Elimi tuttu ve beni kıyıya doğru çekti. Su, bedenimizden aşağıya, bırakılmış bir örtü gibi akıyordu. Ama onun sözlerinin sıcaklığı, onun vaatlerinin ağırlığı, tenime işlemişti, suyun serinliğinden çok daha derinlere. İkimiz hemen üstümüzü giyindik. O anda çalılar arasında bir gölge fark ettim. “Kadir…” dedim. Kadir kafasını çevirdi. Nehrin kenarındaki taşın üzerinden eğilip bana baktı. “Ne oldu?” “Bir ses duydum… Şurada, çalının orada,” dedim, elimle gösterdim. Kadir bir adım attı, sonra birkaç adım daha. Elini kalkan gibi yüzüne tutarak çalılığa doğru yaklaştı. Ben arkasında kalmıştım, nefesimi tutarak izledim. Kalbim, az önceki sessizliğin aksine hızlı atıyordu. Bir anda bir hışırtı daha duyuldu, sonra küçük bir gölge fırladı. Kadir bir an geriye çekildi, sonra gülümseyerek bana

