Çatırdama

1860 Words
Sabah Kalaycıların evinde gerilimi yüksek bir kavga vardı. Salim nihayet evden ayrılma kararını söyleyebilmişti. Ancak sadece evden değil işten aileden de ayrılıyorlardı. Hazan karşı çıkıp kendini yerden yere atsa da Salim onu duymuyordu bile Aykın dedesinin elini öptü. Ardından diğer aile üyeleriyle vedalaşıyordu. Ayan boynunu bükmüş tek oyun arkadaşının gidişine üzülüyordu. Kocaman sarıldılar birbirlerine Aykın Esra yengesi ile göz göze geldi. Sarılırken kulağına fısıldadı. "Kutay sana hap getirecek merak etme" Esra onu onayladıktan sonra ayrıldılar. Hazan hariç herkesle vedalaşıp evden çıktılar. Salihin yardımlarıyla bambaşka bir semtte ev tutmuşlardı. Salim bir mekanda sazını çalacak şarkısını söyleyecekti. Huriye bir kuaförün yanında işe girmişti. Aykın ise tedavi olacaktı. Aykının tedavi olacağını kimse bilmeyecekti. Salih demir kapıdan çıkan Ortanca Kalaycılara baktı. Merhametle gülümseyip Metinle birlikte ellerindeki eşyaları aldılar. Ortanca Kalaycılar yeni bir hayata yelken açıyorlardı... Kayra boş evde sıkılmaktan patlamıştı. Rutin işlerini hallettikten sonra güzel havayı fırsat bilerek dışarı çıktı. Kalaycıların evinden yükselen seslere kulak kabarttığında Derya ve Hazanın bağırışlarını duydu. Hazan Deryayı evden kovuyordu. Derya altta kalmayarak kendi isteğiyle çıkıp gidiyordu bu evden geldiği gibi tek valiz tek kişi gidiyordu. Bu evde çatırdamalar başlamıştı. Ve hızla devam edecekti. Sevinç onu durdurmaya çalışsa da başaramadı. Sokağın başına kadar onunla yürüdü. Gözü onları izleyen Kayraya takıldı. Derya gittikten sonra Kayraya gelip sarıldı. "Kıyamet koptu bugün evde" "Bize kadar geldi sesleriniz" İkili bir tebessüm edip birlikte yürümeye başladı. "Babam bahsetti sizden yani ikinizden" Sevinç kafasını öne eğdi. Gülümseyerek konuştu. "Ne dedi?" "Çocukluğunuzla başladı. Bugüne kadar konuştu. Sahi ne zaman kavuşuyorsunuz?" Sevinç bu soruyu beklemediği için biraz şaşırmıştı. Bu kız babası en büyük aşkı olan Kayra hayatlarına birini dahil etmeyi kabul mü edecekti ? Ne garip... Sevinç cevap vermek yerine dudaklarını büzdü. Aklına geçen gün gördüğü ikili Asil ve Kayra geldi. Sevinçle birlikte sahile yürüdüler. Sevinç anlattı Kayra dinledi;Geçmişini,kimsesizliğini, yalnızlığını... Şimdi Kayra çocukluğunu anlatıyordu. Mutlu hikayesini, güneşli günlerini, her daim sevgiyle tutulan elini... Sevinç sevdiği adama bir kere daha hayran olmuştu. Yüreği iyi ki beklemişti. İyi ki sevmişti küçük kız çocuğu Salihi iyi ki... ... Asil sabahın ilk ışıklarından beri kafasını işlerden kaldıramamıştı. Annesinin sesini duyduğunda yanıldığını düşünse de Seyhanın da sesini duymasıyla başını kaldırdı. İki kadın ona doğru geliyordu. Leş gibi adam kokan bu depoda Merik ve Seyhan? "Asil sen benim yüreğime mi indirecen oğlum ? O elinden düşmeyen telefonu ne diye açmıyorsun ne diye aramıyorsun?" "Anne ben özür dilerim işim vardı" "Başlarım senin işine gücüne sinir etme beni kalbime iniyordu oğlum reva mı bu bana?" Asil annesine sarılıp öptü. "Vallahi özür dilerim anacım billahi özür dilerim" Kadın kendini geri çekip Asilin ellerini ellerine aldı. "Merakta bırakma beni korkuyorum bak" Merik cümlesini tamamlamadan Asilin kulağında silah sesleri yankılandı. Asil telaşla annesi ve kardeşini çekerken bir yandan ateş etmeye başladı. ... Kayra ve Sevinç eve dönüyorlardı. Salih onları karşıdan izliyordu. Hayatındaki en güzel iki şeyi Sevdiği ve Biricik kızını Telefonunun çalmasıyla dünyanın en güzel manzarasından gözlerini çekti. Telefonunu cevapladı. "Efendim, Tamam hemen geliyorum ben Metin koş oğlum sür Kurtuluşun deposuna sür" Kayra babasının yanına yaklaştığımda her şeyi duymuştu. "Baba!" Salih kızına baktı. "Önemli değil baskın yemişler" Kayra belini yokladı silahı yerindeydi. Metinin çalıştırmaya hazırlandığı arabaya bindi. Metin ve Salih ona şaşkın şaşkın baksa da umursamadı. "Hadi Metin amca hadi" Metin Kayranın inadını bildiği için asla itiraz etmeden arabay ı çalıştırdı. Sevinç öylece kalmıştı. "Deli Kız" dedi. İçinden "babası gibi deli" Geldikleri yer Kurtuluşun en büyük deposuydu. Silah sesleri oldukça çoktu. Salih,Metin ve Kayra arabadan indi. İlk görüş açılarına giren herkesi indirmeye başladılar. Kısa süre de Murtaza ve Celil de gelmişti. Ordu gibi bir adam yığınını tamamen temizlediler. Asil içeriden annesi ile çıktı. Merik'in tansiyonu oynanmıştı. Kayra Merik'i o halde görür görmez yanına gitti. "Limonlu su bul" Asil Kayranın ağzından çıkanları harfiyen yapmak için içeri koştu. Yılmaz ve Seyhan yaralı adamları ile ilgileniyorlardı. ... Hazan Aykının odasında yastığına sarılmış öylece oturuyordu. Ayan ve Acar babaannelerinin yanına gelip diz çöktüler. Ellerini dizlerine koyup yüzüne baktılar. "Babanne" Hazan torunları ile göz göze geldi. Evinde kalan torunları ile gülümsedi. Acarın saçlarını öptü. Ayanın yüzünü sevdi. İsmail onları kapıdan hüzünle izledi. Salimin yokluğuna alışacakalardı. Salimin onları sildiği gibi onlarda Salimi silecekti. Ama Aykın ailenin en büyük torununu büyük erkek torununu nasıl silerlerdi? Hazan torunlarının elinden tutup mutfağa geçti. Mutfaktaki Sevinçe baktı. Gözüyle dışarı çıkmasını istedi. Sevinç onları bırakıp çıktıktan sonra Hazan Ayan ve Acar ile birlikte kek yapmak için kolları sıvadı. Aykının en sevdiği limonlu kekten... .... Merik hastanede gözlerini araladığında yanında Asil vardı. Endişe ile sağına soluna baktı. Seyhanı arıyordu gözleri "Asil" Asil annesinin sesi ile gözlerini araladı. "Annem canım kurban olduğum" Merik gülerek baktı oğluna yanına çağırıp sarıldı. "Seyhan nerede?" Asil annesinin telaşını yatıştırmak için bir an evvel cevap verdi. "Evde Yılmazla eve gönderdim korkmuş biraz" Kapının çalması ile ikisi de o yöne baktılar. Kayra içeri girdiğinde Merik gülümsedi. "Bir bakmak istedim ben size" "İyi yaptın kızım sana da teşekkür ederim." Kayra gülümseyerek başını salladı. Asil onları yalnız bırakıp bahçeye çıktı. Sigarasını yakıp derin nefesler aldı. Ardından tekrar annesinin yanına döndü. Aralık kapıdan Kayrayı ve Annesini izledi. El ele bişeyler konuşuyorlardı. Sanki hastane odasında değilde sanki huzurla evlerinde sımsıcak yuvalarında gibi görünüyorlardı. Gülümsedi. Asil talihine şansına gülümsedi. .... Hazan fırından çıkan keki çıkardı. Torunlarına gelinlerine birer dilim koydu. Geri kalanını paketledi sokak kapısına bıraktı. Aykın gelip alacaktı(!). Yedikleri kek ev halkınım boğazında düğümlenmişti. Esra bir fırsat bulup dışarı çıkmanın yollarını arıyordu. Nihayet çıkabilmişti. Kutayı bulmak için çukur sokaklarında geziyordu. Salih Esrayı sessizce takip ediyordu. Kutay ile gördüğü alışverişi telefonuna çekmişti. Kalaycılara hiç beklemedikleri bir anda vuracaktı darbeyi. Keyifle geri yoluna döndü. Kızı çoktan eve gelmişti. "Kara kızım" "Babacım hoşgeldin yüzün gülüyor" Salih elindeki görüntüleri gösterdi. Kayra şaşkınlıkla görüntülere baktı. Esra başından beri onları sevmemişti. Kayra da Esrayı Hazanın yıkılmaz duvarı Kıvançın karısı Esra. Her şey Hedefledikleri gibi gidiyordu. Kahraman en son kozdu. Hazan be Kahraman bütün acıları yaşayacaktı. .... Merik evde etrafında dönen evlatlarına bakıyordu. İki kaybından sonra üç evladı ile daha da sarılmışlardı. Hüzünle gülümsedi. Şükürler etti. Asil nihayet günün yorgunluğunu salonda bırakıp odasına dönmüştü. Telefonuna baktı. Gelen onlarca çeşitli emojili mutlu mesajları tek tek okudu. Yüzünde bir gülümseme yayılmıştı. Gelen onlarca mesaja yüzündeki gülümsemeyi bir an bile silmeden tek tek cevap verdi. Ekranına düşen görüntülü arama ile biraz daha heyecanlandı. Kendini yatakta doğrultup ekranı açtı. Gülen yüzüyle Kayra karşısındaydı. "Uykum kaçacak gülme öyle" Kayra Asilin sözlerine gülümseyerek yanıt verdi. "Hiç kaçmasın uykun iyi geceler demek için aramıştım" "İyi bir gece olacak gördüğüm son yüz seninki iyi bir gece" Kayra utanıp başını öne eğdi. Boğazını temizleyip ekrana baktı. Kendini çok şanslı hissetti. Yan odasında uyuyan adam ve ekrandan ona bakan adam... Kayranın en büyük mutluluğuydu. Kayra kapı sesi ile babasının uyandığını farketti. "İyi geceler babam uyandı kapatmak zorundayım" Kayra Telefonu kapatıp yatağına yerleşti. Huzurla uykuya daldı. Asil gözlerini son gördüğü yüzün Kayra olması ile huzurla kapattı. .... Esra ışığı yanan odaya girdi. Ayan tek başına yatağının üzerinde oturuyordu. Yanına yaklaşıp ellerini tuttu. "Ben ne zaman kurtulacağım bu evden?" "Ayan neden böyle söylüyorsun? Hiç mi mutlu değilsin?" Ayan hayır anlamında başını iki yana salladı. "Biliyor musun bu eve ilk geldiğimde bende mutlu değildim. Amcan olmadığı zamanlarda ama sonra eski bir alışkanlığımı yeniden edindim şimdi hiçbir şey canımı sıkmıyor" "Ne o yenge bana da iyi gelir mi?" Esra başını olumlu anlamda sallayıp cebindeki poşeti çıkardı. Ayan gördükleri ile şaşkınca Esraya bakıyordu. "Yenge bu?" "Çok iyi gelecek ak bi tane Ayan öyle bakma bana hem iyi gelmeyecek olsa verir miyim sana görmüyor musun beni nasıl mutluyum artık al hadi" Ayan tereddüt etse de yengesine güvendi. İçinde ki bütün sıkıntıların gitmesi için deneyecekti. Hem bir kereden bir şey olmazdı. Yengesinin elindeki ilacı alıp yuttu. Esra ona gülen gözlerle bakınca gülümsedi. Boğazında yanar bir tat bırakmıştı. Aldırmadı gözlerini kapatıp uyumak istedi. ... 3 gün geçmişti. Bu üç günde Kıvanç ve annesi aralarını düzeltmişti. Kahraman yine eve gelmez olmuştu. Yani Kalaycılar eksiklerine rağmen rutin hayatlarına dönmüştü. Esra Ayana ilaca ulaşabileceği yeri söylemişti. Yeni yeni ilacın tadına varan Ayan hızla yengesine gitti. Ancak Sevinç ona amcası ile birlikte gezmeye gittiklerini iki güne döneceklerini söylemişti. Babaannesinin evde olmayışını fırsat bilerek kimseye görünmeden evden çıktı. Aykın’ın her zaman gittiği harabeye gitti. Kutayın orada olacağını biliyordu. Çatırdayan merdivenleri çıktı. Gözleri Siyah takımlı Kutayı arıyordu. Yukarıdan bir iki adım sesi duyduğunda bir kat daha çıktı. Oradaydı Kutay oradaydı. "Kutay" Kutay sarı saçlı kızı görünce gülümsedi. Yanına yaklaştı. "Oo pencere güzeli hoşgeldin" "Yengem yolladı beni ilaç için" Kutay bu kızın da uyuşturucu kullandığını bilmiyordu. Önce şaşırsa da pek aldırış etmedi. "Ee" "Eesi Kutay ilaç ver bana" "Ne kadar lazım" "Sende ne kadar varsa ver" "Parası?" Ayan donup kalmıştı. Çünkü evden acele ile çıktığı için para almamıştı. Boynundaki altın kolyeyi gösterdi. "Bu olur mu?" "Anlaşıldı paran yok bu kolyeyi alırsam açığa çıkarız. Sana bir teklifim var al bunu şimdi iç bi tane titriyorsun" Ayan ilacı alıp hemen yuttu. Eski koltuğa oturup Kutayın söylediklerini dinlemeye başladı. Başta istemese de sonradan mantıklı gelmişti. Kabul etti. Nesil ve Hazan eve döndüğünde merdivende Acar ile karşılaştı. "Ablan nerede" "Bende size soracaktım yok evde" Acarın yok demesiyle Hazanın sinirleri gerilmişti. Gözlerinden ateş çıkıyordu. "Sevinç!" Sevinç annesinin sinirli sesine koşarak geldi odasından "Efendim anne?" "Ayan nerede?" "valla en son Esrayı sordu yok dedim tamam diyip yukarı çıktı." Hazanın aklına Kayra geldi. Onun yanına kaçmış olabileceğini düşünüp hızla çıktı evden Kayranın evine doğru yürümeye başladı. Kayra sabahtan beri ders çalışıyordu. Zil çalınca babasının geldiğini düşündü. Sevinçle kapısını açtı. Babası yerine Hazan Kalaycıyı görünce yüzü düştü. "Ayan nerede" Kayranın Hazanın sorduğu soru ile daha da morali bozuldu. "Bilmiyorum bende değil" Hazan sinirle tekrar sordu. "Bak Kayra Ayan eğer seninle ise ve söylemiyorsan" "Hazan hanım Ayan burada değil diyorum neyi anlamıyorsunuz? Olsa neden saklayayım ben sizden korkmam merak etmeyin" Hazan bu cevapla daha çok sinirlenmişti. Arkasını dönüp yürümeye başladı. Ayanı aramaları için gençlere talimat verdi. Kayra da evden çıkıp Ayanı bulmaya gitti. Bir müddet Kuyuda dolaşmıştı. Ama nafile bulamamıştı. Geri evine dönerken Kalaycıların evinin önündeki kalabalığı gördü. Hızla yürüdü babası dahil herkes oradaydı. "Ayan?" "Yok kızım bulamamış kimse" Kayra şaşkınlıkla babasına baktı. Kahraman ve İsmail koşarak geldi. Kayra İsmailin gözlerindeki saf endişeyi görmüştü. Kahraman ise saf bir öfke ile bakıyordu. Hazan oğluna sarılıp ağlamaya başladı. "Ayanım da gidemez o da giderse ben ne yaparım nasıl yaşarım" diyerek ağlıyordu. Kayra yapmacık duygular yaşayan bu kadına tahammül edememişti. Onun yerine İsmailin gözlerindeki saf öfkeye bakarak keyiflendi. Sevinç yanlarına sokulup sessizce sordu. "Kurban olayım biz bilmiyoruz deyin" "Yok Sevinç abla bilmiyorum bilsem aramaya çıkar mıyım?" "Yok Sevinç bizim çoluk çocukla işimiz olmaz" Sevinç kafasını salladı. Nesilin yanına tekrar dönüp koluna girdi. Hava neredeyse kararıyordu. Bütün Kuyu Ayanı arasa da bulamamıştı. Esra ve Kıvanç mahalleye döndüklerinde olan biteni duymuşlardı. Esra telefona sarılıp bir şeyler konuştu. Hızla kalabalıktan sıyrılıp yürüdü. İki de bir ardına bakıyordu. Asla kimsenin görmemesi gerekiyordu. Ayanın bulunduğu yere gitti. Ayan ile konuşup bir plan yaptılar tüm çukur onu ararken Ayanın nerede olduğunu düşünmüşlerdi. Sonunda bir yalan bulup eve doğru yürüdüler... Ayan Aykının gizli yerinde olduğunu onu çok özlediğini söyleyip ağlamaya başlayınca kimse kızamamıştı. O da bunu fırsat bilip hızla odasına döndü. Duşa girdi. Kayranın kafasında oturmayan çokça şey vardı. Yine de bunları çok düşünmedi. Çünkü Ayan ile oyalanacak vakti yoktu. Bir şekilde ayağına dolanacağını hissettiği Esra ile ilgili bilgi toplamalıydı. Aklına gelen isimle telefona yöneldi. 'müsait misim önemli bir buluşma ayarlayabilir miyiz?' 'Elbette yarın öğlen' 'Olur' Kayra adım adım hedefine yaklaşıyordu. Biraz dikenli bir yok gibi görünse de Salihin Kayrasıydı o halledecekti...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD