Lojmanın koridorunda yankılanan o şiddetli kapı çarpma sesi, Çukurca’nın üzerine çöken o tekinsiz sessizliği saniyeler içinde paramparça etti. Tuana, kendi odasının soğuk beton zeminine sırtını dayamış, hıçkırıklarını dindirmeye çalışırken, Alparslan da kendi odasında, harabelerin ortasında kalmış yaralı bir canavar gibi soluk alıp veriyordu. Dudaklarındaki o sıcaklığı, o sivil ve hayata dair dokunuşu her hatırladığında içi öfkeyle, suçluluk duygusuyla kavruluyordu. Elinin tersiyle ağzını bir kez daha, tenini yüzmek istercesine sildi. Bu hareket, Asena’nın toprağın altındaki aziz hatırasına karşı hissettiği o devasa sadakatin ve suçluluk psikolojisinin dışa vurumuydu. "Nasıl izin veririm?" diye mırıldandı, sesi odanın boş köşelerinde yankılanırken hırıltılı bir hal alıyordu. "Nasıl bir anl

