mutluluk sırrımız

3769 Words
Son zamanlar hastane odası artık ikinci evim gibi olmuştu. Gözlerimi açmak için daha sıkı kapattım. Bu benim kendi karanlığımın dibine yuvarlanmamı sağlamıştı. O karanlıkta ben ne acılarla mücadele etmeğe çalışmıştım. Yeniden ışığa kavuşmak için gözlerim açınca Simonu gördüm . O benim elimi sımsıkı tutmuş, titrek dudaklarında birşeyler söylüyordu. Ama benim uyandığımı görünce yüzüne renk geldi. -sonunda uyandın… ben seni böyle görmeyi hiç istemezdim. Simon ağlıyor ve özür dilemeye devam ediyordu. -sen hep benim yanımda oldun, ama ben bunu bir türlü başaramadım. Eğer ben senin yanında orda olsaydım , sen bunların hiç birini yaşamayacaktın. -evet Jess keşke biz de seninle dönseydik,o zaman o şerefsiz sana yaklaşamazdı,affet bizi Selena çok üzgündü. -eğer, bir daha özür dilerseniz, sizi camdan atarım , haberiniz olsun! Olanlar sizin suçunuz değil, sizce ben böyle şeyler yaşayacağımı bilsem eve yalnız gidermiydim? Hayır! Bu yüzden bu konuyu kapatalım. Simon hemşireyi çağırırmısın? -ne oldu abla, bir yerin mi ağrıyor? -hayır, beni eğlendirmesini isteyeceğim, tabiki ağrıyor, bana ağırı kesici falan getirmesini söyle. Jessica zorla da olsa gülümsedi. Kardeşini daha fazla üzgün görmek istemiyordu. -peki. Simon dışarı çıkınca Jessica Selenaya baktı. -onu gördün mü? -evet, senin iyi olduğunu duyuncaya kadar, burdan ayrılmadı. Jess ama Derek bir tuhaftı sanki, acaba seninle ilgili birşey mi hatırladı? -bilmiyorum, ama gece de tuhaf tuhaf şeyler konuşuyordu. -nasıl şeyler? -işte, bakın ablam uyanmış ve acı içinde siz ona hemen ilaç vermelisiniz? İki kızın muhabbeti gelenlerle birlikte yarıda kalmıştı *** Derek Jessicanın şanslı olduğunu doktordan duyunca, biraz rahatladı. Kızın ufak kırık ve morluklardan başka , ciddi sorunu yoktu. Derek hastaneden ayrılınca , dünkü, kızı üzen şerefsizi ziyaret etmek için merkeze dönüyordu. Ama Jessicanın evlerinin karşısında durmak zorunda kaldı. Hala cama Jessicanın kanıyla yazılmış yazı , onu huzursuz ederken , aniden yine gözlerinin önünde bazı şeyler canlanmaya başladı. "Yine bir kapı ve kanla yazılan bir yazı, kapının dışında bir kız var , sürekli kapıya vuruyor, ağlıyor, onunla gelmesini istiyordu.Derek ellerine bakıyor, kanlar içinde… kimin kanı bu? Sonra yazıya bakıyor.. Ama bu yazı farklı… bu yazı bir aşk itirafı gibi , ama aynı zamanda çok üzücü çünkü itiraf ettiği kişi kapının dışında .. kim bu kız....? Siyah beyaz anılar film şeridi gibi gözünün önünde canlandı.Derek rüyadan uyanmış gibi çok tuhaf oldu. Yine kendini boğuluyormuş gibi hiss ediyordu. -Efendim iki kişi suçluyu almaya gelmiş -tamam , çağır gelsinler Kapı hafifce aralandı. İçeri iki kişi girdi , biri yaşlı beyaz saçlı , diğeri daha gençti. -Derek , gözlerime inanamıyorum, bu gerçekten senmisin? Dostum ne kadar da değişmişsin.. Bizi hatırlamadın mı? Biz senin ekibindendik. Ama sonra bizi üste gönderdiler, yani sen Jessicayla gidince,.. Jessica demişken o nerde? Gelmişken onu da bir ziyaret edelim -bakın siz olayı bi baştan anlatırmısınız, ben kısa zaman önce hafızamı kayb ettim de? -yani sen şimdi bizi hatırlamıyormusun, ya kavgayı , salgını? Ya bu nasıl oldu? Şaka desem suratın bu kadar ciddiyken,hem sen şakada sevmezdin.....Galiba şaka değil, sen gerçekten birşey hatırlamıyorsun…. Tamam ben anlatıyorum o zaman… *** -siz şimdi benim hayatımda Emmadan başka kızların olduğunu mu söylemeye çalışıyorsunuz? Bide salgın vardı .. -evet salgın unutulucak gibi değildi. Senin durumuna gelirsek mesela Melisa vardı, sana aşıktı, tabi o cadı Jessicaya da az çektirmedi. Ama sen Jessicayı ilk başta hep azarlasan bile , sonda iyi savundun valla bravo. E sonunda da onunla gittin, biz hepimiz senin ona aşık olduğuna dair iddiaya bile girmiştik. Kızda cesurdu , asla kendini ve arkadaşlarını ezdirmedi. Neyse vakit geç oldu biz tutsağı alalım da gidelim. **** O gece Derek hiç uyuyamadı. Erkenden şehire Selenanın babasını görmeğe gitti. Ondan duyduklarıyla da kafasındakı bazı sorular cevap bulmuştu. **** -Ondan uzak dur…. -ben sen seviyorum JESİCA MARSON…. -Senin gibi aptal kız yüzünden , kornayı basman yüzünden ben arkadaşlarımı kayb ettim. -benim kanım sana iyi gelecek… .akrep zehri çok güçlü…. -Melisa sen asla Jessica gibi olamazsın.. -sen kızımı seviyordun, şimdiyse onu görmezden geliyorsun, eğer Emmayı üzersen , ben Jessica denilen kızı yer yüzünden silerim. HAYIIIIRR JESSİCA!!!!!!! Derek yataktan fırladı, etrafa bakındı, bu onun odasıydı. Ama artık Derek yalnız dünyadan değil , onun etrafında dolaşan boşluktan da kurtulmuştu. Herşeyi biliyordu. Bütün parçalar yerine oturmuştu. Jessicayı biliyordu, onun geçmişini tanıştığı günü , herşeyi. Dolabı açtı ve eski hırkasını çıkardı , giydiği gibi evden ayrıldı. Hastaneye koşarak gelmişti. Kızın odasını bulunca kapıyı açmak için elini uzattı. Ama yapamadı…. İlk kez ama ilk kez Derekin cesareti yoktu. Hiç bir şey , hiç kimse onu kararından çeviremezken , şimdi bunu yapamıyordu. En son hatırladığında o yine kızı üzmüştü. -siz Jessica Marson olmalısınız? Ne saçma bir konuşmaydı. Ben nasıl seni unutabildim Jess. Benim gibi biri sana layık değil, çünkü ben korkak gibi hep sana acı çektirmek dışında sana hiç birşey veremedim. Aşkımı bile en zor zamanlarda itiraf etmiştim. Oysa sen hep beni tüm kötü ve iyi huylarımla kabul etmiştin. Belki de bu yüzden sen benim kalbime öyle kolayca girdin. Emma dışında kimse o kalbe sahip olamaz diyordum, ama kalbim seni görünce atmaya, canlanmaya başladı. Şimdi benim, insanın havaya olan ihtiyacı kadar , sana ihtiyacım var. Senin gülüşüne, kızgın bakışına ihtiyacım var…. Ama sen beni asla affetme, seni kolayca unutmuş bir adamı sen bir daha hiç sevme, Bırak bu benim cezam olsun, seni üzdüğüm için, seni kırdığım için. İki hafta geçmişti. Doktorun söyledikleri yüzünden Jessica tekerlekli sandaliye kullanıyordu. Çünkü bazı kaburgaları ve ayak bilekliği çok kötü darbe aldığından tam iyileşmemişti. Bu yüzden Simon onu yataktan kalkmaya bile izin vermezken , Jessica zorla bir şartla tekerlekli sandaliye kullanma şartıyla bahçeye gidiyordu. Tabii o zamanda bile Selena onun yanından ayrılmıyordu. Bu gün gök yüzü kararmıştı. Her an yağmur yağacak gibiydi. Akşama doğru yağmur başladı. Bunu iyi değerlendirmek için Selena bazı oyunlardan bahs etti. En sonunda bizi mono poli oynamaya karar verdik. İki kere üst üste yenilince ben yağmuru izlemek için tekerlekli sandaliyeyi camın karşısına doğru sürdüm. Yağmur o kadar şiddetliydi ki sanırdın gökler ağlıyordu. Benim kalbim gibi… Tamam beni unutmuş ola bilirdi, ama hiç mi nasıl olduğumu merak etmedi. Bir kez hastaneye ve ya evimize gelmemişti. Bunu düşününce yine kendimi tutamadım. Bu adam beni hiç mi sevmedi…. ?Peki neden hep en zor zamanlarda bana güzel şeyler söyledi.? Kalbimi acıtmak için mi? Ellerimle yüzmü kapattım, arkamda Simonla Selenanın tatlı tartışmalarını duyunca, bende onlara katılmak için arkamı döndüm, ama aniden ağaclıkta birini görünce durdum. Önce gözlerime inanamadım. Ama bahçede , karanlıkta biri vardı. Ben onun giydiği kiyafetten kim olduğunu anlamıştım, bu yüzden bahçeye doğru gittim. O, benim onu fark ettiğimi anlayınca geri gitmeye başladı.Ben peşinden gitmeye karar verdim. Yağmur hızlansa bile ,ben durmayacaktım. Bahçeden çıkınca sokakta ilerledim. Takip ettiğim kişi de hızlanmıştı. O, sırada aniden taşların arasında sıkışan tekerlikler yüzünden ben dayanmak zorunda kaldım. Tüm cesaretimle ayağa kalktım ve onun peşinden kendim gitmek için adım attım. -Derek ! Biliyorum bu sensin… . Hala korkak gibi kaçacakmısın? Dur artık!!! Bağırmam boş sokaklarda yankı yapıyordu. Üstüm yağmur yüzünden islanmıştı. Üstelik ayağa kalktığım için bacağım da acıyordu. Ben ona yetişmek isterken ayak bileğimde şiddetli bir acı hiss ettim , bu acı beni yağmurlu, çamurlu, yolda oturmaya zorlamıştı. Yerler buz gibiydi, ama ben bir ayak bileğime, birde ara sokakta kayb olan adamı izliyordum. Ama bu başkası olamazdı. Öyle kiyafet yalnız Derekin tercihi ola bilirdi. Kendime söz geçirememiş, Jessicayı görmek için bir hırsız gibi bahçelerine sokulmuştum. Onun, mutlu olduğunu görünce , bende mutlu olur, artık onu bırakırım diye düşünüyordum. Ama malesef kız mutlu değildi, o camın karşısında dışarıyı izliyordu, ama aslında kimseye belli etmemeğe çalıştığı acısını göz yaşlarıyla özgür bırakmıştı. O an benim de kalbim sıkıştı. Giydiğim hırka iyi ki de gözlerimi kapatmıştı. Şu an gözlerimdeki acıyı ıstırabı kimsenin görmesini istemiyordum. Ama çok geçmeden Jessicanın beni fark ettiğini görünce ben bir an evvel ordan ayrılmaya karar verdim. Ama onun inatçı tavrı yine kendini belli ediyordu. Yağmur şiddetini artırmıştı. Ama kızda peşimi bırakmıyordu. İçimden "lütfen dur artık" diye geçirsem bile kız durmuyordu. Tam ara sokağa dönüyordum ki, Jessicanın bağırmasını duydum, bu kez kız bana hakaret etmiyor, canı yandığı için ağlıyordu. Ben o an ona doğru koşmak için kendimi zor tutuyordum. "Bırak artık, kıza daha fazla acı çektirme" diye kendi kendime konuşsam bile yapamadım ve yerde oturmuş kıza doğru koştum. *** Bir anda bana doğru koşan birini fark ettiğimde, o artık bana sım sıkı sarılmıştı. İkimizde sırılsıklamdık. Ama ondan sanki sıcaklık alıyormuş , gibi ben artık titremiyordum. -üzgünüm, yapamadım, senden uzak durmaya çalıştım, ama olmuyormuş. Derek bunu söylediği gibi Jessicayı yerden aldı ve kucağında taşımaya başladı. -araba diğer yönde Derek? -biliyorum, ama şu an ikimizin de konuşacakları var diye düşünüyorum, bu yüzden bana gidiyoruz. Ben evi arayıp, Derekle buluşmaya gittiğimi söyleyince , Simonun itirazıyla karşılaştım. Ama ben birazdan dönerim söyleyip , telefonu kapattım. Ben şöminenin önünde oturmuş, mutfakta kayb olan Dereki bekliyordum. Derek elinde havlu ve kuru kiyafetle geri dönmüştü. -al sen üstünü değiş , ben mutfakta sıcak birşeyler hazırlarım. O bana erkek tişörtü gibi bir kaç giysi uzattı. -gerek yok, şu an tek istediğim, kafandakılarla ilgili konuşmak. -hasta olursan , bunun faydası olmayacak. -zaten sağlam değilim ki, grib olsam ne yazar. -anlaşılan benim bazı şeyleri hatırladığımı biliyorsun?! Ama nasıl anladın? -eğer beni hatırlamamış olsan , beni hastanede ziyaret ederdin, bu kadar zaman ortaya çıkmaman, bir şeyler olduğunu söylüyordu. Ama nasıl hatırladın?? . Selena ,doktorlar ve Emma bunun kısa sürede olacağına inanmadıklarını söylemişti. -ama oluyormuş, ben eski tavrımı sürdürmeye çalıştım, senin mutlu olmanı istedim, ama başarılı olamadım Buraya ilk geldiğimde bazı ufak şeyler hatırlamaya başlamıştım. Işte, o zaman Emmanın benim buraya gelmem için neden bu kadar ısrar ettiğini anladım. Jessica, kızın ismini duyunca kaşlarını çattı ve bakışlarını, Derekin parmağına götürdü, ama yüzük yoktu. Kafasını kaldırdığında bakışları Derekinkilerle buluştu. -ben hatırlayınca…… .yani seni ve geçmişi hatırlayınca başlamıştım. Işte, o zaman Emmanın benim buraya gelmem için neden bu kadar ısrar ettiğini anladım. Jessica kızın ismini duyunca kaşlarını çattı ve bakışlarını, Derekin parmağına götürdü, ama yüzük yoktu. Kafasını kaldırdığında bakışları Derekinkilerle buluştu. -ben hatırlayınca…… .yani seni ve geçmişi hatırlayınca yüzüğü çıkardım. Çünkü , bizim yaşadıklarımız benim için parmağımdakından kat kat daha değerli. Jessica bir kaç hafta önceki konuşmayı hatırladı. Demek Derek konuşmayı unutmamıştı. Şimdi Jessicanın gözleri doldu. -nasıl? Nasıl kurtuldun ordan? -bilmiyorum, yani ben patlayıcıları devreye soktuğumu iyi hatırlıyorum. İlk aşama zehirli sisti. En son hatırladığım siz gittikten biraz sonra benimde kendimden geçmemdi. Uyandığımda bir hastanedeydim. Emma bana kaza geçirdiğimi söyledi. -belki de, sen gelmesen daha iyiydi. Emma sana daha çok değer veriyor, ben zor zamanlarda hep seni yalnız bırakırken, baksana o hep seni kurtardı. Bak, eğer yarın bir gün gerçekten , ona dönersen ben sana kızmam, gerçekten. Derek kızın nasıl kendi kendini suçladığını görünce, dayanamadı. Büyük parmağını kızın yüzüne götürdü, yanağına akan yaşları sildi. -sen hiç beni bırakmadın ki, bak sen hep burdaydın.… Kız masum bir çoçuk gibi Derekin işaret ettiği yere , kalbine baktı. -hem iyi ki , gelmişim, seninle karşılaşmasam hayatımın en büyük yapboz parçasını bulamamış olacaktım. O, gün seni üzdüğüm gün ben çok kötüydüm ve sonrası camda yazdıkların hepsi ama hepsi benim gerçek kimliğime geri götürdü. Ha bu arada sen Joy amcayı tanıyormuydun? -evet yani şey zamanı… -salgın , korkmana gerek yok ben tam anlamıyla herşeyi hatırladım. O gün o manyak herifi almak için gelen arkadaşlardan biri Joy amcaydı. Aslında geçmişi iyice hatırlamama da o yardımcı oldu diye bilirim. O, önce seni sordu.Biliyormusun zamanında ben seninle ordan ayrldığımda , onlar iddiaya girmişler -nesine? -benim sana aşık olduğuma, bu yüzden seninle gittiğime, yani onu bir daha görürsem iddiayı kazandığını söyleyeceğim. -ama sen Emmayı bulmak için benimle gitmiştin…kendin bunu açıkca belli ettin -ben onu bulmak için daha önce, sonrada gide bilirdim. Ama en önemlisi amacım, senin kazasız , belasız gideceğin mekana gitmeni sağlamaktı. Derek kocaman gülümserken, Jessica bunu şaşkınlıkla izliyordu. Sanki karşısında, başka biri oturmuştu. Bu neşeli, mutlu bir adamdı. -neden öyle şaşırmış gibi bakıyorsun? -bilmem , seni daha önce hiç böyle görmedim de.. -e, bundan sonrası böyle, hayatımda yeni sayfa açıyorum. Alış bence… -ya alışamazsam? -zorundasın, çünkü bu adamla bir ömür geçireceksin, yani sen benim sinirli, öfkeli olmamdan şikayetçi değilmiydin? Bende değişmeye karar verdim, bundan sonra böyle. -yani sen şimdi bana.. ..birşey mi söyleyeceksin? -evet, ama konuya nasıl gireceğimi bilmiyorum. Neyse o zaman ben direk söylüyorum. -JESSİCA BENJAMİN MARSAON… benimle evlenirmisin? -Jessi… Jess… -acaba yine beni akrep falan mı ısırdı? Ama ben hiç öyle şey hiss etmedim ki? Jessica etrafına bakındı,sanki birşeyler arıyordu. -Jess kendi kendine ne konuşuyorsun? -Derek galiba beni akrep ısırmış, çünkü ben yine halüsünasyon görüyorum. Ama tüm zararlar kaldırıldı demişlerdi. -Jessica.. Jess ..sakin ol, derin nefes al ..bu halüsünasyon falan değil, ben az önce gerçekten sana evlenme teklifi ettim.Doğru şuan yüzüğün yok,ama yarından gec o yüzüğü de parmağına takacağım ,böylece herkes senin benim olduğunu anlasınlar Jessica hala şaşkın bakışlarla Dereke bakıyordu. Bu zaman telefon çaldı ve Jessica arayanın Simon olduğunu görünce eve gitmeğe karar verdi. Derek o, sırada tekerlekli sandaliyeyi sokaktan aldırmıştı. Jessica Derekle birlikte bahçeye adım , atar atmaz Simon onlara yetişti. -nerde kaldın, seni çok merak ettim. Simonu bunu söyleyince Dereke baktı. Sanki onu bakışlarıyla delik deşik etmek istiyordu. -ablan benimleydi, bizim konuşmamız gereken.. -sana sormadım ablamla konuşuyorum. Derek Simona kısa ama çoçukla konuşuyormuş gibi alaycı bir bakışla baktı. -e abla bu kez sonrasında üzülüceğin hangi karaları aldın? . Abla sen gerçekten ne yaptığını bilmiyorsun. Anlamıyormusun? O, adam sana acıdan başka birşey vermedi. -Simon yeter! Derekle böyle konuşamazsın, onun bizim için yaptıklarını ne çabuk unuttun?! -unutmadım abla, ama senin odada haftalarca nasıl ağladığını da unutmadım. Aynı şeyleri tekrar yaşamanı istemiyorum. -ben ablanı seviyorum, onunla evlenmek istiyorum. Simon sinirle gülümsedi. -ya? , peki bu güne kadar ablamı hep üzdün, o zamanda onu seviyormuydun? Simon sus!! Simon ablasına cevap olarak , kafasını salladı ve orayı terk etti. Jessica üzgün bakışlarını Dereke çevirdi. Derek ona doğru eğildi. -merak etme, o da kendince haklı , zamanla herşey düzelir, sen sıkma canını. Şimdi eve git hasta olmadan üstünü değiş, bende yarın erkenden geleceğim. -gidiyormusun? -malesef… , ama böyle ayrılıklar olmasın diye benim düğün gününü erkene almam lazım. Jessica gülümsedi. Derek bunu fırsat bilip kızın yanağından öptü. -hoşçakal Dedi ve yüzünde kocaman gülümsemeyle bahçeden çıktı. Derek tüm yol boyu sırıtıyordu. Çünkü ilk kez bu kadar mutluydu. **** -ayıp ettin, böyle olunca Jessica da çok üzülüyor. -ama o da Jesse üzüntüden biz birşey vermedi ki? -Simon seni anlıyorum, ablan için endişeleniyorsun… ama unutma Jessica yalnızken, onu koruyucak kimse yokken o vardı .Frenki anlatmıştım değil mi? Onun bize karşı neler yaptığını, hele ablana… Kız nerdeyse ölücekti , onun yüzünden, eğer Derek olmasa , belki biz burda olmazdık. O, kızı beladan kurtarmakla kalmadı, kendi yakını gibi ona ilgi gösterdi. Odasına yakın oda verdi. Frenkten onu koruya bilsin diye. Hele Frenk ölünce suçu Jessicadan uzak tutmak için bir çok şey yaptı. Ya orman? biliyorsun Jessica Kendji yüzünden zombilere yem olacaktı. Orda bile Derek o halde, kızı kurtarmak için çabaladı. Daha neler anlatırım , ama hepsini biliyorsundur.Sen Derekle ilgili ne duydun bilmiyorum, belki onu kız avcısı, kötü biri olarak anlatmış ola bilirler. Ama ben onun nasıl bir adam olduğunu iyi biliyorum. Şimdi sen söyle o değilse , kim kardeşine layık? Jessica senin ablansa, Derekte benim abim gibi ve onlar bir birini çok seviyorlar. -üzgünüm Selena, galiba ben bencil davrandım, ama söz bunu en kısa zamanda telafi edeceğim. Mutlu olmak ablamın hakkı. - Bak ne diyeceğim , yarın restoranda yer ayırttır. Birlikte , dördümüz yemek yeriz , hem sende Derekle konuşmuş, dahası gerçek Dereki tanımış olursun. -bu harika bir fikir. Simon eve döndüğünde Jessica koltukta uyuya kalmıştı. Simon sessizce ablasına yaklaştı , yüzüne dökülen saçları, alırken, ablasının neler çektiğini düşündü. Selenanın bu gün anlattıkları ,Jessicanın söyledikleri kadar basit değilmiş.Demek , Jessica kardeşini üzmemek için Frenkin yaptıklarıdan bahs etmemişti. -Jess , affet beni, bu gün anladım ki, seni gerçekten seven birini bulmuşsun. Sizin mutlu olmanız için ben elimden geleni yaparım.Yeter ki sen mutlu ol. O bunu söylediği gibi , Jessi yerine yatması için uyandırdı. Jessica birşey demeden Simonun yardımıyla odasına kalktı. Aradan iki yıl geçti…. Bu iki yılda Jessica Marsonun hayatı da çok değişmişti. Önce yeniden ünversiteyi kazanıp mimarlığı bitiren Jessica kardeşinin yanında işe başladı. Selena arkadaşı ve sevgilisini işlerinde hiç yalnız bırakmıyordu. Selena iki yılda kendinin yardım krumunu kurmuş, yardıma ihtiyacı olanlara, kiyafet ve yiycek dağıtıyordu. Jessica eski sağlığına kavuştuğu için , işlere koşturmaktan hiç yorulmuyordu. Ama ara sıra Derek yüzünden kaçamaklar oluyordu. Derek Selenanın babasının isteğiyle bir kaç kasabayı mühafıza eden kurumların başına geçmişti. Yeni konumu ve giydiği general kiyafeti ona çok yakışıyordu. Zaten Derek doğuştan iyi bir liderdi. Ama geldiği yerlere emek dökerek, insanların sevgisini kazanarak gelmişti. Yüzündeki sert bakış ,ciddiyet, Jessicanın yanında yok oluyordu. O sürekli , kasabaların , durumunu öğrenmek için yolculuk ediyor, Jessicayı da beraberinde götürüyordu. Tabii ilk evlilik teklifinden iki ay sonra , çiftimiz evlenmişlerdi. Jessica düğünde annesiyle birlikte seçtiği, beyaz gelinlikle bir melek gibi parlıyordu. Düğüne yakın arkadaşlar ve dostlar davetliydi sadece. Piter yeni sarışın kız arkadaşıyla danslardan bıkmıyordu. Joy o sırada damat ve gelini tebrik etmiş, iddiayı kazandığı için de mutlu olduğunu söylemişti. O gün tüm arkadaşlar onlar adına mutluydu. Derek ve Jessin yeni taşındıkları ev Simon ve Selenanın iş yerine çok yakındı. Bu yüzden bu dörtlü akşamları hep birlikte olurlardı. Jessica Derekin Simonla iyi