Bölüm 1 – İmzalanan Kader
Dışarıda sağanak yağmur İstanbul'un gri gökyüzünü paramparça ediyordu. Camlara vuran her damla, sanki yaklaşan fırtınanın habercisiydi. Şehrin en yüksek plazalarından birinin kırk üçüncü katında, Zeynep Yalın elindeki dosyaya uzun süre baktı.
Kalın dosyanın üzerinde yalnızca iki kelime yazıyordu.
Evlilik Sözleşmesi.
Derin bir nefes aldı.
Hayatı boyunca kimsenin önünde eğilmemişti. Kimse onun gerçek kimliğini bilmiyordu. Dışarıdan bakıldığında sessiz, naif, ailesinin sözünden çıkmayan bir genç kadındı. Oysa perde arkasında, ülkenin en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan NovaTech'in gizli CEO'suydu.
Bu sırrı sadece iki kişi biliyordu.
Avukatı...
Ve yıllardır yanında olan asistanı Selin.
Kapı çalındı.
"Hanımefendi, toplantı başlamak üzere."
Zeynep dosyayı kapattı.
"Gidiyorum."
Asansöre doğru yürürken yüzündeki bütün duyguları sildi.
Bugün hayatını değiştirecek imzayı atacaktı.
...
Aynı dakikalarda şehrin başka bir ucunda Hakan Demiral, yumruğunu çalışma masasının üzerine indirdi.
"Bu evliliği kabul etmiyorum!"
Karşısında oturan dedesi hiç etkilenmedi.
"Şirket batıyor."
"Bunun çözümü evlilik değil."
"Rakipler seni parçalamadan önce güçlü bir ortak lazım."
Hakan sinirle ayağa kalktı.
"Bir kadını tanımadan onunla evlenmeyeceğim."
Dedesi gözlüğünü çıkardı.
"Tanımana gerek yok."
"Benim için gerek var."
"O zaman şirketi kaybet."
Sessizlik çöktü.
Hakan çocukluğundan beri bu şirket için çalışmıştı. Babası öldüğünde bütün yük onun omuzlarına binmişti.
Ama son aylarda işler kötü gidiyordu.
Birileri içeriden bilgi sızdırıyordu.
Yatırımcılar çekiliyordu.
Bankalar kredi vermeyi reddediyordu.
Tam batışın eşiğindeydiler.
Dedesi dosyayı önüne itti.
"Bu kız seni kurtaracak."
Hakan istemsizce kapağı açtı.
İlk kez Zeynep'in fotoğrafını gördü.
Uzun siyah saçlar...
Kahverengi gözler...
Sade bir gülümseme...
"Çok sessiz görünüyor."
"Öyledir."
"Ne işle uğraşıyor?"
"Önemli değil."
Hakan dosyayı kapattı.
"Ben oyuncak değilim."
"Sen değilsin."
"Öyleyse neden?"
Dedesi ayağa kalktı.
"Çünkü bazen insanlar istemedikleri kaderi yaşamak zorundadır."
...
Ertesi sabah.
Lüks bir otelin balo salonu.
Basın mensupları dışarıda bekliyordu.
İçeriye sadece aile üyeleri alınmıştı.
Ne büyük bir düğün vardı...
Ne de müzik.
Sadece birkaç masa...
Bir nikâh memuru...
Ve iki yabancı.
Zeynep beyaz ama gösterişsiz elbisesiyle salona girdiğinde herkes dönüp ona baktı.
Hakan ise çoktan yerini almıştı.
İlk kez göz göze geldiler.
Hakan'ın aklından tek bir cümle geçti.
"Fotoğraftakinden daha güzel..."
Zeynep ise onu dikkatlice inceledi.
Sert bakışlar.
Dik duruş.
Kontrollü hareketler.
Tam da hakkında anlatıldığı gibi.
Soğuk.
Mesafeli.
Tehlikeli.
Nikâh memuru konuşmaya başladı.
"Siz Hakan Demiral..."
"Siz Zeynep Yalın..."
İkisi de aynı anda cevap verdi.
"Evet."
Sorular soruldu.
Kelimeler havada asılı kaldı.
"Kabul ediyor musunuz?"
Hakan birkaç saniye sustu.
Sonra gözlerini Zeynep'e çevirdi.
Kadının yüzünde en ufak bir heyecan yoktu.
Sanki yıllardır buna hazırlanıyordu.
"Kabul ediyorum."
Sıra Zeynep'e geldi.
"Kabul ediyorum."
İmzalar atıldı.
İki yabancı artık resmen karı kocaydı.
...
Kutlama yapılmadı.
Misafirler yavaş yavaş ayrılırken Hakan sessizce Zeynep'in yanına geldi.
"Bu evliliğin gerçek olmadığını biliyorsundur."
"Biliyorum."
"Ben işime karışılmasını sevmem."
"Ben de."
"Aynı evde yaşayacağız."
"Evet."
"Kurallarım var."
Zeynep hafifçe gülümsedi.
"Benim de."
Hakan ilk kez şaşırdı.
"Dinliyorum."
"Birincisi... Bana bağırmayacaksın."
"Ya bağırırsam?"
"Dinlemem."
"İkincisi?"
"Hayatıma karışmayacaksın."
"Üçüncüsü?"
"Bana yalan söylemeyeceksin."
Hakan kısık sesle güldü.
"İlginç."
"Asıl ilginç olan, senin de aynı kurallara ihtiyacın olması."
Hakan cevap vermedi.
Bu kadın sandığı kadar saf değildi.
...
Akşam.
Demiral Yalısı.
Devasa kapılar açıldığında Zeynep evi sessizce inceledi.
Eski ama ihtişamlıydı.
Her köşesi güç kokuyordu.
Hakan valizini görevliye verdi.
"Üst kat senin."
"Peki."
"Odalarımız ayrı."
"Bunu bekliyordum."
"Sabah sekizde kahvaltı."
"Toplantım var."
"Ne toplantısı?"
"Kendi işlerim."
"Çalışıyor musun?"
"Evet."
"Nerede?"
Zeynep kısa bir duraksama yaşadı.
"Küçük bir şirkette."
Yalan söylemişti.
Çünkü gerçeği öğrenirse her şey bitebilirdi.
Hakan başını salladı.
"İyi geceler."
"İyi geceler."
İkisi de farklı yönlere yürüdü.
Hiçbiri diğerinin taşıdığı sırların büyüklüğünü bilmiyordu.
...
O gece yarısı.
Zeynep odasının kapısını kilitledi.
Dizüstü bilgisayarını açtı.
Ekranda onlarca yönetici çevrim içi bekliyordu.
Toplantı başladı.
"Hanımefendi, yeni satın alma dosyaları hazır."
"Yarın imzalayın."
"Demiral Holding hakkında son rapor geldi."
Zeynep dikkat kesildi.
"Ekrana yansıt."
Grafikler açıldı.
Şirket düşündüğünden çok daha kötü durumdaydı.
Borçlar...
İçeriden bilgi sızdıran biri...
Kaybolan milyonlar...
Ve gizemli bir rakip.
Zeynep kendi kendine fısıldadı.
"Bu şirketi ben kurtaracağım... Ama kim olduğumu öğrenmeyecek."
Tam o sırada odasının kapısına hafifçe vuruldu.
"Zeynep?"
Hakan'ın sesiydi.
Zeynep hızla bilgisayarın kapağını kapattı.
"Evet?"
"Işığın açıktı."
"Uyuyamadım."
"Ben de."
Kapının diğer tarafında kısa bir sessizlik oldu.
"Yarın birlikte kahvaltı edelim."
Zeynep istemsizce gülümsedi.
"Olur."
Ayak sesleri uzaklaşırken odanın içi yeniden sessizliğe gömüldü.
Ancak ikisinin de haberi yoktu.
Yalının bahçesinde park etmiş siyah bir aracın içindeki adam onları izliyordu.
Telefonunu kulağına götürdü.
"Evlendiler."
Karşı taraftan tek bir cümle geldi.
"Güzel... Artık oyunu başlatabiliriz."
Bölüm 1 Sonu