Hayallerin Müsait Bir Yerine Girsin Betük

693 Words
Sabaha kadar o koca evin içinde defteri aramış, ama bir türlü bulamamıştık. Sabah telefonun alarmı çalıp da 'Okul zamanı' yazısını görünce gözlerimi devirdim. "Okulun adını da yazaydın ya bir yerlere akıllı telefoncum. Nereye gideceğiz biz?" "Tam olarak buraya canım." diyerek bana kart fırlatan Betül'e bakarak o kartı bir yerine tepme isteğimi bastırmaya çalışıp "Bu ne?" diye sordum dişlerimin arasından. "Okul giriş kartımız." deyip kendi elindekini salladı. "Aman ne güzel!" diyerek koltuğa oturdum. "Eve gitmek istiyorum ben ya." "Ben de istiyorum. Belki de okuldadir defter. Hani özel okullarda kişiye özel dolap falan oluyor ya filmlerde." "Aslında mantıklı." diyerek ayağa kalkıp yukarı odaya çıktım. Etrafı darma duman ederken her yerde fotoğraflarımın olduğu odayı da aramıştım doğal olarak ve bu yüzden burası benim odam oluyordu sanırım. Okul kıyafeti ararken, okul amblemi olan tişört ve altında asılı olan etege baktım. Iyi de biz pantolon giyiniyorduk ki artık okulda. "Allah o hayal gücünün belasını versin Betük!" diyerek kıyafetleri giyinmeye başladım. "Bir karış etek derken, bu kadar kısa olacağı aklıma gelmemişti." diyen Betül'e sinirle baktım. "Ben senin olmayan aklını emi." "Eyeliner sür eyeliner." diyen Betül'e elimdeki çantayı fırlatıp "Eyelinerler kovalasın seni!" diyerek çıktım odadan. Aşağı inince - tabi ki olmazsa olmaz dubleks evlerden birindeydik- Betül'ün elinde salladığı araba anahtarına baktım bir süre. "Porche'ne Merhaba de bebeğim." "Yuh!" deyip anahtarı elime aldım. "Bu ne oğlum?" "Iyi haber, artık bir araban var." deyip kedi bakışlarını üzerime dikti Betül. "Ee?" "Kötü haber, aklımdan geçenler de oluyor." Betül kapıyı açıp da dışarı kaçarken "Ben de aklımdan geçenleri bir bir üzerinde uygulayacağım, emin ol." deyip peşinden çıktım. "Yemin ederim kızgın tavaya atıp, pembeleşinceye kadar pişireceğim seni paraşüt!" "Kapıyı aç kapıyı." diyen Betül'e sinirle bakıp anahtarlığin düğmesine bastım. Umarım o defter okuldadır, yoksa arkadaş katili olmama az kaldı, hem de çok az. "Biz buna bindik de, nasıl süreceğiz?" Anahtarı takarken, "Hiç endişelenme, en fazla ölürsün." diyerek sürmeye başladım. Dünkü o hızı seven tarafımın nerden geldiğini artık biliyordum. Hepsi Betül'ün bok yemesiydi. Ama şu an onun sapsarı olmuş yüzüne bakıp da zevk almıyorum desem yalan olurdu yani. "Lan gebercem!" "Inşallah annem inşallah." deyip daha da bastım gaza. Nereye gideceğimi bilmezken, kendimi okulun garajında bulunca önce bir şok olsam da, kendime gelip indim arabadan. Betül de arkamdan inerken, tüm gözler bize dönmüştü. "Bu da senin o olmaz olasıca hayal gücün değil mi?" diyerek Betül'e dönünce usulca kafasını salladı. "Müdürün yanına gidip sınıfımızı Öğrenelim." Kartları kapıdaki alete okutup da okuldan içeri giriş yapınca, müdürün odasına doğru yol aldık. 'Müdürün odasını nerden biliyorsun ameka?' demeyin lütfen. Şahsen ben sordum kendime ve bir cevap da bulamadım. Kapıyı çalıp da içeri geçince, "Eda Nur Akgün ve Betül Küçükgöz. Hoş geldiniz." diyerek bize döndü Müdür bey. Gerekli tüm bilgiler burada." deyip ikimize de birer dosya uzatınca teşekkür edecek çıktık yanından. "Küçükgöz ne lan!" diye yüzüme yüzüme bağıran Betül'e bakıp kahkaha attım. "Sadece aklımdan geçmişti." "Ama ya..." diyerek dudak büzen Betül'e bakıp güldüm. "Hadi şu dolapları bulalım." Dosyaların içindeki anahtarları açıp da dolaplarda kitaplardan başka bir şey olmadığını görünce sinirle ayağımı yere vurdum. "Nasıl geri döneceğiz biz ya?" "Bilmiyorum..." diyen Betül'e baktım. Ben de bilmiyordum ve bu durum oldukça canımı sıkmaya başlamıştı. Sınıfa doğru yürürken, içeri girip boş bir yer bakmaya başladık. Ama iki kişilik boş yer yoktu ve ben Betül'den ayrı oturmaktan nefret ederdim. "Yeni kız!" sesini duyunca o tarafa doğru baktık Betül'le birlikte. "Burası boş." "Sen oraya geç, ben de burada oturayım." diyerek önümüzdeki sıraya oturdu Betül. "Sen de haklısın. Arkadan göremezsin." Betül gözlerini kısarak bana bakarken, az önce seslenen çocuğun yanına doğru yürüdüm. "Bence orası dolu." diyen sesin sahibine dönünce dün geceki mavi gözlerle karşılaştım. Şaşırdım mı? Tabiki de Hayır... Ciddi ciddi buz mavisiydi çocuğun gözleri ve bu bende kendimi yere atıp hunharca kahkaha atma isteği uyandırıyordu. Ben "Gayet boş görünüyor." derken, o sırasından kalkıp bana doğru yürüyerek çocuğun yanındaki cantayı boş olan yere koydu. "Şimdi dolu." Kolumdan tutup da kendi sırasına götürürken, içimden bildiğim tüm küfürleri Betül'e ithaf ediyordum. Beni oturttuktan sonra kendi de oturan çocuğa tip tip bakarken, o hiç de oralı olmayarak gelen hocaya çevirdi bakışlarını. Uyuz! Betül ile kendimizi - ki adım ve soyadimdan başka bir şey bilmiyorum- tanıttıktan sonra yerlerimize oturunca, derse giren hocayı dinler gibi yaparken, aslında şu lanet defterin içinden nasıl çıkacağımızı düşünüyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD