Mavi Göz

642 Words
Gözlerimi açınca kendimi karanlık bir sokakta bulmayı beklemiyordum açıkçası. Etrafa bakındıktan sonra uykuda yürüyebilme ihtimalimi düşünürken, altımdaki eşofman çarptı gözüme. Kesinlikle böyle bir eşofman takımımın olmadığından emindim. Ne yani, uykuda hem yürüyüp hem de hırsızlık mı yapıyordum? Kendi kendime "Sakin ol, sadece basit bir rüya." diye mırıldanıp daha aydınlık bir yer aramaya başladım, burası oldukça korkutucuydu çünkü. Bir kaç adım atmıştım ki, iki çocuk arkamdan laf atmaya başlayınca olduğum yerde kaldım. Nereye gideceğimi bile bilmiyordum ki! Çocukların sesleri daha da yaklaşırken, "Uyan Eda. Uyan, uyan." diye söylenip kendi kendime çimdik atmaya başladım. Bir yandan da nereye kaçabileceğimi düşünüyordum. "Pişt! Sana diyorum güzellik." "Defolun be!" diye bağırırken, cebimde olan telefonun ağırlığını fark edip elime aldım. "Polisi arayacağım yoksa." O değil de kesinlikle hırsızlık yapmıştım. Bu telefon da kimindi böyle? "O polisler buraya gelene kadar." diyerek daha da yaklaştı çocuğun biri. "Bizim işimiz çoktan bitmiş olur." "Defol git diyorum sana be." diye cırlayıp, dibime kadar giren çocuğu itince "Gitmezsem ne yaparsın?" deyip pis pis gülerek daha çok üzerime geldi. "Onu bilmem ama ben fena döverim." diyen çocuğa döndük hep beraber. Bu da nereden çıkmıştı bu saatte? "Çek git oğlum. Gece gece belanı arama." diyen çocuğa yaklaşarak kafayı gömdükten sonra benim yanımdakine doğru yürüyüp kolunu geriye bükerek dizine ayağıyla vurdu. Ikisi de birer hareketle bayılırken, ben şaşkınlıkla bakakalmıştım. "Ne işin var senin bu saatte burada?" Çocuğun karanlıkta parlayan mavi gözlerine bakıp "Bilmiyorum." dedim. "Gerçekten ben de bilmiyorum." "Neyse. Evin nerede? Bırakayım da arkamı döner dönmez bir başkası saldırmasın sana." "Ben... Şey..." derken, elimde sıkı sıkı tuttuğum telefonum çalınca 'Paraşüt' yazısına bakakaldım. Betül'ün adının bu telefonda işi neydi? "Açmayacak mısın?" "Ha. Şey. Tabi." Heyecanla telefonu açarken, Betül'ün sesini duyunca şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. "Eda. Hemen buraya gelmen gerek. Çok garip şeyler oluyor." "Ulan ben daha kendi evimi bulamıyorum." deyip ofladım. Betül'ün evine de en az kendi evim kadar girip çıkardım, peki şu an neden hatırlamıyordum? "Ben evde değilim zaten. Yani evdeyim de. Of ya, neyse. Konum atıyorum ben." Telefonun kapanmasıyla birlikte gelen konuma bakarak yanımdaki çocuğa uzattım. "Buraya gideceğim." "Hadi gel baş belası." deyip kolumdan tutarak biraz ilerideki motora doğru yürüdü. "Sıkı tutun." Motor çalışınca çocuğa koala misali sarılıp bir an önce Betül'ün yanına gitmek için bildiğim tüm duaları etmeye başladım. Bu hızla sağ kalabilirsem iyiydi. Hızdan korkardım ama şu an içimde bir yerlerde bunu seven bir tarafım da vardı. Bir evin önünde durunca motordan inerek çocuğa baktım. "Teşekkür ederim." Çocuk bir şey demeden çekip giderken "Öküz ya." diye söylenip açılan kapıya çevirdim bakışlarımı. "Betül!" Ne işi vardı bu kızın bu evde yahu? "Eda!" deyip yanıma gelerek içeri çekiştirdi Betül beni. "Lan bu ev kimin?" "Şunlara bak." deyip evin içindeki boy boy fotoğraflarımızı gösterdi Betül. Bunların bu evde ne işi vardı? Ayrıca fotoğraflardaki son model arabalar da neyin nesiydi? "Neler oluyor ya? Kafayı mı sıyırdık ki acaba?" deyip koltuğa attım kendimi. Cidden ya delirmiş olmalıydık, ya da saçma sapan bir rüyanın içinde... "Bilmiyorum. Uyuyordum, sonra bi gözümü açtım buradayım." "Ben az kalsın tecavüze uğruyordum, sen burada uyandığına dua et bari." deyip düşünmeye başladım. "Hadi sen yataktan düşüp beyin kanaması geçirdin ve halüsinasyon görüyorsun diyelim." deyip etraftan gözümü alıp Betül'e çevirdim. "Malum, boyun... da, benim burada işim ne?" "Laf sokacagına daha mantıklı düşünsen!" deyip kafama vurdu Betül. "Şu defteri düşün mesela, ona yazdıklarımızı." "Ha ondan mantık akıyor çünkü." derken aklıma beni kurtaran çocuğun parlayan mavi gözleri geldi. Yok artık ama ya! "Şimdi biz..." derken, "Defterin içindeyiz." deyip sözümü tamamladı Betül." "Sakın bana o olayları yaşayacak olan esas kız sensin deme Betül. Ecdadını si..." derken "Seni eve bırakan çocuğa bakılırsa öyle." deyip sözümü kesti Betül. Buradan çıkmanın bir yolunu bulmalıydık. Hem de hemen. Asla o saçma sapan hayatı yaşamayacaktım. "O sonda yazdığın cümle gerçek olursa seni tavaya koyar önlü Arkalı kızartırım Betül!" deyip sinsice Betül'e bakarken, "Dua Et de aklımdan geçenler olmasın." deyip gözlerini kaçırdı. "Yoksa resmen sıçtık." "Imdat! Adam öldürüyorlar." diye bas bas bagırasım vardı ama ya..!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD