Sabahın ilk ışıkları Hanzade Konağı’nın pencerelerinden içeri süzülürken, Kader yavaşça doğruldu. Göz kapakları şişmiş, boğazı kurumuştu. Yutkunmakta zorlanıyor, nefes alışları düzensiz geliyordu. Başını ellerinin arasına alıp bir an öylece durdu. Gözleri duvarlara takılırken, dün gece yaşananlar film gibi zihninde tekrar canlandı. Turan’ın sesi, öfkesi, gözlerindeki o yabancı bakış… “Turan…” diye fısıldadı dudaklarından dökülen ince bir iniltiyle. Yerinden kalktı, terliklerini sürükleyerek komodinin çekmecesine uzandı. Elleri titreyerek açtı çekmeceyi. Telefonunu buldu ve hemen rehberden Turan’ın ismini arattı. Parmağı ekranın üzerindeki “ara” simgesine birkaç kez bastı. Telefon çaldı… Bir kez daha çaldı… Sonra bir kez daha… Ancak cevap gelmedi. Kader’in içindeki umut, her çalma sesiyle

