(Turan’ın gözünden) Arabamın kapısını sertçe çektim. Ellerim direksiyonda, boğazıma kadar bir öfke dolmuş. Dilsah arkamdan gelip kendi arabasına bindi. Motoru çalıştırırken direksiyonun derisini neredeyse ellerimle ezdim. Gaza bastım. Yol önümde uzayıp gidiyordu ama ben Korkut Konağı’ndan hâlâ çıkamamıştım sanki. O ev… o yüzler… o sessiz suçlamalar… Kendi konağımın kapısına yanaştım. Dilsah arkamdan park etti. Arabasından indi, topuklarının sesi avluda yankılandı. Arkamdan hızlıca geldi. “Ne oluyor Turan?!” diye çıkıştı. Kafamı bile çevirmedim. “Boşver Dilsah. Anlamazsın sen.” dedim ve ağır adımlarla avluya geçtim. O an gözüm babamla Yiğit’e takıldı. Konağın taş avlusunda oturmuşlardı. Yiğit bana dik dik bakıyordu, babam ise yaşının ağırlığıyla sessizdi ama gözleri ateş gibiydi

