O an her şey bir anda oldu. Gözlerim Esma’nın ellerinde parlayan o keskin bıçağa takıldığında nefesim boğazımda düğümlendi. Bağırışlar, çığlıklar, fısıltılar birbirine karışmıştı ama benim kulaklarımda sadece o bıçağın havayı yırtan uğultusu vardı. Esma’nın gözleri delirmiş gibiydi; etrafına savurduğu nefretle, herkesin üzerine doğru yürürken tek bir hedefe kilitlenmişti: Haşim Ağa. Bir adım, sonra bir adım daha… Ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Tam Haşim Ağa’ya ulaşacakken birden, Turan Ağa gözümün önünden yıldırım gibi fırladı. Kalbim yerinden çıkacak sandım. “Hayır!” demek istedim ama sesim çıkmadı. Turan Ağa’nın göğsüne doğrultulmuş o bıçak bir anlığına parladı… sonra gömleğini sıyırıp geçti. İnce bir yırtılma sesi duyuldu; beyaz kumaşta belli belirsiz bir kesik. Kalbim duracak

