Odamda pencerenin önünde oturuyordum. Düşüncelerim darmadağınıktı. Kalbim hâlâ sabahki kahvaltının ağırlığını taşıyordu. Ne annemin dokunuşu, ne gözyaşlarım… içimdeki karmaşayı hafifletebilmişti. Kapı nazikçe tıklandı. Annem içeri girdi. “Kızım,” dedi yumuşak ama ciddi bir sesle, “Amcan geldi. Üstüne başına düzgün bir şey giy, aşağıya in.” Sessizce kalktım. Aynaya baktım. Saçlarımı düzelttim, üzerime sade ama düzgün bir kıyafet geçirdim. Kalbimde hafif bir sıkışmayla merdivenlere yöneldim Aşağıya indiğimde salonun kapısı açıktı. Adımlarımı yavaşlattım. Ağır ağır içeri girdim. Amcam Mahmut, salonun ortasındaki büyük koltukta oturuyordu. Elinde tespihi vardı, parmakları ustalıkla çeviriyordu. Omuzları geniş, bakışları sertti. Heybetli bir adamdı… Gözleri bana çevrildiğinde, bir anlığı

