ÖNGÖRÜLEMEYEN

1192 Words
İnsan öngörülemeyen bir varlıktır, zira çok fazla değişkenle şekillenir. Bu yüzden hareketlerini anlamak için pek çok değişkeni aynı anda ele almak gerekir. Ancak bu karşısındaki kişiyi anlamak için uğraşanın insan olduğu gerçeğini değiştirmediğinden empati sözlükte bir kelime olmaktan ileri gidemez. Ailemin ölümü ile başlayan yaşam savaşımda pek çok olay ve pek çok insanla kurduğum etkileşim kendimi geliştirmemde etkili olmuştu. Bu etkileşimler sayesinde insanlar hakkında peşin hükümlü olmamayı, bir insanı yargılamadan önce hayatındaki değişkenleri inceleyerek gerçeğe ulaşmayı da kendi hayat tecrübelerimle öğrenmiştim. Ben şanslı bir insandım zira ailem varlıklıydı ve bana hayatım boyunca çalışmasam da yetecek hatta fazlasıyla artacak kadar varlık bırakmıştı. Ama her insan aynı şansa sahip olmadığı için yapılan hataların çoğu maddi temellere dayalı oluyordu. Aradan geçen yıllar içinde insanları sadece bulundukları zamanla değerlendirmemenin ödülünü aldım. Sonuç olarak şu an bulunduğum konumu da yeteneğim olarak görülen işimi de buna borçluyum. Olay yerinden Behiye ile ayrılırken kafamda bu olayın taşları yerine oturmuştu artık. Geriye sadece kişileri bulmak kalıyordu ki bunun anahtarı olayları planlayan adamın bu insanları nasıl bulduğundan geçiyordu. Yol boyunca Behiye ile yaptığımız kritik sonucu iki farklı görünen olayın bağlantısını tam olarak kurmuştuk. Hastaneye geldiğimizde danışmadaki adama Sadık Baltacı'nın yerini sorduğumuzda önce tereddüt etti. Ardından gösterdiğim kimliğim ile odasını öğrenip asansöre yöneldik. Odaya vardığımızda oda kapısındaki polis arkadaşlara durumu kısaca özet geçtim. Kimlik kontrolümüz yapıldıktan sonra içeri geçtiğimizde yatakta yatan adam bir insanın öfkesini ile kendi oğlunu bile göremeyeceğini daha iyi anlamamı sağladı. Sadık beyin sargılarla kaplanmış vücudu bir körlüğün ve takıntının deliliydi. Behiye Sadık beyin baş ucuna giderek oradaki raporu alıp inceledikten sonra bana döndü. " Üç kaburgası ve kolunun biri çatlak. Bir kaburgası kırılmış ve ciğerine değiyor. Şanslı olduğu tek konu iç kanaması olmaması ki bu da bir mucize. Bu arada sol el bileği ve sağ bacağı kırılmış." Sakin adımlarla Behiye'nin yanına vardığımda gözlerim yatakta yatan adamda takılı kaldı. Babasının yanlışını geç de olsa fark edip durdurmaya çalışmaktan başka suçu yoktu. " İfadesini alabilme şansımız var mı Behiye hocam?" Behiye sakin bir şekilde elindeki raporu incelerken başını kaldırıp yatakta yatan adama baktı. " Ağrı kesicilerle uyutuluyor ama bilinci açık. Doktoru ile konuşup uyandırılmasını isteyebiliriz. Tam bir ifade alman zor ama en azından bir iki soru sorabilirsin." " Zamanımız az Behiye, doktorla görüşüp bir kaç dakika da olsa uyandırılmasını isteyelim. Zira söyleyecekleri belki de bir insanın hayatını kurtaracak." Behiye beni başı ile onaylayıp odadan çıktığında ben hala genç adamın başında yaşadıklarının ağırlığı ile çökmüş bedenine bakıyordum. Olayların bu noktaya geleceğini göre bilse ya da babasının gözünün takıntıları yüzünden kör olduğunu fark etse belki de bu noktaya gelmeyecekti. Ben düşüncelerimle boğuşurken açılan kapı ile başımı yana çevirdim. İçeri Behiye hoca ile orta yaşlı bir doktor birlikte girdiler. Doktor benim bulunduğum yere gelip karşımda durduğunda Behiye de arkasında yerini aldı. " Ben genel cerrah Yakup Özbeli, hastamı neden uyandırmak istediğinizi sorabilir miyim?" Behiye hocama dönüp hafif kaşlarımı çatarak baktığımda omuz silkmesi ile bakışlarımı doktora çevirdim. "Yakup bey, burada yatan hasta önemli bir dava ile alakalı biri ve bizim onda olan bilgilere ihtiyacımız var." Verdiğim cevap karşısında doktorun ifadesi bozulmamış aksine bakışları daha da sertleşmişti. " Bana sunduğunuz sebep bu kadar acil bir hastaya acı çektirmeme değecek kadar önemli değil baş komiser." Sözleri ile dudağımın kenarı hafifçe kıvrıldı. Doktorun hastasına ve mesleğine verdiği değeri görmek beni memnun etmişti. Bu karşımdaki kişinin etik değerleri olan biri olduğunu gösterirdi ki bu da benim için güven demekti. " Yakup bey, hastanız şu an aktif olan bir davada kaçırılmış ve hayati tehlikesi olan birini bulmamız için gereken bilgilere sahip olabilir. Bu dışarıdan bakıldığında sadece bir ihtimal gibi görünse de hem kayıp kişi için hem de bir seri cinayet davasındaki şüphelinin başka birini daha öldürmesine engel olmamız için bir şans olabilir. Sizce bu yeteri kadar önemli bir sebep olabilir mi?" Doktor beni sakince dinledikten sonra derin bir iç çekip odadan çıktı. Behiye hocama döndüğümde bana hafifçe gülümsediğini gördüm. " Sence Sadık beyi uyandıracak mı?" "Öyle gibi." Konuşmamız devam etmeden odanın kapısı açıldı. İçeri doktor Yakup bey girdiğinde bize bakmadan seri adımlarla Sadık beyin baş ucundaki seruma yöneldi. Cebinden bir enjektör çıkarıp seruma ekledi ve bize döndü. " Bu ilaç hastayı uyandıracaktır ama konuşmayı kısa tutun. Ve unutmayın bilinci yerinde desem de çok ağır bir travma atlattı. İstediğiniz cevapların hepsini size veremeyebilir." Doktorun bir nefeste söyledikleri ile tedirgince bir nefes verdim. Evet durumu fazlasıyla kötüydü ama umarım soracağım iki soruya net cevap verebilirdi. Eğer o iki cevabı tam olarak alırsam bu iki olayı da çok geçmeden kapatabilirdim. Biz doktoru onayladıktan sonra bakışlarımız Sadık beye yöneldi ve beklemeye başladık. Yirmi dakikalık bir bekleyişin ardından yatakta bir kıpırdanma ile birlikte duyduğumuz inleme sesi ile yatağın başına yöneldik. Doktor bize yer açarken yüzü çektiği acının getirisi olarak buruşan Sadık bey zorda olsa gözlerini araladı. Kesik kesik nefesler alırken acı çektiği yüzünden net bir şekilde anlaşılıyordu. Bir anda gözleri dehşet ile açıldı ama bu uzun sürmedi. Nefesi daha da sıklaşırken dudaklarından çıkan inlemelerin içinden "yapma" kelimesi varla yok arasında duyuldu. Sakin bir şekilde yanına yaklaşıp yatağının kenarına elimi koydum. " Sadık bey lütfen sakin olun. Hastanede ve güvendesiniz." Gözleri daha belirgin bir şekilde açılırken etrafına bakmaya çalıştı. Ama hem bedenin acısı hem de yüzündeki yaralar hareketini kısıtlıyordu. " Sadık bey korkmayın artık. Burada kimse size zarar veremez. Ama yardımınız gerekli, beni anlıyor musunuz?" Başı yavaşça yana benim olduğum tarafa döndü ve sakinleşen sesi ile: " Sen?" dedi. Gülümsedim ve yatağa doğru eğildim. " Ben Baş komiser Adil Öztürk. Size bazı sorularım olacak beni anlıyor musunuz?" Sözlerimin ardında yavaş ama emin bir şekilde başını aşağı yukarı doğru salladı. Doktora dönüp baktığımda bana devam edebileceğimi belirten bir baş işareti vermişti bile. Yeniden Sadık beyin yattığı yatağa döndüm ve: " Sadık bey eniştenizin nerede olduğunu biliyor musunuz?" dedim. Başını aşağı yukarı salladıktan sonra titrek ama duyulabilir bir sesle: " Tele..telefonum." dedi. Eğildiğim yataktan doğrulduğumda doktora döndüm. " Sadık beyin telefonu burada mı?" " Evet, güvenlik odasındaki diğer kanıtların yanında." " Normalde prosedüre uygun bir şekilde savcılık izni ile almam gerek ama durum acil. Eğer sizce de sorun olmayacaksa telefonu getirebilir misiniz?" Doktor önce kısa bir an duraksadı ama hemen sonra beni başı ile onaylayıp odadan çıktı. Bu arada odadaki sessizliği kısık ama acı dolu Sadık beyin sesi doldurdu. "Babam,... götürdü. Şehir dışı.... köyü dağ evi." Bakışlarım Sadık beye döndüğünde gözünden dökülen bir damla yaş pişmanlığının bir işaretiydi. Elimi dikkatle omzuna yerleştirip sakince: " İşlerin bu raddeye varacağını bilmezdiniz. Bu yüzden fark ettiğinizde doğru olanı yapıp karşı çıktınız. Bir an önce iyileşmeye bakın, kardeşleriniz çok üzgün." dedim. Sadık bey gözlerini kapatırken dudaklarını da birbirine bastırdı. O sırada içeri giren doktor bey ile yerimde dikleştim. Yakup bey telefonu bana uzattığında ekrana dokundum ve şifre olmadığını gördüm. Telefonu açıp Sadık beye yönelttiğimde zorlansa da olsa ekrana dokunup bir uygulama açtı, uygulama bir chat uygulamasıydı. " Burada buldu.... adı sarmaşık, bazı kelimeler .... şiddet, istismar,.... haksızlık. O sizi bulur." Olayların kilidi çözülmüştü ve ben Bülent denen adamın kurbanlarını nasıl bulduğuna dair ilk aşamaya ulaşmıştım. Yüzümde ince bir tebessüm yer ederken olaylar yavaş yavaş sıraya giriyordu. Gerisi için bir parça yardıma ihtiyacımız vardı ama şimdiki önceliğimiz kurtarmamız gereken yüzbaşıydı. Doktora ve Sadık beye teşekkür ettikten sonra telefonu da alıp hastaneden çıkarken bu oyunda bana düşen hamleyi yapabilmek adına kendi telefonumu elime aldım. Öngörülemeyen bu davadaki oyun kurucumuz için tuzak vakti gelmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD