Sabah kahvaltısından sonra konakta alışıldık bir telaş başlamıştı. Berav, sofradan kalkar kalkmaz harekete geçti. Aklında, öğleden sonra konuk edeceği aşiret liderlerinin eşleri vardı. Bu tür ziyaretler hem bir nezaket göstergesi hem de kadınlar arasında bir güç dengesi meselesiydi. Her şey eksiksiz olmalıydı. En küçük ayrıntı bile gözünden kaçmamalıydı. Berav doğruca mutfağa geçti. Gülsüm, ocağın başında hazırlıklara çoktan başlamıştı. Masaya dizilecek tatlı tabakları, ikram edilecek içecekler, fincanlar, peçeteler, hepsi tek tek gözden geçirilmeliydi. “Gülsüm,” dedi Berav, tok ve otoriter bir sesle. “Bugün hiçbir eksik istemiyorum. Çay taze demlenecek, kahve yanında suyla verilecek. Tatlılar zamanında sofraya çıkacak. Misafirler geldiğinde her şey hazır olacak. Anlaşıldı mı?” Gülsüm b

