Sonra da hızlıca döndü ve kapıyı ardından kapatarak çıktı. Olduğum yerde öylece kalakaldım. Kalbim biraz hızlandı. Ne olduğunu tam anlayamadan hemen toparlanmaya başladım. Telefonumu aldım, çantamı da kaptım. Aynaya göz ucuyla baktım — saçım düzgün mü, yüzüm çok mu şaşkın? Ayaklarım beni merdivenlere taşıdı. Aşağıya indiğimde salonun köşesinde Sultan isimli hizmetli beni bekliyordu. Yumuşak ama saygılı bir ses tonuyla konuştu: “Turan Ağa dışarıda bekliyor sizi.” Dışarı mı? Kafamda sorularla kapıya yöneldim. Bahçeye çıktığımda gözlerim birden kısıldı. Lüks bir araç kapıda beni bekliyordu. Ama bu, o gün beni kafeden aldığı araç değildi. Bu farklıydı… daha koyu, daha gösterişli, daha yeni. Turan direksiyonun başındaydı. Camdan bana baktı ama gülümsemedi. Sadece başıyla “bin”

