyunca tutuyor. Bu dönemde Asaf Yel işinden istifa ediyor Mihrimah Yel'de onu tüm miras hakları talebinden men ediyor ve geride sadece aylık belli bir miktar para bir de oturdukları ev kalıyor. Büyük kavgalar ve baş kaldırmalar olmuş basına kadar yanımış bazıları. Liseyi açıktan bitiren Asel Yel'i şimdi özel bir üniversiteye yerleştirmişler, malum yönetilmesi gereken çok büyük bir mirası var. Yaklaşık 1 1.5 ay önce 3+1 daire'ye taşınmş fakat yeni yaşamaya başladı. Sitenin yüksek güvenliğinin yanı sıra Mihrimah Yel de kuş uçurtmuyor. Ev, okul, gittiği her yerde güvenlik hep en üst seviyede tutuluyor. Raporlarını inceleyen doktora kızın hareketlerini analiz ettirdim. Numara yapıyor diyor hala depresif halleri devam ediyormuş ve çok şüpheciymiş hep tetikte duruyormuş saldırgan bir tarafının olduğunu düşünüyor. Bir hafta önce ilaçlarını kendisi yeniledi bizzat aldı hepsini. Eczaneden ilaçlarını listesini aldım ve kullanıldığı alanları araştırdım. Dökümanlarını dosyaya koydum. Gelelim Asel ile Afel'in arasında ki bağa. Afel Asel'i öldürmek için bayabi mesai yapmış 2017de havuzda boğmaya kalkışmış başarılı olamadığı aynı senenin sonunda ise Asel evdeyken evi yakmış. Asel ile olan benzerliklerini kullanarak karıştığı bütün suçları üstüne atmış halen daha devam eden davalar var hatta iki suç ve suçun işlem tarihleri Afel ile iş birliği yaptığımız döneme denk geliyor. Şey Demir abi sana yapılan süikast ile ilişkilendirilmiş dosyası var Asel Yel'in detaylı incelemesini de dosyaya ekledim.'' Öğrendiklerini anlatmayı bitirmişti genç adam sessiliğe gömülüp karışında oturan devlere baktı. ''Abilerim sizin sorucaklarınız var mı ?'' Dedi merakla. Buzdan daha soğuk bakışları ile akıllarından geçenleri anlamak imkansızdı. Eline aldığı 3 flash belleği orta sehpahaya bıraktı Ensar. ''Bulduğum herşey burada .'' ve devam etti ''Ne yapayım abilerim?'' Buzullarını kaldırdı koca dev içlerin de en uzunu ve en öfke dolu olan oydu. ''Tamamdır oğlum bi bakalım öyle karar veririz. Amirin kesilen sesinin hemen ardından Demir'in sesi salonu doldurdu. ''Beni o üniversiteye kaydet Ensar nasıl yaparsan yap aynı bölüme hatta bütün dersler ortak olsun aldığı nefesi sayabilecek kadar yakın olucam. Bul yolunu yap.'' Dedi. Tilkileri çoktan kulaklarını kaldırmıştı. Çam yeşili gözlerinde hala soru işaretleri vardı. Birşeyler eksikti birşeyler tam değildi o yüzden gidip bizzat görmeliydi. ''Aynen Ensar beni de o deliğe sok.'' kabaran iştahı ile konuştu Savaş. ''Hatta hepimizi sok! Sok ki nasıl bir oyun kurulmuş görelim. Böyle olmuyacak.'' Gözler Amir'e döndüğün de başını yavaşça salladı ve ''Tamam.'' dedi. Aldığı yeni görev ile döndü adam koca devleri ardında bırakıp çıktı. Ormanlarını Kayra'ya çevirdi ve '' Evet Kayra seni dinliyoruz.'' dedi Demir. Omuz silkti genç adam artık umursamıyordu olan olmuş Asel'i bulunmuştu. ''Anlattıklarımın hangisini dinledinz ki?'' dedi ve sızlayan yüzüne aldırmadan yüzünü buruşturdu. ''Gidin görün ancak grürseniz inanırsınız. içimden geçtiniz lan bir daha tek kelime etmiyeceğim size.'' dedi. Kendince bir fikir ile ''hatta ben tanıştırayım sizi.'' Yüzünde buz gibi bir gülümseme yeşerdi ve gözlerinde ki ormanlarda gecenin ürkütücü sisi vardı koca dev'in. ''Tam da öyle olucak dostum oyunu kuracağız ve sen de bizim ilk piyonumuz olucaksın.''
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD