~Dinleyebilirim saatlerce,
Sesinin o eşsiz melodisini.
Seyredebilirim günlerce,
Gözlerinin fevkalade güzelliğini.
Ve sevebilirim ömürlerce,
Benliğimde hep var olan,
Hep var olacak seni.~
Herşeyim herşeyine aşık.
---------
Betül Yılmaz
Paketi alıp bir yandan açarken söylediklerime karşılık verdi
"Teşekkür ederim ince düşüncen için zahmet etmişsin"
"Ne zahmeti, O an sen olmasaydın ben hiçbirşey yapamayacaktım. Tekrar teşekkür ederim"
"Rica ederim, Hediye için de ben teşekkür ederim.Her kullandığımda hatırlarım artık seni"
"Betül, noluyo burda?" arkama dönüp baktım;
"Birşey olduğu yok Taha abi" Oğuz girdi araya
"Olsa ne olacak ki Taha, bu seni ne ilgilendirir"
"Betül bana emanet ne yaptığını nerde olduğunu bilmeliyim"
"Kim emanet etti? Hem Betül çocuk mu ki birisine emanet edilecek"
"Sana ne lan kim emanet ettiyse etti"
Oğuz ayağa kalktı,ellerini beline yerleştirip Taha nın karşısına geçip yüzünü yüzüne yaklaştırdı.
"Kullandığın kelimelere dikkat et "
"Etmiyorum ne olacak?"
"Başka zaman olsaydı bu şekilde konuşacak ağzın olur muydu merak ediyorum"
Gözlerim ikisi arasında gidip geldi. Birbirlerine laf atmalarını izledim bir süre. Gözlerinden ateş çıkıyormuş gibiydi ikisininde.
Ne vardı bu kadar anlamıyorum. Neyin tartışmasıydı bu? Taha hadi abilik yapıyordu beni koruyordu, geçmişten beri böyleyi hep. O beni kardeşi gibi görürdü Ayşe'den ayırmazdı. Ama Oğuz? Neden Taha'ya karşı böyleydi?
"Ne yapıyorsunuz ya siz? Çocuk musunuz? Gelmişsiniz kaç yaşına şu hareketlerinize bakın. Taha abi ben çocuk değilim, kimle konuşup kimle ne yapacağıma kendim karar veririm.Bu zamana kadar abilik yaptın korudun kolladın sağol lafım yok ama Oğuz en yakın arkadaşımın abisi sonuçta bana zarar verecek biri değil az çok sende tanıdın" Oğuza döndüm;
"Oğuz, aranızda ne varsa başka yerde çözün sorununuzu. Senden beklemezdim böyle şeyleri. Tekrar teşekkür ederim herşey için" deyip çantamı alıp Duyguların olduğu tarafa doğru yürüdüm. Ardıma bile bakmadım.
-----------
Taha Aksoy
Yan tarafa baktığımda Betül yoktu. Genelde Duyguyla birlikte olurlardı. Nereye gitti acaba diye etrafa bakındım ama göremedim.
Duyguya sormak için o tarafa gidiyordum, Oğuz'un arkadaşı çıktı karşıma.
"Betülü mü arıyorsun?"
"Evet, nerde olduğunu biliyor musun?"
su kenarını gösterdi parmağıyla
"Oğuz'la birlikte"
"Oğuz'la mı? Ne işi varmış onunla?"
"Bilmem, su kenarında birlikte oturuyorlar"
"Tamam ben bi bakayım sağol" deyip gösterdiği tarafa yürüdüm.
Arkaları bana dönüktü, geldiğimi görmemişlerdi.
Betül çantasından bi paket çıkartıp Oğuza uzattı. Aldıktan sonra kullandığımda seni hatırlarım dedi Oğuz.
O deftere yazı yazacak el bırakacak mıyım lan ben sende dedim içimden. Ellerim kendiliğinden yumruk olmuştu. Sakin olmaya çalışarak seslendim.
"Betül noluyo burda?"
"Birşey olduğu yok Taha abi" Oğuz puştu girdi araya
"Olsa ne olacak ki Taha, bu seni ne ilgilendirir"
"Betül bana emanet ne yaptığını nerde olduğunu bilmeliyim" diyebildim sakin kalmaya çalışarak.
"Kim emanet etti? Hem Betül çocuk mu ki birisine emanet edilecek?"
"Sana ne lan kim emanet ettiyse etti" Puşta bak birde çocuk değil diyor.
Ayağa kalktı,ellerini beline yerleştirip yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Gözlerini gözlerime dikti, sanki meydan okuyor gibiydi gözleri.
"Kullandığın kelimelere dikkat et " kibarlıktan kırılacak sanki buda.
"Etmiyorum ne olacak?"
"Başka zaman olsaydı bu şekilde konuşacak ağzın olur muydu merak ediyorum"
O an iyi bi yumruk geçirmek istedim. Ağzını yüzünü dağıtmak istedim. İçim ancak soğurdu sanki. Ben hamle yapmadan Betül araya girdi.
Haklıydı dediklerinde ama işte bu çocuğu görünce bile sinirim tepeme çıkıyordu. Betül laflarını saydıktan sonra çekti gitti.
"Lan dua et Betül'e sen, yoksa ağzını burnunu kırardım senin"
"Ne hakla kıracaksın? Ne sıfatla? Betül'ün mahalleden koruyup kollayan abisi olarak mı? yoksa kendisine ilgisi olan kıza başkası ilgi gösterdi diye mi?"
"Lan oğlum bak sabrımı taşırma?"
"Betülü hak etmiyorsun sen Taha. Onu üzeceğini biliyoruz ikimizde."
"Ne biliyorsun lan sen?"
"Biliyorum işte" deyip banktaki paketi alıp omzuma çarpıp gitti.
-------
Yazarın Anlatımından
Merve Oğuzun olduğu yöne doğru adımladı. Oğuza seslecekken yanına Betül'ün geldiğini gördü.
Betül'ü görünce yakınlarındaki bi ağacın arkasına geçti ve dinlemeye başladı.
İçten içe sinir oluyordu Betül'e. Nerdeyse üç yıldır Oğuz'un peşinden ayrılmamıştı. İlk zamanlar Oğuz'la araları iyiydi ama Oğuz'a olan ilgisini itiraf ettikten sonra aralarına bi soğukluk girmişti.
Özellikle bu yıl Oğuz ondan daha da uzaklaşmıştı. Arkadaş ortamında ne kadar yan yana olsalar da diğer zamanlarda hiç yokmuş gibi davranıyordu Oğuz.
Merve buna git gide üzülüp sinirle doluyordu. Oğuz'un Betül'e olan bakışlarının da farkındaydı. Oğuz'u Başkasıyla düşünmek bile istemiyordu.
Uzaktan Taha'yı görünce aklından geçenlerle o tarafa gitti.
Otobüsten inerken Duyguyla Betülün arasında geçen konuşmayı duymuştu. Betül Taha'dan hoşlanıyordu, bunu fırsat bilip Taha'yı onların yanına göndermişti ki Taha da Betül'e karşı az da olsa birşeyler hissediyorsa işler istediği gibi ilerlerdi.
---------
Duygu Öztürk
Herkes bir yerlere dağılmıştı.Karşımda sazıyla ilgilenen Alp'le tek başıma kalmıştım.Telefonumla ilgileniyormuş gibi yaparken göz ucuyla baktım Alp'e. Dikkatlice sazını kılıfa koydu. Ben hala telefonumla ilgileniyordum tabi o sırada.
"Hayırdır katır inatlı tek mi kaldın?" Gözlerimi devirdim, umursamaz davranmaya çalışarak cevap verdim.
"Şurda iki dakika rahat vermeyeceksin değil mi?"
"Yok vermeyeceğim, sana rahat yok ben varken"
"Neden? Ne istiyorsun benden?"
"Benden özür dilersen o zaman rahat veririm"
Yerimde dikleşip kollarımı birbirne bağladım. Her zamanki burnu kalkık dik tavrımı takındım suratıma.
"Bana çarpan sendin, benden mi özür bekliyorsun birde?"
"O gün için özür dilerim, ama tek suçlu ben değilim karşılıklılıklıydı ikimizde bakmamıştık önümüze."
Yüzümde ani bi şaşkınlık oluştu. Bu kadar kolay özür diliyordu madem neden kaç aydır bunu sürdürdü.Şaşkınlığımı bir kenarıya bırakıp cevap verdim.
"Özür dilemeyi biliyormuşsun demek"
"Evet, şimdi sende benden özür dile" haklıydı aslında o gün bende bakmamıştım, bunu biliyordum ama biraz centilmen davranmasını benden önce onun özür dilemesini beklemiştim hatta inat etmiştim. Tabi benden daha inat bi kişiliği vardı Alp'in.
"Madem karşılıklıydı tamam o zaman özür dilerim, bir daha dikkat edersin yürürken" özür diledim ama altta da kalamazdım. Gülümsedi, küçük bi gamzesi vardı. İçimde birşeyler hareketlendi.
"O burnun illa havada olacak değil mi?"
"Evet"
"Katır inatlı diye boşuna demiyorum işte" başlamıştık yine
"Bende dağdan inme diye boşuna demiyorum işte" deyip kollarımı tekrar birbirine bağlayıp arkama yaslandım. Başımı çevirdiğimde Betül geliyordu. Biraz sinirli gibi bir hali vardı.
"Canım neyin var birşey mi oldu?"
"Oldu canım anlatırım." Alp'e dönüp devam etti
"Alp rica etsem Oğuz'un yanına gider misin kavga falan ederler iyice canımı sıkacaklar sonra"
"Giderim tabi" deyip ayaklandı Alp şaşkınlıkla ama yüzünde az çok ne olduğunu bilen bir tavırda vardı sanki. Ortada benim bilmediğim şeyler dönüyordu. Alp bile biliyordu birşeyler anladığım kadarıyla.
"Betül ne oldu anlat artık"
Olanı biteni anlattı Betül. Biraz sakinlemişti.
"Kızım bunlar seni birbirlerinden kıskanıyor, abime bak sen ben nasıl fark etmedim?"
"Yok artık duygu ne kıskanması. Tamam ben Taha'dan hoşlanıyorum ama onun bana karşı böyle bi hissi olduğunu düşünmedim hiç şimdiye kadar hep abimmiş gibi davrandı bana . Hem birde Oğuz bana karşı hep mesafeliydi zaten kıskanacak bir durumu da olmadı."
"Bal gibi kıskanmışlar işte kızım, başka bi açıklama bulamıyorum ben."
"Ya ben sana gelmeyeyim dedim işte durduk yere iş çıkardın başıma Duygu. Ben kendi halimde daha iyiydim."
"Yoo bence gayet iyi oldu, platonik platonik nereye kadar devam etmeyi düşünüyorsun? En azından olumlu yada olumsuz bi cevap olur sende de"
"Neyse Duygu daha fazla konuşmayalım düşüneceğim ben bunu sonra. Herkes nereye gitti siz niye Alp'le yalnızdınız?"
Canım arkadaşımdan birşey kaçmazdı tabi.
"Herkes dağıldı işte, benimde yapacak birşeyim yoktu seni beklerken telefonla uğraştım biraz"
"Alp de mi telefonla uğraştı?"
"Yok o bana laf sokmakla meşguldü"
"Yine mi tartıştınız yoksa"
"Yani tam tartışma denemez. Kahve mevzusunda özür diledi benden, bende ondan diledim" sinsice güldü Betül.
" Yaa öyle mi? Buzları erittiniz yani?"
"Öyle de denemez, hala bana göre dağdan inme"
"Şu çocuğu tanıdıkça sende fark ediyorsun kaba saba biri olmadığını bence"
Betül'ün dediğine omuz silkip tekrar telefonuma döndüm.