Gamze’nin yüzüne baktığımda dünya bir anda sessizleşti. Muhtarın sesi arkadan uzaktan geliyordu ama hiçbir kelimesini duyamıyordum. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki, sanki göğsümün içinden çıkacak gibiydi. Ellerim titredi, ayaklarımın altındaki toprağı hissedemedim. Gamze’nin gözleri bana bakıyordu ama sanki içimden değil, geçmişimden bakıyordu. Bir adım geri attım. Sonra sesi zar zor buldum. “Gamze…” dedim sadece. O an Gamze’nin dudakları titredi. Bir şey diyecekmiş gibi oldu ama söylemedi. Gözleri doldu. Sonra aniden döndü, koşmaya başladı. Ne olduğunu anlayamadan arkasından koştum. “Gamze, dur!” dedim. “Kaçma artık, yeter!” Toprak yola bastıkça ayaklarımızdan ses çıkıyordu. Rüzgâr saçlarını savuruyordu. Onu yakaladığımda nefesim kesilmişti. Kolundan tuttum. “Gamze, dur artık!” ded

