Kadir
Ankara ve Siirt arasında gidip geliyordum. Siirt'e varınca yapacak işlerim vardı. Binbaşı uyuz bir adamdı. Aslında il komutanlığı daha iyiydi. Albayla daha iyi anlaşırmışım gibi duruyordu. Yine de Kurtalan küçük bir yerdi. Burada olmak bile beni daha iyi hissettiriyordu. Amacıma bir adım daha ulaşmış gibiydim. Yıllardır bu zamanların hayalini kuruyordum.
Akıncı Timi başkanı Bozkurt iyice tembihlemişti. Adamın adını kimse bilmiyordu. Kadir, intikam yok, o adamı öldürmeyeceksin demişti. Ben öldürmekten beter etmek istiyordum zaten. İşkence etsem bile içim soğumazdı.
Evin önüne geldiğim zaman içeri girdim. Tek katlı, müstakil ev bahçeliydi. Etrafında kimse yoktu. Tam istediğim gibi bir yerdi. Zamanında adam bahçenin içine yapmış aslında. Buralara kimse uğramazdı.
Kapıyı açıp içeriden gelen sese baktım. İstediğim gibi gelmişti. Bir de kocam şüphe ediyor derdi. Bu kadınlar güvenilmez insanlardı. Kadın otuz beş yaşındaydı ama taş gibiydi. Dolgun kadın tamamen soyunmuş, gözlerinden arzu akarak bana bakıyordu.
- Seni böyle karşılamak istedim dedi.
- Aferin dedim sadece. Önüme geldi. Diz çöküp bana bakıyordu. Ona baktığımda gözlerindeki hırsı ve kendi intikamımı görüyordum. Dursun Ağa'nın ikinci karısı.
Benim için başka vasfı yoktu.
Pantolonumun kemerini açıp düğmeyi çözdü. Fermuarı indirirken bana bakıyordu. Burada bir senedir görevdeydim. Son altı aydır da o şerefsiz adamın karısını düzüyordum ama hala içim soğumuyordu. Kadın beni emerken aklımda sadece intikam vardı. Yatağa uzanırken, soyunurken sadece öğrenirse ne olur? O haliyle ne yapar diye düşünüyordum.
Altmış küsür yaşında adamdı ama hala dinçti. Tabi ben onunla uğraşana kadar. Yine de artık bu da yeterli gelmiyordu. Oğullarına musallat olmuştum. Karısını sikiyordum. Tüm Türkiye'deki mallarına el koyuyordum. Yine de içim soğumuyordu.
Kadını belinden tutup sertçe kendime çektim. İçine hayvan gibi girip çıkıyordum ama hoşuna gidiyordu belli ki. Çıkardığı seslere bakılırsa kendinden de geçmişti. Ben de kendimi bıraktım. Sonra içinden çıkıp aletimdeki prezervatifi bağladım ve köşeye attım.
Yatağa yığılmasını beklerken üzerime gelen kadına sertçe baktım. Yol ve bu durum biraz yormuştu. Yatağın içine girerken yüz vermediğimi görünce suratını buruşturdu. Sonra ayağa kalktı.
Hazırlanmaya başlamıştı. Sehpanın üzerinden sigaramı aldım. Kadın çok dolgundu. Balık etliydi. Dumanı üfledim. İçimdeki ateş çok büyüktü. Bir türlü sönmüyordu.
Bütün arsalarını sattı. Oturduğu ev haricinde evi de kalmadı. Biraz nakti olmalıydı sadece. Onu da bu söylemişti. Yine de hepsi ölse belki daha iyidir hissederdim. Sadece Dursunun ölmesi de içimi soğutmazdı.
- Gitmem lazım dedi üzerine bilmediğim elbiseler giyerken. Elimdeki sigarayı üfledim tekrar. Oralı da olmadım.
- Niye? Daha kalırsın diye düşünmüştüm dedim. Baya ateşliydi aslında. Hep de uzun kalmak isterdi. Ben zorla gönderirdim.
- Sanki halimiz çok iyi gibi Dursunun kardeşi ölmüş. Kızını getirmek istiyor. Bir o eksikti başımızda dedi söylenerek. Otuz beş yaşında bir kadın nasıl bu kadar söylenebiliyor? Bazen aklım almıyordu. Hiç susmadan konuşuyordu. Hiç sevmezdim bu kadar konuşan insanları.
- Ne kızı? dedim. Dikkat kesildim. Benim bilgim yoktu. Hangi kardeşi? İki kardeş olduklarını biliyordum sanki ama gözümden kaçan birşeyler olmalı.
- Kız kardeşi Almanya'ya kaçmış zamanında. Babası da affetmiş. Gelme yeter ki demiş. Hatta nüfustan silmiş, kimlik çıkarmamış mı ne? Off eski zamanlar işte. Aman işte annesi ölünce kız bize kaldı. Bir beslememiz eksikti dedi kadın. Kinle konuşuyordu. Ben ise gözüne çektiği sürmeyi takip ediyordum. Bu kadın hep işime yaramıştı.
Duyduklarımla kafamda oluşan plana sırıttım. Dursuna son darbe yeğeninden olacaktı. Onu tüm Türkiye'ye rezil edecektim. Bu Siirt ona dar olacaktı. Elimi bile kirletmeden kendini öldürecekti. Ben de izleyecektim.
- Ya canım şimdi otobüslerde sürünmesem dedi. Ona hiç yakışmayan bir sesle. Bazen tatlılık yapmaya çalışırken mal gibi oluyordu.
- Çekmecede senin için birşey var. Giderken al dedim.
- Teşekkür ederim dedi öpücük atıp salına salına giderken. Arkasından bakmıyordum. Hemen bu olayı araştırmam lazımdı.
Yarım saat içinde giyinmiş ve hazırdım. Kapı çaldı. Gidip açtım. Semih karşımda duruyordu. Zaten bu evi ondan ve Şerminden başka kimse bilmiyordu.
- Yine o karıyı attın değil mi eve? dedi.
- İçeri geç dedim sinirle. Sarışın, mavi gözlü, aslında uzun ama bana göre kısaydı. Yetimhane de kardeş olmuştuk. Onu buraya uzun zaman önce göndermiştim. Benim asker olduğumu sanıyordu. Ona bile söylemedim. Akıncı Timi'nin teşkilat mensubu olduğumu. Zaten yasaktı. Bilmemesi daha iyiydi.
- Kadir Abii dedi.
- Semihhh dedim sinirle. İçeri geçti. Tarih öğretmeniydi. Buraya bilerek gelmişti. Tabi ben de biraz yardımcı olmuştum. Bana intikamım için yardım ediyordu.
- Haberler doğru. Dursun Ağa'nın bir kız kardeşi varmış. Kadın on altı yaşında köye gelen bir Almancıya aşık olmuş. Babası vermez diye adam bunun kimliğini çıkarıp kaçırmış. Yani kızın daha kimliği bile yokmuş dedi. O içeride otururken camdan bakıyordum. Akşam olmuştu. Çok iyi bir haberdi.
Dursun Ağa'nın sadece evi kalmıştı. Bir de itibarı. Hala köyde seviliyordu. Millete o kadar zulmetmişti ama düştü diye millet arkasında duruyordu. Bu kız onun sonu olacaktı.
- Abi emin misin? Ya kızın bunlarla hiç alakası yok. Anne de ölmüş dedi.
- Ama onların soyundan dedim. Anne kelimesini duyunca bile ruhum daralıyordu. Duymak istemiyordum ama yıllar içinde bağışıklık kazanmıştım.
Sonra Semihe döndüm.
- Yaz tatiline girdik. Sen hemen İstanbul'a gidiyorsun. Ben de bilgileri bulup, izin alıp geleceğim dedim.
- Kızı mı kaçıracağız? dedi.
- Aynen öyle, hep benimle operasyona gelmek istiyordun. Al sana operasyon işte dedim.
- Böyle değil ama dedi.
- Semih benimle misin? Yoksa gidebilirsin dedim.
- Seninleyim abi dedi. Benim de istediğim buydu. Bakalım Dursun Ağa ailesindeki tek kızı yanımda görünce ne yapacak? Kardeşinin emanetini.
Semih ayağa kalktı.
- Lojmana gidecek misin? Yoksa burada mı kalacaksın? dedi.
- Geçerim şimdi. Benimle görünme dedim. Bana ters bir şekilde baktı ve ayağa kalktı.
- İntikam iki kişilik bir mezardır Kadir. Masumları karıştırmak seni de öldürür dedi. O çıkarken sadece gülümsedim. Ben sekiz yaşında evim yandığı zaman zaten öldüm. Nefes alıyorum diye herkes yaşıyorum sanıyordu.