Kimsiniz Siz

1367 Words
Kayra ve Asil birbirlerine bakarken bir ses yankılandı sokakta. "Asil Kurtuluş ! Senin burada ne işin var?" Alinin mahalleyi inleten sesiyle doldu kulakları Asil sinsi bir gülüşle gözlerini Kayradan ayırıp Aliye baktı. "Gezmeye geldim Ali Kalaycı" Ali sinirden deliye dönmüş bir biçimde silahını belinden çıkarıp Asile doğrulttu. Kayra Silahını çıkarıp Aliye doğrulttu. Ve konuştu. "Kimse benim bahçemde benim misafirime silah çekemez Ali bey!" "Sen karışma Kayra" "Burası benim evim kendi bahçende yap şovunu" Ali sinirden soluyordu. Kayranın davranışları onu germişti. Tam ağzını açacakken İsmailin sesini duydu. "Ali indir o silahı" Ali hızla babasına döndü. Soran gözlerle ona baktı. "Asil Kurtuluşu kahvemizde misafir edelim Salih sen de buyur" "Olur İçerim bi acı çayınızı" İsmail Kayraya gülümseyince Kayra da başıyla selam verdi. Salih Asille birlikte kahveye giderken Kayra arkalarından bakıyordu. Metin yerdeki kitapları toplamış Kayraya getirmişti. Metinin gelişiyle Kayra gözlerini yoldan ayırdı. Metinte kahveye giderken Kayra evine girdi. Kayra kapıyı kapattığı an kalbinin çok fazla attığını hissetti. Lavaboya gidip elini yüzünü yıkadı. Aldığı kitapları özenle kitaplıklarına döşedi. Mutfağa geçip yemek yapacaktı ki Salihin ondan önce davrandığını gördü. ........ Salih ve Asil bir nevi sorgudalardı. Ali ve İsmail onları soru yağmuruna tutmuşlardı. "Asilin işleri malum Salih sen de mi onun işlerinden yapıyorsun?" Salih gülerek cevapladı. "Valla ben makinemi satar paramı alırım gerisi beni bağlamıyor pek" Ali ikna olmasa da kafasını sallamakla yetindi. İsmail sabırla dinlemişti. Sıra Asile geldi. "Durmayacaksın değil mi?" Asil gülerek kafasını salladı. "Durmuyorsunuz ki durayım" Ali hiddetle ayaklandı. "Lan Şerefsiz Aykına sıkmaya çalışan sen beni delik deşik eden sen Babamı öldürmeye çalışan sen" Asilin son duyduğu ile kan beynine sıçramıştı. "İsmail Kalaycıyı öldürmeye çalışanlardan kurtaran ben Benim iki kardeşimi öldüren siz" İsmail Aliyi geri oturttu. "Bunu başka zaman konuşuruz Asil git şimdi Kıvanç gelirse iyi olmaz" "Kıvanç karısının eteğinden ayrılırsa haber edin iki el sıkacağım" "Lan git" Asil keyifle kalktı Yerinden bir ıslık tutturup yoluna devam etti. Salihte selam verip çıktı kahveden. Asilin ardından bakarken Metine döndü. Eliyle onaylar bir işaret yapıp güldüler. .......... Salih gün içinde yaşadıklarını anlatıyordu. "Füsun işte adı ama böyle değişik bi tip sen sevmezsin böylelerini ama hah ne diyeceğim bak Asilin bi kız kardeşi varmış burada okuyormuş bence iyi anlaşırsınız" Kayra babasının söylediklerini dinliyordu. "Nasıl biri acaba Füsun gibi mi?" "Sanmam karagülüm Asilin Füsuna bakışları tiksinir gibiydi hem öyle övdü ki Ailesini bi tanışırız hem senin de çevren olur" "Olur babacım canım komşularımızdan iyidirler herhalde" Keyifle akşamlarına devam ettiler ...... İsmail ve Hazan Saatlerdir İsmailin çalışma odasındalardı. "Bu iş başka türlü çözülmez Hazan hanım" "Haklısın ben hallederim" Kıvanç bugün Asilin geldiğini öğrendiğinde deliye dönmüştü. Esra onu sakinleştirmeye çalışıyordu. İsmail ve Hazan kapandıkları odadan çıktığında İsmailin sesi ile sustu Kıvanç sinirle geri oturdu yerine "Akşam keyfimi bozmayın benim Esra kızım hadi bi kahve yap bana" "Tabi baba" İsmail yüzünü Ayana döndü. Gülümsedi "Sarı kızım meleğim nasılsın?" Ayan dedesinin yanına gelip sokuldu. "İyiyim dedecim sen iyisin ya bende iyiyim" İsmail saçlarından öptü kızı Esranın getirdiği kahvesini içerken ailesine baktı. Aklına Murat gelmişti. Kıvançın yaşlarında ölen oğlu "Murat" karısı "Ferda" tamam demişti öldürün huzurumuz bozulmasın içi yandı İsmailin Sonra aklına gül yüzlü sevgilisi Meliha geldi. Öpmeye kıyamadığı sevdiği yaka paça çıkarmıştı buradan bi bebekleri olacaktı en son derince bir nefes aldı. Düşünmeyi bıraktı. ......... Asil sigarasını yakmış terasta olanları düşünüyordu. Koca İstanbul nasıl olurdu. İki dizeyle içini eriten sesin sahibi yeniden kulaklarında çınlamıştı. Gözünü kırpmadan silahını çıkarması karşısındaki adamlara boyun eğmemesi nasıl bir kızdı Kayra? Yüzünün her santimini ezberlemiş gibi gözlerini kapadı. Yüzü gözünün önündeydi. Kara gözleri buluşmuş gibiydi tekrar iç çekip yüzünü gökyüzüne çevirdi. "Mümkündür abi" Seyhanın sesiyle kafasını kardeşine çevirdi. Sigara paketinden bir dal alıp ağzına götürmüştü Seyhan "Ne mümkündür abim?" "Göğe bakalım abicim her şey mümkündür" Asil gülerek karşılık verdi kardeşine "Bakalım abim bakalım" İki kardeşin sigaralarından çıkan duman havaya karışırken İstanbul zifiriye karışıyordu. ........ Kayra babasının uyumasını fırsat bilerek balkonunda kitabı kahvesi ve sigarasıyla oturuyordu. Çok farklıydı Kayra insanlardan çok kitaplarıyla arkadaştı. Çevresinde bir kaç kişi hariç bütün insanlar sadece çıkar güdüyordu. "İnsanoğlu çiğ süt emmiş" demişti bir öğretmeni bu söz öyle iyi kazınmıştı ki hafızasına şimdi karşı evdeki insanları gördükçe daha da iyi anlıyordu bu sözü. Kayra bir gün bile keşke dememişti. Hayatından memnundu elbet ama Anneler gününde içine düşen o garip hisle baş edememişti hiç bi zaman her mayısın ikinci pazarı içi sökülene kadar ağlardı. Baba eksikliğini asla hissetmemişti. Babası yaşasa emindi Kayra o da çok severdi Kayrayı. Salihle yaptıkları her şeyi yaparlardı. Lunaparka giderler saatlerce oyuncaklara binerlerdi belki Babası Salihin başaramadığı balık tutma olayını yapabilirdi. Dolu gözlerine rağmen gülümsedi Kayra iyi ki dedi iyi ki annesi onu Salihe götürmüştü. Belki yetimhanede biri beni sevsin diye bekleyen bir kız olarak büyüyecekti. Ya da o evde bir gölge gibi büyütürlerdi onu şımarık kızlarının bir gölgesi. Sigarasını söndürdüğünde başını sandalyesine yasladı. Kapı pervazındaki adamı görünce sulanmış gözlerini silmeyi bile aklından geçirmeden koşup sarıldı babasına "Baba babam sen sen iyi ki varsın" Salih kızının gözyaşlarını boynunda hissetti. Saçlarını okşamaya başladı "Babam karagülüm ne oldu sana" "Hiç hiç seni seviyorum baba çok seviyorum" Salih daha da sıkı sardı kızını "Ah kara kız senin bana olan bu aşkını ne yapacağız biz?" Kayra hıçkırıklarının arasından gülümsedi. Bir şey demedi "Haydi uyutayım seni" Kayra başını salladı. Babasının elini tutup içeri geçti. "Baba sen neden hiç evlenmedin" "Sen bana yettin kızım öyle bi doldurdun ki kalbimi vallahi başkasına yer kalmadı" Kayra yatakta doğrulup adamın yüzüne baktı. "Hadi ama Salih bey yeme beni o kadını görmedim sanma bunca yıl" Salih gözlerini kısarak konuştu. "Kız cadı sen beni mi izliyon" "Benim bütün dünyam sensin baba" Salih kızına yeniden sarıldı. "Ben seni nası evlendirecem ki" Kayranın aklına babasının bu sözüyle Asil Kurtuluş gelmişti. Oysa o adamı bugün ilk defa görmüştü. ........... Sabah olduğunda Salih kahvaltıdan sonra çıkmıştı evden Kayra sofrayı henüz toplamıştı ki çalan zil ile kapıya yöneldi. Karşısında Ayan vardı. "Habersiz geldim ama" Kayra zorla gülümsedi. "Olur mu hiç bende tam kahve yapacaktım gelsene" Ayan içeri girdiğinde baştan aşağı evi süzdü. Dikkatini televizyonun yanındaki koca kitaplık çekti o tarafa doğru yürürken şöminenin üzerindeki fotoğraflar çekti. Hepsini tek tek eline alıp baktı. Kayra ve babasının bir sürü fotoğrafı vardı.Ayanın içi gitmişti bu fotoğraflara keşke onun babası da Salih gibi olsaydı. Kayra Ayanın bu üzgün halini görünce keyiflendi. Elindeki kupalarla yanına gelip bir tanesini ona uzattı. "Ne kadar çok fotoğrafınız var" "Bunlar daha yarısı çoğu tavan arasında buraya en sevdiklerimizi koyduk" Ayan dolu gözlerle baktı "Kimsiniz siz anlatsana biraz" Kayra oturdukları koltukta iyice yayılarak konuşmaya başladı. Babasıyla olan bütün güzel anılarını anlattı Ayana belki bazen abarttı ama olsun Ayan Kayra anlattıkça ağladı. 'Neden?' Diye sordu kendine hep bir gün evlenirse kocasının Salih gibi biri olmasını istedi. Bunun için yapmayacağı şey yoktu. İki kız muhabbet ederken hızla çalan kapı ürküttü. "Eyvah kesin babannem" Kayra bir hışım kalktı olduğu yerden doğruydu gelen Hazan Kalaycıydı. Kadın sinirli gözlerle bakıyordu. "Ayan hemen buraya gel" Ayan ürkek adımlarla kapıya yönelirken Kayra Hazana döndü. "Evde yalnızım Ayanda yeni gelmişti. Kalsa?" Hazan Ayanı çektiği gibi Kayraya döndü. "Bizde kız dediğin tek gezmez tek durmaz kendinle karıştırma bizi" Kayra kadına samimiyetsiz bir bakış atıp kapıyı kapattı. "Ne lanet kadın ya" İçeri tekrar geçtiğinde Ayanın dokunduğu çerçeveleri düzeltti. Babasının aramasıyla telefonu açtı. "Babacım" "Karagülüm yemek yapma bu akşam Baykal Beylere davetliyiz" "İkimiz mi?" "Asil ve Kardeşi de gelecek sıkılmazsın değil mi?" 'Asil' demişti babası adını duymasıyla bile kalbi hızla çarpmıştı Kayranın "Yok yok sıkılmam hazırlanayım ben" Salih telefonu kapatır kapatmaz Kayra elini göğsüne koydu. "Saçmalama Kayra" ......... Asil Seyhana haber vermişti. Annesi Füsundan hoşlanmadığı için gelmek istemediğini belirtmişti. Salihin Kızı ile mi yalnız mı geleceğini bilmediği için meraktan çatlamak üzereydi o kızı o kara gözleri görmeyi çok istiyordu o dizeleri tekrar duyabilir miydi ? Aklına gelen şey ile oturduğu yerden kalktı. Seyhan abisinin son zamanlarda ki haline anlam veremiyordu. Gözlerini daha önce bu kadar canlı görmediğine emindi. Merdivenlerden çıkan abisinin ardından tebessümle baktı. Ardından odasına çıkarak akşam ki yemek için sarı çiçekli elbisesini yatağa attı ......... Kayra ince askılı siyah dantelli bluzunu ve beyaz bol paça pantolonunu giymiş saçlarını doğal halinde bırakmıştı. Küpelerini takarken çalan telefon ile oturduğu yerden kalkıp telefonu cevapladı. Salih eve geldiğinde Kalaycıların bahçesinden yükselen seslere kulak kabarttı Nesilin ve Hazanın bağırış sesleri Nesilin Kahramandan yediği dayakla son bulmuştu. Salih kafasını iki yana sallayıp eve girdi. Kayra aldığı telefonda karşılık bulamamıştı. Karşı tarafın sadece nefes alışverişini duyuyor ve dakikalardır öyle bekliyordu. "Kimsiniz siz" Kayranın konuşmasıyla telefon kapanmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD