Odam hâlâ karanlıktı. Perdeyi açmaya elim gitmedi yine. Zaman durmuştu sanki. Meryem’in cenazesinden sonra geçen her gün birbirinin aynısıydı. Aynı sessizlik, aynı boğukluk, aynı tarifsiz boşluk… Komodinin çekmecesini karıştırıyordum. Bir telaş vardı içimde, ama dışarıdan bakan biri fark etmezdi. Yavaş, sessiz, usul usul… “Nerede bu ilaçlar…” dedim kendi kendime fısıltıyla. O eski halüsinasyonlar geri gelmeden bulmam gerekiyordu. Başımın içinde kıpırdayan o bulanık gölgeler… Çocukluk sesleri, tanıdık olmayan suretler… Tam o sırada kapı hafifçe aralandı. “Ne arıyorsun?” dedi Dilşah. Başını içeri uzatmıştı. Sesi her zamanki gibi yumuşak ama gözleri yorgundu. Herkes gibiydi… Yorgun. “İlaçlarımı… O başımın içindeki şeylere iyi geliyordu. Ama yok, bulamıyorum.” dedim. Elimle çekmeceyi k

