Tam bir hafta olmuştu Deren ve Alaz birlikteliği başlayalı. Deren’ in mutluluktan ayakları yere basmıyordu. Ağzı kulaklarında Leyla gibi geziyordu ortalıkta. Hergün Alaz uğruyordu restoranda. Her geldiğinde kenarlarda sıkıştırıp yanağından bir öpücük çalıyordu.
Sabah erkenden kalkıp duşa attı kendini Deren .
Ela gözlerini ortaya çıkaran hafif bir makyaj yaptı. Doğal rengindeki kestane renkli saçlarını dalgalandırdı. Altına bir cin ve üstüne ve yaka beyaz bir tişört geçirdi. Siyah sırt çantasına eşyalarını yerleştirip özel yapım parfümünü sıktı. Aynadan son kez kendine baktı. Aynadaki görüntüsünden oldukça memnundu. Odasından çıktığında hala herkes uyuyordu. Yavaş adımlarla ayakkabılıktaki beyaz sporunu alıp kapıda giyip kendini dışarı attı.
Sokakta salına salına yürüyüp durağa vardı . Otobüsü beklerken önünde bir araç durdu . İleriye gidip beklemeye devam etti. Araç geri geri gidip yanında durdu. Aracın camı açıldı ve kornaya basıldı. Tam eğilip saydıracakken Alaz ‘ı gördü.
“ Alaz” ağzı şaşkınlıktan o şeklini aldı.
“ Senin ne işin var burada, burayı nereden biliyorsun?”
O sırada otobüs geldi ve kornaya basmaya başladı.
“ Güzelim bin hadi “ deyip kapı kilidini açtı.
Deren kendini hemen arabaya atınca , Alaz vakit kaybetmeden arabasını çalıştırdı.
“Sevgilim kemerini takar mısın ?” Deren kemerini eli titreyerek taktı çünkü bu sürpriz karşısında çok heyecanlanmıştı.
“ Bu sürprizini neye borçluyuz acaba?”
“ Sevgilimi özledim “ dedikten sonra yandan bir bakış atıp göz kırptı ve tekrar yola baktı.
Deren utançtan kıpkırmızı oldu kafasını yola çevirdi. Restorantın tersi yöne gidince Deren şaşkınlıkla Alaz’ a baktı.
“ Alaz yanlış yöne girdin restoran geride kaldı?” Alaz yandan bakış atıp gülümsedi “ biliyorum. Bugün izinlisin tüm gün bizim.”
“ Ama nasıl olur Burak beyden izin almadım ki. Hem sen bana sormadan neden böyle bir şey yapıyorsun? Hakkımda neler düşünecekler ? ( Patrondan torpilli!)”
Alaz uzanıp Deren’in ellerini avuçlayıp parmaklarını birbirine kenetledi.
“Kimin ne dediği umrumda değil, senin de olmasın. Sevgilime bir gün izin veremeyeceksem gelir ben senle beraber çalışırım. Böyle öğle aralarında iki dakika görüşmek yetmiyor. Birbirimizi daha fazla tanımamız gerekiyor öyle değil mi? Yoksa seni çocuklarımın anası yapmaya nasıl ikna edeceğim?”
Deren şok olmuş şekilde “ haklısın “ diye ağzından kaçırdı. Dedikleri beynine ulaşınca utançtan kıpkırmızı kesildi. Alaz keyifli bir şekilde yola devam etti.
Aradan geçen bir saatin ardında denizin kenarında tek katlı bir evin önünde durdular.
Arabadan inen Alaz , Deren’in yanına doğru yürüdü “ beğendin mi güzelim?”
“Evet . Çok güzel , neresi burası?” Diye çok beğendiğini gizledi görgüsüz gözükmek istemedi.
Ellerini tutup eve doğru yürüttü. Cebinden anahtarı çıkarıp kapıyı açtı. Kendini kenara çekip sevdiğine yol verdi. “ Geç güzelim.”
İçeri adımladıkça yerdeki gül yaprakları, havada uçuşan balonlarla karşılaştı. Arkasını döndüğünde Alaz gözlerini açıp kapattı devam et der gibi.
Yanlarda cam vazolarda yüzen mumlar , evin ortasında özenle hazırlanmış bir masa vardı. Ortaya doğru geldiğinde gözleri mutluluktan parladı . Alaz sandalyeyi çekip oturmasını sağladı.
“Alaz, ben ne diyeceğimi bilemiyorum.”
“Bişey söylemen için daha erken. Önce yemeğimizi yiyelim mi?”
“ Olur, yiyelim.”
Yemekler yendikten sonra Alaz usulca yerinden kalkıp aile hatırası olan gramafona plak taktı. Arkasını dönüp Derenin ellerinden tutup ayağa kaldırdı. Siyah harelerini ela gözlüsünden çekmeden önünde diz çöktü. Ellerini ceketinin iç cebine atıp , yüzük kutusunu açtı “
“ Ey bu toprak attığım gönlüme yeniden baharları getiren yar,
Uyuyan ruhumu uyandıran yar,
Sensiz artık uyumak ve uyanmak istemiyorum.
Kokunu kokuma , bedenini bedenime, ruhunu ruhuma katmak istiyorum. Ben sensiz nefes almak istemiyorum. Nefesime nefes olup hayatıma ortak olur musun? Benimle evlenir misin ela gözlüm?”
Sözlerden sonra Deren’in heyecandan nutku tutuldu adeta. Kendine zor bela gelip cevap vermesi gerektiğini anlayınca kafasını sallayıp , eğilip Alaz’ ın yanına diz çöktü. Gözlerinin içine bakarak cevabını verdi.
“ Evet sevgilim seninle herşeye varım seni kocam olmanı, çocuklarımın babası olmanı isterim.” Birbirlerine gözyaşları içinde sarıldılar. Kendine ilk gelen Alaz, “ Aşkım yüzüğünü takalım mı?”
“ Takalım aşkım.” Dediğinde Alaz şaşkınlıkla baktı hemen kutuyu açıp yüzüğü taktı ve yüzük taktığı parmağını öptü.
Deren yüzüğünü incelemeye başladı ortasında damla kesimli yeşilin en güzel tonunda zümrüt bir taş ve etrafında pırlantalarla süslü yüzüğüne hayranlıkla baktı.
“Çok güzel, çok teşekkür ederim.”
“ Bu dansı bana lütfeder misin müstakbel eşim?”
“Tabiki.” Biten şarkıyı başa aldı tekrar.
Çalan şarkıyla bir eli elinde, diğeri belinde , bedenleri bir bütün olmuştu. Sevdiğinin gözlerine bakıp şarkıyı mırıldandı.
“ Bana ellerini ver
Hayat seni sevince güzel
Uğruna adadım ömrümü gel kaçma güzel.
Sana gönlümü verdim ey nazlı güzel”
Şarkı bitince birbirlerinin gözlerinde kenetlendiler. Yavaş yavaş birbirlerine daha da yakınlaştılar. Nefesleri birbirine deyip dudaklarında can buldular adeta. Öpüşmelerinde aşk , tutku, özlem ne ararsan vardı. Alaz , Deren’in alt dudağını ısırdı. Deren tutkuyla inledi. “ Ahh, Alaz”
İnlemeyle yumuşak öpüşmeleri daha sert bir hale geldi. Dilleri dans etmeye başladı. Deren Alaz’ ın dilini ısırınca Alaz hayvani bir inleme çıkardı. Elleri kalçalarına inip sıkmaya başladı. Nefesleri tükenince ayrıldı dudakları. Hala çok yakındılar .
“ Deren, durdur beni. Kendimi zor tutuyorum. “ konuşurken dudakları birbirine temas ediyordu.
“ İçim kıpır kıpır. İnan seni nasıl durduracağımı bende bilmiyorum. Durmanı istiyor muyum bilmiyorum.” Gözleri devam et der gibi bakıyordu.
Bunu anlayan Alaz tekrar yapıştı dudaklarına. Bir süre sonra ilk ayrılan Alaz oldu. Sertliğini Deren’e bastırınca ikisi birlikte inledi.
“ Ahhh!! Beni ne hale soktuğunu görüyor musun? Acil evlenmemiz gerekiyor. Yoksa elimden bir kaza çıkacak. “
“ Alaz’ım. Canım. Hemen evlenelim. “
Bunu duyan Alaz , ellerinin arasına yüzünü alıp alnından öptü Deren’i.
“ Senin o diline kurban olurum ben. Hemen evlenelim, hem de hemen …