8

816 Words
Çıkış zili çaldığında sanırım ilk defa kendimi bundan rahatsız hissediyordum çünkü Murat'a çıkışta birlikte eve gitmek için söz vermiştim. Olanları zaten kızlara anlattığım için mecburen onlar bir şekilde beni kurtaracaktı. Yani umarım kurtarabilirlerdi. "Niye oturuyoruz anasını satayım. Lan biz zil çalmadan kalemini silgisini toplayıp kapının önünde bekleyen grup değil miydik?" dedi Özge bizi azarlarcasına. E kız haklıydı. Şu an sınıfta sadece dördümüz kalmıştık ve bu olay ilk defa gerçekleşiyordu. Şimdi herhangi bir öğretmenimiz burda olsa şapka çıkarırdı bize. Özellikle dersi son iki saat olan hocalar. "O grup bizdik de Murat muhtemelen beni bekliyordur dışarda." dedim nefesimi Kıvılcım gibi tutarak. Balon olup uçmak ve yatağıma kavuşmak istiyordum. "Dert ettiğin şeye bak kardeş ya." dedi Ezgi gülüp ayağa kalkarken. Bu gülüşü her yerden tanırdım. Bu gülüş: Bittiniz oğlım siz bakışıydı. "Özge, Ezgi ve İrem niçin var sanıyorsun sen?" Özge ve İrem de ayağa kalkınca onlara gururla baktım. "Ya sizi yerim pezevekler." dedim gözlerim dolu dolu. Çok tatlılardı ya. Ezgi sanki çok önemli bir görev yapacakmış gibi Gratis'ten yetmiş TL'ye aldığı ucuz ama mükemmel gözlüğünü taktı ve çantasını da koluna takıp bizi selamladı. "Ben Ezgi Holmes. Bu gizemi ben çözeceğim." dedi elini kalbine koyup ve ilk olarak o sınıftan çıktı. "Ben de Ezgi Holmes'in torunu Özge Holmes. Bu işi ben de çözeceğim." dedi ve bana hayali bir öpücük atıp o da çıktı sınıftan. "E ben de İrem Holmes oluyorum galiba." dedi İrem gülerek. "Ben de onlara gözcülük yaparım." dedi ve yanağımı öpüp o da çıkıp gitti. Arkalarından gururlu anne bakışlarıyla baktım ve burnumu sertçe çektim. Çeşme kapalıydı sanırım çünkü beynime su nakli olmamıştı. Sanırım biraz sınıfta beklemeliydim çünkü kızlar Murat'ı götürene kadar ona görünmemeliydim. Bizim sınıfın penceresi arka bahçeye baktığı için onları görmem imkansızdı. Ben de bunun için ön bahçeyi gören bir sınıfa gitmeye karar verdim. Bizim sınıfın karşısındaki sınıf yani 12/B gözüme çok cazip geldiği için oraya doğru yürümeye başladım. Sınıfın kapısı açık olduğu için birdenbire sınıfa girmem ve dört şaşkın gözle karşı karşıya gelmem bir oldu. Furkan, Fırat, Yağız ve Uğur. Dördü de hem birbirlerine hem de bana şaşkınlıkla bakarken ben de en az onlar kadar şaşkındım. "Sizin burda ne işiniz var?" dedim. Oysaki bu soruyu onların bana sorması gerekiyordu. Zaten fazla bekletmeden sormuşlardı da. "Burası bizim sınıf kusura bakma ya. Sınıfımızda oturmak için senden izin almamız gerekiyordu." dedi Fırat sinir bozucu bir gülümsemeyle. "Asıl senin burda ne işin var?" "Öncelikle sınıfınızda oturmanız için benden izin almanıza gerek yok." dedim ellerimi göğsümde birleştirip. "Küçük bir işim vardı onun için buraya geldim." dedim ve pencereye doğru yürümeye başladım. Rezil olduğumu belli etmemeliydim. Ben pencerenin önünde kızlara ve Murat'a bakarken Fırat da geldi ve arkamdan dışarı baktı. "Sevgilin mi?" dedi sırıtarak. "Hoş çocukmuş." "Seni ilgilendirmez." dedim. Onu şu an dövmek istiyordum. Ne diye beni utandırıyordu ki? "Öyle mi düşünüyorsun?" dedi kaşını kaldırıp. Uğur, Furkan ve Yağız da yanına geldiler. Çok güzel (!) Dört erkeğin arasında kalmıştım. "Öyle düşünüyorum." dedim ve gitmek için bir hamle yaptım. Furkan gitmem için geri çekildiğinde Fırat'ın sınıftan çıkmadan önce sesini duymuştum ama buna dönüp cevap vermek yerine takmayıp sınıftan çıktım. Allah seni kahretsin Murat. Hepsi senin yüzünden. "Bir daha düşün o zaman." ... Çiğ köfte: Naberr? Miray: Kötü.. Çiğ köfte: Neden? Ne oldu? Miray: Kötü:'( Çiğ köfte: O ne biçim kötü demek ya. Ne oldu? Çiğ köfte: Şu an o emojiyi ortaya çıkaran iki nokta, kesme işareti ve parantezden nefret ettim. Miray: Boşver ya. Saçma sapan şeyler oldu. Belki anlatırım bir ara. Çiğ köfte: Kızım söylesene merak ediyoruz burda. İlla yalvartacak mısın beni? Çiğ köfte: Niye moralin bozuk? Miray: Üstüme gelme. Boşver dedim. Çiğ köfte: Tamam ya neyse. Çiğ köfte: Evine çiğköfte göndereyim mi? Çiğ köfte: Yerken Çağır Çağır Gelsinler türküsünü dinle dbdnnskskskakakalla o zaman nasıl zevk alacaksın göreceksin. Çiğ köfte: Moralin de hemen düzelir. Miray: Yaw bi siktir git amk dhsjsjkskskskaka Miray: Başım ağrıyor biraz uyuyacağım. Çiğ köfte: Uyumana izin vermiyorum:) Miray: Senden izin isteyen mi var? Çiğ köfte: Yaw bi bozma moraline kurban olduğum. Çiğ köfte: Her şey senin için. Çiğ köfte: Moralim bozuk dedin ya benimki de bozuldu ve moralim sadece senin sayende düzelebilir. Miray: Ne istiyorsun benden? Çiğ köfte: Sadece benimle konuşmanı. Miray: Tamam hadi konuş ne konuşacaksan. Çiğ köfte: Ay birden kabul edince heyecanlandım amk gdbsjskakakakakkalakah Miray: Ha yani aklıma boş yapacak bir şey gelmedi diyorsun:) Çiğ köfte:  Çiğ köfte: Bu ben ve sen amk. Miray: Aynen amk dhnsjamakamkakkakshsh Çiğ köfte: Ama unutma çiğ köftem, Çiğ köfte:  Çiğ köfte: Hadi eyw:) Sondaki iyiydi kabul edin dhskaajjakakalakaal Yeni bölüm beklerken eğlenceli bir şey okumak isteyenler öbür kitaplarım Sevsene Beni ve Mavi Tik'i okuyabilirler. Şöyle romantik bir şeyler okumak istiyorum diyenler de Başkan'ı okuyabilirler( yalnız sinirden saçınızı başınızı yolabilirsiniz.) Yok ikisi de olmaz duygusal bir şeyler okumak istiyoruz diyenler de Tesadüf'ü okuyabilirler. Ama sonunda güleceksiniz ve kitap daha bitmediiii. Kitaplarımın reklamını da yaptığıma göre rahat rahat Anatomi dersine girebilirim bdhsjsjjskskskkakakakaksjbdbdjsjsjskskaka Son olarak SEVSENE BENİ 202 BİN okunmaya ulaştı. Çok teşekkürler okuyan herkese❤️ Sizi seviyorum. ~Fatma
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD