Rüyadan ayrılır - ayrılmaz derin nefesler almaya başladım. Gerçekten bana çok büyük bir iyilik yapmıştı.
Ona hayatım boyunca minnetdardim!
Ama...neden baştan söylemedi her şeyi? Benim kim olduğumu biliyordu! Beni tanıyordu ve ben tahminlerimde yanılmamıştım. Sorularımın cevapları ondaydı.
Gün ışıkları camdan odama süzülüyordu. Demek her sabah erken kalkmamın sebepi güneşin çıkmasıydı. Güneşi ben çıkarıyordum! Hala inanamıyorum, mucize gibi!
Yatağımdan kalkıp her sabah yaptığım gibi güneşin çıkmasını izlemeye başladım. Bu gün ilk işim Damieni bulup onunla konuşmak olacaktı. Ve bu durum beni istemsizce heyecanlandırıyordu.
Bir de Damien'dan almam gereken intikam vardi ki, o artik teşekküre dönüştü.
Bazı sorularımın cevabını bulurken,başka sorular yaranmaya başlamıştı. Ailem benim kim olduğumu biliyor ola bilir miydi? Ve ya bilseler ne yaparlardi? Acaba bu genetik miydi? Onların da güçleri ola bilir miydi? Eger genetik değilse neden ben?
Bir anda gözlerim irileşirken aklıma gelen soruyla donup kaldım: Ya onlarin kızı değilsem?!
Saçmalama Elianora! Çok fazla film izliyorum!
Aklımdaki bu ihtimali artık hiç bir zaman yok edemeyecektim ama düşünmemekte kararlıydım.
Düşüncelerimle geçen 1 saatin ardından lavaboya giderek duş aldım. Omzum hala sizliyordu. Neden bu kadar sızlıyor ki? Aynanın karşısına geçip arkamı döndüm.
Aman Tanrım! Bu da neydi böyle? Omzumda küçük bir kelebek resmi vardı. Dövme yaptırdığımı hatırlamıyorum ama bu resme başka ne ad vere bilirdim bilmiyorum.
Ben Elianora Watson, her gün yeni şeyler öğrenerek şaşırmaya devam ediyorum!
Yarım saat boyunca öylece durup dövme gibi olan kelebeğe baktım. Hiç bir cevap bulamiyorken lavabodan çıkıp üstümü giydim. Bu gün cumartesiydi, yani okul yoktu ama ben buna bile sevinemiyordum.
Mutfağa gidip sofraya oturdum. Annemle derslerim Hakkında kısa bir konusma yapmıştık sonra da kalkıp dışarıya çıkmıştım. Hedefim Damieni bulmaktı ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. Okul da olmadigi için işim fazlasıyla zordu.
Şişirdiğim yanağımı boşaltırken Nick'in arabası tam önümde durdu. Alice'le birlikte arabadan inerken onlara her şeyi anlatmaya karar verdim. Onlar benim en iyi arkadaşlarımdı.
İçimde tutarak her geçen saniye daha kötü oluyordum. En iyisi söylemek ve rahatlamaktı. Hem belki bana fikir verirlerdi.
***
Geçen seferki kafede oturmuştuk. Onlara her şeyi anlatmıştım. Bir ara şaka yapıyorum zannettiler ama kar yağdırmaya başlayınca ikiside donup kaldı.
A:"Ben ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu hem harika hem de korkunç."
N:"Bu yüzden mi bu kadar düşünceliydin?" Kafamı sallayarak cevap verdim. Alice'in aksine Nick daha sakin karşılamıştı söylediklerimi.
"Ne olur bana bir fikir verin. Ne yapmalıyım?"
N:"Damieni bul ona her şeyi sor. Ayrıca dövme meselesini de rüya kraliçesine sor. Başka bir şey gelmiyor aklıma mia bella. Benim de kafam karıştı." Tabi 1 saat boyunca nereden girip nereden çıkmıştım.
Alice bir yere gözlerini dikmiş sessizce düşünürken Nick ona seslendi:
"Ne düşünüyorsun? Daldın gitdin."
A:"Elianora, Edward rüyada seni hissetdiğini söylemiş öyle mi?"
"Evet."
A:"Bu durumda onun da güçleri var ve belkide senin hakkında her şeyi biliyor. " Ben böyle bir ayrıntıyı nasıl kaçırdım?!
"Doğru söylüyorsun Alice. Hemen araya bilir misin onu? Buraya gelsin."
A:"Tabii ki." diyerek telefonuna uzandı.
Heyecanlanmaya başlamıştım. Edward sorularıma cevap verirse dünyalar benim olurdu. Beni çok büyük bir çukurdan çıkarmış olurdu.
A:"Ulaşılmıyor." dediğinde yüzüm düşmüştü. "Ama ben ev adresini biliyorum. Hadi hemen gidelim."
"Sen harikasin Alice!" diyerek ona sarıldım. "Ama...ben yalnız gitsem iyi olacak." dedim. Edwardi çokta iyi tanımıyordum, belki de kötü birisiydi ve ya tehlikeli. Arkadaşlarımı tehlikeye atamazdım.
N:"Ne saçmalıyorsun Elianora?! Tabii ki bizde geleceğiz."
"Hayir Nick,lütfen. Sizi tehlikeye atamam, gelmenizi istemiyorum."
N:"Hayir! Geliyoruz. Ya sana bir şey olursa?"
A:"Aynen."
"Bir şey olmaz. Hem bir şey olursa ben yağmur yağdırırım sizde anlarsınız." Nick yine itiraz edecekken "Lütfen" dedim.
Başını salladıktan sonra ikisine de sarılıp, Alice'den adresi alıp taksiye bindim.
N:"Dikkat et mia bella."
"Tamam." dedim gülümseyerek.
Evin önüne gelip durdum. Derin bir nefes aldıktan sonra kapıyı çaldim. Ayak sesleri gelirken yine heyecanlanmaya başlamıştım. Kapi 5 saniye sonra açıldı ve karşımda Edward belirdi.
"Elianora?" Şaşırmıştı.
"Merhaba Edward. Nasılsın?"
"İyiyim, sen nasılsın da? Bir şey mi oldu?"
"Evet. İçeri geçe bilir miyim?" dedikten sonra kenara çekilip "Tabii" dedi.
Ona kısaca özet geçerken şaşkınlıkla beni dinliyordu.
"Çok üzgünüm Elianora ama ben hiç bir şey bilmiyorum. Evet güçlerim var ama bu her şeyi bildiğim anlamına gelmez. "
"Sana nasıl inana bilirim ki?"
"Yemin ederim. Gerçekten hiç bir şey bilmiyorum. " Doğru söylüyora benziyordu. İnsanlar yalan söylediğinde çoğu zaman anlaya bilen biriydim ve karşımdaki adam doğru söylüyordu.
Evi bir az inceledikten sonra "Evde yalnız mı yaşıyorsun?" diye sordum.
"Hayır, Damien'la." dedikten sonra yanlış bir şey söylermişcesine dudağını ısırdı.
"Damien evde mi?"
"Hayır. Çıktı."
"Tamam o zaman, biz de bekleriz." diyip koltukta iyice yayılıp oturdum.
"Şey...Geç gelir o."
"Farketmez." dedim gülerek. Kararlıydım. Bu sefer bu iş bitecekti.
***
Kraliyet:
Yine kendi tahtlarında oturmuş az önce geleceklerini haber veren büyücüleri büyük sabırsızlıkla bekliyordu Kral ve Kraliçe.
İzin aldıktan sonra hızlı adımlarla içeriye girip baş eğdiler ve hemen söze başladılar
.
L:"Size bir iyi, bir kötü haberimiz var efendim."
"Çabuk söyleyin lütfen." diye gözleri bugulanan Kraliçe Maria söze girdi.
A:"İyi olan haber dünyaya gönderilen ikinci şahsın kim olduğunu bulmamız. "
"Kim?" dedi sert sesiyle Kral.
A:"Komşu ve aynı zamanda düşman olduğumuz krallığın Kralı Arturun kendinin bile varlığından haberi olmadığı oğlu Damien Sanders. "
Herkes şaşırırken etrafta sessizlik hakim oldu.
"Peki kötü haber?" sesinin titremesine engel olamadı Kraliçe. Büyücü Athan kısa bir an bakışlarını büyücü Larsa çevirdi ve konuşmaya başladı:
"Dün gece büyücü Lars bir kehanet gördü." Kısa bir an duraksadıktan sonra devam etti. "Dediğimiz gibi pekte hayırlı haber değil."
"Ne gördünüz?" diye sertçe sordu Kral Gerald.
"Yakın zamanda Güneş tüm ışığını kraliyetin üzerinden alacak ve biz karanlığın esiri olacağız. " Büyücü Lars'in bu sözleriyle Kral ve Kralice dehşete düşerken büyücü Athan sebebini dile getirmeye başladı:
"Bunun bir sebepi var efendim. Prenses Elianora gözünü bizin kraliyetde açmadığı süre güneşte bizim için doğmayacaktır. "
"Tek ve son kurtuluşumuz Elianora."
***
Dünya:
Gece saat 10-du ve ben 15-ci kahvemi içiyordum. Sabahtan beri Edward'in evindeydim ama Damien hiç gelmemişti. Sonunda pes ederek ayağa kalktım.
"Ben gitsem iyi olacak. Ama yarın yine geleceğim."deyip kapıya doğru yürümeye başladım.
"İyi geceler."
"Sana da." dedikten sonra dışarıya çıktım ve kapıyı kapattım.
Bu saatde neredeydi bu Damien? Ne yapıyordu ki? Okul falan da yok bu gün. Ne işi ola bilirdi ki?!
Bir anda aklıma Alice ve Nick gelince onlari haberdar etmem gerektiğini düşündüm. Çantamı açıp telefonumu aramaya başladım ama yoktu.
Kahretsin Edward'in evinde unuttum. Hızla geri dönerken evin kapısında Damien ve Edward'in söhbet ettiğini gördüm.
"Ne kadar inatçı ya. Sabahtan beri bekliyor." dedi Edward.
"İyi ki haber verdin yoksa öğlen eve gelecektim. Bir süre hoşuma gitmese de ondan kaçmam gerek. Bazı şeyleri bilmemeli."
"Hadi geç içeride konuşalım." Vay Edward, demek beni satdın ha?
Tam içeriye geçerlerken onlara seslendim.
"Aa nereye böyle?" derken ikiside şaşkın gözlerle bana döndü. Edward kafasını eğerken "Sana da bravo Edward. Hiç çaktırmadın." Bir şey söyleyecekken "Konuşa bilir miyiz Damien?" dedim ona donerek. Sessizce yanıma gelirken Edward kapıyı kapatarak içeri girdi.
"Bana o gün neden yardım ettin?" dedim direk konuya girerek. Sabırsızdım.
"Sana tüm bunları söyleyen kim?" Edward'a olanları anlatırken kimin bana söylediğini anlatmamıştım.
"Önce ben sordum." dedim sesimi yükselterek.
"Kadınlara öncelik." dedi alayla.
"Oncelik falan istemiyorum Damien. Kimsin sen ve bana neden yardım ettin? Böyle bir şeyin olacağını nereden biliyordun? Cevap ver bana!"
Kısa bir an arkama bakarken fikrinin bende olmadığını anlayıp sinirlendim ve bağırmaya başladım.
"Dami-" lafımı yarıda kesen kenara çekilerek, dudaklarımın üstünde hissetdiğim baskıydı...