4.Bölüm:"Hasta"

1907 Words
Medya: Doruk Bölüm Şarkısı; Nf-Got u on my mind •Keyifli Okumalar• Evin kapısını açtığımda Mina hızlıca ayakkabılarını çıkarıp lavaboya doğru koştu. Dışardan gelir gelmez elimizi yıkama kuralımız vardı çünkü. Poşetlerin yarısını alıp hızlıca mutfak tezgahına koydum. Mina ise mutfağa gelmiş, çikolata poşetlerine bakınıyordu. Tezgah ondan bir kaç santim daha yüksekteydi. "Ne arıyorsun Mina?" Ne aradığını bilmesemde bu soruyu sordum. "Abur cubur." Ayarlı olan poşeti önüne doğru itekledim. Hafif olan poşeti alıp içine büyük bir iştahla baktı. "Teşekkür ederim annem." Mavi gözleri bana çevrildiğinde gülümsedim. Kahverengi saçlarını okşadım. "Ne demek balım. Çok yemiyoruz ama." dedim muzip bir şekilde. Hafifçe burnunu dokunduğumda kıkırdadı. Başını aşağı yukarı sallayıp mutfaktan çıktı. Kapıdaki poşetleri tekrar almaya gittiğimde çantamın içindeki telefonum çaldı. Poşetleri hızlıca alıp tezgaha koydum. Siyah çantamın fermuarını açtım. İçinden telefonunu çıkarıp ekranına baktım. Bilinmeyen numarayla görmenle gerilirken terleyen enseme parmaklarımı yapıştırdım. 'Kim acaba?' İçimdeki Gül, beynimin kenarına oturmuş, tırnaklarını kemiriyordu. Yavaşça telefonu açıp, yüzüme telefonu yapıştırdım. "Efendim." dedim dümdüz bir sesle. "Gül," Derin bir nefes alıp verdi. "Benim Eren. Telefon numaranı Yiğit'ten aldım." Nefes nefese konuşurken onun görmeyeceğini bilerek başımı salladım. "Dinliyorum, Eren. Bir sorun mu var?" Kaşlarım çatılmıştı bu soruyu sorarken. "Yok yok. Ben sana teşekkür etmek için aradım. Bebeğimizi kurtarmışsın. Buse anlattı." Arkasından gelen ağlamaklı çıkan bebek sesiyle burukça gülümsedim. "Önemli değil. Görevimiz gereği biliyorsun ki." Telefonu omzumla başım arasını sıkıştırdım. Poşetlerin içindeki malzemeleri bir bir tezgahın üstünden çıkardım. "Müsait olduğun zaman sana uğramak istiyoruz. Buse biraz daha toparlandıktan sonra. Uygun musun?" Sorusu karşısında afalladım. Eren'in yaşananlardan haberi yoktu. "Tabi ki. Beklerim, Eren."dedim zoraki bir şekilde. "Tamam o zaman. Görüşürüz kaçak." Ses tonu neşeli geldi. "Görüşürüz." Ellerimi poşetlerden çekip  telefonu kapattım. Hayat ne kadar garipti. Bir günde hayatımdan çıkardığım insanları, Tanrı bir günde tekrar hayatıma yerleştirmişti. Hayat başlı başına garipti. Doruk'u gördüğümde hissettiklerim aklıma gelirken hızlıca başımı sağa sola salladım. Bu doğru değildi. Katran bağlayan aşkımı düşünmek saçmalıktı. Onu içimde öldürüp çoktan gömmüştüm. Niye üstünde çiçekler yeşermeye başlamıştı? Ne zaman düşünsem işin içinden çıkamıyordum. Sanki çıkmaz bir sokağa giriyordum. Geçen yıllar; beynime yerleşttiğim tozlu rafların arasında saklanmış, kelimeleri zihnime teker teker döküyordu. Kelimelerin üstündeki siyah mürekkep elime bulaşıp onun adını avuçlarımın içine yazıyordu. Yağmurdan dolayı nemli olan saçlarımı, bileğimdeki tokayla hızlıca topladım. Avuçlarımın içindeki siyah mürekkep,soğuk sarı saç tellerimi kirletti. Hızlıca tezgahın üstündeki malzemeleri dolaplara yerleştirdim. İçerden yükselen televizyon sesiyle Mina'nın çizgifilm saati olduğunu hatırladım. Mutfakta işim birkaç dakika sonra bitmişti. Oturma odasına doğru ilerlediğimde Mina çoktan üstündeki elbiseyi çıkarmış, pijamasını üstüne geçirmişti. Tek boynuzlu pijamasından gözlerini çekip yanına ilerledim. "Mina hepsini mi yedin?" Kanepenin üstündeki boş çikolata paketlerine şaşkın bir şekilde baktım. Yakalanmıştı. Ellerini havaya kaldırıp teslim oldu. "Anne..." Konuşmasını böldüm. "Doğru dişlerini fırçalamaya seni küçük cimcime. Boş paketlerini ben toplarım." Kanepeden ayaklandı. Küçük poposuna hafifçe şaklat attığımda yüzünü buruşturdu. "Anne şunu yapmasan artık. Ben genç kızım." dedi sert bir şekilde. "Değilsin Mina ve yapmaya devam edeceğim. Annelere ne yapıp ne yapmayacağı söylenilmez." Ciddi bir şekilde konuştum. "Peki." dedi durgun bir şekilde. Boş çikolata paketlerini sehpanın üzerindeki boş poşete doldurup kanepeye oturdum. Bu günlerde oldukça yorgundum. Sanki bedenimi zorla hareket ettiriyordum. Sehpadan kumandaya alıp kanalı değiştirdim. Genellikle bu saatlerde kadın programları ile dolu oluyordu televizyon. Öylesine bir kanal açıp izlemeye başladım. Gündüz kuşağı bir diziydi. Hani şu günlük dizilerden. Kız başkasıyla evlenmiş ama başkasını seviyordu. Sürekli adamın ismini söyleyip duruyordu. Sevdiği adamda sanırım doktordu. Öyle bir çekilmişti ki dizi insan bir bu diziye başlamadan önce doktorlarla görüşsün dedim içimden. Çekim kalitesi de çok ucuz duruyordu. Suriye diye Ankara'nın ortasında çekmişler diziyi bizi kekliyorlardı. "Anne bunu mu izliyorsun?" Mina inanmayan gözlerle bir televizyona bir bana bakarken başımı salladım. "Ben telefonun kamerasıyla bundan daha iyi dizi çekerim. Çizgifilmi mi açar mısın?" Yanımdaki boşluğa oturup beyaz tüylü oyuncak ayısına sarıldı. "Peki." Kanalları teker teker zıpladım. Gözlerim karardı. Gözlerimi hafifçe uyuşaladım. Sanırım yorgun düşmüştüm. "Ben biraz uyuyacağım Mina. Kapı çalarsa açma tamam mı?" "Tamam anne. Sen iyi misin?" Meraklı gözleri suretimde gezindi. "İyiyim tatlım. Bir sorun yok. Sen çizgifilmini izle. Kalkınca pastaları yaparız." Sağ gözümü kırptığımda gülümsedi. "Tamam annem." Kucağındaki beyaz ayıcığa biraz daha sarıldı. ❄️❄️❄️ Pastaları yapmış soğuması için buzdolabına koymuştuk. Mina ise saçlarını kıvırcık yaptırmak için maşayı çoktan takmış beni bekliyordu. "Anne! Hadi." Suyumdan bir yudum daha alıp tezgaha bardağımı koydum. "Geldim. Tamam." Ağır adımlarla Mina'nın odasına girdiğimde Mina saçlarını taramaya çalışıyordu. "Dur ben tararım saçlarını." Elindeki tarağı alıp yatağın üstüne oturdum. Mina'nın kahverengi saçlarını taramaya başladığımda hafifçe esnedi. Genellikle saçlarını taradığım sırada uykusu gelirdi. "Mina uykun geldiyse yarında saçlarını yapabiliriz." Mavi gözleriyle omzunun üstünden bana öfkeli bir bakış attı."Bir şeyi ertelemeyi sevmiyorum anne. Şimdi yap." dedi emir vererek. "Peki." Mina'nın cevabıyla dudaklarımı birbirine yapıştırdım. Bana birden atarlanması komiğime gitmişti. Tekrar önüne dönen Mina'yla rahat bir nefes alıp hafifçe güldüm. Parmaklarımla saçlarını ortadan ikiye parçalara ayırdım. Ayırdığım parçadan ince bir tutam alıp maşanın etrafına sardım. Birkaç saniye sonra maşaya sardığım saçı serbest bıraktım. Mina serbest bıraktığım parçayı eline alıp inceledi. "Çok güzel. Anne daha fazla yap." Birkaç parça daha yaptığımda saçının yarısından azı bitmişti. "Ay bayıldım. Bundan sonra hep yapalım." dedi neşeli bir sesle. "Hep yaparsak saçlarının ucu kırılır Mina ama arada yapabiliriz. Söz vermeyeyim." Elimdeki maşayla kalan saçlarından bir parça daha alıp sardım. "Tamam ama söz ver." Serçe parmağını bana doğru uzatıp söylendi. "Peki," Gülümsedim. "Söz." Bende serçe parmağımla onun serçe parmağını tuttum. Baş parmaklarımızı birleştirdiğimiz de kıkırdadı. Parmaklarımı çekip maşayı serbest bıraktım. Kalan tutamları da birkaç dakika sonra tamamen bitirdim. Mina hızlıca yataktan kalkıp dolabının kapağındaki aynaya koşarak gitti. "Ya çok güzel." Saçlarının uçlarından tutarak kendine hayran hayran baktı. Maşayı fişten çektim ve küçük sehpanın üzerine bıraktım. Oturduğum yataktan yavaşça kalktım. Mina bana doğru koşup gövdeme sarıldı. "Teşekkür ederim anne." Başını boy farkından dolayı kaldırdı. Işıl Işıl parlayan gözleriyle suratıma baktı. "Ne demek Mina." Çenesini hafifçe sıktım. Ay gibi yüzü, mutlu olduğunda daha çok parlıyordu. Onun yüzünün gülmesini herkesten çok ben istiyordum. Ben mutsuz olsamda kızımın her zaman mutlu olmasını istiyorum. Bunun içinde elimden gelenin en fazlasını yapmaya çalışıyordum. "Hadi geç oldu. Artık uyu. Yarın sabah erken kalkacaksın." Yatağın üstündeki battaniyeyi açtım. Mina ise lafımı ikiletmesen yatağın içine girdi. "İyi geceler. Tatlı rüyalar, kovalasın seni tavşanlar." Mina yastığının köşesindeki duran beyaz ayıcığı alıp sıkıca sarıldı. "İyi geceler anne." Yorganı üstüne kapatıp alnındaki saçlara küçük bir buse kondurdum. Geriye çekilip odanın ışığını ve kapısını kapattım. Yorucu bir gün olmuştu. Zihnim iyice çorap söküğü gibi bir hâl alırken çalan kapıyla olduğum yerde durdum. Kapının yanındaki saate baktığımda saat henüz dokuzdu ama bu saatten sonra gelen hiç kimse olamazdı. Olmazdı da. Saniyeler üstüme devrilirken derin bir nefes alıp kapıya doğru ilerledim. Kapının gözünden baktığımda gördüğüm kişiyle hızlıca kapının arkasından çekildim. Doruk buradaydı ama burda ne işi vardı? Evimin adresini nerden bulmuştu? "Gül kapıyı aç. Konuşmamız gerek." Güçlü çıkan sesiyle gerildiğimi hissettim. Alnıma soğuk parmaklarımı bastırdım. "Git! Git burdan!" dedim sert bir şekilde. "Konuşmadan gitmeyeceğim." İnat ediyordu. "Git diyorum! Yoksa polis çağıracağım. Hem evimin adresini nerden buldun sen?" Heyecan ve korkuyla kalbimin ritmi hızlandı. "Kapıyı açacak mısın? Yoksa kırayım mı?" Dediği şeyi yapabileceğini biliyordum. Mina'nın odasının kapısına baktığımda bir hareketlilik yoktu. Derin bir nefes alıp iki elimi kapının kulpuna sabitledim. Saniyeler elimin üstüne ağırlık yaparken evin kapısını açtım. Doruk'un kahverengi gözleri irileşmiş bir şekilde yüzümü yakaladı. Gerilmiştim. "İçeri girebilir miyim?" Gözlerim bu cümleyle dudaklarına kaydı. Dudakları soğuktan dolayı çatlamıştı. Gözlerimi dudaklarından çekip kapıyı araladım. Sanki kalbimin kapılarını aralamış gibi içime bir heyecan hüküm sürdü. Aman tanrım! Ben niye bu kadar heyecanlı hissediyorumdum? Ufak bir adım attığında geri çekildim. Gözleri evin içinde gezindi birkaç saniye. "Burda ne işin var?" Nefesimi düzene sokup Doruk'a baktım. "Dinle beni." Verdiği cevap karşısında kollarımı önümde bağladım. "Dinliyorum." Boy farkı aramızda daha da belirgindi şu an. Sanırım tıraş olmuştu. Gün içinde gördüğümde sakalları daha uzundu. Çenesinin gerildiğini hissettim. "Mina'nın benim kızım olduğunu düşünüyorum." dedi dümdüz bir sesle. "Düşünecek bir beynin var sanıyorum. Demek ki yokmuş." Yüzümde hiçbir mimik oynamadan atıldım. Bu cevap karşısında ağırca yutkundu. Kahverengi gözleri kısıldı aynı hızla.Öfkeleniyordu. Zaten geçmişte de onu laflarıyla ezen insanlara baya bir öfkelenirdi. Karşımdaki adamı kendimden daha iyi tanıyordum. Zaaflarını bilmek güzeldi. "Bende tıpta çare tükenmez diyerek Mina'ya DNA testi yaptırmak istiyorum." İçimdeki Gül ağzı açık bir şekilde karşımdaki adama bakıyordu. 'Bu anın geleceğini biliyordum.' Haykırıyordu. Kalbimi saran elleri kalbimi sıkıştırırken dudaklarımdan bu kelime döküldü. "Pardon?" dedim şaşkın bir sesle. "Eğer buna karşı gelirsen de mahkeme başvurup o DNA testini yaptıracağım." İşaret parmağını üstüme doğru salladı. Ellerimi yumruk yapıp tırnaklarımı avuçlarımın içine batırdım. Avuçlarımın içine kan oturduğunu tahmin edebiliyordum. Doruk beni tehdit ediyordu. Hem de benim evimde. "Sen ne dediğinin farkında mısın? Ve o elini indir." Kaşlarım havaya kalktı. "Sen benim evimde beni tehdit edemezsin." Odanın kapısının açılma sesiyle cümlemi bitirdim. Gözlerim Mina'nın odasının kapısına çevrildi. "Anne." Mina elindeki ayıcığa sarılmış uykulu gözlerler bize bakıyordu. "Mina. Niye kalktın balım?" Onun yanına gidip hafifçe eğildim. Kollarına ellerimi değdirdim. "Çok ses geliyordu. Uyuyamadım." Doruk'a gözlerini çevirmiş yabancı bir şekilde bakıyordu. "Bu abinin bizim evde ne işi var?" dedi sert bir şekilde. "Bir şey sormaya gelmiş hayatım." Uydurduğum bahaneyle Doruk arkamdan hafifte olsa kahkaha attı. "Niye gülüyor ki? Komik bir şey mi söyledin?" Kaşlarını çatıp Doruk'a öldürücü bakışlar attı. "Hayır odana geç balım. Biz sessiz olacağız. Uyumana bak." İçten bir şekilde gülümseyip kollarını hafifçe sıktım. "Peki." Yanaklarıma öpücük kondurup paytak paytak odaya yürüyüp kapıyı yavaşça kapattı. Dizlerimin üstünde eğildiğim yerde beklerken hafifçe öksürdüm. Yerden güç alarak doğruldum. Arkamdaki Doruk'la uğraşamayacak kadar güçsüzdüm şu an. Gitmesini ümit ettim. Gözlerimi yorgunlukla kapatıp açtım ve onu umursamadan mutfağa doğru yöneldim. Dış kapının kapanma sesiyle gittiğini düşündüm ama mutfağa ulaşan adım sesleri bu düşünceyi delik deşik etti. Dolaptan kupa çıkarıp, kendime kahve hazırlamaya başladım. Sandalyenin gıcırtısı mutfağa yayıldı. Dişlerimi gıcırdattım. Bakışlarını ensemde hissettiğimde sıcak suyu bardağa döküp karşısındaki sandalyeyi tek elimle çekip oturdum. "Konuş." dedim sert bir şekilde. "Sana bir kere daha soruyorum. Mina benim kızım mı?" Gözlerimi boşluğa sabitleyip Elimdeki sıcak kahveden bir yudum aldım. "Gözlerimin içine bakarak söyle Gül." İsmim onun dudaklarından iğneleyici bir şekilde çıkmıştı. Elimdeki kupayı sert bir şekilde masaya bıraktım. "Sana son kez söylüyorum. Mina senin kızın değil." Kahverengi gözleri birer sis halini alırken göz merceği büyüyüp küçüldü. Onun gözlerindeki yansımamı izledim. Yorgun gözüküyordum. Hem bedenen hem ruhen. "Dna testi yaptıracağım." Sandalyeden hızlıca kalktı. Başımı aynı hızla yukarıya kaldırdım. Boğazımdaki ağrıyla yüzümü buruşturdum ve hızlıca öksürdüm. Öksürüğüm dur durak bilmiyordu. Sandalyeden kalkıp lavaboya doğru ilerlerdim. Boğazımdaki acı git gide beni deşiyordu. Alev alev yanan boğazımla lavabonun kapısını açıp öksürmeye devam ettim. Mina'nın rahatsız olmaması için avucumu dudaklarıma bastırdım. Öksürüğüm devam ederken kapıyı  kapattım. Ağzıma gelen balgamı hızlıca tükürdüğümde gördüğüm kanla duraksadım. Avucuma bakışlarımı çevirdim. Kan her yere sıçramış, elime kızıllık hakim olmuştu. Gözlerim dolmaya başladı. Kaç haftadır bunı yaşıyordum. Bedenim bana hastalığın sinyalini veriyordu.Bu mümkün değil. Ben çok gençtim. Hem benim çocuğum var. Aynadaki yansımama gözlerimi çevirdim. Yüzüm bembeyaz olmuştu. 'Bu olamaz değil mi?' Olurdu. Kaç haftadır geçmiyordu aksine daha çok çoğalıyordu. Musluğu hafifçe çevirip elimin içindeki kanı yavaşça temizledim. Sonra kuvvetim arttı. Avucumun içindeki kan çoktan silinse de ben onun varlığını avucumun içinden sökmek istiyordum. Tırnaklarımla avucumun içindeki deriyi kazıdım. Derim iyice hasar almıştı. Sudan elimi çekip musluğu kapattım. Aynadaki yansımamla birlikte gözyaşlarım suratımı ıslattı. Doruk'un varlığı aklıma geldiğinde hızlıca musluğu açıp elimi yüzümü yıkadım ve toparlanmaya baktım. Musluğu kapatıp yüzümü beyaz havluyla hafifçe sildim ve lavabodan ağır hareketlerle çıktım. Tam karşımda dikilen Doruk'la ağırca yutkundum. "Bu konu burda kapanmadı. Tekrardan görüşeceğiz." Cevabımı bile beklemeden dış kapıyı açıp evden çıktı. Bölümü beğendiyseniz yorum yapmayı ve beni takip etmeyi unutmayın. Yazar i********:: gamzemmaraz :)
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD