Kalbim çarpıyor. Kafamda hâlâ rüyanın yankısı… Küçük bir kız, büyük bir çarpışma, bir çığlık. Ve o isim… Dicle. Turan bana o gözlerle bakarken, içimdeki her şey buz gibi oldu. Kelimeleri sindiremeden ağzımdan bir çığlık gibi fırladı: “Ne diyorsun Turan?” “Tabii…” dedi, gözlerini kısarak. “Sana verilen ilaçları içmiyorsun.” Kanım çekildi. İçimde bir titreme başladı. Bir kelime boğazıma takıldı: “Kim? Neyi?” “Annen” dedi sonra. “Annen biliyor mu anılarını hatırlamaya başladığını?” Anlamaya çalışıyordum. Parçalar havada uçuşuyordu ama birbirine oturmuyordu hâlâ. “Turan… Ne demek bu?” dedim fısıltıyla. O ise bir adım atıp yatağa oturdu. “Dicle… Ben miyim o?” “O gördüğüm… halüsinasyon değil miydi?” Başını yavaşça kaldırdı. Bakışları donuktu. Soğuk ve acımasızdı. “Evet.” dedi.

