Duygu Öztürk
Şiiri okuyunca gözümden bir damla yaş süzüldü yanağıma. Ah abi ah ben neden geç fark ettim, neden görmedim senin içinde büyüyen bu aşkı.
"Ağlıyor musun?"
"Evet, şiir çok güzel"
"Değil mi? Çok nahif çok ince bir şiir. Biraz araştırdım eve gelince, yazarın şiiri yazarkenki halleri ve eşiyle olan muhabbeti çok güzel. "
"Bende bakarım bi ara aklımda olsun"
"Tamam canım "
"Hâlâ kimin koyduğunu öğrenemedin mi?"
"Öğrendim"
Şaşkınlıkla yüzüne bakakaldım Betül'ün. Nasıl? Nerden öğrendi? Abim konuştu mu yoksa Betül'le.
"Nasıl? Kim koymuş?"
"Taha koymuş, bugün olanları anlatmadım tabi sana"
"Taha mı?"
Nasıl Taha koydu? Ne diyor bu kız?
"Evet, bugün Ayşe'yle buluşacağım demiştim ya işte Ayşe yerine Taha geldi kafeye. "
Vay ş*refsiz Taha. Hadi kafeyi bir şekilde Ayşe'ye hallettirdi de bu şiir mevzusundan nasıl haberi var bunun?
"Ciddi misin? Ne konuştunuz? Neler oldu?"
Neler konuştular ne yaptı hepsini tek tek anlattı Betül. Birde abi deme demiş. Terbiyem müsaade etseydi şu an bütün bildiğim küfürleri sıralardım Taha'ya.
Tam bir adi bu Taha belli. ama benim kafama takılan bu notu nerden biliyor bu? Abime sormam lazım bunu, başka birinin haberi var mı acaba?
"Anladım canım, peki ne yapmayı düşünüyorsun?"
"Bilmiyorum Duygu, kafam karıştı. Kalbim evet diyor mantığım hayır. Bende ne yapacağımı bilmiyorum üstelik babam da öyle dedikten sonra nasıl diyeceğim ben evet diye"
"Ne olursa olsun mantıklı düşün Betül, geleceğin söz konusu sonuçta"
Ah Betül ah, ben mantığını kaybettiğini daha şimdiden görüyorum canım arkadaşım. Kalbini dinleyeceğini adım gibi biliyorum ama yine de bir umut belki kabul etmezsin ne diyeyim.
"Tamam canım iyice düşüneceğim bende hemen karar vermeyeceğim"
----------
Eve geçince direk abimin yanına gittim. Bu meselenin iç yüzünü öğrenmem lazımdı.
"Abi, konuşalım mı soracağım birşey var sana"
"Ne soracaksın gel bakalım"
"Şu kitabın arasına koyduğun not meselesi, kim biliyor bunu benden başka?"
"Sen ve Alp'in haberi var başka kimseye bahsetmedim"
"Hımmm, anladım abi tamam hadi ben yatmaya gidiyorum"
"Neden sordun şimdi bunu?"
"Yok birşey merak ettim sadece önemli değil"
Hızlıca çıktım odasından yoksa konuşmayı sonlandıramazdım ve abim öğrenince daha çok üzülecekti.
Alp ve ben demek. Ben demediğime göre Alp mi söyledi acaba? Ama Alp böyle birşey yakacak biri gibi durmuyor ve abimle yakın arkadaşlar, zannetmem onun Taha'ya birşey diyeceğini.
Nasıl peki? Bu Taha o notu nerden öğrendi de böyle pis bir oyun çeviriyor?
İç yüzünü bilmeden Betül'e de birşey diyemem ki.Kanıtım yok sonuçta ne diyecektim Taha yalan söylüyor mu? Desem inanır mı acaba?
Offff. Kafayı yiyeceğim ya. Alp'le de bunu konuşmam lazım o belki birşeyler biliyordur.
Kapım tıklatıldı ben bunları düşünürken.
"Geeeel"
"Kızım valizini şimdiden hazırla baban sabah yola çıkalım diyor"
Ne yolu benim daha öğrenmem gereken şeyler var böyle bırakıp gidemem ki.
"Hemen mi? Anne önden siz babamla gitseniz biz abimle arkadan gelsek olmaz mı?"
"Duygu çocuk oyuncağı mı bu kızım dün gideceğim diyordun Adana da olsak neyse ama taa burdan oraya olmaz?"
"Evet anne gideceğim de hemen yarında demedim ki"
"Ben bilmem duygu valizini hazırla gelmek istiyorsan yarın hep birlikte gideceğiz kızım itiraz etme"
"Tamam anne tamam hazırlıyorum"
Annem çıktıktan sonra valizimi alıp hazırlanmaya başladım. Bu konuyu halledeceğim ama ordan buraya nasıl yapacağım bakalım.
-------------
Oğuz Öztürk
#Oğuz lütfen bi kahve içelim#
Bu merveden kurtuluşum yoktu belli ki. Bu sefer derdi ne öğrenelim bakalım artık gına gelmişti orda burda karşıma çıkıp laubali hareketlerinden.
#Tamam Merve ama baştan söylüyorum bu son olacak bir daha da seni etrafımda görmek istemiyorum düş yakamdan#
#Tamam söz veriyorum bu son Oğuz#
Mesajdan sonra konum attı birde.
#Saat 3 te burda buluşalım# yazmış, sabır çeke çeke gittim attığı konuma.
Baktım hala gelmemiş bi masaya geçip beklemeye başladım. Bi taraftan kulaklığımı takıp her zamanki uygulamadan şiir dinletisi açtım.
Yarım saat geçti ama gelen giden yoktu.Telefonumu alıp mesaj yazdım Merve'ye.
#Nerdesin Merve yarım saattir bekliyorum, söz verdiysen vaktinde orda olman gerekmez mi?#
#Özür dilerim Oğuz trafik var anca geliyorum#
En azından haklı bir sebep bi 10 dakika daha bekleyip daha sonra gitmeyi düşündüm.
#10 dakika daha beklerim Merve sonra kalkarım ben#
#Tamam az kaldı zaten birazdan orda olurum#
Dediği gibi oldu beş dakika sonra geldi Merve.
"Evet seni dinliyorum"
"Oğuz bi dur kendime geleyim acelen ne?"
"Acelem yok Merve ama bu kaç oldu, anlamak mı istemiyorsun yoksa gerçekten anlamıyor musun?"
"Aaaa o Betül değil mi?"
Betül mü? Arkamı dönüp baktım gerçekten Betül'dü. Kalkıp selam versem mi vermesem mi diye düşünürken Taha geldi. Ne işi var bunun şimdi Betülle?
"Aaaa Taha da geldi, yoksa bunlar sevgili mi?"
Ne sevgilisi? Betül öyle bir kız değil, evet biliyorum hoşlanıyor ama yapmaz böyle birşey.
"Ne sevgilisi, hem sana ne Merve başkasından, sen benim soruma cevap ver"
Dedim ama aklım arkamdaki Betül ve Taha'daydı. Yavaş yavaş damarlarımda bi alev belirmeye başladı.
"Oğuz, ben senden çok hoşlanıyorum. Sende biliyorsun bunu lütfen bir şans ver ikimize"
Ya sabır. Bu kız gerçekten laftan anlamıyordu. Beyin yok muydu bu kızda anlamak istemiyordu. Şu düştüğüm duruma, düşündüklerime bak.
"Merve bunu kaç kez söyleyeceğim istemiyorum diyorum sana.Neden ısrarla aynı şekilde davranmaya devam ediyorsun?"
"Sen hiç şans vermiyorsun ki belki zamanla seveceksin sende beni"
"Sevmeyeceğim Merve, kendi kendine kurmayı bırak artık yakamı bırak bıktım senin şu laubali hareketlerinden"
"Kalbimi kırıyorsun Oğuz "
"Artık bana bu kelimeleri söylettin Merve, ben kalbin kırılmasın üzülme kendi çizgimi bozmayayım dedikçe iyice şaşırdın sen. Ama yeter artık, bu son demiştim son olacak. Bir daha da mümkünse okulda ders dışında aynı ortamda bulunmayalım seninle"
"Oğuz..."
"Sakın birşey deme Merve, şimdiye kadar sabrettim yeterince konuştun zaten"
Başka birşey demesine izin vermeden kalktım masadan. Gerçekten sabrettim kalbi kırılmasın dedim ama artık canıma tak etti Merve'nin hareketleri.
Betülle Taha'yı yanyana gördüm zaten aklım onda ağzımdan çıkanları bile duymadım konuşurken. Kırılmak gücenmek ne oluyorsa olsun artık umrumda değildi Merve.
Damarlarımda resmen ateş dolanıyor. Ben hiç bu kadar sinirlendiği mi bilmezdim. Sakinliğimi korurdum olaylar karşısında ama şu an öyle değildi.
Kendime hakim olamayıp Betülü kırmaktan korkuyorum yoksa o Taha umrumda değildi, hızlıca çıktım kafeden.
Taha'yı elime alsam sabahtan akşama kadar dövsem yine de sinirim geçmez sanki.
Ah Betül ne yaptın sen bana? Bu ben değilim, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmadan sakince yaşayıp giden ben, bir çift elaya tutuldum ve kahroldum. Ne sana gelebiliyorum nede senden gidebiliyorum.
~Seviyorum seni, ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak, ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni, denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık, içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni,
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.~