Aşk Soyu Bilmez

2024 Words
Kayra o gece gelen hiçbir mesaja hiçbir aramaya cevap vermemişti. Sevgili değillerdi. Flört belki ama ikisi de hep kaçak oynamıştı. Böyle bir gelişmeyi beklemiyordu Kayra gözlerini sıkıca kapadı. Ertesi sabah erkenden çaldı kapısı Ayan kapıda gülümseyerek bakıyordu Kayraya bu kızı görmek sinirlerini bozmaya başlamıştı artık. "Kayra birlikte alışverişe gidelim mi? Hem anlatacaklarım var" Kayra aklına ilk gelen yalanı uydurup bugün çok işinin olduğunu söyledi. Onun bu yalanını babasının duyduğunu bilmiyordu. Kahvaltıdan sonra hazırlanan Salih Kayranın yüzüne baktı. "Ee hazırlanmamışsın" Kayra anlamayan gözlerle babasına baktı. Salih yeniden konuştu. "E kızım Ayana sahafa gideceğim demedin mi? Ben bırakayım seni" Kayra babasının bunu duyduğunu bilmiyordu. Usulca başını salladı hem evden çıksa iyi olacaktı. Kitapların arasında kaybolsa biraz kafası dağılırdı. .... Asil Kayradan cevap alamadıkça deliriyordu. Toplantıları vardı ve Salih gecikmişti. Asil iyice endişeleniyordu. O Kuyuda oldukları sürece ikisi de güvende değildi. "Beyler geç kaldım kusura bakmayın" Baykal ayağa kalkıp Salihi karşıladı. "Hayrola Salih ne bu neşe?" Salih yerine oturup konuştu. "Yav benim kızı sahaflara bıraktım nasıl mutlu oldu." Hep birlikte güldüler. Asil duydukları ile sahte bir şekilde telefonuna baktı. Yanında oturan Yılmaza döndü. "Abim sen devam et acil işim çıktı." Masadakilere selam verip çıktı olduğu yerden gideceği yeri çok iyi biliyordu. Kayra sahaflara gelmişti. İpek ve Erdem çiftine uğrayacaktı. Girişteki pastaneden bir kutu makaron alıp güzelce paketletti. Kağıt kokan sokakta İpekErdem Kitabevini buldu. Aralık kapıdan girdiğinde İpek Erdeme çay koyuyor Erdem ise ona sımsıcak gülümsüyordu. Kayra bir an onların güzelliklerine daldı. Sonra cama hafifçe vurup ben buradayım demek istedi. "Kayra kızım hoşgeldin" Kayra ona sımsıcak gülen kadına karşılık güldü. Yanlarına yaklaşıp özenle aldığı makaronları bıraktı. "Çay ile iyi gider" Yaşlı çift ona teşekkür etti. Erdem çalan telefonu ile rafların arasına yürüdü. Baş başa kalan İpek Ve Kayra muhabbete başlamışlardı. Kayra kitapların arasında dolanıyordu. Erdem yanına gelip bir kaç saatliğine İpek ile bir işleri olduğunu söyledi. Gözbebeği kitapçılarını Kayraya emanet etmişlerdi. Kayra kitapların arasında kayboluyor böylece düşüncelerinden sıyrılıyordu. Rafların arasında gezerken ilk baskısı olduğunu gördüğü 'Romeo&Juliet' kitabını gördü. Parmak uçlarında yükselip kitabı almaya çalışıyordu. Tam kitabı yakaladığı anda kitabı elinden çeken biri oldu. 'Asil Kurtuluş' Kayra öylece kalmıştı. Günlerdir sesini özlediği adam karşısındaydı. Ona bakıyor hatta gülümsüyordu. Kendini düzeltip konuştu. "İpek Teyze ve Erdem Amca yok" Asil kızın bir şeylere kızdığını anlamıştı. Gülerek yaklaştı. "Onu farkettim" Kayra ona doğru eğilen Asilin gözlerinin içine bakıyordu. Ağzından çıkacak tek kelime Kayrayı mutlu edecekti. Bekledi Asilin bir açıklama yapmasını bekledi. İkisi de öylece birbirlerine bakarken Kayra Asilin elinden kitabı aldı. "Teşekkür ederim Zahmet oldu" Asilin yanından geçerek arka tarafta koltukların olduğu bölüme ilerledi. Asil Kayrayı kolundan tutup durdurdu. "Kayra" Kayra Asile döndü sesini oldukça sabit tutarak "Efendim" demişti. "Bilmeden seni üzecek bir şey mi yaptım?" Kayra hafif gözlerini kısarak Asile baktı. Dalga mı geçiyordu bu adam? Yoksa en başından beri Kayra onu yanlış mı anlamıştı. Başını kaldırıp gözlerine baktı. "Ne münasebet" Asil bu cevabı beklemiyordu. Bu kız hep kaçak oynuyordu. "Telefonlarımı açmıyorsun, Mesajlarıma cevap vermiyorsun..." Kayra omuz silkti. "İşim gücüm var benim" Asil bu duruma gerçekten anlam vermeye çalışıyordu ki aklına gelen şey ile bi an duraksadı. "Kayra lütfen anlatır mısın neler oluyor?" "Bir şey olduğu yok Asil" Asil bıkkınlıkla nefes verdi. Kayra yeniden konuştu. "Nikah şahidi buldun mu?" Asil duyduğu cümle ile tahminlerinde yanılmadığını anladı. "Aslında bende onu soracaktım sana sen nikah şahidim olur musun?" Kayra sinirlerinin gerildiğini farketti. Ama asla bozuntuya vermeden konuştu. "Olurum tabi canım neden olmasın hatta şöyle yapalım bak ben senin nikah şahidin olayım sen de beni bekar bi arkadaşınla tanıştır nasıl anlaşma?" Asil Kayranın kurduğu son cümle ile onu kızdırmak isterken şu an kendi beyninde şimşeklerin çaktığını hissetti. Kayra ise karşısında alayla gülüyordu. "Kayra saçmalıyorsun ne nikahı ne şahidi ne arkadaşı?" "Duydum Asil merak etme fena fikir değilmiş yalnız bak düşman aile ile akrabalık kurmak" ... Ayan elindeki poşetlerle eve geldiğinde babannesi tok sesiyle konuştu. "Onları bırakıp aşevine yardıma git Ayan" Kız oflayarak çıktı evden kardeşi evde bilgisayar oynarken o aşevine gidiyordu. Kendi kendine konuştu. "Ben Asil Kurtuluşun karısı olunca bunların hiçbirini yapmayacağım" ... Kayra Asilin omzuna çarparak yürümek istediğinde iki el belini sarmıştı. Yüzleri birbirine değecek mesafede yakındı. Nefes alışverişlerini çok net duyuyorlardı. Asil biraz daha ona eğilip konuştu. "Kalbimde başkası varken bir kızın hayatını ne olursa olsun mahvedemem ki ben bir gün o masaya oturacaksam da kalbimdekiyle otururum kimse istedi diye imza atmam kalbim istedi diye atarım ve en önemlisi o bir Kalaycı" Kayra hızla çarpan kalbinin sesini duyuyordu. Cesur bir hareketle başını biraz kaldırdı. Yüzleri birbirine daha da yaklaşmıştı. "Kalbindekinin bu durumdan haberi var mı? Yoksa haberdar et bir de gönlünü al kızdırma boşuna" Asil başını salladı. "Alabilirim aslında haklısın hatta dur hemen alayım gönlünü" Yaklaşıp kızın dudaklarına dudaklarını bastırdı. Bir süre öyle bekleyip Kayranın tepkisini ölçtü. Ne geri çekmişti kendini ne karşılık vermişti. Asil Kendini geri çekecekken Kayra dudaklarını araladı. Asilin alt dudağını esir aldı. Asil kalbinin çarpıntısıyla kızı daha çok öpmeye başladı. Kayra elindeki kitabı düşürdü. Sırtı Duvardaki rafı bulmuştu. Ellerini Asilin boynuna koydu. Nefes nefese ayrıldı ikili Kayra Asilin boynundaki ellerini kollarına indirdi. Asil kulağına yaklaşıp fısıldadı. "Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde; Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı, Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı." Kayra kapalı gözlerini açtı. Derin siyah gözleri Asilin gözlerinin içine bakıyordu. "Romeo" Asil biraz gülümsedi. Gamzeleri belli oluyordu. Kayra elinin birini Asilin gamzesinin üzerine koydu. Usulca okşadı. "Ya bende öyle olsaydım?" Asil Kayranın elinin tenine değmesi ile kapattığı gözlerini araladı. "Nasıl?" "Yani bende Kalaycı olsaydım yine sever miydin beni?" "Aşk soyu bilmez güzelim o sadece bahane" Kayra gülümsedi. Tekrar yükselip Asilin dudaklarını dudakları ile buluşturdu.Kapalı kapının açılma sesi ile ayrıldılar birbirlerinden Kayra yere düşen kitabı aldı. Ön tarafa ilerledi. Asil arkasındam gülerek geliyordu. İpek ve Erdem kıza teşekkür ettiler. Kayra fazla vaktinin kalmadığını söyleyip çıktı. Asil ise arkasından çıkıp ona yetişti. Kayra bir anda parmaklarını saran parmaklara baktı. Yüzünü kaldırdı. Asil ile el ele Beyazıt sahaflarında geziyorlardı. Kalbinin yerinden çıkacağını hissediyordu. Sahaflardan çıkıp Eminönüne kadar öyle el ele yürümüşlerdi. Ne Kayranın defalarca çalan telefonu ne de Asilin sessize aldığı telefonu umurlarında değildi. Asil meşhur tatlıcının önüne geldiklerinde durdu. "Sevgilim benimle bir tatlı yer misin?" Kayra böyle bir hitabı beklemediği için oldukça şaşırmıştı. Asile bakıp gülümsedi. Başı ile onayladı. "Olur sevgilim Ama burada değil şu deniz manzaralı banklarda yesek?" İkili tatlılarını alıp denize bakan banka oturmuşlardı. Birbirlerine kaçamak bakışlar atıp önlerine dönüyorlardı. İkisi de hala yaşadıklarını gerçek olduğunu anlamak ister gibiydi. Kayra tatlısını bitirince Asile döndü. "Asil Ayan?" Asil Kayrayı kolunun altına aldı. "Merak etme bizim ailemiz öyle insanlar değil anam karşı çıkmış zaten sen de oradaymışsın" Kayra başını belli belirsiz salladı. Şu an olduğu yer sevdiği adamın omzu o kadar huzur doluydu ki... ..... Kayra o gece rahat bir uyku uyumuştu. Salih penceresinden Kalaycıların evini izliyordu. İsmail bahçede tek başına oturuyordu. Saadet elindeki tepsi ile gelince İsmail ona gülümsemişti. Salih Saadeti görünce içinin kıpırdadığını hissetti. Öyle uzaktan yıllarca görmediği kadını izledi. Derin bir nefes verip yatağına gitti. Uyumak için girdiği yataktan çalan telefonu ile kalktı. 'Murtaza' yazısını görünce açtı. Durum acildi. Kayrayı da uyandırıp yanına alarak çıktı evden Kayra soran gözlerle babasına bakıyordu. Nihayet olmaları gereken yere gelmişlerdi. Asilin kardeşi Yılmaz onları kapıda karşıladı. "Abi durum biraz karışık gibi gel içeri geçelim" Yılmazı onaylayıp yürüdüler peşinden içeri girdiklerinde Salihin bütün ortakları oradaydı. Nazım renkli takım elbiseli adamın yanında gördüğü kızı daha önce görmemişti. Görseydi böylesine bir güzelliği asla unutmazdı. Uykulu gözleriyle bile öylesine güzel görünüyordu ki kız... Nazım Kendini toparlayıp ona konuşan babasına baktı. "Nazım ben Avukat Nazım Kent öğrendiklerim sizin için önemli" Salih Nazımın işaret ettiği yere oturup dinlemeye başladı. Kayranın gözleri ise Asili arıyordu. Kendi adını duyana kadar sadece kapıya odaklanmıştı. "Diyorsun ki Kıvanç bizi bulabilir öyle mi?" "Esra onun eşi, yani benim de kardeşim olan Emrahtan sizi araştırmasını istemiş Emrah polis ve yalanlarınızı bulma ihtimali var." Kayra hızla adama döndü. "Ne yapmamızı istersiniz?" Nazım kızın ateş saçan gözlerine baktı. Bilmem anlamında dudaklarını büzdü. Salih net konuştu. "Bir acı daha onları oyalar" Kayra kafasını salladı. Bu defa biriler ölmeyecekti. Ama Baba kızın öyle bir planı vardı ki o evdeki herkes tedirgin olacaktı. Salih ve Baykalın konuşacakları henüz bitmemişti. Bu gece sabaha kadar konuşulacak işler vardı. Salih yanındaki kızına baktı. Uykudan gözlerini açamıyordu. Aklına eski günler geldi. Salihin Kayra küçükken de böyle toplantıları olurdu. Bırakacak kimseyi bulamadığında Salihin iş konuştuğu masada Kayra ödevlerini yapar, kitaplarını okur, oyunlar oynardı. Kızının yanına eğilerek konuştu. "Eve dön güzelim ben sonra gelirim" Konuşmaya kulak misafiri olan Yılmaz birazdan gelecek abisine burayı bırakıp eve dönecekti. "Salih abi Seyhan Kayrayı görse mutlu olur. Hem senin de aklın kalmaz Kayra da isterse bize gidelim" Salih en başından beri sevdiği bu çocuğa güveniyordu. Kayraya baktı. Kayranın içini bir heyecan kaplamıştı. Babasına başını eğip naz yaparak konuştu. "Sen nasıl rahat edeceksen Salih Bey" Salih gülüp kızına sarıldı. "Seyhanla sana iyi eğlenceler" Kayra başını salladı. Yılmazla birlikte dışarı çıktı. Yılmaz arabanın önüne geçip sırtını dayadı. "Neyi bekliyoruz?" "Abime burayı bi teslim edeyim öyle gideriz" Kayra başını salladı. Yılmazın yanına geçip sırtını dayadı. Yolun ilerisinden gelecek Asili beklemeye başladı. Nihayet görünen gri araba ile Kayranın kalbi daha hızlı atmaya başlamıştı. Şimdi koşup Asile sarılmak vardı. Ancak burası hiç yeri değildi. Asil arabadan indiğinde Yılmazın yanında kendisine bakıp kaçak gülümseyen kızı gördü. Başını öne eğip dudağını ısırarak güldü. Yanlarına geldi. "Hayrola" "E abi işiniz uzunmuş biz de kaçıyoruz ne yapalım Seyhan Kayrayı görünce çok sevinecek bugünü tatsız geçirmişti zaten" Asil kafasını salladı. Kayraya bir şey diyecekken başka birinin "Kayra" diye seslenmesi ile durdu. Kayra az evvel içeride Avukat olduğunu söyleyen adamın kendine seslenmesi ile o yöne baktı. "Nazım Bey?" Nazım yanlarına gelip bir bahane üretmek istercesine bir şeyler geveliyordu. Asil sırf Kayra ile konuşabilmek için şekilden şekle giren adamı gördükçe sinirden kasılıyordu. Kayra adamın hareketlerinden sıkılmıştı. Sade bir iyi geceler deyip onu bekleyen Yılmaz ile birlikte uzaklaştı. Seyhan ders kitaplarını arasından çalan zil ile başını kaldırdı. Annesine kalkma işareti yaparak saatlerdir oturduğu masadan kalkıp kapıya yürüdü. Karşısında Yılmaz abisi ve Kayrayı görünce önce şaşırmış sonra çok sevinmişti. "Hoşgeldiniz Kayra hoşgeldin" Kayra onu tüm samimiyeti ile karşılayan kıza gülerek "Hoşbuldum" Merik merakla kalkıp kapıya baktı. Kısa ve samimi bir selamlaşmadan sonra saatin geç olması ile Merik oturan üç gence süt yapmıştı. Kahkahalarla konuşan gençler sütlerini içip uyumak için vedalaştılar. Kayra Seyhanın odasındaki yer yatağında yatıyordu. Seyhan ona bir şeyler anlatıyor gülüşüyorlardı. Dikkatini aynanın önündeki bebek çekti. Aynı bebekten Kayrada da vardı. "Seyhan bu bebekten bende de var" Seyhan mutlulukla konuştu: "Abim aldı onu bana okuma yazma öğrendim okulda birinci oldum diye harçlıklarını biriktirmişti." Kayra da kendi hikayesini anlattı. "Babam da bana sorduğum bir soru yüzünden almıştı." Gözlerinin dolduğunu hissetti. "Ne sordun ki?" Seyhana bakarak konuştu. "Anneler oyuncak prenseslere benzer mi? Diye sormuştum. Sınıfımda bir kız annesinin sarı saçları ve pembe elbisesi olduğunu söylemişti tıpkı bebekler gibi ertesi gün babam elinde iki paketle geldi. Birinde bu bebek vardı. Erkek bir oyuncak bebek vardı. Babam bana 'Anneler melektir ne oyuncaklara ne de prenseslere benzemezler bak bu prensesin prensi var.' Demişti." İki kız gözleri yaşlı birbirlerine baktı. İyi geceler dileyip uyudular. Sabah olduğunda Kayra ormanın içindeki evde kuş sesleriyle uyandı. Nasıl da özlemişti. Kuş sesleri ve ağaç yapraklarının sesi ile uyanmayı. Seyhan ile birbirlerine 'Günaydın' deyip aşağıdan gelen seslere kulak verdiler. Kayra telefonunun bildirim sesi ile heyecanlanıp telefonu eline aldı. "Günaydın evimde bir karagül var ancak ben o gülü görmeden gidecek galiba" "Günaydın hal işiniz bitmedi galiba?" "Henüz bitmedi. Ama az sürecek sakın gitme ha" "Söz veremem ama direneceğim :)" Kısa bir konuşmanın ardından Seyhan ile birlikte aşağı indiler. Yılmaz ve Seyhan'ın tatlı atışması ile kahvaltılarını etmişlerdi. Kayranın gözü sürekli saatteydi. Çalan zil ile hepsi o yöne döndü. Kayra Asili göreceğim umudu ile koltukta iyice doğrulmuştu. Seyhan kapıyı açtığında karşısında görmeyi beklemediği kadınla karşılaştı. 'Hazan Kalaycı' ve yanında abisi . Hazan fazla oyalanmadan içeri geçip Merik'e doğru konuştu. "Şu nişan işini bir an evvel konuşalım mı Merik hanım?" Kayra duyduğu şey ile şaşırmıştı. Oysa Asil dün ona çok farklı şeyler söylemişti. Asilin gözlerine baktı. Bir cevap bekledi. Asil daha konuşamadan Merik Hazanı kolundan kapıya doğru götürmüştü. Kayra biraz daha beklerse ağlayacağını hissetti. "Siz ailevi meselelerinizi rahat rahat konuşun ben şimdi çıkarım." diyerek Seyhanın odasına telefonunu almak için yöneldi. Asil öylece kalakalmıştı. Şimdi Kayranın peşinden gitse evdekiler? Kalsa Kayra? İşin içinden çıkamazken Kayra çoktan çantasını almış kapıya yönelmişti. Asil öylece Kayranın ardından baktı. Kendine geldiğinde peşinden koşarak çıktı. Belki ona yetişirdi. Henüz öğrendiği güzel duyguları henüz kalbinin değişen ritmini kaybetmek istemiyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD