Zil çalınca yanımdaki hanzo kalkıp gitmişti. Ben de Betül'e hesap sormaya gidiyordum ki, " Ulaş'tan uzak dur." diyerek önümü kesen kıza döndüm. Ulan Betük!
"Erkek arkadaşınsa sen otursaydın yanına. Çek git asabımı bozma." deyip onu iteklerken, sınıfta olan bir kaç kişi 'Oo'lamıştı. Kimse kusura bakmasın da, ben o hikayedeki masum kız falan değildim, olmayacaktım da. Gerçi onlar da masum ayağına...Neyse.
Betül'ün yanına giderek, ensesinden tutup kaldırdım. "Kalk da gidip deftere bakınalım. Spor odası falan yazıyor dosyada, belki de ordaki dolaplardadır."
"İyi de kanka acıktım ben." diyerek anahtarı bana uzattı. "Sen baksan?"
"Geber emi!" deyip otuz iki diş sırıtarak anahtarı alıp soyunma odalarını aramaya başladım. Başıma onca işi kendi açmamış gibi bir de yardım etmiyordu hanımefendi. Gerçi nereden bilecekti ki tüm yazdıklarının gerçek olacağını?
Çocuğun birine soyunma odalarını sorduktan sonra, bir kat daha aşağıya inerek aradığım yeri buldum.
Betül'ün dolabına baktıktan sonra kendi dolabıma da bakacaktım ki, birinin kolumdan tutup ters çevirerek dolaba yaslamasıyla gözlerimi devirdim. Geber Betül!
"Annen sana tanımadığın insanlarla konuşmaman gerektiğini ögretmedi mi?" dedi, ellerini başımın iki yanından dolaba yaslarken.
"Senin sevgilin de sana, sadık kalmayı öğretememiş sanırım Ulaş bey." diyerek kaşlarımı çattım. Ben de Eda isem, bu manyakla sevgili falan olmayacaktım.
Sinirle kaşlarını çattı. "Kim söyledi sana bunu?"
O değil de o manyağın gözleri siyah mıydı şu an? Ama ya...
"Sevgilin." deyip kurtulmaya çalıştım. Ama daha da üzerime eğildi. Az geri gider misin kardiş..!
"Bahsettiğin kişiyi tanımıyorum." dedi nefesini yüzüme üflerken.
"Tesadüfe bak, ben de seni tanımıyorum." deyip kollarını tuttum. "Çeker misin ön patilerini?"
"Bana bak tersiyer," deyince şaşkınca ona baktım. Tersiyer neydi be? "Adam gibi dur, benim asabımı bozma." deyip dudaklarıma baktı. Yemin ederim öperse çarpardım elimin tersiyle.
"Anlaşıldı mı?" diyerek bana daha da yaklaşınca, daha fazla yaklaşmasın diye kafamı salladım usulca. "Güzel.." diyerek çıkıp gitmesinin ardından zil çalınca, dolabı açıp lanetler savunarak çıktım sınıfa. Neredeydi bu Allah'ın cezası defter!
Sınıfa girince tıkınan Betül'ü görüp, "Boğulursun inşallah." diyerek yerime geçtim. Pek kıymetli orta parmağını bana göstermeyi ihmal etmedi tabi kendileri. Ben de eve giderken aşırı hızdan sana kalp krizi geçirtmezsem, bana da Eda demesinler, tersiyer desinler.
Ama cidden tersiyer nedir ya?
Internete girip de tersiyer denen hayvanın çirkinliğine bakarken, yanıma oturan Ulaş'la birlikte çantama koydum telefonu. O değil de interneti açınca gelen i********: bildirileri de neyin nesiydi? Normalde taş çatlasa elli takipçim olurdu benim ama neredeyse bir o kadar bildirim gelmişti. Sözde masum kızdım, o nasıl bir masumluksa?
Ulaş yanımda tip tip bana bakarken, oralı olmadım. Hoca gelince de döndü önüne zaten. Anlattığı konudan ziyade,başıma gelecekleri düşünüyordum. Umarım Betül'ün yazdığı saçma sapan şeyleri yaşamadan önce dönerdik evimize.
Zil çalıp da bahçeye inerken, maç yapan çocuklardan birinin topu tam ayağıma gelince "Atar mısın?" diye sormasıyla topu yüzüne yemesi bir oldu.
Ulaş "Ben daha güzel atarım." derken, bir yandan da pis pis sırıtıyordu.
"Manyak psikopat!" deyip gözlerimi kocaman açtım. Sonra da Betül'e dönünce bana dudak büzdüğünü gördüm. Ulaş bir şey demeden çekip giderken, "Vallahi böyle bir şey geçirmedim aklımdan kanka." deyip bana baktı masumca.
"Nasıl ya?"
"Şey.." diyerek susunca 'Devam et' der gibi tek kaşımı kaldırdım. "Sadece... kötü çocuk,masum kız hariç herkese kötü davranır ya."
"Başıma daha ne işler açacaksın, cidden çok ama çok merak ediyorum." diyerek sinirle ona baktım. Ve tabi ki karşıda mal mal bana bakan çocuğu görmem bir oldu. "Betül!"
"Masum kıza aşık olan masum çocuk kanka. Bak onu birlikte yazdık."
"Birlikte? Sen kalemi elimden kapmak suretiyle yazdın diye hatırlıyorum ben ama..."
"Defterin içine girince beynin bulanmış senin, hep ondan." diyerek ayağa kalktı. "Zil çalacak, kalk hadi."
"O masum çocuk da, çalan zil de... topu sana özenle..." derken "Çok ayıp!" diyerek gözlerini kocaman açıp sözümü kesti.
Karşıda, Betül'e bakan çocuğu görünce bir an duraksayıp ayağa kalktım.
"Yürü Betül yürü. Ben sana göstereceğim ayıbı." derken sinsi sinsi gülüyordum.
Masum kızın biricik kankası olarak başına geleceklere hazır ol paraşüt!