Fırtına

1306 Words
Gözüne giren güneş ışığıyla gözlerini açtı Mican.Üstüne örtülmüş battaniye gördü ve yanındaki notu gördü üzerinde siyah eğik harfler ile Murattan olduğunu yazıyordu "Günaydın uykucu doktor hanım.Uyandığında seni bahçede bekliyor olacağım.Güzel bir kahvaltı yapmak istersin diye düşündüm..." Bu not akşam yaşadığı olaydan sonra onu güldürebilmişti.Ayağa kalktı formasını düzeltti.Bu sırada gözü Giray'a takıldı.Uyuyordu hala,tabi sabaha kadar konuşmuşlardı,uyuması doğaldı ve o bir hastaydı.Aklına gelen saçma düşünceleri def edip odadan çıkacağı sırada Giray gözlerini aralayıp karşısında Mican'ı görünce şaşırdı.Bu kadar az uykuya nasıl dayanıyor diye düşünmeden edemedi. "Günaydın.Bugün izinliyim pansumanını yapıp hastaneden ayrılacağım.Murat hocayla kahvaltıya gideceğiz."Mırıltıyla konuşmaya başlayan Giray Mican'ın anlamamasına neden olmuştu. "Seni uyutmamak için o kadar soru soranda Murat'tı tabi!"Giray sinirlenmişti.Çünkü onu ayakta tutan,uyumamasını sağlayan oydu ve o da gelmiş güler yüzle Murat'la kahvaltıya gideceğiz diyordu.Sinirlenmemek için derin derin nefesler alırken aklına gelen şeyle dudakları yukarı kıvrıldı.Mican'ı süründürecekti bu yaptığı şeyden dolayı,akşam birbirlerine o kadar soru sormuşlardı ve vakit geçirmişlerdi.Şimdi sırıtarak,elini kolunu sallayıp çok sevgili(!) uzman doktor arkadaşının yanına gidemezdi. Tamam giderdi ama buna engel olan bir Giray elbette olurdu. "Efendim seni duyamadım."diye sordu.Mırıltıyla konuşması ve suratını başka bir yöne çevirmesi onun duymasını olanaksız kılmıştı. "Diyorum ki hani uyumuşuz ya umarım bir şey olmaz.Nede olsa hasar aldın."diye söylerken yaptığı plana adım adım ilerleyen Giray yavru ceylanı avlayacak aslan kadar dikkatli olmalıydı.Onun için tek sorun rol yapmaktı,onun içinde ilkokulda oynadığı tiyatro oyununda yaptığı gibi oyunculuk yeteneğini su üstüne çıkaracaktı. "Yok, zaten yaklaşık 5-6 saat uyumamam gerekirdi.Merak etme bir şey olmaz."Biraz sonra olacak şeylerden sonra 'asıl sen merak etme. Murat'la kahvaltıya gidemeyeceksin'demek istesede sustu.Olacaklardan genç subay sorumlu değildi,nede olsa onu bırakan Mican'dı ve başından ayrılmayacak olması,gülümsememeye çalışırken kendini zorladı.Yanına gelip üstündeki battaniyeyi ve hasta önlüğünü sıyırırken kedinin fareyle oynadığı gibi oynayacaktı Giray.Ama onun lûgatında oyunu kurallarına göre oynamak vardı ve gerilla taktiğini uygulayıp onun daha fazla yaralanmasını sağlayacaktı ama bu yaralanma fiziksel bir yaralanma değildi,karşısında bulunan güzel doktorun yaralandığını hayal etmişken kalbine hançerler vurulduğunu hissetti.Kendi kalbinin neden ağrıdığını düşündüğünde yaralanmış olduğundan dolayı kalbinin ağrımasına neden buldu.Oysaki kurşun karaciğerinden çıkarılmıştı,kalbinden değil.Ama karaciğerinden çıkarılan her kurşunda kalbine bir kurşun yerleştirmişti Mican,kendi elleriyle tek tekve bunu fark etmeden yapmıştı.Çıkarılan üç kurşun birer harfti oysaki.Birleştiklerinde "Aşk"kelimesi oluşuyordu.Fakat bundan ikisi de habersizdi. Bu hikayenin sonu gelecek miydi orası şüpheliydi işte. Eldivenleri giyip yaraya pansuman yaptı.Genç Doktor Murat'la kahvaltı yapacağı için sebepsiz mutluluk sarmıştı içini. Hoş o her zaman mutlu olurdu. "Ben..."dediği sırada Giray karnını tutarak sızlanmaya başladı.Tamda ben çıkıyorum diyecekti. Giray bunu tahmin etmişti ve hemen oyunculuğa başlamıştı. "Ahh"diye inlediğinde Mican'ın bu numarayı yutup yutmayacağını merak ediyordu. Etkili oynarsam anlamaz diye düşünüp karnını tutmaya başladı. "Ne oldu?" diye merakla sordu. Durup dururken ne olmuştu şimdi genç adama? "Karnıma keskin bir ağrı giriyor,Mican yardım et... Ahh"diye kafasında kurduğu replikleri oynamaya başladı. Gayet de etkili oynuyordu ki Mican anlamıyordu. "Tamam, sakin ol.Bir derin nefes al." Diyerek sakinleştirmeye çalıştı ama Giray etkili oynamak adına homurdanmaya başlamıştı. "Bir şey yapmayacak mısın?Canım yanıyor burada." Diye sızlandı. "Karnım ağrıyor diye gelen her hastaya kafama göre ilaç yapamam. Önce sakin ol." Diyerek konuştu. Apandisiti falan mı patladı diye düşünüyordu. Fakat elini tuttuğu yere göre apandisit orada olmazdı. Durup dururken ne olmuştu bu adama? "Yani ne yapacaksın?"diye sordu yalancı bir acı içinde kıvranırken. "Ağrıyı bana anlat."Ne saçmalıyordu bu kız ağrıyı nasıl anlatabilirdiki? Giray gerçekten acıdan ölse böyle mi yapacaktı? "Mican saçmalama ağrıyı nasıl anlatmamı beklersin.Of!" diye sızlanmaya devam etti. "Çocuk gibi sızlanmayı kes Üsteğmen." Diye sert sesi ile konuştu. "Saçma sapan sorular sormayı kes Doktor." Diye ona katılarak sert bir ifade ile konuştu. "Tamam, önce bir muayene edelim."Eline tekrar giydiği eldivenle muayeneye hazırlanırken Giray konuştu."Vebalı değilim.Altı üstü karnıma ağrı giriyor.Eldivenleri ziyan ediyorsun." Dediğinde acı içinde kıvransa da hala daha konuşmayı becerebiliyordu. "Bana işimi öğretme Üsteğmen." Dediğinde aslında eldiveni giymesi genç adamın faydasınaydı ama bu onu pek umursamıyordu ve bunun bir ziyan olduğunu düşünüyordu. Giray'ın karnını açtı ve yavaşça bastırdı farklı yerlerine bastırırken adamın tepki vermesini bekledi. "Biraz yavaş zaten karnım ağrıyor." Diye sızlandı. Sabah sabah fazla çekilmez olmuştu bu adam. "Ne kadar mızmızsın.Askeriyede seni el bebek gül bebek mi yetiştirdiler?" oradaki eğitim fazlasıyla ciddi olurdu acıya ve her türlü olanağa hazır olurlardı, bu Üsteğmen oraları es mi geçmişti yoksa diye düşündü. "Ah keşke.Nerede o günler?" diye bir yandan gülümsemeye çalışıp diğer yandan da yerinde olmayan acıdan dolayı kıpırdanıyordu. "Bir kaç test yapalım bakalım neyin varmış?Durup dururken karnının ağrıması hayra alamet değil." "Bencede."Giray bozuntuya vermeden ciddi ifadesini bozmadı. Kolundan hemen kan aldı. Kanı tüplere boşalttı. Aldığı kanı laboratuvara götürdü.Diğer hastalarının dosya işleriyle ilgilendi sonuçlar çıkana kadar.Danışmaya gidip sonuçların çıkıp çıkmadığını sordu. "Giray Atahanlı'nın kan testi sonuçları çıktı mı?"Kız önündeki bilgisayara bir şeyler yazdı. "Evet çıkmış.Buyurun." Diyerek yazıcıdan çıkan kağıtları genç kızın eline verdi. "Teşekkürler." Diyerek ayrıldı. Giray'ın odasına doğru yürürken sonuçlara göz attı.Aslında bir problem yoktu yani en azından yok gözüküyordu ama hasta karnım ağrıyor diyorsa inanmaktan başka şanslarıda olmuyordu.Odaya gireceği sırada kapının açık olduğunu ve içeride bir şeyler konuşulduğunu fark etti. Hareket etmeden hemen önce durup dinlemeye başladı her ne kadar yanlış olsa da. "Giray az oyuncu değilsin.Demek kızı kandırdın karnın ağrıyor diye.Yazık oradan oraya koşturuyordur."Acaba benden mi bahsediyorlar diye düşünmeden edemedi. Fakat başka biri de olamazdı. Bu ben olmalıyım derken biraz daha dinlemeliyim diyerek sessiz olmaya çalıştı. Elindeki kağıtları rulo yapıp doktor önlüğüne yerleştirdi. "Tabi oğlum. Sabah uyanmış Murat hocasıyla kahvaltı yapacakmış,burada hasta olan bakıma muhtaç olan benim Murat'a ne oluyor?Ben o kadar uyanık tuttum onu." Diye konuştuğunda gözlerini kıstı. O asker ne yapmıştı? Hepsi numara mıydı? O anda kan beynine sıçradı. Ben sana yapacağımı bilirim diyerek dinlemeye devam etti. "Acaba nasıl uyanık tuttun Fırtına Üsteğmen Giray Atahanlı?" diye büyük bir ima ile sordu. "Saçma sapan konuşma Savaş.Buradan alaya kadar koşmak istemiyorsan kes sesini." Diye sert sesi ile uyardı Savaş'ı "Anlaşıldı komutanım." Diyerek ciddiyetini takındı Savaş. Madem beni oyuna getirdin Üsteğmen bu sefer benden kork diye düşünerek odadan sessizce çıktı.Depoya giderek göz korkutucu ameliyat aletleri alarak Giray'ın odasının yolunu tuttu.Kapıdan girdiğinde askeri kamuflajlı sarışın yeşil gözlü bir genç adam daha gördü.Terbiyesiz konuşan bu olmalıydı diye düşündü.Mican odaya girdiğinden dolayı Giray'ın sahte kıvranışlarıda başlamıştı. "Merhaba Mican ben.Üsteğmenin doktoruyum." Diyerek gülümseyerek kendini tanıttı. "Bu da alt devrem Teğmen Savaş." Dedi her ne kadar yalandan acıdan kıvranıyor olsa da. Giray'ın tanıştırmasından sonra kısaca el sıkışıp ayrıldılar. "Evet, sonuçlar geldi Üsteğmen.Maalesef durum ciddi." Diyerek hızlı bir şekilde konuştu. Suratı beyazlaşan iki asker görünce kahkaha atmamak için zor tuttu kendini Mican. "Na... Nasıl ciddi?" diyerek korkudan titretti genç adamı. Sağlık önemli bir konu idi ne de olsa. "Karaciğerde pıhtı oluşmuş.Eğer bu pıhtı kalbe yada beyne giderse ölebilirsin.Bu yüzden ameliyat olacaksın hemde şimdi.Çok şanslısın ikinci ameliyatım,yanımda hiçbir doktor olmayacak.Ayrıca bir kötü haberim var.Maalesef ki anestezik maddemiz bitmiş bu yüzden lokal anestezi uygulanacak.Yani herhangi bir ilaç uygulanmayacak.Biraz canın yanabilir." Diye dalgaya vurarak konuştu genç doktor. Saçma sapan cümleleri art arda devam ettirdi. "Mican aslında biliyor musun?Karnımın ağrısı geçmeye başladı." Dediğinde kahkahayı basmamak için kendini zor tuttu. Dudaklarını birbirine bastırarak gülmedi. Eldivenleri giyen Mican eline neşteri aldı. "O zaman daha çabuk olmalıyım.Beyne pıhtı gidebilir." Diye uydurdu. Allah aşkına böyle bir ortamda nasıl ameliyat yapılsın ki diye düşündü. "Mican..." diye sızlandı korkudan. "Üsteğmen bu genç yaşında ölmek istemiyorsun değil mi?Beni oyalama." Diyerek aletleri paketten çıkarmaya başladı. "Ya Mican..." "Savaş Teğmen sizde ellerini tutun." Diyerek alt devresi olan subaya döndü. "Ya tamam Mican valla bak karnım falan ağrımıyordu,yalan yaptım.Gerçekten.O Murat denilen beyinsizle gitmeni hazmedemedim. Oldu mu?" diye öfke ile soluyarak art arda sıraladı kelimelerini. İtiraf ettiğine göre ellerini arkada bağlayıp konuşmaya başladı doktor. "Eee artık itiraf ettiğine göre asıl gerçeklere gelelim.Karaciğerinde pıhtı falan yok. Bu korku sana yetmiştir. Ayrıca şunu unutma hiçbir hastanenin anestezik maddesi bitmez. Burası bakkal değil." Deyip odadan malzemeleri alırken arkadan gelen Savaş'ın sesiyle gülümseyerek odadan çıktı. "Dostum kız dişli çıktı,sert duvara tosladın." Dediğinde Giray'ın öfkesini buradan bile hissedebiliyordu. "Sus Savaş.Ayrıca komutanım diyeceksin öğrenemedin mi?" diye bağırdı. Sinirden gözü dönen Giray'ın yanında olan Savaş ayaklarını yatağın ucuna uzatmış üniformasını düzelterek konuşmaya başladı. Ellerini de başının altında bağladı. "Komutanım kız dişli çıktı,sert duvara tosladın." Dediğinde Giray kızın çıkmış olduğu kapıdan bakarken mırıldandı. "Benim lakabım fırtına,hangi fırtınaya sert duvar dayanabilir ki?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD