6.Bölüm

2374 Words
"Misafir..." ✨ "İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız Sen benimle ben seninle bu hayatı yaşamalıyız Severek birbirimizi hayatta hep gülmeliyiz" Radyoda çalan şarkıya eşlik edip kendi kendime yavaşça mırıldanıyordum. Elimin altında ki patikleri de hediye paketine koyduktan sonra ağzını kapattım. Tarlada ki günden bu yana iki gün geçmişti. Aklımı kurcalayan rüyalarıma giren adama engel olmak istesem de o gün ki konuşmaları aklımı kurcalıyordu. Beni açıkça beğendiğini söylemişti. Fakat sorun şu ki neden ben? Neyimi beğendi ki bu adam? "Kızım hazırlandın mı?" Annemin sesiye düşüncelerimden ayrıldım. "Şimdi hazırlanacağım anne ben odama gideyim giyineyim." Sandalyeden kalktım. Masada ki paketi de elime aldım. "İyi kızım git hazırlan." Annemi içerde bıraktıktan sonra odama geçtim. Bugün Kandemirlerin konağına gidecektim. Daha doğrusu davet edilmiştim. Ayça dün haber göndermiş beni çaya davet etmişti. İlk başta ne kadar gitmek istemesem de davete icabet etmek ve o küçük tombul bebişi görmek çok istiyordum. Hem zaten gündüz vakti gidiyordum. O belki tarlada ya da İştedir. Yani evde olmazdı. Yatağın üstüne ütüleyip bıraktığım elbisemi alıp hemen giyindim. Siyah midi boy bir elbiseydi. Kare yaka olup balon kolluydu. Üzerinde ise beyaz küçük küçük noktalar vardı. Gayet güzel bir elbisemdi. Hem ev içinde uygundu. Saçlarımın iki tutmamını ayırıp arkadan küçük toka ile tutturdum. Saçlarımdan bir kaç tutam da çıkarıp saldım. Düz saçlarıma şekil vermek zor da olsa böyle kullanmayı seviyordum. Saat bire gelmişti. Yavaştan çıksam artık iyi olurdu. Ama önce vanilya kokumu boynuma bileklerime sürmeyi unutmadım. Sonra odamdan çıkıp annemin yanına ilerledim. Gideceğimin haberini versem iyi olurdu. "Anne?" "Anne?" Mutfak ve salonda yoktu. Dışarı çıktığımda evin önündeki bahçede olduğunu gördüm. "Anne." Sesimle bana döndü. "Söyle kızım." Dedi. "Ben gidiyorum artık. Geç olmadan gelirim." "Tamam tamam kızım git Ama vakitli gel hemi mi?" Söylediğine hemen başımı salladım. "Tamam anne geç kalmam." Dediğimde omzumdaki çantam ve elimde ki paketimle evden çıktım. Aslında biraz gergindim. Ya onu görürsem ya karşılaşırsak. Normalde olsa umursamaz rahat davranırdım Ama aramızdaki saçma evlenme diyaloğu beni unutandırdığı yetmiyor gibi birde o günkü konuşmalarımızı duymuştu. Dalgınlıkla evin yokuşu inerken karşıma çıkan siyah araba ile çığlık attım. Boşluğuma geldiği için çığlık atmıştım. Elimi kalbimin üstüne koyduğumda hızlı hızlı atıyordu. Siyah arabanının kapısı açıldığın da içerden Murat bey indi. "Kusura bakma bacım. Öyle bir anda çıktım." Yanıma geldiğinde elini nereye koyacağını bilmediği için elleri hava da kalmıştı. "Yok yok önemli değil. Ben yola bakmadan çıktım sizin suçunuz yok." "İyisin değil mi bak yoksa götüreyim seni has-"Dediğinde hemen engel oldum."Vurmadınız bile ne hastanesi gerek yok." Dedim. "Sen konağa mı gidiyorsun? Ayça mı çağırdı." "Evet. Küçük beyimizi görmeye gidiyorum. Çaya çağırmıştı da." "Gel bırakayım seni bacım. Zaten Ayça da benden bir şeyler istemişti onları bırakacaktım konağa sende gel." Dedi. "Ben giderdim yürüyerek. Zahmet olmasın." Dedim. "Hiç olur mı bacım geç arabaya haydi iki dakikalık yol gel hayde." Yanımdan geçip ön kapıyı açtı. Mecburen onu kırmayıp açtığı kapıdan arabaya bindim. İki dakikalık yol olduğu için kemer takmadım. Murat bey de arabaya binip çalıştırdığında iki dakika da konağa gelmiştik. Konağa geldiğimiz gibi kapıda kucağımda bebeği ile bekleyen Ayça'yı gördüm. Kocasını oğlu ile kapıda bekliyordu. Murat bey karısı ile oğlunu gördüğünde arabayı hemen durdurmuştu. Benden önce arabadan inmiş büyük kocaman adımlar ve hasretle oğlunun yanına ilerlemişti. Bende arabadan inmiş onları izliyordum. "Ben özlemişim oğlumu ya. Yerim yanaklarını babasının aslanı bu aslanı!" Dediğinde Ayça kollarını bağlamış onları izliyordu. "Aşk olsun ya insan karısı ile de ilgilenir azıcık." Diye trip attığında gülmüştüm. Cilveliydi baya. Murat bey Ayça'nın alnından öpüp kulağına bir şeyler söylemişti. Buna karşılık Ayça kahkaha atıp kocasına sarılmıştı. O sırada da gözleri bana kaymıştı. "Aa Selvi hoş geldin. Gelsene." Çekingen şekilde yanlarına doğru ilerledim. Ayça kocasının kollarından çıkıp yanıma gelip bana sıkıca sarıldı. "Hoş geldin. İyi ki geldin." Tüm samimiyeti ile sarılmış gülümsemişti. "Hoş buldum." Dedim. "Ben dalmışım seni görmedim yeni mi geldin?" "Şey biz Murat bey ile yolda karşılaştık o da sağ olsun beni getirdi." Dedim. "Ya ben hiç farketmedim araba da olduğunu kusura bakma." Dediğinde kolunu sıvazladım. "Ne olacak canım önemli değil. Hem küçük bey nerde bir göreyim onu." "Gel gel." Koluma girip beraber Murat beyin yanına geldik. "Ver bakayım oğlumu babası." Ayça Mert'i kucağına aldı. Kucağımda ufak ufak zıplatırken konuştu. "Hem artık git bakayım sen. Biz baş başa kız kıza oturacağız hadi Kocacım işe git." Kucağında ki Mert'i bana uzattığında tereddüt etmeden kucağıma aldım. "Selvi sen içeri geç ben Murat'ı geçireyim." Başımı salladığım da Murat beye döndüm. "Bu arada teşekkür ederim. Hayırlı işler." Dedim. "Ne demek bacım her zaman." Dediğinde karı kocayı baş başa bırakıp içeri girdim. Kucağımda ki küçük beyin boynuna burnumu sürttüm. Boynundan gelen bebeksi kokusuyla gözlerimi kapattım. "Mis gibi kokuyorsun sen ya. Yerim seni." Yanağına da burnumu sürttüm. Pürüzsüz teni o kadar yumuşaktı ki sıkmamak için kendimi zor tutuyordum. Buraya ilk geldiğimde bu küçük beyin telaşı ile hiç bir yere bakamamıştım. Şimdi ise gözlerimi etrafta gezdirdim. Yavaş adımlarla salona girdiğimde koltukta oturan Firdevs hanımı gördüm. Bu konağın Hanımı Salim Beyin eşiydi. Kısacası Demirhan, Dağhan ve Ayça'nın Annesiydi. "Oo kızım hoş gelmişsin. Buyur gel içeri." Sevecen tavrı beni kendine çektiğinde yanına gittim. Kucağımda ki Mert'e gözleri kaydı. "Nasılsın kızım iyisin inşallah." "İyiyim Allah'a şükür. Sizler nasılsınız iyisiniz umarım." Dedim. "İyiyim vallaha kızım. Sadece bu sıralar bu küçük bey tüm eve uykuyu haram etti." Dediğinde güldüm. "Alışacaksınız ananesi daha çok uykunuz kaçacak." Dediğinde karşılıklı gülmüştük. Salon kapısından içeri yüzünde ki kocaman sırıtması ile Ayça girmişti. "Kızım misafir var sen kapıda kocanla tövbe tövbe." Firdevs hanım tatlı bir kızgınlıkla kızmıştı. "Ay anne iki dakika oldu ya abartma hem Selvi yabancı değil ki" "Neyse kızlara söyle de çay servisini yapsınlar. Şurada iki sohbet edelim." "Tamam anne tamam." Ayça Ayağa kalkıp içeri mutfağa gittiğinde bende kucağımda ki Mert'in avucuna işaret parmağımı verdim. Onunla oynarken Firdevs hanımın bakışlarını üzerimde hissediyordum. ✨ "Kızım emzir artık şu çocuğu acıktı." Firdevs hanım Yemek yiyen Ayça'ya hitaben konuştuğun da Ayça elinde kaşığı bıraktı. "Anne emzireceğim dedim ya. Şurada iki lokma yemek yiyorum." "Ye kızım da çocuğa da bak bir istersen. Selviye yük oldu. Bak çayını bile içemedi kız." Dediğinde aslında beni düşündüğünü anladım. Ayça lafa gidecekken engel oldum. "Ya hiç önemli değil. Ayça yesin yemeğini. Ben küçük bey ile gayet mutluyum." Kucağımda ki bebeği yavaşça pışpışladım. Onda sanki ben destekler gibi susmuş kucağımda uslu uslu yatıyordu. "Hem Ayça yesin ki sütü bol olsun. Küçük beyimize yarasın." Dedim. Firdevs hanım bana gülümserken bende küçük beyimize bakıyordum. "Kızım vallaha maşallah sana on elinde on marifet. Hem bakıyorum parmağında falan yüzük de yok. Yok mu bir talibin?" Dediğinde pışpışladığım bebekle durdum. Boğazımı temizledim. Kadına şimdi oğlunuz bana evlenme teklif etti ben reddettim desem herhalde kalp krizi geçirirdi. "Yok." Kısaca cevap verip kenara çekilmiştim. "Şimdi nasıl yok. İsteyen varda sen mi istemiyorsun?" Dediğinde başımı salladım. "Öyle diyebiliriz. İsteyen oldu da ben istemedim. Bazı zor zamanlar geçirdiğimiz için aklım evlenmeye gitmedi." Dedim. "Duydum kızım duydum. Salim bey babanı tanır sayar. Seni de duymuştum Ama hiç görmemiştim. Maşallah su gibisin. Şimdi öyle boş görünce parmağını şaşırdım." Dedi. "Kısmet artık. Hayırlısı olsun bakalım." "Vallaha bu gidişle başımda da ki tüm Bekarlar evde kalkacak. Başta da oğlum Demirhan evde kalacak. Kimi bulsam istemedi. Hayır soruyorum sevdiğin mi var? Cevap da vermiyor. Yoksa gidip alalım Ama anca kendi içinde yaşıyor." "Anne abimi bilmiyor musun sanki gizli kutudur o her şeyini bir o bir de Seyfi bilir. Hem abim evlenirse en iyisi bulup getirir. Sen merak etme." Bu konuların konuşulması beni rahatsız ettiğin için yerimde biraz kıpırdandım. "Anne yengem nerde? O da gelseydi ya." Ayça Dağhan beyin eşini soruyordu. Yani Gülsüm Kandemir. "Kızım onlar hastaneye gitti. Test yaptıracaklardı." Dediğinde can kulağı ile onları dinliyordum. "He öyle mi? Unuttum ben ya. Arayayım sonra bari." "İyiler inşallah bir şeyleri yok." Dediğimde Firdevs hanım bana döndü. "İyiler kızım. Allah'a şükür bir şeyleri yok." Merte dikkat edip soğmuş çayımdan bir yudum aldığım da aslında tuvalete gitmem gerektiğini fark ettim. Bu yüzden bardağı sehpaya bıraktım. "Ben bir lavaboyu kullansam." "Tabi kızım. Ver bana sen Merti. Gül!." Firdevs hanımın sesiyle kapıdan içeri genç kız girdi. "Buyurun hanımım." Ellerini önüne almış başını eğmişti. "Selviye banyoyu gösterir ver kızım." Koltuktan kalkıp önce Mert'i Firdevs hanıma verdim. Sonra da kapının yanında ki Gül'ün yanına ilerledim. Beraber salondan çıktık. Koridorun sonunda ki banyonun önünün de durduğumuzda "Teşekkür ederim." Dedim. Gül de bana baş selamı verdiğinde banyoya girip kapıyı kapattım. Banyoda işimi kısaca hemen halletmiştim. Ellerimi yıkadıktan sonra kuruladım. Bozulan saçımı açıp ellerimle taradım. Sonra yine aynı şekilde saçımın iki tutamını alıp arkadan toka ile tutturdum. Bir kaç saç telimi de önden çıkardım. Son kez aynadan kendime baktıktan sonra kapıyı açtım. Açmam ile birlikte yüzüm sert bir göğüs ile karşı karşıya geldi. Sert nefesleri saç tellerimin arasında hissediyordum. Başımı yavaşça kaldırmam ile Demirhan ile gözlerimiz birbirine kenetlendi. Nefesim göğüs kafesime sıkışmış hiç bir şey yapmadan ona bakıyordum. Demirhan ise gözlerini yüzümde dolandırıyor her yanını inceliyordu. İkimizde sessiz sedasız birbirimize bakarken Demirhan yüzüme sert soluğunu verdi. "Hoş gelmişsin." Dediğinde gözlerimi kaçırmak istedim Ama yapamadım. "H-hoş buldum." Hem kekelemiş hem de sesim kısık çıkmıştı. Ve bu beni rezil etmişti. Boğazımı temizleyip yanındaki boşluktan geçtim. Ama arkamdaki delici bakışları da hissediyordum. Salona geri döndüğüm de Murat beyinde geldiğini gördüm. Demek ki Demirhan ile birlikte gelmişlerdi. İçeri yavaşça adımladım. Murat bey oğlu ile karısını kollarının altına almış koltukta oturuyordu. Baş selamı verip eski yerime geçip oturdum. Koltuğun yanında duran Ama geldiğimden beri unuttuğum paketi gördüm. Yaklaşık iki saat olmuştu. Sohbet etmekten unutmuştum. Eğilip onu elime aldım. "O ne kızım?" Firdevs hanımın sorusuyla ona döndüm. "Şey ya ben Mert için almıştım da." Paketi Ayça'ya doğru uzattım. "Ya ne gerek vardı. Teşekkür ederiz." Dedi. "Ne demek benimde küçük bir hediyem oldun küçük beye." Dedim. Ayça paketi hevesle açıp içinde ki önce patikleri sonrada aldığım tulumu çıkardı. "Ya bunlar çok güzel. Bayıldım. Teşekkür ederim Selvi." Yanıma gelip sarıldığında bende sarıldım. "Güle güle giyisin." Beraber koltuğa oturduğumuz da salonun kapısından heybetli bedeni ile Demirhan girdi. "Abim hoş geldin." Ayça benden ayrılıp Demirhanın yanına gitti. "Hoş bulduk güzelim. Nasılsın iyi misin?" Kardeşini kollarının arasına almış sarılıyordu. "İyiyim iyiyim de senin yeğenin beni çok yoruyor." Dedi acıklı acıklı. "Babasına çekti desene." Dediğinde Murat bey kahkaha atmıştı. "Öyle vallaha aynı ben." Böbürlenerek konuştuğunda Demirhan kaşlarını çatmıştı. Sonrada ağzının içinden şerefsiz demişti. Gülmemek için dudaklarımı elimle kapattım. Ama ne kadar saklamak istesem de Demirhan görmüş bana bakıyordu. O sırada salonda küçük beyin sesi yankılandı. Murat bey kucağında ki oğlu ile ayağa kalktı. "Ayçam oğlumuz acıktı herhalde." Oğlunu anlayan Ayça kucağına aldı. "Ben Mert'i doyurayım. Selvi sende gelsene." Beni çağırdığında ayağa kalktım. Başımı Demirhanın yanından geçerken eğsem de onun bana baktığını gördüm. Hızlı adımlarla Ayça ile odadan çıktık. Merdivenlerden çıkıp üst kata geldik. Ayça yolu ezbere bildiği için ilerlerken bende Peşinden ilerledim. Bir odanın kapısını açtığında buranın aslında Mert için hazırlandığını anlamam uzun sürmedi. İçeri geçince o hemen koltuğa oturmuştu. Bende kapıyı arkamızdan kapatıp yanında ki diğer koltuğa oturdum. "Sence mama vermem iyi mi? Çünkü sütüm bol." Diye sordu. "Bence sakıncası yok. Hem daha küçük ya az miktarda veriyorsun. Gelişiminde yardımcı olur sadece." Dedim. O da Mert'i emzirmeye başlamıştı bile. "Çok değişik bir his biliyor musun? Sütü içtiğimi hissediyorum. Ve çok farklı oluyor yani tarif edemeyeceğim bir şey." "Bu duyguyu hiç tatmadım Ama o bebekleri ilk ben kucağıma alıp onlara dünyaya gözlerini açtırıyorum ya bu da benim için tarif edemeyeceğim bir duygu." Dedim. "Umarım Allah sana da nasip eder." "İnşallah." Biz sessizce onu izlerken Mert mırıltılar çıkarıyordu. Boş oda onun sesiyle konuşuyordu. Bir kaç dakika sonra Mert annesini bıraktığında Ayça omzuna yaptırıp sırtına vurmaya başladı. "Aslında şöyle yapsan daha iyi." Ekini biraz daha ortaladım. "Eğer böyle çıkaramazsa dizinin üstüne yastık koy. Yastığın üstüne yatır. Öyle sırtına vur." Dedim. "Anne değilsin Ama anneliği daha çok biliyorsun." Gülerek söylediğine bende eşlik etmiştim. "Yani öyle diyebiliriz." Dedim. "Ben seni tanıyor gibiyim. Yani bir kez eskiden seni çarşıda görmüştüm. Abimin zoruyla gitmiştik. Tabi o zamanlar sen eczanede çalışıyordun. Abim zorla beni eczaneye sokmuş ağrı kesici aldırmıştı." "Ya öyle mi? Ben hiç hatırlamıyorum. Hem Dağhan bey niye ısrar etti ki?" "Yok ya Dağhan abim değil Demirhan abim. Sanki evde ağrı kesici yokmuş gibi beni zorla götürmüştü. Bende ordan biraz hatırlıyorum seni. İşte yıllar sonra oğlumu doğurmak sana nasip oldu." "Sağ Salim doğdu da ben bir şey soracağım. Daha doğum başlamamıştı neden hastaneye gitmedin?" Aslında ilk gündem beri aklımdaydı. "Aslında bana böyle düşündüğüm için kızabilirsin Ama ben doğumdan iki üç gün önce rüyamda gördüm. Babanem evde doğur diyordu. Ben de hamile psikolojisi korktum annem babam abimle dil dökse de gitmedim hastaneye." Ayça ile biraz daha sohbet ettikten sonra Mert gazını çıkarmış uykuya dalmıştı. Bizde odadan çıkmıştık. Saat beşe geliyordu. Bu yüzden artık kalksam iyi olacaktı. İkimiz alt kata indiğimizde salonda anne oğul ve damat oturuyordu. Ayça içeri girip Murat beyin yanına oturunca ben de çantamı elime aldım. "Ben artık kalkayım. Geç olmadan." "Aa kızım akşam yemeğine kalsaydın. Sofra kurulacaktı birazdan." Firdevs hanım konuşmasına Ayça da hemen destek çıkmıştı. "Evet Selvi gitme ya. Birlikte yemek yiyelim." Dedi. "Gerçekten gitmem gerek. Hem babama da haber vermedim. Merak ede başka zaman olsun." Dediğimde ısrar etmediler. "Sen nasıl istersen kızım. Yine gel yine bekleriz. Sohbetini çok sevdim." "Sizi de bekleriz. Siz de gelin." İçerdekiler ile vedalaştıktan sonra Ayça ile kapıya geldik. "Selvi arayı açma. Yine gel. Ben seni çok sevdim. Mert'te seni çok sevdi. Yine bekleriz gel." "Tamam. Eğer Murat bey izin verirse sende gel seni de bekleriz." Dediğimde Demirhan yanımıza geldi. Kapıyı serçe açtı. "Seyfi arabayı hazırla." Sert sesiyle konuştuğunda biz merakla ona bakıyorduk. "Bir yere mi gidiyorsun abi?" "Yo Selvi hanımı evine bırakacağım. Araba da bekliyorum." Cevap vermeme bile izin vermeyip yanımızdan geçti. "Ya Ayça ben giderdim. Abine söylesen." "Ne diyeyim Selvi ben şimdi abim ne desem kabul etmez ki. Hem sende tek gitme aklım kalırdı. Abim bıraksın seni işte." Dedi. "Of Ayça of." "Oflama hem abim bekletmeyi sevmez. Hadi arabaya arabaya." Beni sırtımdan itekledi. "Tamam tamam gidiyorum. Sonra görüşürüz dikkat edin kendinize her şey için teşekkür ederim tekrardan." Ayça ile sarıldım. "Ne demek her zaman her zaman." Ayça'nın kollarından ayrılıp gergince arabaya ilerledim. Elim ne kadar gitmese de kapıyı açıp bindim. "Kemer!" Diye uyardığında şaşkınlıkla ona baktım. İki dakikalık yoldu gerek var mıydı ki? "Kemerini tak!" Tekrar söylediğinde hızlıca dediğini yaptım. Kemeri taktığım gibi de konaktan çıkmıştık. Sessiz sedasız ilerlerken bizim eve giden tokuşa dönmeyip dümdüz devam ediyorduk. Yani eve gitmiyorduk. O zaman nereye gidiyorduk? "Şey evime buradan gidilmiyor." Dediğim de başını anlık bana çevirdi. "Biliyorum zaten bizde eve gitmiyoruz." Ne demek eve gitmiyoruz. Ee o zaman nereye götürüyor bu adam beni? Fatih bitti şimdi de Demirhan mı kaçırıyor beni? Bölüm Sonu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD