Esma’nın sesi kulağımda uğuldayıp kalbime saplanırken, bedenim olduğu yerde dondu. İçimden yükselen öfke, midemin ortasında sıkıştı kaldı. Bir adım geri döndüm. Ayaklarım kendiliğinden hareket etti. Ona doğru ilerledim. Gözlerim, o alaycı sırıtışına kilitlendi. Dudaklarının kenarındaki o küçük kıvrım… Daha önce hiç bu kadar rahatsız edici görünmemişti. Bir anda kolunu yakaladım. Sertçe kavradım. “Ne saçmalıyorsun sen be?” dedim. Esma, yüzünde hâlâ o gülümsemeyle kolunu çekti. Kolunu elimden kurtardı. Sanki hazırlıklıymış gibi… Gözlerini devirmedi. Sakin ama iğneleyici bir ses tonuyla konuştu. “Ömer’le öpüştüğünüzü gördüm,” dedi. Kelimeler ağzından neredeyse keyifle döküldü. O an kalbim sıkıştı. Gözlerimin önünde sabah yaşananlar yeniden canlandı. Esma yüzüme eğildi. Gözleri parlıyo

