"Eskiye dalıyor gözüm..."
✨
Bir bebek doğar ve gözlerini açtığı anda annesi görür ya bende onu görmüştüm. 3 Yıl önce bugün kalbime girip ilk tohumlarını serpti. İlk görüşte aşk da neymiş derdim. Hatta onu bırak ben sevmek duygusunun ne olduğunu bilmezdim ondan önce. Peki onun bundan haberi var mıydı?
Yoktu ben sevdamı kendi içimde büyütüp, savaşıp yaşıyordum. Onu en çaresiz günün de güzel gözlerinin ardında sakladığı hüzünle tanıdım. O gün akan her bir damlası için kendime sövdüm ben. Suçlu muydum?
Hayır.
Ama sevdiğim kadın üzüldükçe o ağladıkça benim ciğerim yandı. Düşündüm derdine derman yarasına kabuk olayım istedim. Konuşmadığım görüşmediğim kimse kalmadı bu Adana da. Sonra bir umut ışığı oldu. Gözlerinde bir yıldız parladı sanki. Elim kolumu ona uzattım. O da benden habersiz tutmuştu ellerimden. Adımı sanımı bilmeden bir perdenin arkasında oynamıştım.
Ne zaman yüzü güldü gönlümde çiçek açtı. Ama ne zaman ağladı o zaman gönlümü deldi geçti. Bende anladım ne zaman bu kadar tutulduğumu. Onu görmeden güneş doğmaz onu görmeden güneş batmaz olmuştu. Bir gölge gibi peşindeydim.
Koskoca Adana'nın ağasıydım Ama onun için yedi kat yabancıydım da. bende sevdamdan habersiz yaşamıştı. Şimdi yüreğim içime sığmaz olmuştu. Taşmıştım artık onun sevdasından. Bunca sene yeterince sabretmiştim. Yeterince büyütmüştüm sevdamı.
Artık perdenin arkasında değil sahnede oynama vakti gelmişti...
✨
''Ya abi ne istiyorsun benden ya!''
''Kızım kırk yılın başı işim düştü. Ne olur yapsan. Ölür müsün?''
''Yok ölmem de durduk yere niye eczaneye gidiyorum ki? Evde kutu kutu ilaç var zaten.''
''Ayça lafımı ikiletme hadi hadi.'' Ayça'yı zorla konaktan çıkarmıştım. Arabalara doğru ilerlerken bir anda durmuştu. ''Bana bak sen yoksa birini mi seviyorsun?'' Dediğinde cevap vermeyip yürümeye devam ettim. ''Abi sana diyorum.'' Yine cevap vermediğim de yanıma koşup kolumu tuttu. ''Gider anneme söylerim seni.''
''Bende o çok sevdiğin sevgilini gider bir daha döverim.'' dediklerimle yüzüme şaşkınlıkla baktı. Ağzı açık kalmıştı. ''Arabaya geç ve gidene kadar konuşmak yok! Yoksa Mert'i unut.'' dedim.
Sessiz geçen yolculuğun ardından çarşıya gelmiştik. Arabayı eczanenin karşısına onu görebileceğim bir şekil park ettim. ''İçeri girdiğin gibi hemen çıkma birazcık oyalan.''
''Off abi ya ilaç alıp çıkacağım.''
''Bende diyorum ki ilaç al Ama biraz oyalan. Salağa yat diyeceğim zaten fazlası ile geri kafalısın bu yüzde rol yapmadan kendin ol.'' dedim
''Bak abi kaçar giderim görürsün o zaman. Zaten ne için geldik hala söylemiyorsun. Bari hakaret etme.''
''Hadi Ayça hadi!'' Bana ters ters bakarak arabadan indi. Kapıyı da sertçe çarpıp eczaneye ilerledi. Bende arabada rahat göremeyeceğim için peşinden inip daha rahat görebileceğim bir yere geçtim.
Ayça içeri girmişti. Tam karşımda gördüğüm kişi ile kalbim hızlandı. Bir insan bu kadar mı güzel olurdu. Kalbime zoru vardı bu kızın. Topladığı saçları ve aradan çıkan bir kaç tutamı bile beni etkilemeye yetiyordu. Gözlerimi bir an bile kaçırmayıp onu izlerken Ayça'ya poşeti uzatmıştı.
Ben bu kıza oyalan demiştim. Girdiği gibi çıkmıştı bu! Gülerek gelen kardeşime dik dik bakıyordum. ''Hiç öyle bakma abi alt tarafı ilaç almaya gittim. On saat mi dursaydım.''
''Seni getirmek ile hata yaptığımı şu an anladım. Ver ilacı ver!'' Elinde ki poşeti çekip aldım. Kıymetlim elleriyle vermişti. Bu salak kardeşime yar etmezdim. ''Aman bir daha çağırma bende çok meraklıydım sana.''
''Kapa çeneni ve sus.'' Arabaya binip kemerimi taktım. ''Abi bari beni ilerde bırak Murat ile buluşacağım da.''
''Buluşursun Ama çıkmaz ayın sonunda. Yok sana Murat falan yok unut sen onu!''
✨
Günümüz
''Nereye gidiyoruz ya! Nereye götürüyorsunuz beni!'' Dedim. Ama o beni umursamayıp arabayı sürmeye devam etti. ''Sana diyorum hey!''
''Bağırmana gerek yok. Ben o şerefsiz değilim. Korkma seni kaçırmıyorum.'' Gayet rahatça konuştuğun da sinirlendim. ''Ne olacak şimdi kaçırmıyorum deyince rahatlamış mı olacağım. hem bizim konuşulacak neyimiz var ya!''
İstifini bozmayan adamla sinirim daha da yükseldi. Madem benimle konuşmuyor madem bende habersiz iş yapıyor o zaman gününü görürdü. Ani hareketle direksiyona uzandım. ''Ne yapıyorsun dur! Dur!''
Onu dinlemeyip direksiyonu çevirdim. Ve tarlaya girdik. Boş tarlada ilerlerken frene bastı. Araba sertçe durduğunda öne savruldum. ''Deli misin kızım sen ne yaptığının farkında mısın?'' dedi.
''Farkındayım şuan ne yaptığının da farkındayım.'' Arabanın kapısını açıp hızlıca indim. Sertçe kapıyı da çarptım. Manyak adam nereye götürdüğünü söylemiyor. Sonra bana gelmiş korkma seni kaçırmıyorum diyor.
''Nereye gidiyorsun!'' Arkamdan bağırsa da umursamadım. Aynı onun yaptığı gibi takmadım. ''Tamam gel eve bırakayım sen.'' dese de tarladan çıktım. Ama bileğimi tutup çektiğinde onun sert bedenine çarptım. ''Bırak beni! Bırak!'' bileğimi kurtarmak istemiştim Ama nafileydi.
''SELVİ! Dur artık dur.''
''Ne istiyorsun bende ya ne? Ne konuşacaksın benimle ne?''
''Sadece konuşacağız. Hepsi bu kadar.'' Dedi.
''Tamam işte bende onu söylüyorum. Ne konuşacaksın benimle benim seninle ne alakam var?'' dedim. ''Selvi önce sakin ol.'' Dediğini yapıp derin nefes alıp verdim.
''Hatırlarsan sana bir teklif sunmuştum. Onu düşündün mü?''
''Hayır düşünmedim çünkü o günde dediğim gibi sen bu teklifi etmemişsin diye saydım.''
''Ama ettim. Ve ben seninle evlenmek istiyorum. Bu yüzden cevap bekliyorum senden.''
''Bakın Demirhan Bey ki Bey diyorum aramızda ki sınıf farkını anlayın. Bizim sizinle bir olurumuz yok. İste-'' cümlemi yarıda kesip araya girdi. ''Öyle bir fark yok. Sende insansın bende. Ne olmuş iki kuruş malım varsa. Bu engel mi?''
''Bakın anlatamıyorum sanırım. Evlenmek kolay bir kavram. Tabi kiminle evlendiğinize bağlı Ama benim sizinle evlenmek gibi bir düşüncem yok.''
''Hiç merak etme gayet ideal bir eş olurum. Hem ailene layık bir damat hem sana layık bir eş. Bunca zamana kadar evlenmek gibi bir düşüncem yoktu. Ama madem biri ile evleneceğim onu da ben seçmek isterim.''
Adam laftan anlamıyordu ya! Takmış benimle evlenmeye!
''Pardon da ben sizin seçebileceğiniz bir mal değilim. Hem niye bu kadar ısrar ediyorsunuz anlamıyorum. Köy de hatta koca Adana da kız mı kalmadı?'' dedim.
Üzerime bir adım atıp yaklaştı. Ellerini belinin iki yanına koydu. Büyük gövdesini gün yüzün çıkardığında yutkundum. Benim bedenim onun yanında kürdan kalıyordu. ''Kalmadı. Hem kendine bir mal gibi görmene de gerek yok ben seni en değerli mücevher yaparım.''
''Ya benim senden kurtuluşum yok mu?'' Bıkkınlıkla konuştuğum da güldü. ''Sanırım yok. Çünkü vazgeçecek gibi değilim.'' dediğinde bende güldüm. ''Demirhan bey iyi misiniz? Şuan bu konuşmayı yapmak bile o kadar komik ki''
''Bence de burada böyle konuşmak saçma. Biz en iyisi perşembe günü seninle bir yerde buluşalım.'' Dediğinde gözlerim kocaman açıldı. ''Ciddi misiniz?''
''Evet gayet ciddiyim. Böylelikle birbirimizi tanırız.''
''Tanışacak ne durumumuz var ki?'' dedim.
''Var var daha geçireceğimiz çok gün çok saat var.'' dedi.
✨
''Kızım şaka yapıyorum de. Böyle bir şey olmadı de desene.''
''Of sus Feride ya sus. Bende şaşkınım zaten.'' Dedim.
''Ee yarın gidecek misin? Şans verecek misin?'' Dedi. Ama ne yazık ki oradan ayrıldığımdan beri bunu düşünüyordum. Ayrı dünyalar diye diye kendimi avutmuştum. Ama ya değilse ben onun için o benim için doğru insansa ve ben bu insanı salaklığım yüzünden kaybedersem.
Benim için önemli olan malı mülkü değildi ki insan olmasıydı. Beni sarıp sarmalayacak yarın bir gün çocuklarıma baba olması gerekirdi. Mutlu bir evlilik benim de hakkımdı. Ama bu onunla mı olmalıydı bilmiyordum.
''Bilmiyorum ki Feride emin değilim. Yani ona karşı bir duygum yok ve olacak mı bilmiyorum.'' Dediğimde Feride yanıma yaklaştı. ''Bak gerçekten saçma sapan konuşmayacağım. İçimden ne geçiyorsa söylüyorum.'' Kucağımda ki ellerimi tuttu. ''Senin de mutlu olmanı istiyorum. Hayatına kimse girmedi daha doğrusu almadın. Ailen okulun derken oldukça yoruldun. Şimdi artık kendine vakit ayırmalısın. Kendi geleceğini düşünmelisin. Hem Demirhan Bey oldukça iyi biri öyle kulaktan duyma laflarla adamı tanıma git kendisinden tanı.''
''Demesi kolay Feride ona karşı bir duygum yok bu yüzden yanlış bir şey yapmak istemiyorum.'' Bıkkınlıkla konuştuğum da Feride kolunu omzuma attı. ''Yapmazsın arkadaşım yapmazsın. Sen en doğrusunu yaparsın. Hem en kötü ne olabilir ki alt tarafı zengin eniştemiz olur.'' Dediğin de karnına vurdum.
''Feride!''
''Ay tamam sustum ama sende iyi düşün. Kaçırma sakın.''
"Feride sus dedim sana kapa bu konuyuz."
"İyi tamam kapattım da Senin şu sivrisinek Fatih nerede? Hiç gözükmüyor o gündem beri."
"Bilmiyorum ki arkadaşları falan da yok. Ne yaptı saşak köyü mü terk etti." Dediğim de Feride gülüp kahkaha atmıştı.
"Ay Allahım inşallah. Şu sümsük heriften kurtulalım. Gitsin bir daha da gelmesin."
"Amin."
•••
"Abi şerefsizi aldık seni bekliyoruz." Seyfinin sesi durdum. Demek ki köpeği getirmişlerdi.
"Tama geç sen geliyorum şimdi ben." Diğer kolumu da dirseğime kadar kıvırdığım da içeri girdim.
"Bırakın lan beni! Kimsiniz siz."
Bağlı olduğu sandalyede tepinirken kapalı gözlerini açmaları için Seyfiye işaret ettim.
Seyfi demek dediğimi anlayıp gözlerini açtı.
"Demirhan beyim siz... ben niye buradayım."
Demekki yaptılarını unutmuş. Güzelce hatırlatmak lazım. Tamam yanına yaklaşıp önce yakalarını düzelttim. "Sana hatırlatmamı ister misin Neden burada olduğunu?"
"Neden beyim?"
Hiç konuşmadan direkt yüzüne yumruğu geçirdim. "Sen seni sevmeyen istemeyen bir kadını kaçırmaya nasıl kalkarsın! Şerefsiz."
Diğer tarafına da yumruğumu geçirdim. "Duyulmaz mı sandın. Yada o kızın imdat çığlıkları duyulmaz mı sandın."
"Beyim yok ben kimi kaçır-" Dayanamayıp bir daha geçirdim.
"Hala yalan konuşuyorsun lan! Selviye ettiklerine gözümü kapatacağımı mı sandın."
Selvinin ismi ile gözlerini belertip bana baktı. "Ne oldu beklemiyordum dimi? Herkesi kendin kadar salak mı sanıyorsun."
"Beyim ben sevdiğim için yapt-"
"LAN! Çıldırtma beni seviyorum diye gönülsüz seni sevmeyen kıza dokunulur mu şerefsiz köpek!"
Konuşmaktan çok artık icraata geçmek daha doğru olacaktı. "Seyfi çözün şunu böyle rahat olmuyor. Keyfi çıkmıyor."Geriye dönüp aşağıya inen kollarımı hırsla yukarı çektim.
Bölüm Sonu...