Tokat

1118 Words

&&& Avlunun taşları, yılların ağırlığını taşıyan birer sessizlik parçası gibi duruyordu. Güneş, Mardin’in üstüne ağır ağır seriliyor; kuşlar, suskunlukla Zelal’in etrafında dolaşıyordu. Zamana karşı direnen kadının gözleri, uzaklara değil, geçmişin içinde donup kalmış bir anıya dalmıştı. Her taşta, her duvarda bir iz vardı ondan kalan. Dicle’den… Zelal, ağır bir hırkaya bürünmüşçesine içine sinen hüznüyle taş basamağa oturmuştu. Yüzü güneşe dönük değildi; o artık güneşin sıcaklığını değil, Dicle’nin kokusunu özlüyordu. O sırada avlunun kemerli kapısından Abdullah belirdi. Sessiz adımlarla geldi, annesinin elini öptü, sonra onun yanına ilişti. Anneyle oğul arasındaki mesafe, sadece bedenle ölçülmüyordu; yıllar, acılar ve kayıplar da araya girmişti. Zelal konuştu. Sesi, Mardin’in kadim ta

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD