Biri Gitti

1477 Words
"Kayra!" Kayranın duyduğu ses Asilin sesiydi. Yerde kolunu tutarak kıvranan Murtazaya baktı. Asil koşarak gelmişti yanlarına gördüğü manzaraya şaşırıyordu. "Kayra? Murtaza?" Asil Murtazayı tek elinden çekerek kaldırdı. İnleyerek ayağa kalkan Murtaza sitemkar bir şekilde konuştu. "Küçük hanım ne yapıyorsun ya kırıldı vallahi" Kayra duyduğu pişmanlıkla konuştu. "Murtaza abi özür dilerim ben öyle" Asil geçen muhabbeti anlamıştı. Ufak bir kahkaha atarak ikilinin konuşmasını böldü. "Baban seni bekliyormuş öyle dedi." Kayra kafasını sallayarak Asilin peşine takıldı. Yanında yürürken arada sırada kafasını kaldırıp ona bakıyordu. Murtaza onların bu halini görünce olabilecekleri düşündü. Keyifle gülümsedi. Salihin en az onun kadar deli kızı ve Asil... Kuyudan henüz çıkmışlardı. Büyük bir binanın çatı katına çıkıyorlardı. "Buradan sonrasını yalnız gideceksin Kayra" Demişti. Murtaza Asil ve ona teşekkür edip yukarı çıktı. Babası ve Metin amcası vardı. Babası kollarını sıvamış muhtemelen birini dövüyordu. "Kayra hoşgeldin" "Hoşbuldum Metin Amca" Babası ona gel işareti yaptığında Ağzı burnu kan olmuş Ali Kalaycıyı gördü Kayra babası oldukça sinirli gözüküyordu. "Baba?" "Sesi bile titremiyor kızım Anneni babanı öldürenlerden biri de bu şerefsiz" Ali genişçe gülerken bir anda silindi gülüşü Kayra ona tksinerek bakıyordu. "Neden yaptın?" "Sen Muratın kızı mısın? Ben bilmiyordum" Kayra adama iyice yaklaştı. "Bilsen ne değişecekti ki? Yine öldürürdün" Ali kafasını eğdi. "Eğme başını son kez bak bana bak son gördüğün yüz benimki olacak hayatını mahvettiğin insanlardan biri olan ben" "Bak Kayra ben senin amcanım ailemize alırız seni mutlu oluruz" Alinin son sözleri bunlar olmuştu. Salihin kan beynine sıçramıştı. Kayrayı ondan almak isteme fikri bile ağır gelmişti. Kayra koşup babasına sarıldı. Salih kızının alnını öptü. "Hadi çıkalım Metin adamlar teslim etsin ailesine bunu" "Baba öyle kuru kuruya olmaz ki" Kayra çantasından çıkardığı kalemi Metinin eline tutuşturdu. "Metin amca yazar mısın?" "Ne yazayım kara kız?" "Murat&Ferda'dan selamlar yazalım kemirsin dursun içlerini" Metinin yazdığı yazıyı Alinin ceketinin cebine yerleştirdiler. Adamlar Aliyi alıp gitti. Hazan Kalaycı ilk evlat acısını yaşayacaktı. Onca insana yaşattığını yaşayacaktı. Kayra ve Salih evlerine dönmüşlerdi. Kayra tanıdık bir ses ile arkasını döndüğünde 'Efsun' ile karşılaşmıştı. "Efsun? Selam" "Selam Kayra nasılsın?" Yanlarındaki Esra ile birlikte üçlü ayak üstü muhabbet etmişti. Esranın sorusu konuşmayı bölmüştü. "Siz nereden tanışıyorsunuz?" "Ah Esracım geçen gece babamın arkadaşları gelecek demiştim ya Kayra ve babası da geldi. Malum babam karanlık işler yapar. Kayra Esra da benim babamın ilk eşinin kızı aslında kan bağımız yok ama severim kendisini" "Öyle mi çok güzel neyse ben gidiyorum hah Efsun bi gün bana da gel laflarız" Az sonra ortalığın karışacağını biliyordu Kayra babası şöminenin yanındaki pencereden dışarıyı izliyordu. Çalan telefonu ile işareti vermişti Salih Kayra duyduğu çığılık sesi ile elindeki kahve fincanını bırakmıştı. Nihayet Alinin soğuk bedeni Kalaycıların kapısındaydı. Hazanın feryat sesini duydukları anda göz göze geldi baba kız kapıdan çıkıp Kalaycıların bahçesine geldiler. İsmailin ağlamamak için direnen gözleri,Hazan ve Deryanın Alinin bedenş üzerine kapanmış yüzleri, Diğerlerinin göz yaşları... Görmek istediği tablo tam olarak buydu Kayranın Notu bulan Aykın olmuştu. "Dede Murat&Ferda kim?" Bu soruyla İsmail çöktüğü yerden kalktı. Hemen notu eline aldı. Kahraman ile göz göze geldi. Kahraman o geceyi hatırladı. Muratı ve Ferdayı öldürdükleri gece emindi ikisi de son nefeslerini gözünün önünde vermişti. Peki bu notu kim göndermişti? "Burası güvenli değil" Salimin ağzından çıkan sözü diğer Kalaycı erkekleri doğruladı. O akşam Kayra ve Salih Kalaycıların evindelerdi. İsmailin neşesi Hazanın gülümsemesi silinmişti yüzlerinden herkes bir köşede ağlıyordu. Kayra canlarının nasıl yandığını biliyordu. Yıllardır içindeki boşlukla yaşıyordu. Onlarında artık kalplerinin tam ortasında bir boşluk vardı. Ertesi gün Alinin Cenazesinden sonra Kalaycı kadınları bir süre Esranın eski evinde kalmak üzere Kuyudan ayrılacaklardı. İsmail bunu yapan her kimse hedefinin ailesi olduğunu anlamıştı. Alinin cenazesinde Hazanın hali acınasıydı. Tüm Kuyu acıyarak bakmıştı ona Acımasızlığı ve otoritesiyle bilinen Hazan Kalaycı şimdi acınarak bakılan bir kadındı. Cenaze dağıldıktan sonra ufak çantalarını alan kadınlar evlerinden ayrılıyordu. Esra vedalaşan Kayra ve Ayanı görünce aklına geçen günki karşılaşmaları geldi. Hemen Kıvançın yanına giderek şahit olduğu konuşmayı anlattı. Kıvanç Kayra ve Salihi araştırmayı kafasına koymuştu. Ancak bilmiyordu ki Salih ondan daha akıllıydı. Kayra o gece uyumadan önce bir mesaj almayı ümit ediyordu. Telefonunu sürekli kontrol ediyordu. Ümidini kesip telefonu baş ucuna bıraktığında bildirim sesi ile hemen geri aldı eline Beklediği mesaj gelmişti. 'Gecenin sessizliğinde dinlemek isterdim beni kendimden geçiren sesinden şiirleri belki iyi gecelerim olurdu.' Kayra yüzünde oluşan sırıtmayla telefonu kulağına getirdi. Kayra:'Binlerce kez iyi geceler sana!' Asil:'Binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa..' Anında kapattı Kayra telefonu anın büyüsün bozmadan uykuya teslim oldu. Asil biliyordu. Kalbini bu denli attıran kadının kalbinde o da vardı. 1 Ay Sonra Kayra bu süre içinde Asil ile biraz daha yakınlaşmıştı. Ancak ikisi de adım atmaya korkuyordu. Günaydın mesajını aldığı bir güne daha uyanmıştı Kayra Babası ile güzel bir kahvaltı ettikten sonra kitaplarını alıp çalışma masasına geçti. Bir kaç saat ders çalışmıştı. Çalan zil ile daldığı dersten başını kaldırdı. Hızla kapıya inip kapıyı açtı. Ayanı karşısında mutlu gördüğünde şaşırmıştı. "Ayan" Ayan Kayraya sarıldı. "Çok güzel şeyler oluyor galiba Kayra neyse annem seni çağırıyor hadi hadi" Kayra Ayanın sürüklemesiyle kendini Kalaycıların evinde bulmuştu. "Kayra" Seyhan ile göz göze geldiğinde özlediği bu kıza koşup sarıldı. "Seyhan nasılsın?" "İyiyim Kayra ah bak annem Merik" Kayra kadının elini öpüp kendini tanıttı. Merik bu kızı biliyordu. Gıyaben Seyhanın dilinden düşürmediği Kayraydı. Seyhan ve Kayra muhabbet ederken Merik Ve Hazanda birlikte konuşuyorlardı. Kayra anlayamamıştı. Kurtuluşlar ve Kalaycılar düşman değil miydi? Allahtan silahı yanındaydı. Asla güvenmiyordu. Deryanın bakışları herkese nefretle bakıyordu. "Nesil sen de git aşevine Sevinçin yanına" Nesil sanki başka şansı varmış gibi başını sallayıp evden çıktı. Zehranin getirdiği çayları içerlerken Kayra Merikin yüzünün sinirle gerildiğini gördü. Oldukça sevecen duran kadın bir anda ayaklandı. Ve sinirle kükredi. "Seyhan Gidiyoruz" Seyhan bir anda sıçrayıp annesini onayladı. Kayra da onlarla birlikte kalktı. Hazan Kalaycının peşlerinden gelmesi ile Merik dönüp konuştu. "Sakın ha Hazan Hanım senin evlatların benin iki evladımı öldürdü. Hem de oğlum kocanın hayatını kurtarmışken sakın deme bişey" Kayra bahçeden çıkan kadının yalpaladığını gördü. Hemen gidip koluna tutundu. Merik ve Seyhanı Kayra evine götürdü. Merikin tansiyonunu ölçerken Seyhan evi geziyordu. Merikin normale dönen tansiyonu ile Merik Kayraya teşekkür etti. Elinde bir fotoğrafla dönen Seyhanın yüzünde tatlı bir tebessüm vardı. "Kayra bu sen misin ne tatlı" Kayra fotoğrafa baktığında gülümsedi. "Hastaymışım o gün beni bahçeye çıkarmamışlar babam bahçede arkadaşıyla konuşurken ayrılmamışım camdan" Merikte gülümseyerek dahil oldu muhabbete Seyhanın anlattığı kadarı ile tanıyordu Kayrayı. Annesi olmadığını muhteşem bir babaya sahip olduğunu biliyordu. "Maşallah size allah bozmasın" "Sağolun teşekkür ederim" Seyhan ve Merik evlerinden gittiğinde kadının bir anda bu hale gelmesinin sebebini Ayanın böyle mutluluğunun sebebini merak ediyordu Kayra ....... Salih Sevinçi bütün gün izlemişti aşevine erzak yardımı yapıyordu. Her gelen koli ile gözleri parlıyordu Sevinçin aşevine gelen çocuklara uzattığı çikolatalar çocukların mutluluğu ile mutlu oluyordu. Sevinç Salihin çocuklara olan ilgisini iç çekerek izlemişti. Kızına gözü gibi bakan bir adamdan aksi beklenmezdi zaten "Sevinç hanım inşallah işinize yarar" "Yaramaz mı tabi ne iyi ettiniz çok teşekkürler" "Lafı bile olmaz Kayra geçen gün çok övdü burayı çorba da bizimde tuzumuz olsun" Salih aşevinden çıkarken Nesil Sevinçin dalıp gidişini farketmişti. "Sevinç" "Efendim abla" "Kendine gel kendine" Sevinç Nesile dönüp solgun yüzüne baktı. "Sende üzülme abla her şey hayırlısı olur hem bi konuşsan Kahraman abiyle?" "Sevinç sanki bilmiyorsun Kahramanı babamla konuşmam lazım benim" "Haklısın bi yolunu buluruz sen merak etme" "Zor be saadet benden başka çırpınan yok herkes halinden memnun" .... Kıvanç Salih ve Kayra ile ilgili bulduğu bilgileri gözden geçiriyordu. Ancak işine yarayacak hiç birşey yoktu. Onlar için tüm söylenenler aynıydı. 'Salihin babalığı' 'Kayranın zekası' 'Mutlu aileleri' Kime sorsa bunlardı. Kayranın gittiği okullar kurslar hepsini araştırmıştı. Kıvanç doğduğu hastaneye kadar Salih bir gün başına gelecekleri bildiği için Çanakkaledeki özel bir hastaneye sahte kayıt yaptırmıştı. Annesi ona Kalaycıları iyi öğretmişti çünkü neler yapabileceklerini iyi biliyordu. .... Kayra Evde volta atarken Kalaycılara gidip öğrenmek istedi olanı biteni. Evden çıktı Ayanla konuşacaktı. Kapıya geldiğinde bahçenin arkasından sesler duydu. Yavaşça ilerledi. Hazan ve Ayan konuşuyor daha doğrusu Hazan anlatıyor Ayan ise ağlıyordu. Duymak için biraz daha yaklaştı. Hazanın ağzından çıkan cümle ile sarsılmıştı Kayra bunu duymayı beklemiyordu. Geldiği sessizlikle geri eve döndü. Hazanın söylediği sözleri Ayanın bakışlarını zihninden silemiyordu. ..... Asil Seyhanı tüm dikkatiyle dinlemişti. Bir ara adı geçen Kayrayı duymuştu ağzından "Kimler vardı başka kim duydu?" "Valla bilgisi olan var mı bilmiyorum Süslü kadınla Hazan Hanım vardı bi de kocası ölen kadın" Asil eliyle yüzünü sıvazladı "Başka" "Abi başka kimse yoktu. Biz Kayrayla muhabbet ediyorduk duymadık bile annem bi anda sinirlendi. E tabi öyle olunca tansiyonu çıktı sağolsun Kayra evinde tansiyonu falan ölçtü öyle" "Tamam güzelim annem iyi mi ben bi bakayım" Asil annesinin yanına çıkarken bin türlü dua etti. Başına gelmesini istemediği şeyler vardı. ... Kayra telefonunu kapatmıştı. En ufak bir sese dahi tahammülü yoktu çünkü anahtar sesini duymasıyla ocağın altını kapattı ve içeri koştu. Kendini babasının huzurlu kollarının arasına bıraktı. Salih bugün yaşadığı duygu karmaşası ile oldukça yorgun hissediyordu kendini kızına sımsıkı sarılıp saçlarını koklayıp öptü. "Sen bana nasıl iyi geliyorsun bi bilsen Kayra'm" "İyi ki varsın babacım iyi ki hem ben iyi gelmeyeceğim de kim gelecek Salih bey unuttun mu ben Kayrayım 'Salih'in Kayrası' " "Hiç unutur muyum güzel kızım benim Salihin Kayrası..."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD