Gözlerimin önünde kavga yavaşça dağılırken, yerini soğuk bir sessizlik aldı. Herkes susmuş, gözlerini avlunun ortasında dik duran adamlara dikmişti. Yüzlerde gerilim, bedenlerde tetikte bir bekleyiş vardı. Zelal bir adım öne çıktı. Güçlü, gururlu bir kadındı “Aramızda konuşulacak şeyler var, Haşim Ağa.” Haşim Ağa’nın bakışları Zelal’e çevrildi. Yüzünde öfkeyle karışık bir hayal kırıklığı vardı. “Geldiğinizi böyle mi belli ediyorsunuz Zelal?” Sanki bir dostuna sitem eder gibiydi. Zelal başını hafif eğdi, sesini yumuşattı. “Özür dileriz, Haşim Ağa. Abdullah heyecanlı biridir… Ne de olsa senin elinde büyüdü.” O an Abdullah yere bakmasa da gözleri kaçıyordu. Sertti… Ama Zelal’in yanında sesi çıkmaz gibiydi. Haşim Ağa kısa bir iç çekti, sonra derin sesiyle emretti: “Çalışma odama.”

