Şirin
Havaalanında oturmuş, hayatımı sorguluyordum. Siirt için uçağım sekiz saat sonra kalkacaktı. Sekiz saat burada oturmak bana işkence gibi gelmiyordu artık. Yapacak daha iyi bir işim yoktu sonuçta.
Aktarmalı uçak vardı. Direkt gidiş yoktu. Siirt zaten sanırım Türkiye'nin biraz gelişmemiş yerlerinde kalıyordu. Ya da öyle bir algı vardı. Tabi anneme göre dünyanın en güzel yeriydi ama bilmiyorum ben hiç görmemiştim. Zaten oradan da ilçeye gitmem gerekiyordu. Umarım Siirt de beni almaya gelirlerdi. İletişimi kurmuştum sonuçta. Sen gel gerisine karışma demişti amcam, dayım. Evet evet dayım olmalıydı çünkü annemin abisiydi. Türkçem biraz azdı. Babam sevmezdi annemle benim Türkçe konuşmamızı.
Derin bir nefes aldım. Benim başıma gelmez gibi gelen o kadar şey yaşamıştım ki aklım durmuştu. Herşey birbirine girdi resmen. Yine de yaşadıklarıma hala inanamıyorum. Bir sene önce annem vefat etmişti. Annemin ölümüyle birlikte sanki benim hayatım da tepetaklak oldu. Nasıl oldu? Ne oldu? Ben de bilmiyorum. Sanki annem o yatağında yatarken bile bütün hayatımı düzenliyordu. Her şey yolunda gidiyordu. Onun o yatakta yatması bile benim için yeterliydi. O ölünce her şey değişti.
Babamın zaten kendine hayrı yoktu. Her zaman da öyle olmuştu. En sonunda annem vefat edince hemen bizim evi satılığa çıkarmıştı. Çok uğraştım, çok didindim ama hiçbir şey yapamadım. Çünkü ev zaten onun üzerineydi. Annem yıllarca çalışmış. Tuvalet temizlemiş, temizlik yapmış. Her işte çalışmış ve o evi almıştı. Ve babam gözyaşlarıma bile bakmadan o evi sattı. Beni de kapı dışarı etmişti.
O sadece ev değildi. Her köşesinde hatıralarımız vardı. Annem hala o evde yaşıyordu sanki. Birlikte o evi yuva yapmıştık annemle. Babam bunu hiç anlamadı. Zaten anlayacağını da sanmıyordum. Herşey belliydi aslında.
Beni asıl hayal kırıklığına uğratan Paul oldu. Çocukluğumdan bu yana tanıdığım, aşık olduğum çocuk, senin sorunlarından bıktım diyerek evinde kalmama bile izin vermedi ve kapıyı çarptı. Hala yaşadıklarıma inanamıyordum. Almanya'da artık hiçbir işim kalmamıştı. Berlin benim için bitmişti.
Annemin vasiyetini dinleyip en sonunda onun akrabalarını aradım. Aslında kötü değildi konuşmak. Bana Türkiye'ye gelmemi söylediler. Ben de ne olacağına bakmak için Türkiye'ye gelmiştim. Elimde sadece bir bavul vardı. Zaten ondan başka bir şeyim de yoktu. Sonuçta Almanya'dan acılarımı getiriyordum ve bu kadarı kafiydi. Eğer kalmaya karar verirsem diğer eşyalarımı getirebilirdim. Onlarsız yapamazdım.
Önüme düşen gölgeyi gördüğümde birden gerildim. O kadar dalmıştım ve soyutlamıştım ki kendimi, etrafımdaki insanları bile görmüyordum. Bana bakan sarışın çocuğu gördüğümde ben de ona dik dik baktım.
- Merhaba dedi.
- Merhaba dedim aynı tonda.
- Şirin Tuna mı? dedi. Adam adımı ve soyadımı biliyordu. Kafamı salladım.
- Ben ... tanıyamadım dedim. Hala adamı inceliyordum.
- Beni dayınız gönderdi. Sizi eve götürmek için görevlendirildim dedi. Babam, dayın olacak o piç zengin derdi ama ne kadar zengin bu adam? Annem de tarla falan derdi. Bahçeleri vardı. Fıstık falan derdi. Demek ki çok zenginler.
- Anladım dedim. Ayağa kalktım.
- Yalnız benim uçağım sekiz saat sonra kalkacak. Siirte gidiyordum zaten dedim.
- Siz de bilirsiniz ki Siirt Kurtalan küçük bir yer. Sizinle önce İstanbul'da tanışmak istediler dedi. Annemin de öyle tuhaf geleneksel adetleri vardı. Herşeye ayıp falan derdi. Demek ki onların önceliği böyle.
- Tamam, uçağı iptal edemem. Bir tane bavulum var dedim.
- Biz hallettik dedi. Kafamı salladım. Dışarı doğru gidiyorduk.
- Siz tam olarak neyi oluyorsunuz dayımın? dedim. Büyük bir araba gelmişti. Arabaya bakıyordum. Kapı açılınca bindim. Sarı çocuk da bindi.
Arabada bir adam daha vardı. Kuzenlerim vardı. Yani iki erkek kuzenim vardı. Onu biliyordum. Sanırım kuzenlerim bunlardı. Benim de ahlaki kurallarımı biraz esnetmem gerekiyordu sanırım. Oha bu esmer olanı çok yakışıklıydı. Ağzım kurumuştu.
- Merhaba ... siz kuzenlerim mi oluyorsunuz? dedim. Ayy bir de evli çıkıyormuş. Allah sahibine bağışlasın ya. Adam hiç istifini bozmadı. Dudağının bir kenarı yukarı kalktı. Sonra sarı çocuğa baktı.
Ben de bakarken enseme bir iğne batmıştı. Elimle onu itmeye çalıştım ama adam çok güçlüydü.
- Ne oluyor? dedim sinirle. Birşey enjekte ediyordu bana. Yine de gözüm kararıyordu. Okkalı bir küfür savurdum. Yine de kendimden geçmiştim.
Gözümü açtığımda beyaz bir yere bakıyordum. Eğer tımarhane değilse tavan olmalıydı. Gözlerimi kırpıştırdım. Tavan ya burası. Etrafıma bakmak için kalkmak istedim ama elimde ve ayağımda bir baskı vardı. Sırtım rahat bir yerdeydi ama. Etrafıma baktım.
Arabada ki kuzenim, şu esmer olan, ayakta bekliyordu. Bana bakıyordu.
- Was zum Teufel ist los? dedim ağzımın içinde geveleyerek. Karşımda ki almanca bilmiyordu.
- Ne oluyor bee? diye bağırdım aynı şekilde. Kollarımı çektim ama acıyordu.
- Ne oluyor sence? dedi adam.
Beynimi çalıştırmak için bir saniye derin bir nefes aldım. Şuan kaçırıldım. Evet bundan eminim. Gözlerim iyice büyüdü. Bu adam organlarımı alabilir. Burası Orta Doğu. Fuhuş şeyi vardı. Operasyon mu? Yok kötü yola düşürdü bunlar beni. Ya beni kesecekler ya da satacaklar. Aklıma başka bir ihtimal gelmiyordu.
- Aaaaa diye bir dakika boyunca bağırdım. Adam kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
- Niye bağırıyorsun? dedi sakince.
- Sen niye beni kaçırdın? Şerefsiz adam. Ben hastayım. Organlarım sana para getirmez. Rezil olursun. Bak bırak beni, bende hastalık var. AIDS falan da var. Neler neler var diye bağırdım. Nefesim kesilmişti. Bağırdığım için de boğazım acımıştı.
Çekmeceyi açtı. Kalkmaya çalıştım ama milim oynamadım.
- Ne yapıyorsun? dedim endişeyle. Şuan bin düşünüyordum ama milim oynamıyordum. İğne çıkardı adam.
- Dur, dur bende tansiyon var, kalp var. İlaç verirsen ölürüm dedim. Yalan makinasına bağlamıştım.
- Sus artık, sakinleştirici veriyorum. Başka türlü susmayacaksın dedi. Çok sakin konuşuyordu.
- Yok, yok sakinim. Dur konuşalım. Neler oluyor? Sen benim kuzenim misin? Valla ben giderim Almanyaya. Hiç sorun yok diye hala söyleniyordum. Koluma değen acıyla yine uyuştum.
- Allah belanı versin dedim sinirle. Yine gözlerim kararıyordu.
- Biraz uyu, iyi gelir dedi. Kapıdan çıkıyordu. Konuşmak istiyordum ama dilimi bile sakinleştirdi. Bu adam benden ne istiyor? Allah seni kahretmesin. Kaçıkkkk...