Sözlerim soğuk duvarlara çarpmış gibi sessizlikle yankılandı. Gözleri şaşkınca yüzümde gezindi, beklemiyordu bu netliği. Yavaşça karşımdaki koltuğa oturdu. Sert duruyordu ama omuzlarındaki gerginlik gözden kaçacak gibi değildi. Ben de bakışlarımı onun oturduğu yere çevirdim ve parmağımla koltuğun ucunu işaret ettim. “Hatırlıyor musun? Bir gün yemeği yaktım diye burada…. tam bu koltukta boğazımı sıkmıştın. Canımı zor kurtarmıştım senden.” Yüzüne bir gölge gibi yayılan aldırmazlık, geçmişin kanlı izlerini örtmeye yetmiyordu. Dudakları kıpırdadı ama pişmanlık değildi sesi. “Ben de annemden dayak yedim. Ne olmuş yani? Yaptıysam yaptım.” Sanki bana değil de geçmişine cevap veriyordu. Ama benim içimde hâlâ o pencerenin önünde küçücük bir kız vardı. Dizlerini karnına çekmiş, camdan aşağıdaki

