KİB - Yirmi Üçüncü Bölüm

1921 Words
İyi okumalar. :) "Pekala," dedi Esma heyecanla. Elini öne uzatıp kahve rengindeki şişeyi avucuna hapsetti. "Önce ben başlıyorum." Kim bu oyuna karar vermişti hatırlamıyorum. Masanın etrafında çember oluşturarak oturmuş, dönen şişeyi izliyorduk. Şişenin ucu Betül'de, arka kısmı da Ege'de durmuştu. Ege arkasına yaslandı. "Hangimiz itiraf ediyoruz şimdi?" "Şişenin ucu Betül'de olduğuna göre o itiraf edecek sen de soru soracaksın... Hemen unuttun mu oyunu?" diye payladı Esma onu. Ardından ellerini çırptı. "Yalan söyleyen tek başına yaşlansın!" Ege sinsice ellerini birbirine sürttü. İfadesi, soracağı sorunun pek de masum olmadığını belli eden cinstendi. "İlk defa, kaç yaşında biriyle birlikte oldun?" Yüzüm kızardı. Kızlar ise Ege'nin sorduğu soruyu cesurca bulmuş olmalılar ki birbirlerine bakıp gülüştüler. Soru beni acayip rahatsız etmişti. Gözlerimi dikip Ege'ye baktığımda, kaygısızca gözlerini Betül'e dikmiş cevabını bekliyordu. Hareketleri oldukça rahattı. "Beş saniye de cevap vermezsen shot atacaksın!" diye hatırlattı Ezgi ona. Cevaplamazsa da üç shot arka arkaya içecekti. "15 galiba," dedi Betül omuz silkerek. "Pek hatırlamıyorum." Betül şişeyi döndürdüğünde sıra Ege ve Ezgi'deydi. "İlk öptüğün kişi?" diye sordu Ezgi. Sorusu, önceki soruya göre oldukça masum gelmişti. Ege sırıttı. "Esma." Birkaç saniyelik sessizlik çöktü masaya. Esma kollarını birbirine dolamış ve bakışlarını masaya düşürmüştü. Arın ise önündeki içkiden büyük yudumlar aldı. "Dur..." dedi şokla gülümseyen Betül. "Hangi Esma?" Ege omuz silkti. "Kaç tane Esma tanıyorsun?" Böyle rahatça cevaplıyor olması sinirimi bozdu, hiç değilse Arın için shot falan atamaz mıydı? Düşüncesiz miydi, yoksa salak mıydı anlamıyordum. Ezgi, Betül'ün kulağına eğildi ve fısıldadı. "Eski sevgililerdi." Olay daha fazla ilginçleşebilir miydi? Ege'ye baktım ve o an emin oldum. Bilerek yapıyordu. Arın bu duruma sinirlenmiyor muydu? Kim olsa sinirlenirdi, ben bile öfkeyle dolmuştum. Bu çocuk neden bir türlü öfkesini göstermiyordu? Şişe tekrar tekrar döndü. Bir ara Ezgi'de, sonra tekrar Betül'de durduktan sonra Esma'ya döndü. Klasik sorulardı, hiç hocana asıldın mı? İlk ne zaman öpüştün? İlk aşkın kimdi? vs vs. Şişe tekrar döndü, döndü... Ve bu sefer Ege ve benim aramda durdu. Gülümsedim. Ben soracaktım. Ege'nin bakışları önce şişede, sonra üzerimde gezindi ve rahatça arkasına yaslandı. Sorumdan korkmadığını ve beni küçümsediğini açıkça gösteriyordu. Masada hafifçe öne eğilip, yanağımı elime yasladım ve ona tatlı bir tebessüm ettim. "Soruyorum..." dedim gözlerimi üzerine dikip. "Hiç, en yakın arkadaşını aldattın mı?" Soruyu algılaması iki, dumura uğraması bir saniye sürmüştü. Esma ve onun arasındaki ilişkiyi bilip bilmememi, sırf kanıtım yok diye önemsemiyordu. Herkesin içinde bu konuyu dillendirmeme ise cesaretimin olmadığını düşünmüş, görmezden geleceğimi sanmış olmalıydı. Aslında görmezden gelmeliydim. Normalde olsa bunu yapardım ama hemen yanımda oturan aptal çocuğun sessizliği sinirimi bozuyor ve içimi onu savunma isteğiyle dolduruyordu. Arın ayağıma hafifçe vurmuştu. Ona döndüğümde kaşlarını çattığını gördüm. Bunu yapmamı istemiyordu. "Neden bunu soruyorsun?" dedi hafifçe gülerek. Gülüşünün tedirginliğini hissedebiliyordum. "Soru sorudur Egemen." dedi Ezgi. "Oyun oynuyoruz sonuçta, hadi ver cevabı. Beş saniyen doldu." Ege shot bardaklarından birini alıp kafasına diktiğinde Esma kaşlarını çattı. Soruyu cevapsız bırakacağını düşünmüş olmalıydı. Ama Ege bir bardaktan sonra durdu ve gözlerini bana dikti. "Hayır." dedi kesin bir dille. "Hiçbir zaman en yakın arkadaşımı aldatmadım." Her kelimenin üstüne vurgu yapmış, sesi bile titrememişti. Kesinlikle iyi bir yalancıydı. Arın gözlerini devirdi ve başını aşağı çevirip güldü. Sonraki oyunlarda şişe bana gelmedi, diğerleri arasında dönüp durdu, en sonunda ise Arın'da durdu. Karşı karşıya oldukları için arka tarafı Ege'ye gelmişti. Ege sırıttı. Ona pislik bir şey soracaktı kesin. Ama beni şaşırtarak Arın'a, "Esma'yı seviyor musun?" diye sordu birden. Elbette seviyordu salak, yoksa uluorta fingirdeşmenize neden göz yumsun? Arın bir an duraksadı ve gözleri Esma'da durdu. Esma'nın yüz ifadesi cevabın olumlu olduğundan emindi. Gülümseyerek Arın'a baktı ve uzanıp elini tuttu sımsıkı. Bu tabloda beni rahatsız eden çok detay vardı. Ama televizyonun içine girip senaryoyu değiştiremediğim gibi, önümde oynanan bu sahneye de bir etkim yoktu. Sadece dışarıdan bir göz olarak izleyip, hoşuma gitmemekle kalacaktım. Suyumu yudumlarken içimden 5 saniyeyi sayıyordum. ....4, 5, 6, 7... Zaman çoktan dolmuş, masaya rahatsız edici bir sessizliğin ağırlığı çökmüştü. "5 saniye doldu sevgilim, cevapla istersen." Esma'nın sesi telaşlıydı. Arın'ın yüz ifadesi ise değişmiyordu. Bir süre sonra beklemediğim bir şey yaparak elini yavaşça Esma'nın elinden kurtardı ve üç shot bardağını önüne çekerek, üçünü de tek seferde içti Arın. Masaya elle tutulur, gergin bir hava çöktü. Arın'ın hareketi... Beni memnun etti. Son sorudan sonra oyun ilerlememiş ve bitirmeye karar verilmişti. Buna memnundum, sonunda defolup gidebilirdim. Kızlar kendi aralarında konuşurken, Ege telefonuyla uğraşıyordu. Esma'nın suçlayıcı bakışları Arın'ın üstünde toplanmış, Arın ise onu umursamadan içkisini yudumluyordu. Bu akşam çok fazla içtiğini fark ettim. İnsanların işine bulaşmayı gerçekten sevmiyordum ama bu akşam kendimi hiç adetim olmayan şeyler yaparken buluyordum. Arın'ın shot bardaklarını ardı ardına devirmesine daha fazla seyirci kalamayarak ona doğru eğildim. "Yavaş iç, kurtlar sofrasındasın. Sarhoş olursan kaparlar seni bak." Hafifçe güldü ve o da benim gibi fısıldayarak, "O kurtlardan biri de sen misin?" diye sordu. Dudağının kenarında duran hafif kıvrım onu daha canlı ve sevecen gösteriyordu. Güldüm. "En büyük kurt benim." Güldü. Bu kadar çok güldüğüne göre kesinlikle sarhoş olmuştu. "O zaman ben neyim?" diye sordu safça. "Kuzusun!" dedim. Kaşlarını çattı. "Özgür!" Esma'nın aniden yüksek çıkan sesiyle ona döndüm. Kollarını birbirine bağlamış, tepesi atmış görünüyordu. "Benimle lavaboya gelir misin?" diye sordu gülümsemeye çalışarak. "Neden?" "Yalnız gidemem çünkü." "Kızlarla neden gitmiyorsun?" "Onlar sohbet ediyorlar, sen gel hadi!" dedi ayaklanarak. Niyetini çok iyi anlıyordum. Siniri bozuktu ve birine bağırıp çağırarak haddini bildirmesi gerekiyordu. Büyük ihtimalle lavaboda beni sıkıştıracak ve erkeğinden uzak durmamı emredecekti. Ona tatlıca gülümsedim ve ayaklandım. "Geliyorum." Dans eden bir kaç kişinin yanından geçtikten sonra lavaboya girdik. Bizim dışımızda üç kız daha vardı. Aynanın karşısına geçerek elimle saçlarımı düzelttim. Esma da arkamda çaktırmadan o üç kişinin çıkmasını bekliyordu. Fazla zaman geçmeden gittiklerinde Esma ajan gibi davranıp kabinleri tek tek kontrol etti ve boş olduklarından emin olduktan sonra arkamda bitti. Ben ne mi yapıyordum? Hala aynanın karşısında saçlarımı düzeltiyordum. "Bana bak!" dedi hafif titreyen, öfkeli sesiyle. Aynanın yansımasından onunla göz göze geldim. "Bakıyorum." "Arkanı dön öyle bak." dedi sabırsız sesiyle. Saçlarımı son kez düzeltip ona döndüğümde bana kalkan elini son anda tutmuştum. Eğer erken fark etmeseydim bana tokat atacaktı. Güldüm. "Çok sinirlendim şu an." Elini ittirdiğimde bir kaç adım gerilemişti. "Konuş." dedim sakince olmaya çalışarak. "Arın'la aranızda ne var?" Nefesi alkol kokuyordu, bu durum taşkın hareketlerini bir nebze açıklıyordu. "Bunu neden sana açıklamak zorundayım?" diye sordum kenardaki peteğe oturarak. Üzerime yürüdü. "Ben onun nişanlısıyım!" Manikür yapılmış tırnaklarıma baktım, güzel görünüyor ve ışıkta parlıyorlardı. "Bildiğim kadarıyla nişanınız iptal olmuştu?" diye sordum ifadesiz bir yüzle. "Hem kulaklarım yanılmadıysa eğer, biraz önce seni sevmediğini de söylemişti." Sesi yükseldi. "Öyle bir şey söylemedi!" "Doğru!" dedim gülerek. "Soruya cevap vermeye utandı o zaman?" Göz kırptığımda daha da çıldırdı. "Yakında nişanlanacağız diyorum, erkeğimden uzak dur!" Hafifçe güldüm ve başımı yana yatırdım. "Hangisinden?" Bunu söylememi beklemiyor olsa gerek dili tutuldu bir an. "N- ne diyorsun?" "Ege'yle ilişkini biliyorum diyorum." "Nasıl?" diye sordu şokla. Ayık olsaydı biraz daha itiraz edebilirdi belki ama sarhoş hali ona yardımcı olmuyor, zihninde ne varsa diline döküyordu. Yaslandığım petekten doğruldum. "Onunla ilişkin varken, bu rolleri kesmen midemi bulandırdı... Kim bilir Arın nasıl hissediyordur?" Bileğimden tuttu. "Arın biliyor mu?" diye sordu çaresiz bir sesle. Dudağımı ısırdım. Harika, Arın beni kesin öldürecekti. Neyse ki anlaşma parasını önceden ödemişti. Sessizliğim onu daha da çaresizliğe sürükledi ve