anlaştığını görünce çok mutlu oluyordu. Çünkü iki erkekte onun en değerli varlıklarıydı. Jessicanın kızı Miya- nın doğulduğu gün Simon ve Derekin sevinc bağırışmaları tüm hastaneyi ayağa kaldırmıştı.. Simon ve Selenanın düğünü işler yüzünden bahara ertelenmişti. İkili aceleyle evlenmek yerine, bir birini daha yakından tanımaya karar vermişlerdi. Sonuçta her kes Derek ve Jessica gibi olamazdı. Onlar aşklarından emin oldukları için, beklemenin de anlamı olmadığını biliyorlardı. Çünkü aşkları zor sınavlardan geçmişti. Bu gün Miya-nın doğum günü olduğu için Jessica Selenayla sabahtan beri koşturuyordu. Akşam Selenanın babası da misafir olacaktı. Kos koca bakanı ağırlamak her insanın işi değildi. Ama Selena çok rahattı. -ya Jess bu kadar , endişelenme alt tarafı babam yani… -olsun düğünden sonra ilk kez evimize geliyor. Biliyorsun o Derek için baba gibi. -evet, öyle malesef Derek ailesini kayb edende 11 yaşındaydı. Babam onu ilk gördüğündeyse, o iş arıyormuş. Böylece eski tıbb laborotuvarda güvenlik olarak işe başlamış, emekleri sayesinde de işinde yükselmiş. O,zamandan babam onu oğlu gibi seviyor ve aileden biri gibi görüyor. Neyse anlat bakalım, batı bölgesinin alış veriş merkezi nasıldı? -iyi , güzeldi de , ama kimi gördüm bilemezsin… -kimi? Hadi çabuk söyle! -Laurayı.. Hani sizin apartmana geldiğimiz gün, benimle gelen o kız… -anladım işte , sevgilisinin abisine aşık olan, Melisanın peşinden ayrılmayan, e ne konuştunuz? -hiç ben o sırada Miya için elbise bakıyordum, Derekte Miyayla birlikte oyuncakçıdaydı. Bir baktım , bana doğru biri geliyor, uzun uzun kendini anlattı. O, da çoçuklarla ilgili bir kurum işletiyormuş, dünyayı geziyormuş falan. Jessica olanları hatırlamaya çalıştı. Sonra…… -senin başına gelenleri duydum çok üzüldüm -ne duydun? -şey , Derekin Emmaya döndüğünü, zaten zamanında Melisa bunu söylemişti. Sonrasında burda değildim. Sen şimdi neler yapıyorsun? Parmağımda yüzüğü görünce de -ay yoksa evlendin mi? -evet, bir kızım da var Miya -atıyorsun… valla bravo, biz Johnun işleri yüzünden bir türlü evlenemedik. E kimmiş damat… ? Ben tam ağızımı açıcakken , Derek ve kucağında Miya geldi. *** -e sonra ne oldu ?, Jess orda olmayı kızın yüzünü görmeyi çok isterdim, gerçekten..! Çabuk anlat! E sonra , Laura Derekin de tesadüfen orda olduğunu sandı, arkada Emmayı bile aradı. Ama…. -Derek! ne tesadüf siz de mi burdasınız? -evet, nasılsın Laura? aşkım Miya yı alırmısın, benim telefona bakmam lazım da, önemli… . -tabi canım dedim ve Miyayı kucağıma aldım. Laura ağızı açık bir şekilde bir bana birde konuşmak için ayrılan Dereke bakıyordu. -siz ..siz birliktemisiniz, yani sen… Derekle mi evlendin, ya Emma? -Laura , Derek Emmayla birlikte değildi, çünkü benimle evlenmek için bizim kasabada çalışıyordu. E sonunda, bende evet dedim, evlendik bu da kızımız Miya. *** -iyi konuşmuşsun, zaten o da aynı Melisa gibi.. Ha şey Emma dedikte geçen ay bizim bir toplantımıza Emma da davetliydi. Derek söyledi mi? Emma çok zayıflamış, ama Dereki görünce de bir tuhaf oldu sanki -hayır Selena, Derek bundan bana hiç bahs etmedi. -olsun kesin seni düşündüğü için söylememiştir. -hadi kızlar, bir saatir atıştırmaya birşey bekliyoruz. Siz napıyorsunuz orda? . -geliyoruz , Simon, az bekle.. *** Derek odaya girdiğinde Jessica kanepede kitap okuyordu. -Bitti mi? Ne yaptınız? -evet sonunda, o kadar dosya vardı ki! … sonra yeni yapılacak inşaat işleriyle ilgili konuştuk, Simon gerçekten bu işte başarılı, Selenanın babası da bu yüzden kızının böyle birini seçmesinden mutlu. -siz ne yaptınız, ne konuştunuz? Jessica pijamayı giyince yatağa girdi. -ya hiç , havadan sudan.. -Jess bunu söylemedim, çünkü benim için önemsiz..bir konu… Jessica onun gözlerine baktı. -ne ?suratının neden düştüğünü anlamayacak kadar odun değilim. Ayrıca su almak için mutfağa girdiğimde , konuşmanızı duydun. Jessica gülümsedi ve yine ona baktı. -ben sadece pişmanlık yaşamanı istemedim, istemiyorum. -pişman değilim, asla da olmam, çünkü sen beni mutlu edecek tek kadınsın, biraz geç anladım, ama şimdi burda benimlesin ya, gerisi önemli değil… hem bazen ne düşünüyorum biliyormusun? Derek Jessicayı kendi tarafına çekti ve kollarını onun beline doladı. Jessica kafasını onun göğüsüne koydu ve kalp atışları eşliğinde Derekin ne söyleyeceğini bekledi. . -iyi ki de o gün sen ,arabada kornayı basmışsın. Belki de bu yüzden benim dünyaya, hayata kapalı , olan kalbim senin yaptığınla yeniden canlandı. Jessica bunu duyunca ondan ayrıldı ve yatakta oturdu. -o zaman teşekkürü Lauranın kardeşine yapmalısın, çünkü o zaman da söyledim, kornayı ben değil o basmıştı. Ben sadece arabayı içeri sürdüm o kadar. -NE? Sen ciddimisin? Yani sen basmadın mı? Lanet olsun!! -hayır, bunu ilk geldiğim gün Melisaya anlattım, yani sen benim izah etmeme şans bırakmadığın için, bende ona söylemiştim. -o bana birşey söylemedi. Derek dudağının altında birşeyler söyledi. -ne konuşuyorsun? -demek o şerefsiz yüzünden mi , ben seni boşu boşuna azarladım? -evet, ama azarlamak demeyelim de , sen her fırsat bulduğunda beni rencide ettin. -Jess… Derek Jessicanın yüzünü avuçlarına aldı. -ben gerçekten , söylediğim şeyler için özür dilerim. -tamam, zaten bilmiyordun ki! Ayrıca sen o kadar benim hayatımı kurtardın ki, sevmediğin birine bu kadar şey yapman, kötü şeyleri unutturdu bende -ben bunun hesabını onlara en kısa zamanda sorarım . -ya boş ver, olan olmuş. zaten öyle tuhaf olaylar olmasa belki de biz burda olmazdık. -yani…haklısın Derek yeniden kıza sarıldı ve yastığını rahatlattı. -ama en kısa zamanda bunu telafi edeceğim. Bu zaman yan odada Miyanın sesi geldi ve Jessica kalkmak istedi. -sen dur, ben bakarım, bakalım sarı balığım ne yapıyor. Derek yataktan kalktı ve çoçuk odasına doğru ilerledi. Küçük kız yeşil gözlerini kapıya dikmiş , ağlıyordu. Babasını görünce, onun kucağına atladı. Derek kucağında kızıyla birlikte odalarına geri döndü. -kızımız anne ve babasıyla uyuyacağını söyledi. Değil mi kızım? Kız büyük bir neşeyle, babasından annesinin kucağında atladı. -seni bilmiş seni, Hadi gel uyuyalım , artık. Üçü birlikte sarılarak uyudular. Jessica kızıyla bol bol vakit geçirmek için işi bile bırakmıştı. Derek se kızını mutlu etmek için her fırsatı iyi değerlendiriyordu. Çünkü ikisi de aile özlemi çekmiş biri olarak kızlarının aynı şeyleri yaşamasına asla müsade etmeyeceklerdi. Onlar mutlu bir aileye ve mutlu bir yuvaya sahiptiler. SON.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD