"Her yerde sen..."
✨
Güneş doğmuş perdenin arasından içeri ışıkları süzülüyordu. Yatağımda yavaşça döndüm. Bacaklarımın arasında ki yorganı iteledim. Yavaşça yataktan doğruldum. Bileğimde ki toka ile salık saçlarımı topladım.
Odayı havalandırmak için pencereyi açtım. Hava Günlük güneşlikti. Yani anlayacağınız bugün tam çamaşır yıkamak için oldukça iyi bir gündü. Bu yüzden dağınık yatağıma geri söndüm. Nevresim takımlarımı çıkardım. Bugün dere de güzelce yıkardım.
Odada ki diğer kirlileri de toparlayıp odamdan çıktım. "Anne." Banyoya gireceksen anneme seslendim. Sepetteki çamaşırların üstüne elimdekileri bıraktım. Sonra ekşmş yüzümü yıkadım.
"Efendim." İçerden gelen annemin sesiyle elimdeki havluyu asıp çıktım.
"Günaydınn sultanım." Yanağını sıkıca öpüp hazırladığı sofraya oturdum. Hemen ağzıma zeytin atıp çiğnemeye başladım. "Günaydın deli kızıl günaydın." Annem de karşıma oturduğunda beraber kahvaltı yapmaya başlamıştık.
"Bugün hava çok güzel bu yüzden çakarlar yıkamaya gideyim diyorum. Olur mu?" Annem çatından yudum alıp başını salladı. "Olur hem zaten birikti çamaşırlar. Güneşli hava da kururlar güzelce." Dedi.
"Bu arada dün Safiye bir şeyler dedi. Feride evlenmek mi istiyor?" Annemin konuşmasıyla aklıma dünkü Feride'nin çırpınışları geldi. Dudaklarımdaki gülümsemeyi engel oldum. Boğazımı temizleyip konuştum.
"Yani düşünüyor diyelim. Öyle hemen evleneyim değil." Dedim. Annem kaşlarını kaldırıp ellerini ellerimin arasına aldı. "Bizim Feride deli kıza bak sen. Demek ki gönlü birime düşmüş de belli etmiyor." Ya falı çıktı kızın.
"Sana da biri olsa keşke." Annem ağzının içinde konuştuğun da ne dediğini anlamamıştım. "Ne dedin anlamdım anne." Dedim.
"Şey dedim ya keşke sende istesen. Ama nasip kısmet bu işler. Zaten kimse kimseye pat diye evlenme teklifi etmiyor. Senin iş daha uzun." Annem benimle umutsuz vaka gibi konuştuğunda kaşlarımı çattım.
Hem az önce ne dedi annem kimse kimseye pat ye evlilik teklifi etmez dedi. Eee bu Demirhan ne ayak şimdi. Yoksa her kıza edip onlarla oynuyor mu? Kız vallaha yapar mı yapar.
Bizim gibi köylü kızlarıyla dalga geçiyor tabi. Bana da dalga geçmek, eğlenmek için öylesine teklif etti.
Kesin kesin başka anlamı yok! Kızlarla oynayıp onlarla eğleniyor pislik. Bir de Bey olacak pabucumun Beyi!
✨
"İyice karıştır Feride iyice." Ben yıkanmış çamaşırları asarken feride çamaşırları kaynatıyordu. Yada kendisi kaytarıyordu. Çünkü ben iş yaparken o kazanım başında boş bekliyor etrafı izliyordu.
"Ay kızım ne yapayım ya hava zaten sıcak bunaldım yemin ederim ya!" Omzundaki saçlarını geri savurarak konuştu. Bende elimdeki çamaşırlar sertçe silkeledim. "Farkındayım Feride bende hani iş yapıyorum ya." Dedim.
"Ay tamam demedik bir şey. Zaten bitti bu son sepet kaynasın içeceğim hallederiz." Dediğinde başımı salladım. Yaklaşık iki saattir buradaydık. İlk başta biraz kaytarıp oyalandık. Sonra çamaşır yıkamaya başlamıştık. Ama buna rağmen hanımefendi memnun olmuyordu.
"Selvi bak ne diyeceğim." Diye söze girdi Feride. "Şu yandaki tarla var ya." Arkamı gösterdiğinde geri dönüp baktım. Pamuk tarlasıydı. "Evet ne olmuş?"
"İşte o tarla Kandemirlerin. Yani aslında Çukurova'nın tüm tarlaları onların. Ama ya bugün buraya gelmişse ve siz karşılaşırsanız." İma ile söylediğinde kaşlarımı çattım. "Yani Feride ne olmuş karşılaşırsak ki?"
"Yok canım bir şey olacağından değil de aklıma geldi söyleyeyim dedim." Tabi tabi bilirim ben o söylemleri. Aklı sıra benim aklımı bulunduracaktı. "Aslında sende haklısın Kandemir buradaysa senin ki yani Seyfi de buradadır." Ona böyle ima yapmamı beklemiyor olacak ki şaşkınlıkla bana baktı.
"Hii Allah korusun görmeyeyim o Nemrut suratlıyı." Dediğinden güldüm. "Niye öyle diyorsun kızım git şuralarda iki salında gel. Seyfi olmazsa Selim olur. Kısmetin çıkar ya." Dudağımı ısırmış ona bakarken o ise beni dövecek gibi bakıyordu.
"Selvi bak seni şu kaynar kazana atarım görürsün. Beni çıldırtma!" Dediğinde gülmeme engel olamadım. "Ay tamam tamam. Hem yeter o kadar Kaynadığı getir hadi."
Feride ile son sepetteki çamaşırları da güzelce yıkadıktan sonra kuruması için güneşe sermiştik. Onlar kurarken tanımızda getirdiğim böreklerde elimize birer tane almış derenin kenarında oturup yiyorduk. "Yorulduk dimi kız?" Dedi Feride.
"Yorulduk tabi kızım eğil kalk belim ağrıdı vallaha." Gerçekten belim ağrımıştı. Bu yüzden biraz dik durmaya çalıştım. "Çok mu ağrıdı? Eve geçince ben krem sürer ovayım güzelce." Böreğini yemeğe devam ederken ona gülümseyip yanağını öptüm. "Canım arkadaşım benim ya." Ard arda öpmüştüm.
"Ay birazda müstakbel kocama bırak kızım. Yiyip bitirdin beni." Dediğinde ikinizde kahkaha atmıştık.
"Oo Allah muhabbetinizi arttırsın kızlar." Arkamızdan gelen kadın sesiyle döndüm. Gelen kişi Hasibe ablaydı. Yani köyün evlendirme dairesi.
"Sağ ol sağ ol Hasibe teyze nasılsın iyi misin? Dediğimde yanımıza yaklaştı. "İyiyim iyiyim de kız Feride sen evlenmeye karar vermişsin?" Dediğinde Feride ile birbirimize baktık. "Ne evlenmesi Hasibe abla yok öyle bir şey!" Hiddetle cevap verdiğinde Hasibe teyze sıçramıştı.
"Kız ne bağırıyon sanki yalan söylüyoz. Taa kaynanamın köyüne kadar gitmiş haber. Anan her yere haber salmış." Dediğinde kaşlarım havalandı. Sadece dün akşamki konuşmanın üstünden yirmi dört saat geçmemişti bile. Ne çabuk yayılmıştı.
"Anneme bakma sen o hep öyle yapıyor." Feride cevap verdiğinde Hasibe abla gülmeye başladı. "Kız şimdiden talibin çıkmış he. Benim kaynımın oğlu da beğenmiş seni istersen gö-"
"Aman! Aman Hasibe teyze istemem sağ ol. Sen git de millete Feride istemiyor. Hem zaten deliyim kimse olmaz beni." Dediğinde istemden ağzımdan kükürtlü kaçmıştı. Üstümdeki bakışlarla başımı eğip sağa çevirdim. Gülmemek saklamak istedim.
"Aman iyi tamam. Siz ikiniz bu gidişle evlenmezsiniz zaten. Şunlara bak." Deyip kızdığında başımı ona çevirip kollarımı göğsümün altında bağladım. "Hasibe teyze sen git diğerlerini evlendir. Biz istediğimiz zaman istediğimiz sevdiğimiz kişilerle evleneceğiz. Bu böyle bilinsin duyulsun." Dedim.
Tam bana cevap vereceksen engel oldum. "Gözünü seveyim daha Hasibe teyze bak işimiz var sende yoluna hayde!" Dediğimde bana kötü kötü baksa da elindeki sepeti sıkıca tutup arkasını dönüp gitti. Tam rahatladık diyecekken saçımın çekilmesiyle çığlık attım. "Ne oluyor ya!"
"Kızım senin yüzünden yanlışlıkla evleneceğim bir gün göreceksin. Hep benim başıma çorap örüyorsun ya! Bak Selvi bu son olsun annem zaten damat diyor başka bir şey demiyor. Konuşma artık sus!" Dediğinde yanağını öptüm.
"Tamam kızma. Ama sen de dün akşam beni sattın bu yüzden ödeştik." Dediğimde başını salladı. Sonra bana sarıldı. "Sevgi pıtırcığı olduk ya." Dediğinde ikimizde gülmüştük. Bşr süre böyle durduktan sonra ayaklarımız geri dereye sokmuş otururken adımın telaşla seslenmesiyle ayağa kalktım.
Koşarak gelen genç kızlar yani yirmi iki yaşlarında iki genç kızlar yanıma geldi. "Selvi abla! Selvi abla!" Nefes nefes yanıma geldiklerinde şaşkınlıkla onlara baktım ve merakıma engel olamayıp sordum. "Kızlar ne oldu? Neden nefes nefesesiniz?"
"Ablam tarlada tarlada doğum yapıyor. Yardımın lazım. Lütfen yardım et." Dolu gözleri ile konuştuğun hemen başımı salladım. "Tabi kuzum yardım ederim. Hadi hadi gidelim."
Her şey bir anda gelişmişti. Kızlarla geri koşup tarlaya geldik.
"AHH! YAR-DIM." Diye bağıran acı inlemeyi duydum. Yanına koşarak yaklaştığımızda etrafında bir kaç işçi kadını gördüm. Hepsi başına toplanmış bekliyordu. "Açılın! Açılın!"
Hemen kadının yanına çöktüm. "Sakin ol canım tamam sakin. Bak ben geldim sana yardımcı olacağım." Dediğimde acıyla konuştu. "Ç-ok canım yanıyor." Dedi. Terden ıslanmış ve yüzüne yapışan saçlarını geri attım. "Bak biraz sonra acın dinecek ve bebeğini kucağına alacaksın. Şimdi sen derin nefesler al ve kendini bana bırak."
"Etrafı kapatın gören kimse olmasın."
✨
"Oy oy güzelliğe bak sen. Maşallah sana maşallah." Kucağımda ki bebeği pışpışlayıp yorulan annesinin kucağına bıraktım.
"Al bakalım annesi. Seni yordu birazcık Ama kusura bakmayacaksın." Bebeği annesine verdiğimde. Susmuş annesine bakıyordu. Onu izliyordu. "Çok sağ ol. Sen olmasan ne bebeğim ne ben sağ Salim çıkardık buradan. Allah senden razı olsun." Mine'yle gülümsediğini kolunu sıvazladım.
"Teşekkür lüzum yok. Siz iyi olun bana yeter." Dediğim sırada arkadan gelen bir kaç sesle ayağa kalktım. "Kocam geldi. Bu onun sesi." Dediğinde onu yanında istediğini anladım. "Sen bekle burada ben onu getireyim size." Üzerimi düzeltip arkasına bana dönük olan iki adama doğru ilerledim.
"Doğruyu söylüyorsun dimi abi ikisi de iyi. Kızım da karım da." Demişti.
"İkisi de gayet iyi merak etme." Konuşmam ile arkasına bana dönük olan iki adam bana dönmüşlerdi de Demirhan'ı Beyin ne işi vardı burada? Yok artık canım bebeğin babası değil ya değil dimi?
"Karım ve kızımı görmek istiyorum beni onlara götürün." Hemen Demirhan'ın yanında ki adam Hevesle konuştuğun da gözlerimi ona çevirdim. "Tabi gel arkadalar." Ona yol verdiğim de hemen hızlıca yanımdan geçip ilerledi. Bende peşinden ilerledim Ama sırtımdaki delici bakışların huzurunda.
"Meltemim iyi misiniz?" Adam yere çöküp karısının üstüne eğildi. Bebeği görmek için heyecanlanmış olmalı ki elini nereye koyacağını bilmiyordu. "İyiyiz Serdar'ım iyiyiz. Baksana kızımıza." Kucağında ki bebeği babasına eğdi.
"Bizim kızımız dimi?"
Saçma sorusuyla gülmüştük. Ben, Meltem ve arkamdaki Demirhan bey. Arkamda olduğunu gölgesinden görüyordum. Ve burnuma gelen parfümünden.
"Oğlum saçma sapan konuşma ya! Senin kızı tabi." Demirhan konuştuğunda her ne kadar bakmak istesem de dönmedim. "Ne yapayım kardeşim ya ben heyecandan ne dediğimi biliyor muyum ki." Gözlerini kızından ayırmadan konuşmuştu.
"Onu anlamak zor değil kardeşim de bu güzelliğin ismi ne olacak."
"Meltemim istediği olacak. İsmi Elif olacak dimi annesi." Meltem başı ile eşini onayladı.
"O zaman Allah analı babalı büyütsün. Bana da müsaade gitmem gerek." Dedim.
Meltem oturduğu yerden biraz daha toparlandı. "Çok teşekkür ederim Selvi Allah senden razı olsun." Minnetle ona gülümsedim. Eşi ayağa kalkıp yanıma geldi. "Bacım bir ihtiyacın olursa bir istediğin her zaman yardım ederim. Sen bana ailemi bağışladın dile benden me dilersen." Dedi.
Uzattığını elini tutup sıktım. "Sen bana ailene göz kulak olacağına üzmeyeceğine söz ver ben başka bir şey istemem." Deyip gülümsedim. Son kez Meltem'e eğilip bebeğe baktıktan sonra yanlarından bir rüzgar misali ayrıldım.
Bayadır buradaydık. Artık eve gitme vaktimiz de gelmişti. Geldiğimde Feride'yi çamaşırları toplarken buldum. "Feride."
Ona seslenmem ile bana döndü. "Selvi hoş geldin." Dediğinde yanına ilerledim. "Nasıl geçti doğum iyiler miydi?" Bende ipte ki çamaşırları toplayama başladım.
"İkisi de iyi maşallahları var. Ama görsen bebek o kadar güzeldi ki. İsmi gibi zarif narin bir bebek."
"İsmi ne ki?"
"Elif. Elif koydular ismini ama o kadar güzeldi ki kırk bin kere maşallah." Dedim. O da aynı şekilde maşallah dedi.
"Bir de tahmin et ki kim geldi yanımıza." İmayla söylediğim şeye bir anda kaşlarını çattı. "Kim vardı? Ay dur yoksa tahmin ettiğim şey mi? Demirhan bey mi?" Başımı aşağı yukarı salladığım da bir anda çığlık attı.
"Ay inanıyorum ya kaderin cilvesi gibi her yerde karşılaşıyorsunuz." Sevinçle konuşmuştu. "Ya ne cilve ne cilve. İstenmeyen ot gibi her yerden çıkıyor." Çamaşırı sertçe sepete attığımda Feride bana ima ile bakıyordu. "Ne? Öyle insan durduk yere bir anda tanımadığı birine evlenme teklifi eder mi? Etmez."
"Hayır bir de neymiş beni Fatih'ten korurmuş. Ben zaten kendimi koruyorum. Benim anam var babam var yani sen kimsin! Ama ben söyleyeyim bu kesin gönül eğlendiriyor. Yoksa kimseye evlenme teklif etmez durduk yere!" İpteki son çamaşırı da alıp sepete koyduğum da Feride sertçe boğazını temizledi.
"Zaten ne bekleyeceğim ki koskoca bey ve köylü kızı ne kadar acıklı romantik bir hikaye otur dizi izler gibi izle." Yerdeki sepeti elime alıp arkamı dönmem ile Demirhan'ı gördüm. yüzünde alaycı bir gülüşü vardı. Elleri cebinde dik duruş ile karşımda duruyordu. Çaprazında ise Seyfi vardı.
Demin söylediklerimin hepsini duymuş muydu acaba? Ki kesinlikle duymuştu ve bu şuan beni oldukça geriyordu. Bana doğru bir adım atmasıyla bir adım geri gittim. O geldikçe ben gittim ve sonunda sırtım Feride'nin göğsüne çarptı.
Armamızda nerdeyse üç adımlık mesafe bıraktığında boğazını sertçe temizledi. "Demek ki kendimi yanlış tanıtmışım. Sizin gözünüzde herkesle oynayan onlara durduk yere evlenme teklif eden biri gibi görünmüşüm. Ama asla öyle biri değilim. Tabi bu sözüme ne kadar inanırsın orası ayrı."
Sözlerini tek tek içime işlerken can kulağı ile onu dinliyordum.
"Kendini bu kadar küçük görmen. Bir beyi bu kadar gözünde büyütmen çok yanlış. Sadece sana yardımcı olmak istemiştim." Dedi.
"Sen her zorda kalan kadına evlilik mi teklif ediyorsun?" Susmayıp ona cevap verdim. Ama o ise sadece güldü. Aynı şekilde Seyfi de.
"Aslında zorda olduğun için değil seni beğendim içindi. Ve belki birbirimiz tanırsak ve ilerde seversek diye düşünmüştüm."
Bu kadar rahat konuşmasıyla gözlerim kocaman açılmıştı. Arkamda ki Feride kolumu sıkarken ben hissetmiyor öylece Demirhan'a bakıyordum. Şaşkındım çünkü böyle bir şey beklemiyordum.
Şaşkınlığımı üzerimden atamadığım için bir cevap bile vermeyip elimde ki sepeti sıkıca tutup hızlıca adımladım. Yanından geçerken duraklasam da derin nefes alıp yürümeye devam ettim.
Arkamdan gelen Feride de şaşkın olduğu için eve kadar hiç konuşmayıp sadece yürümüştük.
✨
"Abi biraz hızlı gitmedin mi? Kız şaşırdı kaldı ." Arkamda ki Seyfi duymazdan gelip telaşla yürüyen Selvi'yi izledim.
Söylediklerimden sonra eli ayağına dolaşmış ne yapacağını şaşırmıştı. "Abi sana diyorum."
Dediğinde Seyfiye döndüm.
"Duyuyorum Seyfi. Ama ne yapayım yıllar sonra bu kadar yakın olmak zor mesafeli olmak daha da zor. Bu yüzden bende ne yaptığımı kestiremiyorum." Dedim.
"Abi sen bilirsin tabi ne yapacağını ben sana akıl vermem de biraz daha yavaştan alsan."
"Yavaş mı? Hızlı mı? Onu zaman gösterecek."
Ben Demirhan Kandemir. Çukurova'nın Ağası bu topraklarım Beyiyim. Askerliğimden sonra bu topraklara döndüğümde Çeşme başında gördüğüm kişiyi kalbime öyle kazımıştım ki bir daha unutmamış her anını takip etmiştim.
Yıllar sonra onu kendi evimde gördüğümde duygularıma engel olamamıştım. Onu bir an gözlerimin önünde ayırmak istemiyordum. Kalbimde yer etmiş her yanını onunla doldurmuşken şimdi tüm hayatıma dahil oluyordu. Yavaş yavaş Demirhan'ın Selvis'i olma yolundaydı.
Bölüm Sonu...