Salih ve Kayra evden çıkmışlardı. Arabaları hala düzelmediğinden Baykal Kent'in evine gitmek için bir taksiye bindiler. Kayra yine o köprüden geçerken kafasını cama uzatmış ışıklara bakıyordu.
Salih kızına gülümseyerek konuştu.
"Dönüşte köprüyü turlarız ne dersin?"
Kayra mutlulukla babasına bakıp kafası ile onayladı. Köprüden çıktıklarında bungun bir trafiğin ortasında kalmışlardı.
Gecikmeli olarak gittikleri davete icabet ederken elleri boş değildi elbet Salihin çok sevdiği Meşhur Bozcaada Şaraplarından bir tanesini hediye olarak getirmişlerdi.
Kayra denizin dibindeki kocaman şaşaalı evi görünce ağzı açık kalmıştı. İnsanlar gerçekten böyle evlerde mi yaşıyor diyerek içinden geçirmişti.
Babasının koluna girerek Kapıda onları karşılayan beyaz gömlekli siyah etekli kadının buyur ettiği yöne doğru yürümeye başladı.
Kayra kalabalık sofrayı görünce şaşırmıştı. Sadece Asil Kurtuluş ve kendilerinin misafir olduğunu düşündü. Ancak Asil Kurtuluş hariç bir çok insan vardı.
"Oo Salih Bey hoşgeldiniz Yengem hanım siz de hoşgeldiniz"
Kayra karşısındaki adama kahkaha atarak karşılık verdi. Salih daha girer girmez gerilmişti.
"Babacım görüyor musun hala çok gençsin diyorumda inanmıyorsun"
Murtaza az önce yenge dediği kadının Salihin kızı olduğunu öğrenince 'kusura bakmayın' diyerek kendini geri çekti.
Kayranın gözü Merdivenlerden inen kadına takıldı. Vücuduna yapışan saten elbisesi ve derin yırtmacıyla aheste aheste iniyordu.
Kayranın karşısına geçip elini uzattı.
"Yosun ben"
Kayra kadını baştan aşağı süzüp elini ona uzattı.
"Kayra ben Kayra Serter"
Baykalın Kapıya dönmesiyle o tarafa yöneldiler. Yosunun gülerek o yöne ilerlemesi de Kayranın merakını arttırmıştı. Tam tahmin ettiği gibi Asil ve Kardeşi gelmişti.
Seyhan memnuniyetsizce Yosuna sarıldığında Kayra onun yüz ifadesine kıkırdadı. Seyhanla Kayra göz göze geldiklerinde Seyhan Yosundan ayrılıp Kayranın yanına geldi.
"Seyhan Kurtuluş"
"Kayra Serter"
Gülümseyerek tokalaştı iki kız Baykalın davetiyle masaya oturduklarında Kayra hiç hoşlanmamıştı bu ortamdan
Geldiklerinde ona yenge diye seslenen adamın mizah anlayışı biraz olsun ortamın resmiliğini azaltıyordu.
Kayra yemekte olabildiğince farkettirmeden Asile bakmaya çalışıyordu. Baktıkça gözlerini alamıyordu.
Siyah gömleği ve Siyah gömleğinin açılmış iki üst düğmesi Murtaza konuştukta çıkan gamzeleri insanı baktıkça bağımlısı yapıyordu.
Kayra babası ve Çanakkaleye daha önce uğrayarak biraz olsun tanıştığı Celil ile muhabbete daldığında Asil Kayranın bütün mimiklerini ezberlemeye çalışıyordu neredeyse.
Konuşurken göğsüne düşen saçlarını hafifçe savurup arkasına atmasını elini çenesine koyarak babasını dinleyişini yorulup diliyle dudaklarını ıslatmasını her şeyini kafasına kazıyordu. Bunu neden yaptığı hakkında bir fikri yoktu belki de ama yapıyordu.
Seyhan abisinin sabit olarak baktığı noktaya çevirdi bakışlarını Asil Kurtuluşun baktığı yöne baktı. "Kayra" dan alamıyordu abisi gözlerini kıkırdayıp önüne döndü.
Nihayet sıkıcı yemek faslı bitmişti. Yosun Seyhan ve Kayra beylerin muhabbetinden uzakta bir nevi kaynaşıyorlardı. Seyhan Adanayı Kayra Çanakkaleyi Yosun Lozanı anlatıyordu.
Yosun içecek bir şeyler almak için gittiğinde uzun süre dönmemişti. Kayra ve Seyhan bu sürede birlikte muhabbet etmişlerdi.
Kayra farketmişti. Seyhanla çok iyi anlaşacaklardı.
İçeriden gelen Yosun yanlarına oturdu. Kayra biraz koltukta doğrulup saate baktı.
"Sanırım gecenin sonuna geldik"
Seyhan onu onaylayarak ayaklandı. Kayra içeri girip babasının koluna sarıldı.
Salih Baykala teşekkür edip artık gideceklerini belirtti. Seyhan ve Asilde yanlarına gelmişti. Salih Asil ile vedalaşacaktı ki Asil Baykala dönüp konuştu.
"Artık gidelim güzel gece oldu. Eyvallah"
Salih kapıda onları karşılayan hizmetçiden onlara bir taksi çağırmasını isterken Asil Salihi susturdu.
"Abi ben bırakırım sizi yolumuzun üstü zaten"
"Kuyuya geldin diye söylenmesinler"
İki adam gülüşürken Kayra yine adamın gamzelerine dalmıştı. Sonra kendine geldi
"Ama köprü?"
Salih gülerek Asile durumu anlattı. Seyhan gözleri büyümüş bir şekilde abisine bakıyordu.
"E geçecez nasılsa dururuz bi kenarda"
Kayra başını salladı. İki kız Gri Range Roverin arkasına oturmuştu. Salih ve Asilde Baykaldan ayrılıp arabaya geldiklerinde Kayra dikiz aynasından üstünde olan gözlere bakıyordu.
Seyhanın konuşmasıyla gözlerini ayırıp kızla muhabbet etmeye başladı.
Köprünün girişine yakın bir yerde durmuştu araba Kayra hemen arabadan atlayıp babasının elinden tuttu. Seyhan ve Asil bu ikiliye garip garip bakıyordu.
"Abi ne güzeller değil mi?"
"En az bizim kadar"
İkisi de gülerek arkalarından yürüdü. Kayra babasının iki elinden tutmuş köprünün kenarında ışıkların altında dönüyorlardı. Asil bi an Salihe baktı.
Belinde silah, üstünde takım elbise, bileğinde tesbih, sattığı toz, sattığı silah, acımadan öldürdüğü onca adam bunları bilmese minnoş bir baba olduğunu düşünürdü.
Kayranın kahkahaları kulağına dolarken kalp atışlarının hızlandığını farkedebiliyordu Asil gülümseyerek izledi baba kızı
Seyhanda abisi gibi hayranlıkla izliyordu onları. Tam ağzını açıp bir şey diyecekti ki ayaklarının yerden kesildiğini hissetti.
Kendini abisinin kucağında buldu.
"Abii!"
Asil gülerek döndürüyordu kardeşini kucağında
"Asilciğim seninde benden kalır yanın yokmuş"
"Minik bir prensesi olan her adam gibi Salih beyciğim"
Nihayet Asilin arabası Kuyuya girmişti. Çatıcılar gir range roveri görünce Kalaycılara haber vermişti.
İsmail ve oğulları bu saatte gelen Asilin tek amacının kan çıkarmak olduğunu düşündüler evlerinin önünde silahlarıyla Asili bekliyorlardı.
Asilin arabası Salihin evinin önünde durduğunda Asil karşıdaki Kalaycılara anlam veremeyerek bakıyordu.
Arabadan ilk inen Salih İsmailin yanına gitmiş Asilin ne için burada olduğunu söylemişti. Silahlarını bellerine sokan Kalaycılar hala Asile ters ters bakıyordu.
Kayra babasının yanına ilerledi.
"Baba ne oluyor?"
"Asil bu saatte gelince çatışacaklar sanmışlar"
Kayra koskoca adamların Asilden bu kadar korktuğunu bilmiyordu. Kendini tutamayarak gülmeye başladı. İsmail genç kıza bakarak konuştu.
"Hayırdır Kayra Hanım"
"Çok özür dilerim sinirlerim bozuldu"
Salih gözleriyle Kayrayı geriye gitmesi için uyardı. Kayra Asil ve Seyhanın yanına döndüğünde gülmeye devam ediyordu.
"Ne oldu Kayra"
Kayra ne olduğunu anlatınca Asil ve Seyhanda tebessüm etti.
"Asil çok teşekkür ederiz sizi evimde ağırlamak isterdim ama başka zamana borcum olsun Küçükhanım iyi geceler"
Asil ve Seyhan Salihe başlarıyla selam verip Kuyudan çıktılar.
Kayra üzerini değiştirmişti. O anda telefonuna gelen mesaja baktı.
Ayandan gelmişti "yarın benimle yani bizimle aş evine gelir misin?"
Kayra bu kızdan haz etmesede onlara yakın olmalıydı.
Ayana cevap olarak "elbette giderken zili çalman yeterli" diye yanıt verdi.
Telefonunu yatağına bıraktı. Saçlarını tararken bir mesaj daha geldi. Ayan sanarak oflayarak aldı telefonu ancak ondan değildi.
Mesaj Sabah arayan bilinmeyen numaradandı.
"Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
başkalarının düşünceleriyle değil.
Üstümde yıldızlı gök demişti Königsbergli
içerimde ahlâk yasası."
Kitapçı da Asille ilk karşılaştıklarında okudukları şiirin devamıydı. Bu numara Asilin numarası mıydı? Kayra altta kalmayarak şiirin devamını cevap olarak attı.
"Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?
İster gözünü oğuştur,istersen tetiği çek
idam mangasındasın içinde yasa varsa.
Girmem,girmedim mangalara
Yer etmedi adalet duygusu
içimde benim
çünkü ben
ömrümce adle boyun eğdim.
Yıldızlı gökten bana soracak olursanız
kösnüdüm ona karşı
onu hep altımda istedim."
Yeniden gelen mesaja gülümseyerek baktı Kayra
"Yok böyle olmadı sesinden duymak daha güzel"
Kayra bir cesaretle numarayı aramıştı. İlk çalışında açılan telefona az evvel mesajda yazdığı satırları okumaya başladı.
Asil yine o gün duyduğu ilk duyuşunda içinde bir şeyleri uyandıran o sesi duymuştu. Tam bir şey diyecekken telefon kapanmıştı.
Kayra heyecandan titreyen elleri ile zorlukla mesajını yazdı.
"Kaydetmeli miyim bu numarayı sahiden sen misin?"
"Eğer bu şiiri daha önce başkasına okumadıysan sanırım tahmin ettiğin kişiyim Kayra"
"Tahmin ettiğim kişisin o zaman Asil ama numaramı babamdan almamışsındır diye düşünüyorum"
"İpek Teyzeye uğradım dün aldığım kitabın içine atmış numaranı kızmadın inşallah"
"Yok kızmadım neyse İyi Geceler"
'İyi Geceler' Asil hiç bir gecenin bu kadar iyi geçtiğini bilmiyordu. Telefonu baş ucuna koyup bütün gün yüzünü ezberlediği kızın hayali ile gözlerini kapattı.
..........
Babası ile kahvaltı sofrasında iken Kayra oldukça neşeliydi. Salihin gözünden kaçmayan bu hali Salihinde yüzünü güldürmüştü. Demek ki kızı mutluydu.
Zilin çalması ile ikisi birlikte ayaklandı.
"Metin amcan mı?"
"Ayanda olabilir bilmiyorum"
Gelen Metinti Salih kapıdan çıkarken ise ardından Ayan gelmişti.
"Ah Ayan telefonumu alıp geliyorum bir dakika"
Ayan kapıdayken diğer Kalaycı kadınları bahçe duvarının arkasında onları bekliyordu. Kayra Salihe kocaman sarılıp onu öptü Salihte kızını öpüp dikkatli olmasını söyledi.
Ayan başını yana eğmiş hayranlıkla izliyordu. Kayra kapıdan çıktıktan sonra son defa babasına dönüp eliyle bir öpücük attı. Salih gülerek aynı şekilde karşılık verdiğinde Kayra el sallayıp yoluna devam etti.
Esra Kayraya bakıp konuştu.
"Hep böyle miydiniz babanla?"
Kayra yanındaki genç kadına bakıp başıyla onayladı.
"Evet sanırım doğduğumdan beri böyleyiz"
"Ne güzel"
Hazann kasılarak konuştu.
"Baban karanlık bir adammış böylesine sevgi gösterilerini nereden öğrenmiş?"
Kayra saçını kulağının arkasına sıkıştırıp Hazanna cevap verdi.
"Annesinden yani babannemden bir komşumuz vardı. Söylediğine göre 'Evlatlar annesinden babasından ne gördüyse evladına da öyle yaklaşırmış' bence haklı"
Dedi omzunu silkerek Ayan bu defa babannesine baktı. Acaba babannesi despot bir insan olmasaydı babası onu sever miydi?
Kayra geldikleri bu küçük aşevinde yapılan yemeklere yardım ediyordu. Sevmişti burayı insanlara yardım ediyordu. Bu çok güzel bir histi. Sabahtan beri buradaydı. Saatlerdir yemek yapıyorlar yemek dağıtıyorlardı.
Aşevinde Koşarak giren Aykın ve bir genç adamı gördü. Hazann elindeki kepçeyi hızla bırakıp Aykının yanına koştu.
"Babanne hemen eve dönün ortalık karışacak"
Nedret Aykına dönerek endişeyle konuştu.
"Ayan akşın Reşoya gitti"
Aykın gözlerini büyüterek yengesine baktı. Kayra hemen lafa atladı.
"Ben Ayanı bulur eve getiririm siz gidin"
Belinden silahını çıkardığında Aykın ne kadar olmaz dese de Hazann onaylamıştı.
Salih Asil ve Murtaza ile toplantıdayken Metinten gelen haber ile Kuyuya doğru yola çıkmıştı.
Kayra Kuyu sokaklarındaydı. Ayanı ve Memoyu barınaktan alarak Kalaycıların evine doğru yola çıkmıştı
Ayan gelen silah sesleri ve kararan hava ile iyice korkmuştu. Silah seslerinin yaklaştığını farkeden Kayra Reşoya konuştu.
"Ayanı al hemen evine götür"
"Kara gözlü kız o ne olacak"
"Gelenleri oyalarım hadi"
Ayan ve Reşoyu gönderdikten sonra önündeki dar sokağa girdi. Ardında hissettiği ayak sesi ile gerilmişti.
Tam silahına davranacakken omzunda hissettiği eli alarak ona dokunan her kimse çoktan duyduğu 'çıt' sesi ile kolunu kırmış yere savurmuştu.
Adamın ağzından çıkan 'Ah' nidası hiçte yabancı birinin sesi değildi. Henüz hafızasından silinmemiş bir sesti
Buna şaşırırken arkadan başka bir ses daha duydu.
"Kayra!"