Betül Yılmaz
Annemin iyi olduğunu öğrendiğimden sanırım uykumu almıştım, rahat uyumuştum gece ama yine de aklım annemdeydi.
Sabah çantaya birkaç kahvaltılık koydum. kardeşimi de uyandırıp hazırlandık hızlıca ve hastaneye geçtik.
Annemin kaldığı odayı öğrenip odanın olduğu kata çıktık. Babama haber vermemiştim sürpriz olsun diye. Kapıyı tıklatıp başımı uzattıp hafif aralık olan kapıdan.
"Sultanım nasıl oldu bakalım?"
"Laf dinlese daha iyi olacak kızım"
"Hayırdır, niye laf dinlemiyormuş sultanım?"
"İyiyim diyor, eve gidecekmiş burda kalmayacakmış" babamın verdiği cevaptan sonra kaşlarımı çattıp anneme döndüm, yaklaşıp elini tuttum gözlerinin içine baktım.
"Sultanım, seni öyle görünce ömrümden ömür gitti, kötü bişey oldu zannettim. Nabzına bile bakamadım biliyor musun? Oğuz olmasa hiçbişey yapamıycaktım. O yardım etti de o sayede seni buraya getirebildik. Şimdi lütfen doktorun ne diyorsa onu yap. Kendin için değil bizim için yap lütfen." deyip elini öptüm
Gözleri dolmuştu, elini yanağıma koyup ;
"Tamam kızım, siz benim can'ımsınız size kıyamam biliyorsun, üzülmenize dayanamam. Özür dilerim korkuttuğum için."
"Özür dileme annem. Sadece iyi olmaya çalış, birşeyin olduğunda bize söyle. Artık Ömer de bende büyüdük. Biz bi aileyiz, birbirimizden başka kimsemiz yok."
"Kız arada bi hastalansam mı yoksa ?" derken gözyaşlarını silip gülmeye başladı annem.
"Ağzından yel alsın annem ne demek o öyle"
"Baksana o deli kız gitmiş akıllı uslu kız gelmiş" deyip tekrar güldü.
Ah annem. O anlarda neler yaşadım neler hissettim bir bilsen. Saçlarımın ağarmadığına şükrettim ben. Ömrümden ömür gitti o kapı açılana, ambulans gelene kadar. Oğuz olmasa belkide... zihnimdeki düşünceleri bir kenarıya itip o muzip gülümsememi takındım suratıma.
"Demek öyle ha, iyi eski halime döneyim o zaman. Ama sonra yakınmayın onu yapma bunu yapma diye." derken yataktan kalktım, bir yandan konuşup bir yandan kahvaltılıkları çıkardım getirdiğim çantadan. Yolda simit ve ekmekte almıştık. Küçük bi termosa da çay koymuştum. Biliyorum babam çaysız yapamaz.
"Kızım siz nasıl istiyorsanız nasıl hissediyorsanız öyle olun, öyle davranın. Benim için olduğunuz kişiden vazgeçip üzerinize fazla yük yüklemenizi istemiyorum."
"Sen iyi ol annem, hepimiz iyi oluruz merak etme" deyip anneme sarıldım. Kardeşim de yatağın diğer tarafından gelip anneme sarıldı.
Kardeşimle uğraşmalarım eşliğinde, eskisi gibi, o sıcacık ortamımızda kahvaltımızı yaptık. Bu güzel anlarımızın devam etmesini, huzurumuzun bozulmamasını diledim Rabbimden tekrar.
-----------
Annem iki gün hastanede kaldıktan sonra eve gelmişti. Doktorumuzun belirlediği bir beslenme programı, ilaçlar ve hafif yürüyüşlere devam ediyoruz.
Hasta ziyareti için gelip gidendi şuydu buydu derken zaman su gibi geçmişti benim için. Artık annem eskisi gibiydi. Biz okulumuza babam da işine devam ettik annem toparlanınca.
Bahar dönemini de yarılamıştım bu süreçte. Duygu ilk bir iki hafta beni idare etmiş notlarını bana da vermişti. Onun sayesinde vize sınavlarını da halletmiştim.
Beni bu süreçte hiç yalnız bırakmadılar, hep destek oldular sağolsunlar.
Zeynep teyze de annem hastaneden çıktıktan sonra şehir dışından gelmişti. Gelir gelmez eve bile girmeden bize gelip annemi kontrol etti. Gözüyle görünce iyi olduğuna ikna olmuştu.
Onların birbirine karşı olan sevgisini gördükçe gıpta ile bakardım, hep benimde böyle bir dostumun olmasını isterdim. Ayşe ve Elif'le yıllardır iyi arkadaştık ama annemle Zeynep teyze gibi değildik.
Bugün hafta sonu olduğu için herkes uykudaydı. Uyanınca yatakta bir süre daha oyalandım.
Aklıma gelmişken Duygu için hediye baktım internetten. Fular takmayı seviyordu, beğeneceğini düşündüğüm bi fuları sepete ekledim ve Oğuz içinde bir hediye düşünmeye başladım. Ne sever acaba, ne alsam? diye biraz düşündüm. Kitap mı alsam dedim ama o kitaplıkta olmayan bi kitap bulmak gerekir o olmazdı.
Alacak birşey bulamayınca Duygunun hediyesinin siparişini verip, Oğuza ne alacağımı düşünmeyi aklımın bir kenarına not ettim. Duygu'ya ne sever ne sevmez diye sorunca alabilirim birşeyler, çok tanımıyordum onu.
Bahçede sohbet muhabbet eşliğinde kahvaltımızı yaptıktan sonra masayı toparladım.Kardeşim ders için odasına geçmişti. Babam salonda her zamanki köşesinde televizyona dalmış, annem örgüsüyle ilgileniyordu.Hepimize kahve taptım ve bende salona geçtim, kahveleri verip kanepeye geçecekken telefonum çaldı.Bakınca arayanın Duygu olduğunu görüp gülümsedim ve cevapladım
"Efendim Duygu"
"Nasılsın? Baban yanıda heralde, katır inatlı demediğine göre"
"Evet canım kahve içiyoruz ailecek, sen napıyorsun?"
"Dışardayım mum alıyorum"
"Mum mu? Elektirikleriniz mi kesildi bu devirde ?" derken bir taraftan gülüyordum.
"Çok komik canım bi ara hatırlat güleyim ben buna"
"Tamam hatırlatırım" deyip tekrar güldüm.
"Eee okulun hıdırellez şenliğine gidiyor muyuz?"
"Yok canım ben gelmeyeyim, hem inanmıyorum böyle şeylere ben biliyorsun, ne yapıldığını bile bilmem orda."
"Olsun bilmesen de gel ben sana anlatırım ne yapılıyor, hem hava değişikliği olur sana da kaç aydır okuldan eve evden okula gittin geldin sürekli"
"Öyle ama gerçekten ben ne yapayım orda ya gitmesem daha iyi, evde birşeyler yapar takılırım ben"
"Betül ya beni yalnız mı bırakacaksın?"
"Gamze gitmiyor mu?"
"Geliyor ama Betül'üm başka diğerleri başka"
"Bi düşüneyim ben ama çok umutlanma yine de sen"
"Tamam canım düşün. Annenler izin verir diye düşünüyorum ama yine de vermeyecek olurlarsa Abimde gelecek sen başımızda biri var de onlara"
"Tamam canım derim, hadi tutmayayım sen mumlarını al"
"Dalga geçme kızım, inanıyorum ben dileklerimin olacağına."
"Tamam tamam bişey demedim, hadi kolay gelsin görüşürüz"
"Görüşürüz canım"
Telefonu kapatıp gülümsedim, katır inattı bu kız gerçekten. Alp daha ilk dakikadan anlamış. Birde duygu anlasaydı Alp'i keşke, aynı ortamda bişey demiyordu ama diğer zamanlarda saydırmayı bırakmıyordu Alp'e. Kafe de gördükten sonra aralarında ne geçti bilmiyorum ama Alp'in sıfatlarına başkalarını da eklemişti Duygu.
"Kızım, daldın?"
"Bişey düşünüyordum sultanım"
"Hayırdır, Duygu neden aramış?"
"Haaa o mu? Bizim okul Hıdırellez şenliği düzenlemiş de ona gidelim deyip duruyor, duyuru panosunda gördüğünden beri başımın etini yedi"
"Nerde olacakmış? yakın mı gideceğiniz yer?"
"Merkeze uzaklığı bir saatmiş ama ben gitmeyi düşünmüyorum ne yapacağım gidip"
"Gitmek istiyorsan git kızım, kaç aydır sende bunaldın evde." o sırada babam araya girdi
"Taha ya sor işi yoksa sizinle gelsin tek başına gitmeni istemem kızım, Taha gelirse içim rahat olur"
"Baba emrivaki mi yapacağız, işi yoksa bile ben söyleyemem hem Duygunun abisi de gidecekmiş o başımızda olur."
İçten içe yine heyecanlandım babamın dediğine. Gelmesini de istiyordum ama gelse de heyecandan zaten birşey yapamazdım ki orda.Birde emrivaki yapmaktan da bana yapılmasından da hoşlanmazdım ben zaten.
"Tamam o zaman Oğuz da gelecekse gidebilirsin"
"Tamam ben duyguya haber vereyim o zaman gideceğimi." deyip telefonu alıp odama geçtim ve duyguya gideceğimi söyledim. Deli kız çok sevindi gideceğim deyince. Sırf bu sevinci için bile giderdi insan :)
----------
Kahvaltıdan sonra hazırlandım. Dersten önce Oğuz'un hediyesini alacaktım. Duygudan bi kaç birşeyler öğrenmiştim.Hiç göründüğü gibi biri değildi Oğuz.
Kitap okumaktan ayrı birşeyler yazmayı da seviyormuş. Okuduğu kitaplardan hoşuna giden kısımları çizip not alıyormuş ayrı bir deftere. O yüzden hediye olarak defter almaya karar verdim bende.
Duyguya işim olduğunu bugün okula ayrı gitmemiz gerektiğini söylemiştim. Anneme seslendikten sonra ayakkabılarımı giyip çıktım evden. Ben çıkarken Taha da çıkıyordu. Allahım bu heycanımı ne yapacağım ben.
"Hayırlı sabahlar Betül"
"Hayırlı sabahlar Taha abi"
"Sultan teyze nasıl daha iyi mi?"
" İlk zamanlara göre daha iyi inşallah tamamen iyi olacak"
"inşallah. Okula mı gidiyorsun bırakayım seni de istersen?"
"Yok çarşıya geçeceğim biraz işim var dersten önce halledeyim dedim, teşekkür ederim yine de teklifin için abi" Abi kelimesi bu kadar telaffuzu zor bir kelime miydi yahu.
"Peki madem ben tutmayayım seni"
"tekrar teşekkür ederim" deyip ayrıldım.
Çarşıya geçip birkaç kırtasiyeye baktım, son girdiğim kırtasiyede bej renk kenarında kalem takılacak kısım ve kalemi olan bir defter aldıktan sonra okula geçtim.