Kayra kendini sokağa atmış koşuyordu. Eve gitmek babasına sarılmak istiyordu. Önüne geçen arabayı son anda farkedip durdu. İçindeki yüz tanıdık bir yüzdü. Dün gece karşılaştıkları Avukat Nazım.
Nazım arabadan inip Kayranın yanına geldi.
"İyi misin?"
Kayra başını salladı. Bir taksi bulup eve dönecekti. Nazımın kolunu tutmasıyla ona baktı.
Asil Kayradan sonra evden çıkmış ona yetişmek için koşuyordu. Sonunda Kayrayı bulmuştu. Yanındaki adamı görmesi ile sinirleri gerilmiş adımlarını daha da hızlandırmıştı.
"Kayra?"
Kayra yüzünü dönüp sesin geldiği yöne baktı. Asil ona doğru geliyordu.
Derin bir nefes aldı. Şu an İki adamın arasındaydı.
"Hadi eve dön"
Kayra Asile baktı. Sinirli gözüküyordu.
"Eve döneceğim zaten sen geldiğine göre babamda gelmiştir."
Nazım ikilinin sert konuşmasını böldü.
"Ben bırakabilirim sizi"
Kayra elini saçlarının arsasına götürüp sıkıntıyla ofladı. Bu defa Nazıma döndü.
"Kendim gidebilirim salak değilim ben ikinize de ihtiyacım yok"
Kayra iki adamın arasından sıyrılıp yola doğru yürüdü. Asil ve Nazım oldukları yerde kalmışlardı. Kayranın arkasından öylece baktılar.
Asil kendini açıklayamamış olmanın sıkıntısıyla eve geri döndü. Evde kıyamet kopmuştu. Merik tüm siniri ile Asili bekliyordu.
Hazan Kalaycı Merik ile konuşırken Ayan ve Asilin anlaşmış olduğunu söylemişti. Merik kadını evden göndermiş bu meseleyi yalnızca Asil ile çözecekti.
Oğlunun bahçeye girdiğini görünce kızı ile birlikte ellerini beline koyup orada beklemeye başladılar.
"Neredesin sen?"
"Abi gerçekten o kızla anlaştın mı ? İnanmıyorum sana mutlaka bir açıklaman vardır değil mi?"
Asilin kafası allak bullak idi. Kimin ne söylediğini anlamamış ancak bir kız mevzuu olduğunu kavramıştı.
"Biraz uyumak istiyorum sonra konuşsak"
Merik ateş saçan gözleri ile Asile bakmaya devam ediyordu. Asil onlara bakmadan odasına çıktı.
...
Salih yorgun argın eve gelmiş kendini uykuya bırakmıştı. Kayra eve girip sessiz olmaya özen göstererek kafasını dağıtmak için mutfağa girmişti.
Asili düşünmemesi gerekiyordu. Buraya Kuyu'a geliş sebepleri ile ilgilenecekti. Kıvançın onları araştırıyor olması can sıkıcıydı.
Kıvanç hakkında bildiklerini döndürdü kafasında. "Annesine saygısı sevgisi sonsuzdur" bir anda aklına gelen şey ile babasının odasının yanındaki odaya girdi. Aradığını bulmuştu. Sevinçle çıktı odadan bu işini kolaylaştıracaktı.
...
Hazan eve döndüğünden beri Ayan onun gözünün içine bakıyordu. Hazan girdiği durumdan nasıl çıkacağını düşünüyordu.
Sevinç odasında oturmuş. Kırık zümrüdüanka tokasını izliyordu. Bu tokanın hikayesini anımsadı.
Küçüklerdi o zaman bu mahallede bir kadın vardı. Bir de oğlu saadetin biricik sevdiği Salih bu toka o güzel kadınındı.
Kırılınca Salih onu Sevinçe getirmiş bir de masal uydurmuştu.
"Salih kuşu Zümrüdüanka kuşunu çok severmiş kuşlar uçar ya Salih kuşu ne kadar uçarsa uçsun nereye uçarsa uçsun döner dolaşır zümrüdüankaya gelirmiş yani benim gibi"
İki çocuk birbirlerine gülümsemişti. Sevinç inanmıştı. Salih kuşu uçup uçup ona gelecekti.
Ama yıllar geçse de gelmemişti. Ne ölüsü ne dirisi hiç bir haber yoktu. Toksuı öpüp yerine kaldırdı. Derin düşünceleri ile baş başa kalmıştı.
....
Salih uyandığında Kayranın odasından gelen tıkırtılarla oraya yöneldi.
"Kayra'm be yapıyorsun onunla"
"Kıvançı oyalayacağım"
Salih kızının yanına oturduğunda gülümsedi.
"Kız aklına nasıl geldi bu"
İkisi bir güldüler. Bu defa Kalaycıları oyalarken boş durmayacaklardı. Hedeflerinde yeni bir Kalaycı vardı.
Baba kız Kayranın yaptıkları ilecç akşam yemeklerini yemişlerdi. Bu akşam birlikte vakit geçireceklerdi. Salih bir film seçmiş Kayra ise film gecesi için mısırları patlatmıştı.
Baba kız gecelerini tıpkı eski günlerdeki gibi böyle değerlendirecekti.
....
Asil Seyhan ve Merik'in karşısında oturmuş çatık kaşlarla ona bakan kadınları izliyordu.
"Anlat ne anlaştın kızla?"
Asil annesinin kimden bahsettiğini anlamadığı için kaçak oynamaya karar verdi.
"Hangi kız?"
"Kalaycıların kızı"
Asil Kalaycıların kızıyla tek kelime dahi etmemişti. Anlaşılan yeni oyunları buydu.
"Ben o kızı tanımıyorum bile ana ne anlaşacağım"
Bu defa Seyhan atıldı söze " O kadın ne demeye öyle söylüyor?"
Merik olanı biteni anlamıştı. Kalaycılar Asilin atağından korktuğu için böyle bir yola başvurmuşlardı. Sinirle gülüp oğlunun yanına ilerledi. Yüzünü avuçladı.
"Anladım ben oğlum anladım kusura bakma biz de o kadına inandık"
Asil ayağa kalkıp annesine sarıldı. Ardından diğer kolunu kız kardeşine açtı.
...
Henüz sabah olmamıştı. Kayra telefonunun sesiyle uyandı. 'Asil Kurtuluş' arıyordu.
Sinirle oflayarak telefonu geri yerine bıraktı. Gözlerini sıkı sıkı kapattı. Bir kere dağılmıştı uykusu bir daha uyuyamadı.
Yine de onlarca aramaya cevap vermemişti. Trip atmıyordu elbette ancak biraz sakinleşmesi gerekiyordu.
Hırkasını üzerine alıp cama yaklaştı. Alacakaranlıkta bir siluet gördü. Biraz korksa da cama daha da yaklaştı. Asil aşağıdaydı. Heyecanla kalbinin çarptığını hissetti. Kuyuda Asili babası dahil kimse farketmemeliydi.
Sessiz ve hızlı bir şekilde bahçeye indi. Asil onun geldiğini görünce rahatlamıştı.
"Ne işin var senin benim bahçemde delirdin mi?"
"Kayra dünden beri arıyorum açmıyorsun. Merak ettim kızım"
Karava kaşlarını çatıp Asile baktı.
"Bana kızım falan deme ayrıca neyimi merak ettin?"
"Kayra sevgilim bir yanlış anlaşılma var. Vallahi hepsi şu komşularınızın uydurması"
Kayra ona yalvaran gözlerle bakan Asile güldü.
"E biliyorum zaten"
Asil şaşkın şaşkın ona gülen kıza baktı. Kayra yaklaşıp dudağına ufak bir öpücük bıraktı.
"Hadi git şimdi sonra konuşalım olur mu?"
Asil aniden gelen öpücükle şaşırmıştı. Kayra tam arkasını dönüp gidecekken kendine çekip daha uzun öptü.
"Asil ne yapıyorsun? Biri görecek hadi hava iyice aydınlanmadan git hadi"
Asil sırıtarak arabasına geri bindi. Kayra yatağına dönmüştü. Elini dudaklarına götürüp gülümsedi.
Kimsenin onları görmediği için şanslılardı ya da onlar öyle sanıyorlardı.
Salih gözlerini açtığında karşısında Sevinç vardı. Ona gülümsüyordu. Kadın Yaklaşıp adamın saçlarını okşadı. Salih gözlerini kapattı. Huzuru bulduğunu hissetti. Yeniden gözlerini açtığında odası bomboştu.
Kendi kendine söylenerek yataktan kalktı. Aşağıdan gelen müzik sesleriyle ondan önce uyanmış kızının yanına indi.
....
Kalaycılar kahvaltılarını etmiş erkekler kahveye gitmek evden için çıkmışlardı. Aykın yoldan saparak başka bir yola girmişti. Köşe başında onu bekleyen adama gitti.
"Abi mahallede kullanmasan mı?"
"Kutay ver şu hapı deli olacağım yoksa"
Kutay elindeki uyuşturucuyu ona vermişti. Aykın tek seferde yutup başını geriye attı. Ağzından Bir "oh" nidası çıkmıştı. Diğerini de evde bekleyene aldı cebine sakladı.
Tüm bunlar Salih görmüştü. Yeniden bir plan yapıp ailenin dağılmasını hızlandıracaktı. Ve ilk işi de bu çocuğu tedavi ettirmek olacaktı. Sessizce ayrıldı köşe başından yoluna devam etti.
.....
Kayra bugün Kalaycılar için hazırladığı planı devreye sokacaktı. Bu yüzden hazırlanıp evden çıktı. Gözü Kalaycı evine göz gezdirirken penceredeki kıza takıldı. Kırmızı gözleri ile etrafı izliyor iç çekiyordu.
"Aptal" dedi. Kendi kendine muhtemelen Asil onu istemedi diye ağlıyordu. Bu kızı bu kadar kısa sürede tanımıştı. Yürümeye başladı.
Ona seslenen kadın ile duraksadı. Sevinç ona doğru geliyordu. Kayra kadını gülümseyerek bekledi.
"Nereye böyle?"
Kayra saçını kulağının arkasına atıp konuştu.
"Biraz dolaşacağım ardından sahildeki kütüphaneye geçeceğim ben farklı ortamlarda ders çalışmayı seviyorum siz aşevine mi?"
Sevinç Kayraya başını salladı. Birlikte aşevine doğru yürüdüler. Tekrar sessizliği bozan Sevinç olmuştu.
"Bende okumak istedim hep biliyor musun biyolog olmak istemiştim merakım var öyle şeylere"
"Neden okumadınız peki?"
"Bilmem kimse göndermedi. Bende gideceğim diyemedim. Ayan gitsin istedik ama o da kendisi istemedi. Vallahi çok takdir ediyorum seni. Bir kızım olsa sana benzesin isterdim"
Kayra kadına minnetle baktı. El sallayıp ayrıldı. Yolda giderken biraz düşündü. İşlerini halledip bir an önce ders çalışmaya başlayacaktı.
....
Hazan, Ayanı yanına çağırmıştı. Yaşananlardan sonra Ayanın üzüldüğünü görebiliyordu. Kızı yanına oturtup ellerini tutup dizlerine çekti.
"Güzel kızım benim üzülme hem daha çok gençsin Asil olmaz Ömer olur belki kalbin birini bulur. Ha asma o güzel yüzünü hadi kızım"
Ayan başını salladı. Tekrar müsaade isteyip odasına döndü. Asil olmadıysa daha iyisi olacaktı. Ama nasıl ? Sıkıntıyla yatağına oturdu. Aklına Esra yengesi geldi. Onun çevresi üvey babası eğer biraz o çevreyi tanısaydı. Henüz geç kalmamıştı. Bi yolunu bulacaktı.
Esra sabırsızlıkla siparişinin gelmesini bekliyordu. Kapısının çalmasıyla hızla kapıyı açtı. Aykını görmesiyle mutlu olmuştu. Aykının cebinden çıkardığı siparişini alıp sarıldı yeğenine.
"Teşekkür ederim"
Aykın yengesine gülümseyip yeniden evden çıktı. Babasının yanına gidecekti. Ali’nin ölümünden sonra Aykını onun yerine koymuşlardı. Onun için büyük bir adımdı. Hedefine usul usul yaklaşıyordu. Bu yürüdüğü sokak bu mahalle onun olacaktı.
......
Kayra bütün gün ders çalışmıştı. Telefonu eline alıp Asili aramak istedi. İçinin kıpırdadığını hissetti. Oysa daha sabah görmüştü. Yüzüne bir tebessüm yayıldı. Kendini dışarı atıp bir an evvel Asili aradı.
"Kayra"
"Asil şey nasılsın?"
"Sesini duydum ya daha iyiyim sen?"
"İçimden bi ses seni aramam gerektiğini söyledi"
"Doğru demiş evde misin?"
"Hayır sahildeki kütüphanedeydim şimdi çıktım işin yoksa gelsene deniz havası alırız"
"Geliyorum hemen"
"Acele etme dikkatli gel lütfen!"
Asilin telefonu kapatmasıyla Kayra sahildeki küçük ahşap masaların olduğu yere ilerledi. 'Sevgilisini, beklemeye başladı.
....
Sevinç nihayet aşevinden çıkıyordu. Gün öğleni geçmişti. Kapıyı açtığında yerde bir kolye buldu. 'Zümrüdüanka' kolyesi. Hemen kolyeyi alıp sokağa koştu. Ancak kimseyi göremedi. Kolyeyi elinde sıkıca tuttu. Bunca yıl sonra bu kuş ? Tesadüf müydü?
Kapıyı kapatıp evr doğru yürümeye başladı. Köşeyi döndüğünde ara sokaktan bir ses duydu.
"Salih kuşu Zümrüdüankasını arıyor!"
Sevinç olduğu yerde çakılıp kaldı. Heyecandan bacaklarının titrediğini hissetti. Bu ses hiçte yabancı değildi. Usulca ara sokapa doğru yaklaştı. Karşı komşuları Salih doğru onun sesiydi.
O Salih bu Salih miydi ? Elindeki kolye yere düştü. Salih gelip hemen kolyeyi aldı dip dibelerdi. Hiç olmayacak kadar yakın...
.....
Kıvanç kahveye gelen postacıdan adına olan zarfı aldı. Tek başına bir köşede okumaya başladı. Okudukça gerildi. Okudukça yıkıldı. Bir hışım çıktı kahveden babasına rağmen abilerine rağmen onun çıkışıyla ardından diğerleri de çıkıp gittiği yönü takip ettiler.
Bu saatten sonra onları bir arada tutabilecek ne kaldmıştı?