ellerini başının arasına aldı. Bir süre bomboş gözlerle yeri izledikten sonra koşarak lavabodan çıktı. Bundan sonrasını pek de merak etmiyordum. Saçlarımı karıştırarak tuvalet kabinine girdim. Bir süre sonra içeriye başkalarının girdiğini, gelen ayak seslerinden anlamıştım. "Esma'yı gördün mü? Bize haber bile vermeden koşarak çıktı." dedi Betül'ün tanıdık sesi. "Arkasından mı gitseydik?" diye sordu Ezgi de. "Gerçi Egemen uçarak takip etti onu." Suyun açılma sesi geldi. "Esma, Arın gibi bir cevhere sahip olduğunun farkında değil." dedi Betül. "Egemen'e de iş atıyor, fark ettin değil mi?" Ezgi'nin güldüğünü duydum. "Aklınca ikisini birden elde etmek istiyor işte, aç gözlü." "Arın da bir terslik var ama, geldiğinden beri Esma'nın yüzüne bile bakmadı." "Sonunda anlamıştır nasıl biriyle birlikte olduğunu." "Bu arada, o kız nerede?" "Gitmiştir herhalde." Sessizce iç çektim ve tuvalet kabininde, onların lavabodan çıkmasını bekledim. Neyse ki bir süre sonra su sesi kesilmiş ve uzaklaşan ayak sesleri duyulmuştu. Dışarı çıktım ve musluğu açarak ellerimi yıkadım. Toksik ilişkiler midemi bulandırıyordu. Bir süre peteğin üstüne oturdum ve kafamı duvara yaslayarak bekledim. Uzun bir sürenin geçtiğine kanaat getirdiğimde lavabodan çıkmıştım. Herkes gitmiş olmalıydı. Sonunda çantamı alıp buradan defolup gidebilir ve bu tatsız günü noktalayabilirdim. Hiç içki içmemiş olmama rağmen bir şekilde sarhoş olmuş olmalıydım. Esma'ya, Arın'a anlatırım diyerek şantaj bile yapamamıştım. Saftı zaten, iyi para koparırdım. Bu fırsatı kaçırdığıma inanamıyordum. İçim içimi yiyerek masaya vardığımda Arın'ı tek başına içki yudumlarken buldum. "Sen hala gitmedin mi?" diye sordum şaşkın bir sesle. "Hayır," dedi bardağını bırakıp geriye yaslanarak. "Seni bekledim." "Neden?" "Sarhoş olmuşsundur diye, seni eve bırakacağım." Güldüm. "Sen sarhoş olmuş olmayasın?" Başını geriye attı ve gözlerini açık tutmaya çalışarak bana baktı. "Hayır, değilim." Gerçekten de öyle olduğunu düşünüyordu. Gülerek yanına oturdum. "Ya gitmiş olsaydım?" Eliyle masayı işaret etti. "Çantan buradaydı." Tuhaftı. Biraz önce hissettiğim stres, öfke ve gerginlik bir anda silinmiş, toz bulutu gibi dağılmıştı üzerimden. "Kahve içelim mi?" diye sordum. Onu burada tek başına bırakıp gidemezdim, en azından biraz ayılması gerekiyordu. "Sen ödeyeceksin ama?" Başını salladı. "Sana ödetmem zaten." dedi bilmiş bir sesle. Garsondan iki kahve istedim ve onun gibi geriye yaslandım ben de. Başımı deri koltuğun başlığına bırakırken, tavandaki kabartmaları izledim. "Neden öfkeni onlara göstermiyorsun?" diye sordum bir süre sonra. "Seni aldatıyorlar ama kalkıp da iki kelime bile söylemiyorsun!" Beni tersleyeceğini düşünmüştüm ama birden, "Çünkü bu benim suçum." dedi. Başımı ona çevirdiğimde, o da benim gibi tavandaki kabartmaları izliyordu. "Şu an bu saçma halde olmamız..." "Nasıl senin suçun oluyormuş?" diye sordum kızarcasına. "Aldatılan sensin burada." "Esma'yı seviyordum." dedi. Kafasını çevirip göz ucuyla bana baktı. "Ama yurt dışına gittim, onu arkamda bıraktım. Döndüğümde her şeyin aynı olmasını bekleyemezdim sonuçta." Garson kahveleri bırakıp gitti. "Suçlu falan değilsin!" dedim kaşlarımı çatıp. "Esma artık sevmiyorsa, beklememişse, sana söylemesi gerekirdi! O şu an ikili oynuyor, kendine gel!" Güldü ve yerinde doğruldu. "Yurt dışındayken, ikisinin bir ilişkisi olduğunu öğrendim. Acı vericiydi... Ama kabullendim." Kahvemden bir yudum aldım. "Peki ne oldu da sonra bir araya geldiniz?" O da kahvesinden içti. İçmeseydi daha iyiydi aslında, ayık kafayla bunları anlatacağını sanmıyordum. "Ben döndüğümde kavgalılarmış, sonradan öğrenmiştim. Esma benimle birlikte olmak istediğini söyledi. Egemen ise çoktan bitirmişti." İç çekti. "Seviyordum ve o an başka şeyler umrumda olmadı, bir ilişkiye başladık ve evlenmeyi bile düşündük." "Vay be," diye mırıldandım. "Kız pinpon topu gibi bir sana bir ona gidip gelmiş." Kahvesini yarılamıştı. "İlişkilerini öğreneli fazla olmadı... Bana söylemelerini bekledim, eğer birbirlerini seviyorlarsa gerçekten aradan çekilecektim. Ama onlar..." "Ama onlar seni aptal yerine koymayı seçtiler!" "Haklısın..." "Adnan Ziyagil yaptılar seni!" Bakışları yere düştü. "Bir boynuz takmadıkları kaldı!" Kahvesini yudumladı. "Sana her baktığımda boynuz görüyordum onların yüzünden!" Kaşlarını çattı. "Abartmasan mı?" Güldüm. Sonra o da güldü. "Bundan sonra ne yapacaksın?" diye sordum. İç çekti. "Bilmiyorum..." "Bu arada..." dedim suçlu suçlu kahvemi yudumlarken. Hazır sarhoşken aradan çıkarsam iyi olacaktı. "İlişkilerini öğrendiğini Esma'ya söylemiş olabilirim." Gözleri irileşti. "Ne?" "Ağzımdan kaçırdım gerçekten." Hala bunun vicdan azabını çekiyordum zaten, koparamadığım paralar içimde kalmıştı. Güldü. "Şantaj yaparsın diye bekliyordum." İrkildim. Beni gerçekten de tanıyordu. "Kızmadın mı?" diye sorduğumda başını olumsuzca salladı. "Teşekkür ederim... Ona söylediğin için." Kaşlarımı çattım. "Neden?" "Çünkü bana kalsa, asla bildiğimi söyleyemeyecektim. Onlar da beni kandırmaya devam edeceklerdi." Geriye yaslandı. "Bir şeylerin netleşmesi iyi oldu." Kahvesi bitmişti ve sarhoş hali oldukça azalmış görünüyordu. "İyi misin?" diye sordum. Kafasını tavana kaldırdı. "Rahatlamış hissediyorum." "Onu değil, ayıldıysan eve gideceğim artık." dedim gülerek. O da güldü. Güldüğüne göre kesin hala sarhoştu. "Yine de böyle davranma." dedim ciddiyetle. Yakalarından tuttum ve onu sarstım. "Kendini kimseye ezdirme!" Yakalarını ellerimden kurtardı. "Kendimi kimseye ezdirmiyorum." dedi şaşkınca. "Aferim." dedim elimi başına götürüp saçlarını okşayarak. Çocuk gibi görünüyordu. Şaşkın şaşkın yüzüme baktı. Nedense bu kişiye karşı içimde, o zamanlar farkında olmadığım bir şefkat duygusu uyanıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD